Kuranda salat diye anılan ve dilimize namaz diye çevrilen kelime Kuranın bütününe baktığımız zaman dua anlamında kullanılır. Namaz doğru çeviri değildir buna bende katılıyorum çünki namaz farsça eğilmek anlamına gelir. Fakat namaz deyince insanlar kıyam ruku ve secde hareketlerinden oluşan ibadeti anladığı için öyle kullanıyoruz. Kurana bakıldığında belli vakitlerde bu ibadetin yapılmasının emredildiğini görürüz. Hud Suresi 114. Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namazı/duayı yerine getir. Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah`ı ananlara bir öğüttür. İsra Suresi. 78 Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı/duayı yerine getir. Sabah Kur`an`ını da gözet. Çünkü sabah Kur`an`ı tanıklarca izlenmektedir.
Bu iki Ayetten günün iki ucunda geceye yakın saatlerde salat etmemiz emrediliyor. Nur Suresi 58 Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç vakitte izin istesin: Sabah namazından/duasından önce, öğlen vaktinde elbiselerinizi çıkardığınızda, gün battıktan sonra yerine getirilen namazdan/duadan sonra… Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alîm`dir, Hakîm`dir.
Nur Suresi 58 de görüldüğü üzere fecr ve işa dualarının isimleriyle birlikte anıldığını görürsünüz. Arapça metini okursanız salatı fecr ve salatı işa dediğini açıkça görebilirsiniz. Ayrıca ayeti dikkali bir şekilde okursak öğlen salatı demez buda öğlen namazı ile ilgili rivayetleri çürütür niteliktedir.
Bakara Suresi 238 Namazları/duaları ve orta namazı/orta duayı koruyun. Tam bir saygıyla Allah`ın huzurunda kıyam edin.
Salatı fecr, salatı vusta, salatı işa bu üç vakit te Allah inandığını söyleyenlere dua ile Kendisini anmalarını emretmektedir. Salatı vustanın vakti bildirilmemiştir ama aklı her zaman ön planda bulundurmamızı bize öğreten Kuran Vusta nın orta anlamına geldiğini bilen bir insanın bu salatı, fecr ve işa nın arasında kendi istediği bir zamanda eda etmesinin uygun olacağını anlar. Ayrıca İsra Suresi 79. ayet gece salatını sadece elçiye farz kıldığını söyler ki bu emirde salatı vustanın gece değil gündüz eda edilmesinin gerektiğine bir delildir. Cuma Suresi 9. Ey inananlar cuma günü salat için çağrıldığınızda Allahı anmaya koşun, alış verişi bırakın eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Bu ayet ise ayrıca salatı vustanın cemaatle cuma gününe has olmak üzere eda edildiğinin delilidir. Anıldığı üzere cuma namazı diye bir namaz ismi Kuranın hiç bir ayetinde mevcut değildir.
cenaze namazı, bayram namazı, teravih namazı, tesbih namazı, kuşluk namazı, duha namazı, istihare namazı, vitir namazı diye anılan namazların hiç birisinin Kurandan bir dayanağı yoktur tamamen insanların uydurmasıdır. Cenaze namazına dayandırılan Tevbe Suresi 84. ayette onlardan ölen birinin üzerine asla dua etme, böyle birinin mezarı başında da durma. Bunlar Allaha ve resulüne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak göçüp gittiler.
Ayet açıkça elçiyi dua etmekten men ediyorken bu ayeti delil göstererek cenaze namazı gibi bir namaz vardır demek pek Kurana uygun düşmez. Nitekim Tevbe Suresi 103. Bunların mallarından bir sadaka al ki onunla kendilerini iyice temizleyip aklayasın. Onlar için dua et çünki senin duan onlar için bir sukunettir. Allah Semi dir Alim dir. 84 ve 103. ayetler incelendiğinde buradan namaz diye anladığımız bir ibadet çıkmaz. Dua diye bildiğimiz ve namazdan ayrı yapılan bir ibadet çıkar ki bunu namaz diye ölünün huzurunda şekillendirmek doğru değildir. Zaten ölmüş bir insanın başka kimselerin duasıyla affedileceğini düşünmekte doğru değildir. Başkaları ne der ne demez onu bilmem ama benim Kurandan anladığım namaz bu.
Saygılar
TekGemidenGelenler Mar 11 2012 - 11:19
2-Bakara-45 : Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.7 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
143: Ve işte böylece insanların üzerine (hak) şahitler olmanız için Biz, sizi vasat (ikisi arasında) (hayırlı ve faziletli) bir ümmet kıldık. Resûl de sizin üzerinize şahit olsun.Ve Biz, sadece Resûl’e uyanı, topukları üzerinde geriye dönenden ayırıp bilmemiz(belirtmemiz) için, halen o üzerine (yönelmekte) olduğunuz (Kâbe’yi) kıble yaptık. Ve bu, elbette zor bir iştir, ancak Allah’ın hidayete erdirdiği kimseler hariç (bu onlara zor gelmez). Ve Allah sizin îmânınızı zayi edecek değildir. Muhakkak ki Allah, insanlara çok şefkatlidir, merhametlidir.
Herkes anladığı ile sorumlu olacaktır elbelbette bir de sonradan nefs’ine uyduğu(günahı)ndan/inkârından sorumlu olacak. Bir yanda kolaylaştıranlar var diğer yanda zorlaştıranlar bir de orta yol tutup kitaba uyanlar..