Mega Güçler…

Kuran Allah kelamı olduğundan harikulade bir kitap ve ”anlayabilene” ” görebilene ” oldukça farklı.Kuran’da anlatılan insani tavırlar,toplumlar,yöneticiler,din adamları,sosyal ilişkiler,sosyal yaşam,diyaloglar,günlük hayatımıza verdiği mesajlar tam da ”bizim içimizden”.

Kuran’ın ifadeleri oldukça çarpıcı.Öylesine müthiş tahlilleri var ki birebir karşılığına da şahit olmak mümkün.Bunlardan biri de ” Mega Güçler ” hakkında. Devletler, dev sanayiler, yükselen şirketler, milyarderler, para babaları… Bunun açılımına neyi yazarsanız yazın.

İnsanlar dünyanın bir köşesinde açlıktan ölüyor.Bir kısmı hastahane odalarında mermiler yüzünden kan torbalarının arasında uyuyor.Tertemiz ağaçların arasında tertemiz havada oyun oynaması gereken çocuklar ”işçi” olmuş.Şiddetle tüketilen gazların kirlerini soluyorlar.Bir yığın koca şiddetinden öldürülen kadın haberiyle dolu etraf.Yüzlerce ahmağın bir başka ülkenin toprağında insanları soğuk duşlara soktuğu,fuhşa zorlananların,çocuk pornolarının,eroin tüplerinin,silah tacirlerinin,denize dökülen petrol tankerlerinin arasında ” daha fazla tüketin ” ”kendinizi iyi hissedin” ” gözleri üzerinize çekin ” temalı ışıltılı reklamlar boy gösteriyor.Sanki hiçbir yanda zulüm yaşanmıyormuş gibi insanlar hep daha fazla eğlenmeye böylece mutluluğu yakalamaya çağrılıyorlar,ön ceplerinde üzerine bol sıfırlı miktarların yazılı olduğu kağıtları taşıyan adamlar tarafından.Yine bu adamlar sırf ”biz daha fazla eğlenelim” ”daha fazla mutlu olalım” ”kendimizi daha iyi hissedelim” diye ışıltılı eğlence merkezleri,ışıltılı rezidanslar,ışıltılı plazalar,ışıltılı alışveriş merkezleri,ışıltılı dev kuleler,ışıltılı gökdelenler,ışıltılı dev restoranlar,ışıltılı dev oteller kuruyor.

Hadi oradan! Bizim mutlu olmamız mı? Bizim mutluluğumuz, iyi hissetmemiz umurlarında değil ! Biz konfor içinde dünyanın geri kalan muhtaçlarına kulağımızı tıkadıkça hiçte iyi , önemli , değerli insan değiliz ! Bizim altınlara değer bedenimiz , açlıktan ya da soğuktan ölen bir çocuktan daha değerli değil ! Mega adamlarınsa tüm bunlar pek umurlarında değil.Onlar içlerinde paralı insanlar barındırdıkları ışıltılı kuleler inşa edip , şirket hisselerini büyütmenin , soy isimlerini daha fazla duyurmanın,takım elbiseleriyle kırmızı halılarda yürümenin,milyarlık manşetleri bileklerinde taşımanın derdindeler. Ne için ? ” Büyümek ” ”Şirketi daha da büyütmek ” ” İsimlerini daha da büyütmek ” .Büyüdükçe , büyüklük edindikçe gülecek mega adam. Güzel manzaralar eşliğinde midelerini içkiyle doldurarak , bilinçsizce kendilerini kaybedip eğlenerek ! Ne güzel , ne özel bir hayat , güya ! ” Onur ” edindiğini sanar bu çeşitten insan. Onurun ; beyin , kalp , vicdan işi olduğunu onun küçük aklı , işletilmemiş kalbi anlayamaz . Bir kağıt parçasının üzerine basılan sayı mühürü kadardır onun adamlığı . Bir kağıt kadardır. Onu en özel hastahanelerde,en kral odalarda konaklatır. ” Hoşgeldiniz seçkin misafirimiz ” tabelalarıyla karşılanır. Kimse neden onun seçkin olduğunu sormaz. Daha ahlaklı,daha iyi,daha duyarlı,daha akıllı,daha yardımsever,daha sevgi dolu olduğundan değil ; atadan kalma azgınca çalıp çırparak, dünyayı ve insanları sömürerek, yığınlarca kişiyi mağdur ederek, masumları ezerek edindiği banka hesabıdır onu seçkin yapan.

