Yalnız Dış Görünüşü Bilmek…

 

Kuran pek çok farklı konuda en doğru tespitleri yapıyor. İnsan psikolojisi, toplumların yapısı, insan ilişkileri bu alanlardan yalnızca bir kaçı. Ayetleri layıkıyla okuyan insan, Rabbin delillerini toplumunda, çevresindeki insanlarda gözlemlemeye başlar.
” Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama âhiretten tam bir gaflet içindedirler onlar!”
(Rum-7)
Bu ayet sayısız pek çok eşsiz güzellikteki ayetlerden biri.
Ayette bahsedilen tarzda insanlara çevremizde ne kadar çok rastlıyoruz şu dünyalık yaşamda. ”İçlerini boşaltıp yavanlaşan” ”dışlarını boyadıkça boyayan” insanlar bunlar. Evlerinin salonları, üzerindeki kıyafetleri, saçlarının rengi kadar ilgilendirmiyor kendilerini ”ahlakları, akılları, kalpleri”. Oysa hakikatte insanı yükselten, yücelten dışı için kurdukları değil, iç dünyasında inşa ettikleridir.
Birine misafirliğe gittiğimizi düşünelim. Giyimi, evi, eşyaları beğenimizi kazanabilir ama davranışları kabaysa, itici ve hoşumuza gitmeyen yaklaşımlarda bulunuyorsa bu bizi o kişiden uzaklaştırır. Kimi insan, karşısındakinin sahip olduklarını delicesine kıskanır. Karşısındakinin kişiliği değil, maddiyatı ilgilendirir. Karşısındakine sıcak davransa da gerçek dostluk, sevgi beslemez. Çünkü, boş insanlar, gerçekte cazip olan kalpten ve akıldan mahrumdurlar. Bir mümin ise kulu Rabb’in lutuflandırdığını bilir.
Elbette güzel giyinmek, eşyalara özen göstermek İslam’a göre kötü bir şey değildir hatta temiz,güzel giyim de Allah’ın bir emridir. Lakin biz adaletten, barıştan, iffetten, yardımlaşmaktan, Kainat ve Kuran delilleri üzerine düşünmekten, salih bir kul olmaktan, huşuyla ibadet etmekten, Allah yolunda iş görmekten, infaktan, güzel düşünüp güzel davranmaktan, sabırdan, saygıdan çok ”dış boyalarımıza” yatırım yapıyor ve en çok dış boyalarımıza önem veriyorsak burada ciddi ve hatalı bir sorun var demektir.
Etrafımda onca kadını ve onca erkeği gözlemledim. Gördüm ki Allah’ın bu ayeti gerçekten çok doğru bir tespit getirmiş. Sosyal Medyayı şöyle bir incelediğimizde ve kişilerle gerçek hayatta bir araya geldiğimizde bu gerçeği daha da iyi algılıyoruz. Tüm bu yaşantılar, iyi bir inceleme fırsatı bizler için. Güzel manzarada yemekler yenir, pek iç açıcı hissedilmese de en havalı pozlar takınılır, en göz alıcı süsler basılır fotoğraflara, en iyi amblemler kareye alınır. Bunların hepsi de hemcinsine yarış duygusuyla, karşı cinse göndermelerle, kendini pohpohlamalarla yahut beğen sayısıyla taçlanır.
İnsanlar, ”dış boyaların” yarışında.
” Ayyy o ucuz giyiniyor ” ” Ayy o özenti ya ” gibi sığ cümleleri duyabileceğimiz çokça insan mevcut. Rabbin ”hayırda yarışın” çağrısına böylesi kimseler rağbet etmemiş, ”cüzdan,kibir,dış boya,büyüklenme, popülerlik, övgü…” yarışına girmişler.
Ne acı!
Aklını kullanabilmekte ayrı bir bilinç. Lakin bundan yoksunlar. Onlara göre kalben, vicdanen, ahlaken neden iyi olsunlar ki? Bunun üzerine niye kafa yorsunlar? Zaten çevreleri dış boya meraklısı insanlarla dolu. En çok övgüyü önce dış boyası(dış görünüş) alıyor. Dikkatleri önce nasıl giyindiği çekiyor.
Bu tarz çevrelerde ”iffetsizlik” artık cool bir kavram halini almış. Tanrıya söverekte ”barışsever” olunuyor nasıl olsa. Saygılı olmak mı, kimin umurunda? Ne kadar bel altı gidersen o kadar şansın var fenomen olmaya!
Tüm bunlar, tam bir zavallılık değil mi? Başkalarının kıskanarak görmesine, başkalarından gelen hayran tepkilere neredeyse ”her an” muhtaç bir şekilde dünyayı kendi ekseninde döndüğünü sanarak yaşayan zavallılar bunlar. Hey! Sizi, sizin gibilerden başkası takmıyor! Aklınızla adam gibi bir iş göremiyorsunuz! Edindiğiniz başarıları akrabalardan gelecek övgülere, yanındaki arkadaşınızdan daha çok dikkat çekmek ve bu şekilde ondan üstün geldiğinizi sanmaya adıyorsunuz!
Ne için? Akşam yedide yorgun argın eve gelmek, haftasonu karton kahve bardaklarıyla fotoğraf çekinmek, ancak bir kareye sığdırılıp başkasına gösterilince keyif veren süsler edinmek, sahi tüm bunlar ne için?
”Dünya madem gelip geçici, sonunda ölüm var biliyorum ama pek üzerine düşünüp etkilendiğim bir şey değil. Hayat amacımı sorgulamıyorum. Benim gibi milyarlarca insan var ve ben de onlardan yalnızca biriyim ama kendimin en özeli olduğu fikrindeyim. En çok kendimi seviyorum. Dünyanın büyük kısmı sefilliklerle dolu ama bak ben nasıl da şık sapasağlam duruyorum. Önce çok param olsun, lükslerim tamamlansın; sonra bir iki kuruş
eline tutturulur, bir iki çocuğa yardım eli uzatılır, biraz hüzün biraz düşüncelilikle ”insan olmak” satın alınır.
Bekarlığın dibine vurayım ama yaşım gelince eşim de olsun. Bu sırada da diğerlerinde hala gözüm olsun. Yeter ki onun kariyeri iyi yahut cüzdanı bol olsun. Çocuğumuz da renkli gözlü olsun.” gibi binlerce örnek…
Ne akıl, ne kalp, ne ahlak, ne fikir, ne erdem, ne davranış, ne bilinç…Bihaber oyalanma…Bihaber halde bomboş yaşamak! Oyalanmak! Hem de hastalığın, acziyetin, depresyonların, can sıkıntılarının, bulantıların olduğu şu koca dünyada! Aynada botlarının yazısına baktığında karın ağrın, kalp sancın diner ne de olsa!
Aklını kullanmayan, Takva yoksunu, Allah’ı bulamayan insanların önce bu dünya yaşamlarına sonra ikinci hayatlarına acıyorum.
Allah, O’nun yolunda yürüme gayretinde olanların günahlarını bağışlasın, kusurlarını affetsin…

 

Blog Adresim: http://evrendepinar.blogspot.com/


About the Author
Author

Pinar_Evrende

Leave a reply

Name (required)

Website