Yaratılış ve Evrimci Çırpınışlar

Evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin teorisinin doğruluğu, bilimselliği ve kendi bilim düzeyi ile ilgili kuşku içindedir ancak ilginçtir günümüz evrimcileri hem evrim teorisini hem Darwin’i hararetle savunurlar.

Bu teoriyi savunan bilim adamları öncelikle materyalisttirler. Bu nedenle de bilimi materyalizmin dogmaları ile sınırlandırır ve ‘ilahi bir açıklamanın sahneye girmesi’ne izin vermezler.

Tek bir aminoasit bile rastlantı sonucu oluşamadığı halde, yüzlerce farklı aminoasitin belli sayıda, belli koşullarda ve belirli bir sıra içinde birbirlerine eklenerek oluşturdukları proteinlerin, doğal koşullarda kendiliğinden oluştuklarını öne sürmenin saçmalığı ortada. Bu gerçeğin yanı sıra Yaratılışı kanıtlayan 350 milyon fosilin -kiminin saklandıkları depo ve müzelerden çıkarılarak- gözler önüne serilmesi, Darwinistler’i büyük çaresizliğe sürüklemiştir.

Bilimsel çalışmalar, yapılan kazılar sonucu bulunan fosiller ve fosil kayıtları, farklı canlı türlerinin birbirlerinden bağımsız olarak, özgün yapılarıyla ve aniden ortaya çıktıklarını gösterir. Yaratılış, her canlı grubu için ayrı ayrı gerçekleşmiştir.

Oysa geçmişte yaşamış ve bir canlının diğerine dönüşmesi sırasında ara geçiş formu özelliği taşıyan canlılara ait milyarlarca fosil bulunmalıdır. Hatta bugün bile, evrildiği iddia edilen canlının özelliklerinin bir kısmını taşıyan,  oluşumlarını tamamlamamış çok fazla sayıda ara geçiş canlıları görülmelidir.

Hatırlayalım; gazetelerde zaman zaman aranan kayıp halka fosilinin bulunduğu haberleri çıkar. Haberdeki fosilin evrime kesin delil olduğu … ile … arasındaki ara-geçiş form fosilinin bulunarak evrim tablosundaki yerini aldığı anlatılır. Ardından fosilin ….’ya ait olduğu ortaya çıkar. Konu ya duyurulmaz örtbas edilir ya da sağduyulu bazı Darwinistler “yanılmışız” diyerek özür dilerler. Ancak “ata” arayışlarını hız kesmeden sürdürürler. Bulunan ata ise kimi zaman mikrop, kimi zaman hurma, son dönemde de uzaylıdır; sürekli değişir.

Darwin bile ara fosil bulunmazsa teorisinin yıkılacağını söylemişse, yani ortada bir tane bile somut bulgu yoksa, “atalarımız mikrop”, “uzaydan geldik”, “atalarımız tarla faresi”, “atalarımız hurma” öyküleri anlatmak çok anlamsızdır.

 

Evrimin Sahte Mekanizmaları

Evrimin sahte mekanizmalarından olan doğal seçilim iddiası şudur: Doğada bir yaşam mücadelesi vardır ve bu mücadelede güçlüler ayakta kalır. Ancak evrimin savunduğunun aksine, doğal seçilimin evrimleştirici gücü yoktur. Bir canlı türü bir diğerine dönüşmez. Darwin bunu, “faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz” diyerek kabul etse de kraldan çok kralcı olan Darwinistler kabullenmek istemezler.

Bir diğer mekanizma mutasyondur. Canlı hücresinin çekirdeğindeki DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkilerle oluşan kopma ve yer değiştirme anlamındaki mutasyon da evrime delil olamaz. Aksine net etkisi zararlı olan mutasyon -evrimciler her ne kadar arkasına sığınsalar da- canlıları geliştirmez, ya öldürür ya da sakat bırakır. Hiroşima ve Nagazaki’deki gibi.

Evrimcilerin içinde bulundukları ruh haline, Scientific American’da birkaç gün önce yayınlanan bir haberi örnek vermek isterim. Bu saygın haber sitesinde çocukların bile inanmayacağı bir haberin yer alması, evrimcilerin nasıl bir hezeyan içinde olduklarının kanıtı olmalı. Haber şöyle: “İnsan beyni doğal seleksiyon tarafından kendi hayatına son verecek şekilde dizayn edilmiştir. Çünkü bu intihar eğilimi atalarımızın genetik menfaatleri için en iyisidir.”

