Evreni Olduran Kuvvet Allah’ındır…

Bir madde vardı. Ruhsuz.Can’ı olmayan.
Görünmeyen , ‘ yaşıyor ‘ dedirten ‘CAN’ var oldu .
Maddeleri bir araya bir planla getirsek CAN verebilir miyiz onlara ? Ölüyü diriltmeye biz insanoğlunun gücü yeter mi ? Can denen sırrı bize Veren kim ?
” Gerçekten insan üzerinden öyle uzun bir süre gelip geçti ki o anılmaya değer bir şey bile değildi?! ”
(İnsan,1)
Şuursuz maddeler,şuur buldu .
Dışarıda cansız olan her şey bir araya geldiğinde , can sahibi bir bütünün parçası oldular.
Zihnin var oldu.
Düşündün.
Bundan önce,kimse değildin.
Benlik sahibi değildin.
Düşünebilen,hisseden,gören,duyan değildin.
Et,yağ,kan içinde duygu düşünce olan bir benlik sahibi değildin henüz.
Şuursuz,akli hiçbir yetisi olmayan maddeler nasıl organize oldu ? Rastgele , tesadüf eseri mi ?
Atomlar bir araya gelip hücre oldu . Başta bir sürü aynı hücrelerden ibarettin anne rahminde.Farklılaşmaya başladılar . Sinir hücresi,kemik hücresi , kan hücresi , deri hücresi .Her biri için kendine has özellikler,ortamlar oluştu.Ayrı ayrı oluşlar oluştu vücudunda, birleşti , birbiriyle uyuştu .Tüm kainatta olduğu gibi. Kan basıncın , atmosfer basıncıyla uyuştu .Güneş , bitkilerle .
Beyin rastgele beyin(detaylı bir yapı)oldu.Sonra,’ben düşüniyim o zaman’mı dedi?Yoksa zaten düşünme amacıyla mı beyin olmaya başladı?
Kimi hücrelerin göz kapağı olmayı seçti.Kimi ”ince saydam bir tabaka olmalıyız” dedi,kimi kan damarı oldu-tam gözlerine uygun üstelik milimetrik-kimi damarların içinde hücre oldu.
‘Işık’ var oldu.Bir uzayın köşesinden gözüne vurdu,göz bebeğinden süzüldü,hücrelere düştü,elektrik oldu,sinyal oldu,beynine düştü.’Görüntü’ oldu.
Gördün,
Mikrodan makroya koca kainatın uyumluluğunu .
Örtüşme var;oluşlar da yasalar da.
Kainatta bir yasanın var olmasının Allah’ın delili olmasından daha da muazzam olan ; var olan yasaların birbiriyle örtüşüyor olması.
Neydi bu ?
Şans ?
Tesadüf ?
Şuursuzluk ?
Yok oluşa yolculuğu mu yaşıyoruz hep beraber ?
Üzülmeli miyiz, eğer böyleyse eğer sadece yok oluşa gidiyorsak ”Ben neden külfet çekiyorum ki bu yerde ?” diye.
Sabır dilemeye gerek var mı ?
Evrende detaylar,oluş,var oluş çok dahiceyken , dehadan bağımsız bir oluştan söz edilebilir mi !
Hala soruyor musun ?
” Tanrı ” Olabilir mi diye ?
” Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara. ”
(Bakara,259 )

Öylesine,başı boş,şuursuz,akıl yoksunu maddeler…Maddelerin bir araya bir ölçüyle gelmesi…         O ölçünün belli bir yapı oluşturması : ‘hücre’…Hücrelerin farklılaşması…Farklılaşırken organize oluşları…. Kimi kemik oldu , kimi onu sardı et oldu.Tüm bunların üzerine de bir güzel cilt çekildi : ‘deri’ . Tüm bunlar ölçüyle,detaylı bir tasarımla şekle dönüşüyor.Üstelik bir can sahibi için !
Nedir böylesine maddeye can bulduran?Onu farklılaştıran,organize ettiren kuvvet ? Evren’de kendi kendine oluşan bir kuvvet mi yapıyor bunları ?İyi de , daha evren var olmamışken,evreni olduran kuvvet nereden gelebilir?
Evren henüz inşa olurken , EVREN’e aid böyle bir kuvvetten bahsedilebilir mi ?
Gezegenler henüz oluşurken ve belli ölçüde belli bir matematikte sıralanırken , kainat hareketlenirken -daha en başlarında-böyle bir kuvvet nasıl meydana gelebilir ?
Bu kuvvet şuursuz olabilir mi ?
Bu kuvvet ‘hep var olmalı’, değil mi ?
Bu kuvvetin sahibi var mıdır ?
Eşsiz benzeri olmayan tek sahibi .
‘ O’nun benzeri gibi bir şey yoktur. ”
( Şura 11 )


