DARWİN BİLİM ADAMI MI YOKSA İNSANLIĞI İPTE OYNATMAYA ÇALIŞAN BİR CAMBAZ MI?

Varlık hiyerarşisini Allah belirler. Çünkü Allah Halık (yaratan ), varlık mahluktur( yaratılan). Dolayısıyla yaratan yarattıklarının vasfını ve konumunu belirleme hakkına da sahiptir.

Kuranda Rabbimiz ” ELA YAĞLEMU MEN HALAK” ” Allahüteala kendi yarattıklarını herkesten daha fazla bilmez mi?” Tabi ki varlıkları
en iyi bilen ve en iyi tanıyan Rabbimizdir. Onun için varlık hakkında ki hükümler Allah`tan gelirse isabetlidir. Allahütealanın ortaya koyduğu şekilde olacak olursa muteberdir. Allah`ın kanaatine dayanmayan, Allahütealanın ahkamıyla bağdaşmayan bütün görüş ve felsefeler batıldır. Er veya geç iflas etmeye de mahkumdur. ” Hak geldi batıl zail (yok) oldu”” ayeti kerimesi de bunu anlatır. Çünkü batıl asıl değildir. Haktır asıl olan. Hakkın yokluğunda kendini gösterir. Tıpkı gece gibidir. Güneşin yokluğunda kendine yer bulmuş, güneş ortaya çıkıncada kaybolmuştur.

Biz insanı Allah`tan öğrenmeliyiz. Çünkü insanın yaratıcısı ve yaşatıcısı her şeyi yoktan var eden Allahtır. Batı felsefesinin temelini oluşturan ve insanın Allah`la olan bağını koparmaya çalışan, insanı ” EŞREFİ MAHLUKAT” ” Varlıkların en şereflisi” olmaktan çıkaran, insanı aşağılayan indirgemeci mantık olan DARVİNİZMDİR. İnsan bu mantığı nasıl kabul edebilir? Yıllarca insanlığı ve insanımızı bilim adı altında, modernlik ve çağdaşlık adı altında bu safsatayla uyuttular. Hala da uyutmaya devam ediyorlar. Tarihin en büyük yalanlarından biri olan, insanın atası, ceddi, soyu maymundur anlayışıyla insanın Allah`la olan bağını yaşam alanını koparmaya çalıştılar ve bunda da başarılı oldular. Ama yanlış üzerine kurulan tüm ideolojiler, tüm anlayışlar ve tüm görüşler iflas etmiş ya da etmeye mecburdur. Çünkü ilahi yasa böyledir.

Peki bunu yapmalarında ki amaç neydi?Tabi ki insanın sahip olduğu değerleri yok edip, insanı hayvanlar seviyesine indirgemekti. Adeta onu hayvanlaştırmaktı. İnsana hayvan muamelesi yapan bu çarpık zihniyet sonunda insanın hayvanlar gibi yaşamasını da sağladı. Bütün sınırları kaldırarak, sınırsız bir özgürlük alanı oluşturmaya çalıştı. İnsan hayvanlaşma da hayvanları bile geride bırakacak bir yaşam alanına ulaştı. Çünkü bu felsefeye göre insan akıllı bir hayvandı. Akıllı hayvanın vahşileşmesi, hadsizleşmesi, sınır tanımazlığı onu varlıkların en tehlikeli ve en şerlisi haline getirmişti.

Darwinist felsefe bilinçli olarak insanın atası olarak maymunu gösterdi. Maymunun evrimleşmesi olarak ilan etti. Zira insanı değersizleştirmeden, sahip olduğu değerleri yok etmeden sömüremiyeceklerini, modern köleler haline getiremeyeceklerini çok iyi biliyorlardı. Ama insani değerleri kaybedip hayvanlaştığında, özgürlük adı altında bütün sınırları aştığında, özgürlük adı altında her batılı işlemeye başladığında, hayvani bir yaşam tarzını seçtiğinde onu istedikleri gibi yönetip, yönlendirebileceklerdi. Sürü psikolojisi içersinde hareket ettirebileceklerdi. Bunun içinde insana en fazla benzeyen maymunu insanın atası olarak göstermeleri gerekiyordu. Öylede yaptılar. Onun için de bu yalanı uydurdular. Bakınız tarih kitaplarında ilk insanın vahşi, hayvan görünüşlü olduğu anlatılıyordu. İlk insan mağara kovuklarında, taş oyuklarında yaşayan kıllı, tüylü elinde sopası olan vahşi bir hayvan gibi anlatılıyordu. Bu yalanları yıllarca bilim adı altında öğrettiler. Neymiş? Avrupalı böyle düşünüyor ya sen böyle düşünmezsen medeni, çağdaş ve bilimsel olamazsın diye yutturdular. Çağdaşlık, bilimsellik adına bu yalanı kabullenmek zorunda bıraktılar. Allah`ın hükümlerini, bildirimlerini, mesajlarını adeta hiçe sayarak bunu yaptılar. Neymiş efendim ? Kur`an bilgi kitabı değil, din kitabıymış. Onun için içerdiği bilgilerin bilimsel bir geçerliliği olmadığını söyleyerek insanın çarpık zihniyetinin ürününü, Kur`anın bilgisinin önüne geçirdiler. Bakınız Kur`an ne diyordu. “LEGAD HALAKNEL İNSANE Fİ AHSENİ TAKVİM” ” Ben ilk insanı ( öyle poslu, pisli, vahşi, ağaç kovuklarında, taş oyuklarında yaşayan biçimde değil) en güzel bir biçimde “AHSENİ TAKVİM” şeklinde, yaratılışın en güzel şekli içinde ( medeni bir insan, temiz bir insan, bir peygamber olarak, Hz. Adem olarak)yarattım.. ” buyurarak bütün bu felsefeleri reddediyordu.