 

Allah Kesin Var!

Evrim teorisi yıllarca önemli görülmedi, hatta bazı Müslümanlarca bilim öğrenmenin insanı dinden çıkaracağına inanıldı. Oysa evrim, inkârın kaynağıdır; bilim ise evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah’ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Evrendeki mucizevi dengeler ve dünyadaki düzen, yoktan var eden Yüce Allah’ın varlığının ve benzersiz yaratmasının kanıtlarıdır. Evrimcilerin ileri sürdükleri iddialara Müslümanlar yıllar boyu “evrim yok, Allah yarattı” diyerek cevap verdiler. Çünkü evrimin iddialarını çökertecek bilgiye sahip değillerdi ve bu nedenle Yaratılışın delillerini gösteremediler.

Bugün ise kurgulanan bir başka oyun var: “Allah canlıları evrim yoluyla yaratmış olabilir.” Bu görüş ise büyük aldatmacadır. Darwinizm, canlı türlerinin birbirine nasıl dönüştüğünün açıklaması değildir. Darwinizm, gerçekte, Allah’ı ve yaratmasını inkar edip, canlıların doğanın ve tesadüflerin bir ürünü oldukları iddiasını ‘bilim maskesi’ altında insanlara kabul ettirme çabasıdır. Bu nedenle evrim teorisi ile Yaratılış arasında hiçbir ortak nokta yoktur.

Bugün artık insanlar, evrimin nasıl dayanaksız ve bilime “rağmen” savunulan putperest bir din olduğu gerçeğini gördüler. ‘Evrimsel yaratılış’ fikri gizlice empoze edilmeye çalışılsa da Allah’ı gereği gibi takdir eden bir insanın bu görüşü savunması mümkün değildir. Dahası, Kur’an ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde de evrime işaret eden tek bir açıklama yokken…

Allah’a kalpten inanan, O’nun üstün gücünü takdir eden bir insanın inandığı gerçek, tek Yaratıcının Allah olduğu gerçeğidir.

Evrim teorisi yalnızca bilimsel bir yanlıştan ibaret değildir. Bir bilim adamı herhangi bir bilimsel teoriye inanıyor olabilir. Bilim aksini kanıtladığında ise bilimin gösterdiği yolu izler. Bilimsel bir yanlış yapmıştır; o kadar. Ancak evrimci zihniyetin durumu farklıdır. Onlar teorilerini bilime dayanarak değil, bilime “rağmen” savundukları içindir ki çılgınca, asabi ve öfkeli bir yapıları vardır. Örneğin Newton’ın, teorisini bağıra çağıra kabul ettirmeye çalıştığını düşünebiliyor musunuz?..

Bu hezeyanın nedeni daha en başta evrim teorisinin dünya üzerinde nasıl var olduğumuz sorusuna cevap bulamaması ile ilgilidir. Bu soruya evrimin cevabı “tesadüfler”dir. Bu, bir Yaratıcının olmadığına inanıyor olmak sebebiyle verilen ateist bir cevaptır. Ve insanları Allah’ı inkâra sürüklemektedir. Oysa bilim açıkça gösterir ve akıl bilir; Allah vardır, Allah kesin vardır!

 

 

Fuat Türker

 


About the Author
Author

fuatturker

Comments (5)
  • Avatar

    Gökhan Apr 20 2012 - 17:56 Reply

    Yer çekimini kim buldu diye sorsan heyecanla ben biliyorum dercesine söyler : Newton (!)
    Peki yer çekimini kim yarattı? desek gayet sakin bir şekilde Allah diyecektir. Hani aksiyon hani heyecan?

    Aslında bu herkesin bildiği ama herkesin kabul etmediği bir şey ama Newton öyle mi kaç kuş düştü, kaç yumurta kırıldı adam bulana kadar bulmasaydı düşmeyecekmiydi yine düşecektik, bir başkası bulurdu belki Allah bilir :) nasıl olsa hazır duruyor uçacak değil ya elbet birisi bulur. Demek istediğim kişilere olan hayranlığın Yaratılışa/Yaratana yöneltilmeyişi.. Newton deyince düşen elmalardan başka şeyler de gelmeli insanın aklına.

