Kuran’da Kadınların Giyimi…

 

Allah, Kuran’da sakınılması gerekenlerden sakınmamız için tüm kullarına çeşitli öğütler de bulunur. Elbette tüm hayatını Allah’ın sınırlarını gözeterek yaşamayı arzulayanlar sakınılması gerekenlerden sakınmak, Allah’ın öğütlerini yerine getirmek için gayret içerisinde olmalıdır. Eğer bizler hayatımızı önce Allah diyerek yaşıyorsak nefsani istek ve beğenilerimizden önce, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışları edinmeliyiz. Bizler için güzel gelen bir şey, Allah için hiçte güzel bir davranış olmayabilir. Bütün ahlak yasalarının temeli ancak ilahi bir gücün belirlediği sınırlara uygunsa ”gerçektir” denebilir.

Allah kitabında bir müminin nasıl yaşaması gerektiğini detaylıca tarif etmiş. Kadın-Erkek tüm inanan müminlere hayatı boyunca kılavuz olacak harika bir kitap indirmiş. Elbette tüm yaşantımızı Allah’a göre ayarlayan bizler için pek çok konuda hükmünü bildiren Allah (ticarette,evlilikte olduğu gibi) giyim konusunda da bazı hüküm ve öğütlerde bulunmuştur. Eğer biz Allah’a gönülden en yakın olanlardan olmak istiyorsak, bunun için gayret göstermeye çalışıyorsak, tüm bu öğütlere karşı titizlik göstermek durumundayız.

Allah’ın, tüm müminlere nasıl bir hayat yaşaması konusunda rehber olacak bir kitap indirdiğini belirtmiştim. Kadına da giyimi konusunda bazı hükümler de buyurmuştur. Kuran’da özel olarak giyinilmesi emredilen bir kıyafet yoktur. Pantolon, etek, gömlek, başörtüsü, çarşaf gibi günümüzde de toplum içinde gördüğümüz her hangi özel bir giyim ürününe Rabb’imiz sevk etmemiştir biz kullarını. Çünkü Kuran, Muhammed Peygamberimizin dönemi dahil, sonraki pek çok topluma (çağa, geleneğe, örfe) inen bir kitaptır. Her toplumun coğrafi koşulu farklı olduğu gibi her insanın da özel yaşamında farklılıklar gözlemlenebilir. Herkesin farklı giyim tarzları göstermesi normaldir. Allah bu yüzden insanları zora sokmamış, ne kadınları sıcakta pişecekleri bir giyim tarzına mecbur etmemiş, ne de erkekleri iffetleri konusunda serbest bırakmamıştır. Malesef geleneği dinselleştirenler, Arap yarımadasında gözlemledikleri bazı giyim tarzlarını İslami bir giyim tarzıymış gibi insanlara empoze etmeye çalışmışlar, lakin Kuran gerçekleri içinde yapmaya çalıştıkları Allah’ın gerçek hükümlerini değiştirememiştir. Kuran’da olmayan hükümleri Allah’ın hükmüymüş gibi lanse etmeye kalkanlar ve bu hükümleri okuyup araştırmadan ”Allahın emridir” diyerek edinenler, Allah’ın dinine iftira atma yolunda olanlar, elbette her birimizin hatalarımızla yüzleşeceği o hesap gününde hak ettikleri karşılığı alacaklardır.

Şöyle bir düşünelim. Daha bugün bile arap yarımadasında erkekler sıcaktan korunmak için başlarına bir çeşit örtü geçirmekteler. Pek çoğumuz o coğrafi koşullardaki erkeklerin bu giyimini bilir. Çünkü içerisinde bulundukları coğrafi ortam, gelenekleri, tercihleri onları bu giyime sevk ediyor. Tahminimce günümüzde olduğu gibi; arap yarımadasının sıcağından ötürü başlarını örten erkekler, Peygamber zamanında da vardı. Bugün dahi bizler Türkiye sınırlarında yazın dışarı çıkarken güneş şapkası kullanıyoruz başımızı korumak için. Peygamberimizde bizler gibi bir beşer olduğuna göre çöl sıcağında başını örtmek için örtü kullanıyordu. Niyeyse, arap kadınlarının koşullardan ötürü tercih ettiği baş örtüsünü İslami bir kuralmış gibi tüm müslüman kadınlara öğütleyenler, Peygamber döneminde erkeklerin de kullandığı baş örtüsünü erkeklere ”sünnet/sevap” diye önermeyi pek akıllarına getirmemekte.