Mega Adam, kendisine sevgiyle bakmalarının değil de kendisine imrenmeyle bakmalarını delicesine istedikleri insanlar tarafından saygı görür. Yalnızca lüksün peşinde koşar ömür boyu. Hep aynı mekanlarda takılan, meşhur yiyecekleri yiyen, kendi gibilerle hemen hemen aynı şeyleri giyinip kullanan robotlardır bunlar. Tekdüze aynı bilinçsiz kahkahanın içinde beyinleri ya içkiden ya kibirden örtülmüştür bunların. Yoksulu, zulmü, hastayı, savaşı, dökülen göz yaşını, çileyi duymaz bunlar. İmkanlardan başkalarını yararlandırmaya yanaşmazlar. Yoksulu doyurmaya teşvik etmezler. En zenginlerinin ölümünü hatırlamaya bile gerçekle yüzleşmemek için varmaz bunlar…Çünkü kendileri de bir gün göçecektir sefalarından,bu yüzden ölümü hatırlamak istemezler.Onlar için bilinmez,karanlık,soğuk olan ölüme doğru giderler.İşte böylesine tıka basa dünyayı ve insanları damarlarından sömürerek ceplerini dolduranlar için hazırdır cehennemin kaynar suyu ! Onlara şöyle denir :

” Tat bakalım ! Hani sen onurluydun , seçkindin ? ”
( Duhan, 49 )

Toplumun elit tabakasında kurulmuştur mega adam. Yüksektedir ve seçkin biridir güya. Politikacılardan, iş adamlarından örnekleri çokça görülür. Zaten iyi standartlarda hayatını sürdüren,toplumunun ileri gelenlerinden olarak yaşayışını sürdüren,iyi elbiseler giyinip , en iyi yerlerde yemek yiyen , dünyanın en hoş yerlerinde tatile giden mega adama tüm bunlar yetmez. Dünyanın İmparatoru olmak ister. Hastalaşır. Kibirlenir. Başka ülke topraklarındaki kadınları,çocukları,masumları,hayvanları,bitkileri umursamadan başlarına bombalar yağdırır.Krom için , petrol için , ham madde için.Kendi ülkesinde geçim derdi olanları iyi seviyeye getirmek için yaptığını söyler ama onları da ucuz işçilerine , ayak takımına çevirir her fırsatta.İnsanların canını umursamaz , genç erkekleri sefalet içinde ölmeye gönderir.

İnsanları ağır iş gören ucuz işçi,kart kölesi,on sekiz saatlik mesai kölesi,güdülen koyun,dizi tiryakisi yapan medyaların , devletlerin ardındaki adamlardır bu pek seçkinler.

Dünyanın yarısından çoğu çilesiyle mücadele ederken yeryüzünün toprağını, suyunu, havasını, ormanını yok etmekle yetinmeyen bu insan türleri gözlerimize soka soka şehirlerin göz alıcı yerlerine, tepelerine gösteriş olsun diye kuleler binalar inşa ederler! Ayak takımı olarak gördükleri insanların işine yaramayacak projeler oluştururlar. Bizler de yorgunluktan , bitmişlikten uzandığımız koltuğumuzda ”uyku kutusundan” izleriz olanları. Kanal çevirdikçe pembe dizilerimizin arasından ”bilmem kimlerin rezidansları” diye çıkar bu adamların reklamları.

”Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!”
(Şuara, 128)

İnsanlar açlıktan yahut donarak ölür.Sokaklarda çocuklar geceleri uyur.Sağlık ve eğitim hizmetinden sırf yoksul anne ve babanın çocuğu olduğundan yararlanamayan bedenler büyür,sağlıksız çevrelerde yetişirler,tecavüzcüsü yolsuzluk yapanı dışarda gezer.Barış,özgürlük sembolü olsun diye heykeller dikilir ama kendi gibi düşünmeyenler sevilmez ! Suçlanır !

Mega Güçler hiç ölmeyecekmiş gibi imparatorluklarının ilelebet zevkini sefasını süreceklerini sanarlar. Ormanları israfla yok etmeyle çalı çırpıya çevirmenin,kar kütlelerini eritmenin,değerli maden bulmak için fakir topraklara girip masum insanlarına işkence etmenin gün gelir hesabını şiddetle ödeyeceklerini bilmezler.Tam da hak ettikleri gibi ! Hiç ölmeyecekmiş gibi dev geçimlik sanayiler inşa ederler.Oysa her şey bir dokunuşta yıkılacaktır.Ölüm her an kapıdadır.Hesaplar diriliş günü için açıktır.Kimsenin ” ismimiz sürsün ” diye hevesle oluşturdukları devam etmeyecek .Soylar , mülkler , gelirler , dünyalık makamlar , dünyalık güçler hesap gününde hiçbir öncelik sağlayamayacak.

Mega güçler de yok olmaya hazır ! Büyük devletler , dev şirketler , bunların ardında insanlara haksızlık ve zulüm yapanlarda !

” Sanayi üreten yerler edinerek sonsuzlaşmak ümidine mi düşüyorsunuz ? ”
(Şuara, 129)

 

Blog adresim : http://www.evrendepinar.blogspot.com/

 

 


About the Author
Author

Pinar_Evrende

Comments (1)
  • Avatar

    orhanbor Apr 27 2014 - 19:29 Reply

    Biz insanlar bu dünyaya imtihan için gönderildik. Dileyen imtihanını, dileyen de hayatını yaşar. Bırakalım onlar hayatını yaşasın. Biz imtihanlarımızla mutluyuz. Öyle değil mi?

    İnsan :

    2. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

    3. Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.

    Şükürler bizden, nankörlük onlardan olsun. Cennet bizim, cehennem onların olsun.

Leave a reply

Name (required)

Website