AFRİKA’DAKİLERE HER GÜN RAMAZAN

Şimdi Ramazan’ın da etkisiyle Afrika’daki çocuklar için yardım kampanyaları başlatıldı. Fakat zekat vermek isteyen insanlar neye güveneceklerini şaşırmış haldeler. Bu gibi yardım davalarında şimdiye dek pek çok kere yolsuzluk olduğu için herkes şüpheyle yaklaşıyor ve zekat vermemeyi tercih ediyor. Çünkü o zekatın o zavallı çocuklara gerçekten ulaşıp ulaşmayacağını, ne kadarının ulaşacağını bilmiyorlar. Her yerde afişleri, haberleri var. İnternette pek çok kere karşımıza çıkıyorlar. Ve bu çocuklar maalesef ki, hakikaten açlıktan ölüyorlar. Küçük bir araştırmayla bile bu çocukların açlıktan öldüklerine dair haberleri, videoları bulabilirsiniz.


Peki yanı başımızda neler oluyor? Yani şu haberlere, gazetelere pek çıkmayan, aynı ya da çevre muhitlerde oturduğumuz aç kardeşlerimiz nasıllar? Birtakım insanlar, kendi memleketimizin insanları yoksullukla boğuşurken Afrika’ya yardım yapılmasını acayip bulurken; bazıları da, bizim yoksullarımızın Afrika’dakilerden daha iyi halde olduklarını öne sürüp onlara yardımdan yana oluyorlar. Zekat ibadetinin zirveye çıktığı şu mübarek ayda milletimizin şu halini görünce insanın “Zekat ver de, kime verirsen ver. ” deyiveresi geliyor. Çünkü önümüzdeki on bir ay milletimizin elini cebine atması çok zorlaşacak, geçmiş yıllarda olduğu gibi. Bununla birlikte, bazı büyük ağabeyler (!) de şehirlerin merkezinde görkemli iftar sofraları kurduruyorlar(çadırlardan bahsetmiyorum). İyi bir şey yaptıklarını zannedenler var, ama bunun esasında gösteriş, reklam ve israf olduğu aklı başında insanlar için bir hakikat.

Aslında bu çocukların, yani hem Afrika’dakilerin, hem de yanı başımızdakilerin yoksullukları Ramazan’a has bir şey değil. Yıllardır böyle. Çünkü açlık, günübirlik yaşanabilecek sorunlardan biri. Allah’ımız onlarca ayette zekatı önerirken onu ciddiye almamıştık. Şimdi milleti açlıktan kıvranırken görünce niye şaşırıyoruz ki? Açlık yeni bir icat değil, bu durum devamlı böyle. 16 saat oruçla ne hale geldiğimizi kendimizi görüyoruz. Korkacak bir şeyimiz yok, çünkü akşam olunca yemekler, tatlılar, meyvelerin bizi beklediğini biliyoruz. Onlaraysa her gün Ramazan. Sonra ileride Schindler gibi daha fazla insan hayatı kurtaramadığımız için hüngür hüngür ağlamayalım. Biraz fedakarlık, biraz düşünce, biraz iyi niyet, biraz cömertlik. Tabi diğer aylarda da. Fakat eminim ki tüm bu yazılıp çizilenler Ramazan’dan sonra yine unutulacak, bu geçici dünyayı amaçlayanlar kendisi ve ailesi için yaşamaya devam edecek.

Artık ya evde baklavamızı yerken fakirlere bir SMS atacağız, ya bizdeki fakirler bitti mi deyip iyi bir fakir araştırması yapıp zekatımızı ona vereceğiz, ya da güvenecek kimse kalmadı deyip onu da yapmayacağız, zekat vermekten vazgeçip, `nasılsa Ramazanı oruçlu geçiren anasından doğmuş bebek gibi tertemiz oluyor, günahlarından kesinlikle arınıyor` hurafesine güvenip, hiç ihtiyacımız olmadığı halde caddeler kapatılarak hazırlanmış yüzlerce metrelik sofralarda orucumuzu göstere göstere açacağız. Yalnız sakın ha hiç vermeyenler, ya da az verenler, kârda olduklarını zannetmesinler. Bize düşen şey artık vicdanımıza kalmış, tabi eğer bir vicdanımız varsa…

Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah`ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar? Nahl 71

Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah`ındır. Hadid 10

Yazar : Orhan Evirgen

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (1)
  • Avatar

    G. Mar 11 2012 - 21:09 Reply

    Allah için bu yönde devletin bir yardım kumbarası oluşturmasını sağlayalım da zor durumda olan insanlara yiyecek içecek gitsin devlet aracılığından yardım gönderelim daha sağlam insanlar zannetmesin hep cebe atar kuruluşlar bu algı oluşturulmuş olamaz mı kasıtlı olarak? Sesini duyurabilecek kişilere ulaşalım sabah haberlerine sms atalım, yazı gönderelim bu konu duyulsun bütçe oluşturup yollayalım.. Biz yolladıkça hak yayılsın zalimler kahrolsun.

Leave a reply

Name (required)

Website