Gelenekleri dinselleştirmeye kalkmak büyük bir vebaldir. Allah’ın dini hiçbir toplumun geleneğine has şekillere sokulmaya çalıştırılamaz. Allah’ın hükümleri, öğütleri açıktır ve hepsi Kuran’dadır. Allah’ın hükümleri dışında hükümler getirenleri ”hoca,alim” edinenler en büyük Alimin Allah olduğunu bilsinler. Yunus Suresinde Allah’ın bildirdiği gibi ancak kılavuzlanmakla doğru yolu bulabilecek kişilerin ardına gafletle düşüp onları Allah’ın hükmüne ortak etmeye kalkmasınlar. Doğruyu Allahtan başka kişilerin uygun görmelerine göre değil, Allah’ın kelamına göre edinmeye çalışsınlar. Bugün Peygamberin sünneti adı altında Kuran’da olmayan hükümler dini hüküm haline getirttiriliyor. Bunları kendilerine din edinenlerde ise bir yığın çelişki görüyoruz. Peygamber yerde yemek yiyordu diyerek yerde yemek yiyerek sevap alacaklarını sananlar, Peygamberin döneminde kullanılan deveyi değil de son model arabaları tercih edebiliyorlar. Allahın istediği gibi bir kul, diş fırçası yerine misvak kullanmakla olmaz sevgili kardeşlerim. Peygambere uymak, Peygamberin içinde bulunduğu koşullardan ötürü tercih ettiklerini emir edinip yerine getirmekle olmaz. Peygambere uymak; Peygamberimizin de tebliğ ettiği gibi Kuran’a uymakla, Kuran takvasını kazanmakla olur.

Peki kadınlar için öyleyse Allahın bildirdiği bazı sınırlar, öğütler nelerdir? Bunları Allah’a iman etmemize rağmen uygulamaya gayret gösteriyor muyuz? Yoksa göz ardı mı ediyoruz? Hepimizin Takva yolunda eksiklikleri olabilir lakin bunlarda bile bile ısrarcı olmakta bence pek hoş değil. Bir mümin kimseye baskı yapmamalı, ancak Allahın gösterdiklerini öğütlemekte oldukça önemli.

Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
(Nur-31)

Ayette de okuduğumuz gibi Allah kadınlara göğüs yırtmaçları üzerini örtmelerini bildiriyor. Yaka kısımları olarak adlandırabileceğimiz bu bölgeleri müslüman bir kadın Allah’ın sınırlarını gözeterek örtmelidir. Buradaki örtüyü kavramından çıkartıp ”baş örtüsüdür” diye özelleştirmek doğru bir yaklaşım değil. Örtü=örten şeydir. Örtülmesi gereken yerde bildirilen yerlerdir. Bu bölgeler pek çok şeyle (kıyafetle) örtülebilir. Ne ile örtmek istiyorsa kadın, örtü odur. Şal, gömlek, tişört…Giyildiğinde bu bölgelerin örtülmesidir önemli olan. (Ayette örtü diye çevrilen kelime Hımar’dır. Hımar = örtü)

” Peygamber döneminde kadınlar başlarını örtüyordu, bu yüzden Allah ayetine başörtüsü diye yazmak gereği duymadı ” yaklaşımı ise hatalı bir yaklaşımdır. Kuran sadece Peygamber dönemindeki kadınlara değil, o dönem kadınlarından sonra pek çok farklı toplumun ve çağın kadınlarını kapsayacak şekilde geniş bir kitleye indirilmiştir. Özel olarak o dönem kadınlarına inmemiştir. O dönem kadınları zaten biliyor diye başka başka topluluklardaki kadınlardan örtülmesi gereken yerler ayet içerisinde gizlenmemiştir. Eğer biz ” Kuran indirilirken o dönem kadınları başörtüsü kullandığından yazmak gereği duyulmadı, baş örtüsü farzdır ” diyorsak başörtüsü kullanmayan koca bir kadın topluluklarına da Kuran’ın indirilmiş olmasını göz ardı ediyoruz demektir.