En yüce olan .
” Mülk ve yönetim elinde bulunan o Allah ne yücedir! ”
( Mülk 1 )


Hep var olan hep diri olan .
” Hayy’dır O, sürekli diridir .”
( Bakara 255 )
Evren’i olduran kuvvet Allah’ındır …
Çünkü , Kainatın yaratana ihtiyaç duyarak oluşabileceği ortada.Bu oluşum sürecinde ihtiyaç duyduğu kuvveti ancak sonsuz kuvveti olan bir şey (Tanrı) verebilir.Gene bu kuvvetin Kainat’a bağımlı olmaması gerekir çünkü bağımlı olsaydı Kainatın kendisine aid bir kuvvetten bahsedebilirdik.Bu kuvvetinse henüz oluşmakta olan bir evrenden doğması bana hiç mantıklı gelmiyor. Deliller Tanrıya ulaştırdıktan sonra şöyle bir soru çıkabilir biz her şeyin bir yaratıcıya ihtiyaç duyduğunu söylüyorsak Tanrıyı kim yarattı ? Zaten Tanrı yaratan ve kimsenin kendisini yaratmaya ihtiyacı olmayandır .Eğer biz de yaratana ihtiyaç duymadan var olduğumuz iddiasındaysak ya Evren’e = Tanrı muamelesi yapmamız gerekir. (ki bu da başa dönersek en basitinden ihtiyaç duyulan kuvvet – enerji problemiyle yine yalanlanır,Evren ezeli ve ebedi kuvvet verecek güçte değildir başı ve sonu vardır ) ya da her birimizin başka bir şeye bağımsız olarak meydana gelen bir birey = Tanrı gibi olduğumuzu iddia etmemiz gerek.Oysa daha var olurken bile havaya,suya,kana,toprağa pek çok şeye ihtiyaç duyarak var oluyoruz.Suya ihtiyaç duyuyoruz ! bunu kimse reddedemez yaşamak için suya ihtiyaç var ! suyu yaratansa Tanrı’dır ! Demek ki Tanrı’ya sudan daha da çok bağımlıyız hatta tek muhtaç olduğumuz o , diğer maddeleri ihtiyaç olarak vesile ediyor dilese su yerine başka bir bileşikte yaratabilirdi ihtiyacımızı karşılayan.
Acı olmayan içtiğin suya,hisseden ellere,tadını aldığın yiyeceklere,yere sağlam basan ayaklarına bak… Sonra da belkilerine…
Yok oluşa gitmiyoruz hep birlikte !
” Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık . ”
(Duhan , 38)
Gün gelir ‘belki’ diyenin kalbi tatmin bulan müminlerin ki gibi ‘muhakkak’ olur .
” Sen , bu kitabın sana indirileceğini ummuyordun ; Rabb’inden bir rahmet olarak geldi . ”
(Kasas,86)
Pınar Evrende
http://evrendepinar.blogspot.com/
Twitter : @EvrendeP



About the Author
Author

Pinar_Evrende

Comments (2)
  • Avatar

    Murat AYDIN Feb 6 2014 - 20:26 Reply

    Çok güzel bir yazı olmuş. Bir çok soru cevap bulurken bir çok düşünceye de kapı aralamış. Tebrikler…

  • Avatar

    can alaca Aug 6 2014 - 10:41 Reply

    Yüce Allahı insanlara Kuran ve ilme dayalı delillerle anlatmak aynı zamanda Allaha ve islam dinine karşı iftiralarla da savaşmak cihad etmek anlamına gelir. Allah gayretleri hakkıyla görür.

Leave a reply

Name (required)

Website