Bu yaşam felsefesinde insanı insan yapan değerlerin başında gelen akıl sadece somut olarak kullanılır yada hiç kullanılmaz. Aklın veriliş amacı olan ve yaratıcısıyla kurması gereken bağ koparılarak, insanın Allah`tan bağımsız hareket etmesi sağlanmaya çalışıldı. Yüce Allah Yunus suresinin 100. ayetinde ” Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırırım” buyurarak bu nimetin, bu değerin yanlış kullanılmasının veya kullanılmamasının insanı insanlıktan çıkarıp felaketlere sürükleyeceğini haber vermiştir. İşte insanlığın yaşadığı felaketlerin sebebi bundan ibarettir.

Hayvanca yaşamı seçen ve seçtirilen insanların hep dünyevi kaygıları vardır. Bunların başında karınlarını doyurmak ve şehvet dürtülerini gidermektir. Bütün gayret ve çabaları bunların tatmin edilmesine yöneliktir. Gelecek kaygıları en yüksek düzeydedir. Yalnız bu kaygı dünya hayatındaki gelecekleriyle ilgilidir. Ahiret hayatıyla ilgili kaygıları ya hiç yoktur ya da yok denecek kadar azdır.

Durum böyle olunca dünya insanlarının ve özellikle de Müslümanların geldiği nokta ortadadır. ” Rüzgar eken fırtına biçmeye mahkumdur” İşte bugün dünya insanlarında, Müslüman dünyasında, ülkemizde, toplumumuzda, gençliğimizde, ailemizde, oğlumuzda ve kızımızda kopan fırtına bunun eseridir.

İslam felsefesinin insana bakışıyla, batı felsefesinin temelini oluşturan Darwinizmin insana bakışını iyi anlamak gerekmektedir. İslam felsefesi insanı yüceltip insanı insana köle olmaktan çıkarıp Allah`a kul yaparken; Darwinist felsefe insanı aşağılayıp Allah`a kul olmaktan koparıp, insanı insana köle yapmıştır. Kulluk insanı özgürleştirirken, yaratıcısına yaklaştırırken; kölelik insanı esirleştirip yaratıcısından uzaklaştırmıştır.

Bugün insanlık darwinist felsefeden kurtulup, insanı Allah`a kul yapan islam felsefesine hem teorik hem de pratik olarak dönüş yapmak zorundadır. Müslümanların bu darwinist felsefeyi teorik olarak kabul ettiklerini söylemek haksızlık olur. Teorik olarak kabul etmedikleri bu felsefeye göre yaşadıkları da bir gerçektir. Bunu Müslümanların yaşayışlarından, batı dünyasının sömürge alanı oluşlarından ve Allah`a gereği gibi kul olamamalarından anlamaktayız. Emperyalist batı devletleri sömürüyor Müslümanları. Bugün İslam dünyası çokluk içinde yokluk çekiyor. Müslümanların sahip olduğu petrolleri yağmalıyorlar. Yeraltı ve yer üstü zenginliklerini almak için adeta yarışıyorlar.

İçimizden yıktılar bizi. Evvela imanımızı sonrada insanımızı yıktılar. Neslimizi, gençliğimizi yıktılar. Değersizleştirip adeta bir eşya gibi, bir mal gibi alınır, satılır hale getirdiler. Eşyanın kölesi yaptılar. Paranın, servetin kölesi yaptılar. Maddenin kölesi yaptılar ama Allah`a kul yapmadılar. Bizi can evimizden vurdular. Bizi 50 sente muhtaç ettiler. Biz böyle mi olmalıydık? Bizler izzetimizi, onurumuzu ve şerefimizi “EL AZİZ ” olan Allah`tan almamış mıydık?Nerede Müslümanın izzeti, şerefi ? Bizler Allah`a kul ve habibine ümmet değil miydik? Nerede bu kulluk, nerede ” Anam, babam, canım sana feda olsun” diyecek Muhammet ümmeti.

O zaman çözüm nedir? sorusu akla gelebilir. Çözüm insan yaratıcısı tarafından verilen değerlere sahip çıkarak, tüm değersizleştirme politikalarına karşı peygamberi bir direniş göstermektir. Günümüzdeki darwinist zihniyetleri de iyi anlayıp gerekli tedbirler üretmektir. İnsanın yaratıcısıyla bağının koparılmasına asla ama asla müsade etmemektir. Eğer gereğini yapabilirsek, Müslümanlar olarak yeryüzünün ezilenleri değil, sömürülenleri değil; tüm insanlığın saadeti ve mutluluk kaynağı olabiliriz. Çözüm Kuran`ı hayat kitabı yapmaktır.

Sakın olmaz deme. Allah`a inanıp güveniyorsan olur. Yeter ki imanın hakkını ver. Gerisini Allah`a bırak

Yazar : Fehmi CENGİZ

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Leave a reply

Name (required)

Website