Özetle bizler başörtüsü kullanıyor ya da kullanmıyor olalım öncelikle Allah’ın örtmemizi buyurduğu yerleri örtmekte titizlik gösterelim. Her ne kadar günümüzde göğüs dekoltesi oldukça yaygın kullanılsa da ve kimi kadınca şık/güzel bulunsa da önemli olan bizim nasıl güzel bulduğumuz değil, Allahın güzel bulup bulmamasıdır. Allah’ın güzel bulmadığı şey ise çirkindir. Tüm bakış açılarından üstün olan, her şeyi gören Allah’ın görmesidir.

Ayette geçen şu ifade de oldukça önemli :

” Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. ”

Günümüzde diğer yaygın olarak kullanılan bir diğer giyim ürünü ise topuklu ayakkabılar. Burada Allah’ın kadınlara bildirdiği gizlediklerini ortaya çıkartarak, ayakları yere vurarak yürümemeleri gerektiğidir. Eğer bizim giydiğimiz topuklu ayakkabılar, ayaklarımızı yere vurarak gizlenmiş olan bölgeleri ortaya çıkartıyorsa, ses çıkararak tüm dikkatlerin üzerimize dönmesini, bakışların üzerimize çevrilmesine neden oluyorsa bir kere daha düşünmekte fayda var. Hepimiz günlük yaşantımızda topuk seslerine alışığızdır. Her hangi bir binanın koridorunda, kaldırımda kadınların giydiği topuk sesleri yankılanmakta. Madem ayaklarımızı yere basarak yürümek zorundayız, ayaklarımızı yere vurmayarak yürümemiz gerektiğinden kastedilen de süslerimizi ve gizlemiş olduklarımızı ortaya çıkarmamaktır.

Kadın-Erkek müslüman hiçbir kimseye insanların iffetlerine yönelik hain bakışlar atmak yakışmaz. Kadın-Erkek müslüman hiçbir kimseye de karşı cinsi tahrik etmek amacıyla toplum içinde Allah’ın sınırlarını umursamazca dolaşmakta yakışmaz.

Eğer biz Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsak, önceliklerimiz bizim ne istediğimiz değil, Allah’ın bizden ne istediğidir.

Blog Adresim: http://evrendepinar.blogspot.com/

Kuran’da kadınların kapanması, başörtüsü, Kuran’a göre kadınların nasıl giyinmesi konularıyla ilgili daha geniş bilgi sahibi olmak isteyen kardeşlerim şu linkte verilen çok önemli çalışmayı okuyabilirler:

http://www.kurandakidin.com/2011/10/22-basortusu-ve-kapanma-2/

 


About the Author
Author

Pinar_Evrende

Comments (5)
  • Avatar

    Adem Jun 2 2014 - 08:05 Reply

    Güzel tespitler yapılmış. Pınar Kardeşimizin çabalarının devamı dileğiyle…. Selam

  • Avatar

    Salih Jun 2 2014 - 08:45 Reply

    Merhaba..

    Konuyla ilgili ben de görüşlerimi aktararak katkı yapmak isterim..

    Araf suresi 26. ayetinde; avret-edep yerlerimizi örtmemiz için bizlere giysiler, süslü elbiseler verildiği bildirilmiştir. Kıyafetlerimiz temiz, güzel olmalıdır. Özellikle mescitlere giderken süslü, güzel, temiz giysiler giyilmelidir. (Araf -31)
    Nahl Suresi 81. ayetinde; sıcaktan, savaştan, coğrafi koşullardan ve çevresel etkilerden korunmamız için bizlere giysiler verildiği bildirilmiştir.
    Ahzap suresi 33. ayetinde; kadınların vakarlı, ağırbaşlı olmaları ve cahiliye döneminde olduğu gibi dikkat çekici, dekolte giysilerle evlerinden dışarı çıkmamaları bildirilmiştir.
    Ahzap suresi 59. ayetinde; Müslüman, hür kadınların diğer kadınlardan; kölelerden, cariyelerden ayırt edilebilmeleri ve rahatsız edilmemeleri için evlerinde giydikleri rahat kıyafetlerle dışarıya çıkmamaları; üzerlerine dış giysilerini-örtülerini almalarının daha uygun olacağı bildirilmiştir.

    Nur suresi 31. ayetinde; ziynet yerlerinin, yaka yırtmaçlarının kapatılmasını; göğüs açıklığının, dekoltesinin örtülmesi emredilmiştir.

