İnsanın Tekamül Süreci – Sevap ve Günah

İnsanın varoluşu zorunlu bir tekamül sürecidir.

Varoluş, tekamül eden varlığın izlediği bir dairedir.
Bu dairede sürecin-çemberin tamamlanması esastır ve kader bu mecburiyettir..
Kur’an’ın anladığı ve anlattığı tekamülde varoluşun arkasında Allah adıyla anılan mutlak tek ve yönlendirici kudret vardır. Başıboşluk, rastlantı yoktur. Şuurlu, gayeli bir oluş ve yol alıştır.

Materyalist doktirinde, Darwinizim teorisinde; rastlantılara bağlı, gayesiz evrimleşme vardır. Bu yaklaşım, İslam’la, Kur’an’ın tekamül anlayışıyla bağdaşır değildir.

Tekamül yolu düşüp kalmaların, deneme yanılmaların, hataların olumluluk ve olumsuzlukların, iniş çıkışların birbirini izlediği esaslı bir serüvendir.

Yaradan, Ahad’tır-tektir, birdir. Samed’tir-hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Herkes O’na muhtaçtır. insanlar ve diğer yaratılanlar ise birbirinden farklı ama ayni zamanda birbirlerini tamamlayan özelliklerle çifti-zıttı, eşi ile birlikte yaratılmıştır.

Yaratılan hiç kimse, hiç bir şey tek başına yeterli ve anlamlı değildir.
Yaratılışın özünde ‘‘zıtlar ilişkisi-birliği, polarite ilkesi’’ vardır ve tekamül sürecinde zıtların birlikteliği esas etken unsurudur.
Din dilinde birlikteliğinden söz edilecek prensip günah, sevap zıtlarının birlikteliğidir.

Güzele, doğruya yönelmemiz sevap kazanmamız; kötüyü, çirkini, günahı bilip ondan korunmamızla mümkündür..

Günah, negatif niteliklidir. Ancak, tekamül sürecinin realitesidir.
Din dilinde günah denen sürçme, sapma ve ihmaller insanın tekamül yürüyüşünü aksatan ve böylece insan hayatını mutsuzluğa, didişmeye, kaosa götüren negativitelerin genel adıdır.

İtaat etmeme özgürlüğü olmadığı sürece iyi ve kötüden bahsetmek mümkün değildir.
Dinin ana hedefi olan ahlaklılık, insanlara günah işleme, cehanneme gitme özgürlüğünün de verildiği bir atmosferde vücut bulur..
İyiyi ve güzeli takdir, kötüyü ve çirkini tanımakla mümkündür.
Kirli suyu tanımayan, temiz suyun kıymetini anlayamaz.
Temiz kalmak isteyen, kirli su ile de yıkanmasını bilmelidir.

‘‘İnsan bir ağaç gibidir. Dalları yükseklere, aydınlıklara çıkmak istedikçe, kökleri toprağa, aşağıya, derine, karanlığa dalar’’. (Nietzshe)

Bir şeyin her şeyle ve her şeyin bir şeyle ilgisi kaçınılmazdır.
İnsan, mikrodan makroya varlığın ve oluşun her şeyi ve her boyutuyla ayni anda bağlantı halindedir..

Kur’an; varlık, hayat ve oluşun tamamını güzel, iyi, aydınlık kısaca sevap olarak görmekte ve sunmaktadır. Esas ve kural olan iyi ve güzel, aydınlık ve ahenk, dirlik ve birlik yani sevaptır.

Genel kural olarak hayatın bütünü sevaptır. Günah istisnadır.
Varlık ve oluşta esas olan serbestlik ve günahsızlıktır. Yasak, haram, günah ve suç istisnadır.

