Kibrimizle Kurduğumuz, Uçurumlarla Dolu Dünya Hayatı…

 

Allah’ın ayetleri olmasa, bu dünyaya nasıl sabredilir?

Herhalde kimileri karanlıklar içinde depresyonlarda, vücutlarına kibir yuvalayarak, oyun ve eğlencelere dalarak görmüyorlar ibret verici gerçekleri. Kendilerinin aslında acınası olduklarını göremiyorlar kibir yüklü duvarlarından ötürü.

Bazen zor sabrediyorum gördüklerime.Gördüklerimin diğer bir arkasında, ardında bambaşka manzaralarında olduğunu bildiğimden…Madalyonun iki yüzü derler ya bu dünya tam da böyle, bir yüzünde süsler ve ışıklar; bir yüzünde sefalet, açlık, yoksulluk, hor görülmüşlük ve itilmişlik var.

Sokaklar kurduk, süslü süslü caddeler inşa ettik, kendimize ahşap sandalyeli kafelerde yer bulduk, gelen geçenle eğlendik, giyindik takındık. Sokakların arkasında ise mahalleler var, araba jantlarımızın elmas gibi ortasında parıldayacağı mahalleler…

Dışarı çıkıyorum, insanlar gülüyor, ben yerimde oturuyorum, olan biteni seyrediyorum, insanlardan duyduğum alabildiğine sığ muhabbetler, ayakkabılarında dünyayı taşır sanarcasına yürüyen kadınlar, kredi kartlarından ve biletlerinden ibaret adamlar…

Masaların birinde duruyorum, savaştan yıkıntıdan sıyrılıp kirin ve yoksulluğun içine düşen bir kadın geliyor yanıma. Utanıyorum o gittikten sonra içeceğimi yudumlamaya. Onun çiçek desenli kıyafetleri yok ondan güzel değil görmezsiniz, ilüzyonlar satın alamaz, orada vakti olmadığından değil parası olmadığından oturamıyor, kaderi bu, her birimizin böyle olmasında payı olduğumuz onun kaderi… O kadın bizim ayak bastığımız kalebodurları paspaslamak zorunda.

 

Çok uzak değil, yoksulluk bizim sokaklarımızın arkasında. Ev duvarlarımızdan görmüyor olabiliriz, olsun dev ekranlarımız var seyredebileceğimiz. Yoksulluğu, imkansızlığı, dışlanmışlığı, insan gibi yaşamamayı ekranlarımızdan görebiliriz; o da bir diğer güldüren görüntüye geçene dek!

Belki biz görmüyoruz ama çok çok yakınımızdalar.

Biz bilmiyoruz, arabamızla yirmi dakika sürer gitmemiz, onlar süt alamıyorlar çocuklarına. Elektrik ne ki? İçecek temiz bir su var mı ki? Çay yapmaya çay poşetleri var mı, hayır, bu evde çay poşetleri bir lüks.

Bir tarafta kırık dökük, bir tarafta ışıltılı sokaklar…

Bir tarafta sefalet, bir tarafta büyük yakalar…

İşte kibrimizle kurduğumuz dünya!

Birileri kibir yüklü halleriyle, gösteriş budalalığıyla, çürümeyi bekleyen bedenlerine hayranlıkla, kendilerini sergilemeye çalışırken; birileri daha çocuk yaşta çalışmak zorunda. Çöpten yemek aramak zorunda.

Birileri yaşlarına bakmadan kral, prenses, eşsiz bir pırlanta, harikalık sanarken kendini; diğerleri çocuk hayallerinde pilot.

Çok uzağa gitmeye gerek yok, Orta Doğu sokaklarındaki çocukların yüzünden okumaya gerek yok bu adaletsizliği, doymak bilmez iştahımızı, kibir boyalarımızı, imkansızlığı, yoksulluğu… Meksika’nın seks-uyuşturucu bataklarında, çocuk yurtlarında tacizden kurtarılan çocuklarda okumaya da…

Bir aynada kendimize, bir de sokaklarımızın arkasına bakmak yeter. Belki iki yüzünü de görürüz benliğimizin…

İki tarafı olan kentimizin…

Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah’ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar?
(Nahl-71)

İş, sanıldığı gibi değil! İnsan gerçekten azar: Kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür. Oysaki, dönüş yalnız Rabbinedir!
(Alak- 6,7,8)

Bu ayetleri okur da ders alır ve belki iki yüzümüzden de, kibrimizden de vazgeçeriz…

 

Blog Adresim: http://www.evrendepinar.blogspot.com/

Twitter’dan beni takip edebilirsiniz: @EvrendeP

 

 

 


About the Author
Author

Pinar_Evrende

Comments (2)
  • Avatar

    Gökhan Dec 1 2014 - 15:05 Reply

    Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun ki, Yüce Allah ayetlerinde insanların çoğunluğuna uymamak, onlar gibi olmamak aksine insanlara güzel söz söyleyen, paylaşımcı, hayırsever ve başa kakmayan, çok ve hor görmeyen (…) insanlar olmamızı bizi dosdoğruya tamamlayıcı bir rehberimiz var. Sizlerin acılarını en derinden yüreklerimizde his etmekteyiz. Çünkü bizler aynı rehbere tutunmuş kullarız çok şükür Allah’a. Yüce Allah’ın izni ile Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinden ayrılmamanızı dilerim.

    Şimdi, onlar üzülmezler, mahsun olmazlar diyen Kur’an-ı Kerim de fayda görüyorum hatırlatmakta..

    Kur’an-ı Kerim ile uyar ve Sabretmeyi tavsiye etmek arasındaki ilişkiyi düşünmeye ve Yüce Allah’ın elbette bizlerin değiştirmek isteyeceği fakat … şeyler bütünü bizim imtihanımız tek yolu dosdoğru olmak bizim için kaldı ki Resuller bile en yakınlarını kurtaramadığı bir zamandan gelen, yine zorlamanın olmadığı, O’na tutunanların kurtuluşa erebileceği, hiç bir değişme ve çelişmesi olmayan İslâm da içerisinde yer alan her olayı dünya var olduğu sürece görmemiz mümkündür imtihanımız gereği mallarımızdan, canlarımızdan. Bizler bunun bilinci içerisinde bulunmalıyız ve güçlü, barışı sağlayan, yalnızca tebliğ sınırları içerisinde doğru olan ile uyarmak, doğru olanları yapmayı aksatmamak, kendimizi atlamamak bilincinde olmalıyız eğer inanlardansak ayette dediği gibi. Kur’an-ı Kerim’in dosdoğru olmak, tüm ayetlere doğru uyum sağlamaya yönelik yönünü çok dikkate almalıyız, biz yeterince biliyoruz demek, fecir okuması emrini terk etmeyi, okumamayı da gerektirmez o da tüm emirler gibi bir emirdir yazımı da bir noktada sonlandırmam daha doğru olur nasılsa bir rehberimiz var direk okumak varken.., Selamlar.

  • Avatar

    BULUT Dec 11 2014 - 13:39 Reply

    Çok güzel yazılar paylaşıyorsunuz Allah razı olsun.. Kuranı okuyup da anlamayan bir toplumun ve insanlığın sonucu budur maalesef..

Leave a reply

Name (required)

Website