    Kur’an’da örtünme, giyinme konusuyla ilgili ayetler incelendiğinde bildirilen temel hükmün
    şehvet duygularını açığa çıkarmayacak, tahrik nedeni olmayacak; açık saçık, dekolte, transparan olmayan; ziynet yerlerini örten; edepli, iffetli örtünme, giyinme şekli olduğu anlaşılır.

    “İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin..” (Ahzap-33)

    İnsanlar karşı cinsi tahrik etmeyecek şekilde giyim tarzlarını toplumun genel ahlak kuralları, adetleri örfleri, beğenileri, moda anlayışı ve coğrafi, çevresel şartlara uygun olarak serbestçe belirleyebilirler.

    Nur suresi 60. ayetinde örtünme, giyinme konusunda tahrik unsurunun belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. ‘‘Nikah arzusu kalmamış-yaşlanmış kadınların dış giysilerini bırakmalarında
    kendileri için bir günah yoktur..’’

    İslamiyetten önce cahiliye döneminin örfü olarak sadece hür-özgür-serbest kadınlar başlarını örtüyorlardı. Farsça “ser” baş demektir, “best” bağlanmış demektir. Ser best başı bağlanmış, bağlı olan, hür olan demektir.
    Başörtüsü, Arap ve Mezopotanya coğrafyasında cahiliye döneminin “hür kadın” nişanesi-simgesiydi. Sadece hür kadınlar başlarını örtebilirdi. O dönemde cariyelerin başlarını örtmeleri yasaktı onlardan açık saçık, dekolte kıyafetler giymeleri istenirdi. M.Ö:2500 yıllarında Asur kıralı cariyelerin başlarını örtmelerini yasaklamıştı. Başlarını örten cariyelerin üzerlerine kaynar zift dökülmesini emretmişti.
    Müslümanlıkla birlikte sistem değişmiş cariyelik, kölelik kaldırılmıştır. Hür-cariye ayrımı kalmamıştır. Herkes hür-özgür olmuştur. İslamiyetin ilk yıllarında cariye olan hanımlar özgürlüklerine kavuştuktan sonra artık hür olduklarını göstermek için başlarını örtmeye başlamışlardır..

    Günümüzde cariyelik söz konusu değildir. Dolayısıyla Müslüman hanımların cariye olmadıklarını, hür olduklarını gösterme gayreti içinde olmalarına gerek yoktur. Başını örten, örtmeyen Müslüman ümmetin bütün hanımları hürdür, saygındır.

    Saygın (!) İlahiyatçı-Diyanetçi Hayrettin Karaman’ın “İslam’da Kılık Kıyafet” adlı sempozyumda yaptığı konuşmadan bir bölümü dikkatlerinize sunuyorum.

    “Hür-cariye diye bir ayrım vardı. Eskiden cariyeler her ihtiyacımızı görürlerdi. Şimdi o müessese kalktı. Ben buradaki bilim adamlarına soruyorum. Eskiden cariyelerimize gördürdüğümüz işleri bu gün hür kadınlarımıza gördürüyoruz. Bu boşluğu dolduracak bir müessese olsa…….. Bir kadınla yetinmeyip ikinci kez evlenmek isteyen gençler var. Bu müessesenin (cariyeliğin) boşluğunu dolduracak başka bir müessese olamaz mı.?

    Anlaşılan o ki, Hayrettin Karaman cahiliye dönemine gıpta ile bakıyor ve özlem duyuyor.
    İslamiyetin gelmesinden, cariyeliğin kaldırılmasından pek memnun olmuşa benzemiyor..