  • Avatar

    elif Apr 24 2012 - 14:26 Reply

    Kur’an’da evrime hiçbir işaret yokmuş!!! “Hel etâ alel insâni hînun mined dehri lem yekun şey’en mezkûrâ(mezkûren).” Meali; “Zamandan öyle bir an geçti ki insan, o vakit adı anılmaya bile değmez birşeydi.”
    şimdi ayete bakalım arkadaşımızın dediği gibi işaret yok mu yoksa var mı
    “Zamandan öyle bir an geçti ki insan, o vakit adı anılmaya bile değmez birşeydi.”
    dikkat edilirse ayette “zamandan öyle bir an geçti ki o vakit insan yoktu bile.” demiyor ” o vakit adı anılmaya bile değmez birşeydi.” diyor.yani İnsan vardı fakat adı anılmaya değecek bir varlık değildi. şimdi gelelim meseleye Klasik bir yorum yapacak olursam;”İnsan henüz Çamurdan bir vazo gibi duruyordu henüz Allah içine ruh’u üfürmemişti yani o vakit anılmaya değer birşey değildi.” Akılcı bir yorum yapacak olursam; “İnsan yaratılmıştı fakat kan döken fesat çıkaran bir varlıktı henüz akli melekeleri kendine secde etmemişti işte o vakit insan anılmaya değer bir varlık değildi” X kişi ilk yorumu benimser Y kişi ikinci yorumu benimser bir başkasıda başka bir yorum çıkarır fakat hiç kimse ayette ki ifade kesin budur bunun dışında hiçbir görüşe işaret yoktur diyemez dememelidir.saygılar

    • Avatar

      fuatturker Apr 25 2012 - 17:48 Reply

      “Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti.” (İnsan Suresi, 1)

      Yukarıdaki ayet evrime delil olarak sunulan bir ifade. Evrimci önkabulle “kendisi anılmaya değer birşey değilken” ifadesi “insanın bir insan olmadan önceki hallerinin ifade edildiği” şeklinde açıklanıyor. İnsanın “İNSAN” olmadığı bir evre yoktur. Zaten Allah Katında zaman yoktur. Allah insanı düzgün bir surette yaratmıştır/yaratır. Bir ayete dayanarak yargıya varılamaz, insanı yanılgıya sürükler Allah esirgesin. Allah “OL” der ve olur. Tıpkı Hz. Musa’nın ejderhaya dönüşen asası gibi. Cennet ve cehennemin ve Allah tarafından yeni bir yaratma ile sürece ve zamana bağlı olmadan yaratılacağımız gibi.

      Ömer Nasuhi Bilmen ise yukarıdaki ayeti -akla ve Kur’an’ın üslubuna oldukça uygun bir şekilde-şöyle tefsir ediyor:

      “Bu ayetler, Cenab-ı Hakk’ın insanları hiç mevcut, malum değillerken bilahare birer katre sudan işitir ve görür bir halde yaratmış ve onları imtihana tabi tutmuş olduğunu bildiriyor… Nev’i insan, başlangıçta hiç mevcut değildi, sonra bir müddet içinde bir katre sudan, bir topraktan ve çamurdan tasvir edilmiş bir ceset haline gelmiştir. O insan, o zaman malum değildi, onun ne gibi bir ismi haiz ve ne için yaratılmış olduğu gök ve yer halkınca bilinmiyordu. Sonra kendisine ruh bilinci yad edilmeye başlanılmıştır.”

  • Avatar

    gökhan Jul 30 2014 - 20:00 Reply

    üstat şimdi önüne gelen bişey söylüyor müslüman bilimadamlarındanda evrime inanan çok fazla insan var şimdi onlar gerizekalımı yada artniyetlimi bence dayanaklarını iyice tartıp dinlemek lazım çünkü onlarda aynen sizin üslubunuzla evrime karşı olanları rahatça eleştirebiliyorlar ki şuda var darwinden öncede evrime yakın görüşe sahip müslüman ilim adamlarıda varmış. yani Allahı devre dışı bırakmak için türetilen bi teori demek bence yanlış.Evrimi ne kadar araştırdığımızı bildiğimizi sorgulamamız lazım bence yoksa dayanaksız önkabullerle bir görüşe laf atmak çok kolay.

  • Avatar

    hikmet Nov 10 2014 - 11:41 Reply

    Tek bir proteininin kendiliğinden veya mutasyon vs. şekilde oluşma olasılığı matematiksel olarak da imkansız. Kim açıklayabilir tırtılın kelebeğe dönüşmesini hangisi evrim geçirdi tırtıl mı kelebek mi?

Leave a reply

Name (required)

Website