Pisler-Paklar II

Pisler-Paklar

II

Güya ben Müslümandım.
Yaşadığım çevredekiler neyse, bende oydum.
Onlar Müslümansa, ben de öyleydim.
Ne anlama geldiğini bilmiyordum ama öyleydim.
Dinim, ölene kadar öyle bir kenarda durup bekleyecekti.
Soran olursa dinim İslam diyecektim.
Ama ölene kadar kimse sormayacaktı.
Çevremdekilerden başka bir dinden olduğumu kim düşünebilirdi ki?
Bakkal Arif abi mi, manav Celal amca mı?
Bayram namazına gitmişliğim de,
mahallelilerle mescitte karşılaşmışlığım da vardı.
İslam benim için kan grubu gibi bir şeydi.
Öyle aklımın en kaba köşesinde beklesin,
hangi gruptan olduğumu bileyim, belki ilerde lazım olurdu.
Ama hiç bana lazım olduğu izlenimine kapılmadım.
Durum böyle olduktan sonra,
Müslümanmışım, Müseviymişim, Hıristiyanmışım,
hiçbir şey farketmezmiş, bunu şimdi anlıyorum.
Ben ve çevremdeki insanlar böyleydik.
Hasta olunca iyileşmek için Allah’a dua ediyorduk.
İyileşince de, onunla olan geçici iletişimimizi derhal koparıyorduk.
Halbuki O, çevremizdeki her şeyde kendini bize hatırlatıyordu.
O, iyi insanlar için güzel şeyler hazırlamıştı.
Kötü insanlar umurunda bile değildi.
Herkesin layığını bulacağını, önceden defalarca haber verdirmişti.
Gerisi bize kalmıştı.
Biz O’nunla iletişimimizi kestikten sonra,
O bizimle hayli hayli keserdi.
Kötülere gittikleri yolu, bayır aşağı değilmiş gibi gösterirdi.
Böylece onlar Allah’tan ne kadar uzak dururlarsa,
O’nun da o kadar işine gelirdi.
O’nu istemeyeni, O hiç istemezdi.
Vaziyet, na işte böyle böyleydi…

Yazar : orhan evirgen


About the Author
Author

Dini Yazilar

Leave a reply

Name (required)

Website