Güzel düşünüp, güzel işler yapmak, yani; ilahi sistemin özü ve kurallarına uygun işler yapmak, Allah’ın buyrukları ve ilahi iradesiyle uyumlu davranışlar içinde olmak; sistemin işleyişine ve devamına olumlu katkı sağlar. Savap kazanmamızı ve bireysel, toplumsal olarak huzurlu, mutlu olmamızı sağlar.. Allah’ın yardımcısı olan iman sahibi kulların tavrı bu yönde
olmalıdır.. (Saf-14)

Yaradılış düzenine ve hayat prensiplerine ters düşmek, başka bir deyimle Allah’a isyan, hayat ve insan gerçeğinin her boyutta zedelenmesine yol açar. Bu bakımdan her günah bireysel, toplumsal, evrensel, pisikolojik, sosyolojik vs. tüm boyutlarda aksaklıklar, sorunlar, huzursuzluklar ve mutsuzluklar yaratır.

`Eğer yasaklandığınız günahların büyüklerinden uzak kalırsanız, diğer kötülüklerinizi örteriz ve sizi nimet ve bereket dolu bir varış yerine ulaştırırız.. ` (Nisa-31)

İhmal ve inkar farkını gözardı etmemek gerekir. İnsanı batıran ihmaller değil, inkardır.

İnkar her zaman dinde eksiltme şeklinde görülmez. İnkarın en yıkıcı ve zehirlisi dine Allah adına ilave yapmaktır, bid’attır. Kur’an’ın kapsamında, içeriğinde bulunmayan bir şeyin dinin parçası, unsuru, şartı olduğunu söylemek, Allah’ın buyruklarına eklemeler, ilaveler yapmak bid’attır.

Hüküm Allah’ındır ve dinin tek sahibi Allah’tır. Dinin tek kaynağı Kur’an’ın içeriği ve kapsamı dinin sahibi Yüce Allah tarafından belirlenmiştir. Yüce Allah, insanlara hangi niyet ve gerekçeyle olursa olsun hüküm koyma yetkisi tanımamıştır.

`Tertemiz ve apaydınlık din yalnız Allah’ın tekelindedir.. `(Zümer-3)
`Allah’ın sınırlarını aşanlarzalimlerin ta kendileridir.. ` (Bakara-229)

Reenkarnasyon, yeniden dünyaya gelme, ruhun bedenden bedene dolaşarak tekamül evrimini sürdürmesi düşüncesi Kur’an’dan onay almaz.. Yüce Allah insanın yaratılış sürecini kendi ruhundan ona üfleyerek tamamlamıştır. Hiç şüphesiz insan, en değerli, en donanımlı varlıktır..

İnsanın tekamülü, kamil bir insan olması=soyut ve dar anlamıyla ruhun tekamülü demek değildir..

İnsanın tekamülü: Sahip olunan pozitif ve negatif bütün manevi değerlerin, niteliklerin kendi aralarındaki mücadelesi ve olumlu tercihlerin, yönelişlerin sonucu gerçekleşebilir.

Yaratılanın-insanın, yaradandan hoşnut olması ve Yaradanın hoşnutluğunu kazanması, nefsin-insan tekamülünün zirve noktasıdır..

Yüce Allah’a kulluk etmenin, O’nun hoşnutluğunu kazanmanın mükafatı Fecr Süresi, 27-30. ayetlerinde müjdelenmektedir. Bu ayetlerde ayni zamanda nefsin üç sıfatından bahsedilmiştir..

Mutmainne. .: Tatmin olmuş, Mutluluğa, Huzura ulaşmış nefs.
Raziye… … …. .: Allah’tan razı olan nefs, benlik
Marziye… …. . .: Allah’ın razı olduğu nefs, benlik

‘Ey huzur içinde olan nefs-benlik-kişi.
Sen O’dan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön.
Benim iyi-seçkin kullarımla birlikte, gir cennetime.. ’

İnşallah, mahşer günü hepimiz yüce Allah’ın bu hitabına muhatap oluruz..

Yazar : Vedat Akbaşak

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Leave a reply

Name (required)

Website