    Müslüman kadınların saçlarını, başlarını örtmeleri gerektiğini söyleyen başörtüsü-türban savunucularına, Kuran’ın ‘‘başınızı, saçınızı örtün emri hangi ayetle bildirilmiştir” diye sormak gerekir. Hiçbir sure adı veya ayet numarası söyleyemeyeceklerdir. ‘‘Bu şekilde bildirilen açık bir emir, bir ayet yok ama’’ diyerek söze başlayacaklardır. Buradaki ‘‘AMA’’ dan sonra söyleyecekleri her şey kişisel düşünce, beşeri yorum olacaktır. Nur suresi 31. ayetinden zımnen başın örtülmesi gerektiği anlamının çıktığını iddia edeceklerdir. Beşeri düşünceler, yoruma dayalı çıkarılan zımnen-dolaylı anlamlar İslam’ın emri, gereği, vecibesi olmaz, asla olamaz.
    “ İslam’i kıyafet – İslam’i olmayan kiyafet diye bir ayrım yoktur. İslam, insanlara belli giysiler tayin etmemiştir. Giyiniş, iklim ve tarihsel geleneklerle alakalıdır. Hz. peygamber ne cübbe, ne kaftan giymiş, ne de başına kavuk geçirmiştir. O, çağının ve toplumunun giydiği neyse onu giymiştir. Müslümanlarda öyle yapmalıdır. İranlı İran giysisini, Mısırlı Mısır giysisini giyecektir. Bir takım insanlar neden elbiseleriyle ötekilere üstün olacakmış? İslam’da ne din adamları vardır ne de aracılıklarıyla ibadet edilen ruhbanlar… Din hizmetlerine gelince, mesela imamlık için devlet hazinesinden maaş ödenmez. İmamın ders okutmak, temizlik, bekçilik gibi imamlığa ek bir görevi varsa o ayrı. Bir kere, namaz kıldırmak belli bir kişiye tahsis edilemez. Namaz için toplananların en ehil olanı kimse imamlık ona verilir. Cuma namazı hariç herkes ibadetini tek başına yapabilir…”
    (Seyyit Kutup – İslam – Kapitalizm çatışması – S:97, 98)

    Büyük İslam alimi HÜSEYİN ATAY’ın düşüncelerini aktararak bu konuya son vermek istiyorum.

    “Ve’l- yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne.”
    “Başörtülerini göncükleri (göğüsleri) üzerine indirsinler.” (Nur-31)
    Bu ayette istenen nedir, ona bakalım. Ayette başörtü kelimesi var; ayette göğüsleri örtme var; ancak ayetteki emir başörtüsü ile göğsü örtmektir. Ayette istenen ve amaçlanan göğsün örtülmesidir.
    Başın örtülmesine emir yoktur. Başın örtülmesini farz kılmıyor. Baş toplumsal gelenek olarak örtülmektedir……………… Bir şeyin varlığını kabul etmek, onun mubah (caiz) olduğunu gösterir; yoksa onun farz olduğunu ifade etmez.
    Kur’an amacını (göğsün örtülmesini) kolayca ve doğal olarak uygulatabilmek için halihazırda başta olan bir örtü ile örtülmesini emretti. Eğer sadece güğüslerini örtsünler deseydi, başörtüsünden başka bir şeyle örtmeleri gerekliliği ortaya çıkacaktı ve böylece sıkıntıya düşeceklerdi. Madem başörtüleri vardır, göğüslerini onunla örtmeleri daha uygun, daha yakın ve kolaydır.
    Öyle ise ayetin iniş ve geliş amacı göğüsleri örtmektir. Usul’il-fıkıh ilminde buna “nass” denir. Ayet hangi anlam için gelmiş ve hangi anlama vurgu yapmış ise, o ayet, o anlam için kesin kanıt anlamında nass sayılır……………
    Müslüman bir kadın başını örtebilir de, örtmeyebilir de. Böylece başörtüsü mubah hükmüne girer, denebilir……………………………………………..
    Başörtüsü ile ilgili düşüncemi Kur’an’ın açık ve seçik ifadesine göreşöyle üç cümle ile özetlemek istiyorum. Kadınların başlarını örtmeleri: 1-Kur’an’da emir değildir. 2- Kur’an’da yasak değildir.
    3- Kur’an’a göre caizdir. (Mubahtır) Kur’an’da yalnız göğsü örtmeye emir vardır.
    (Kur’an’a göre araştırmalar – VI S:60, 61, 71,76)

    SAYGILAR..

  • Avatar

    Cansu Sep 2 2014 - 16:22 Reply

    güzel diyorsunuz. ama ne yazık ki yobazlar asla anlamaz.

  • Avatar

    Şimşek Sep 2 2014 - 18:46 Reply

    ALLAH razı olsun.
    Bilgine bereket versin.

  • Avatar

    gurur Sep 28 2014 - 19:03 Reply

    38 yaşında Bir kadın olarak bu güne kadar kandirildigim için kendimden utanıyorum,nasıl olurda bu kulaktan dolma dın ile yaşamışım,rabbime uyanmama vesile olan kur-an’daki din.com sitesini tesadüfen görmeme imkan sağladığı için şükrediyorum,sizlerede ayrıca teşekkür ederim,verdiğiniz bilgiler için,ALLAH sizden razı olsun…

Leave a reply

Name (required)

Website