Bilgi ve Din Üzerine

Bilgi ve Din Üzerine

Şeytanlardan Allah’a sığınırız.

İslam’ın size bağışladığı zihinle beraber; evrene, hayata dair her şeye yeni, güçlü ve anlamlı bir temel, izah ve bakış açısı getirirsiniz. Çünkü İslam, doğru düşünen birisi için, her şeyi kökten değiştirecek, her şeyin değerini yeniden sorgulamanıza ve hesaplamanıza yol açacak kadar güçlü ve önemli bir meseledir. İşte bu nedenle, Kuran’ın ortaya koyduğu meseleye doğru şekilde tanık olan herkesin borsası sallanır ve radikal değişimler patlar; bazı şeyler değerini kaybederken, bazı şeyler değer kazanır.

Bilgi, işte bu değeri değişecek ve buna göre yeniden anlam kazanacak şeylerin başındadır. Zira var olan her şeyi okumak; akıl yürütmek, sorgulamak, gözlemlemek ve bu vesileyle bilgiye ulaşmak, İslam’ın; Müslümanlar için bir emri, doğru yol üzerinde yaşamak konusunda koyduğu bir şarttır. 

Bunu kanıtlamak için Kuran’daki okumaya, akletmeye, gözlem yapmaya; kozmoloji, astronomi, jeoloji, biyoloji, zooloji, arkeoloji, botanik vb. bilimlere yönlendiren ayetleri buraya tek tek koymayacağım. Bu yönlendirmeleri Kuran ile az çok alakadar olanlar bilirler, bilmeyenler ise basit bir aramayla bu müthiş delillere tanık olabilirler. 

Pekala, Kuran, ne için akıl yürütmemizi, bilim yapmamızı, bilmemizi ister? Ya da öncelikle, bu soruya, bugün genel olarak insanlar bunu ne için istiyor, bunu cevaplamaya çalışarak giriş yapalım inşallah.

Aristoteles’in de dediği gibi, bütün insanlar doğaları (fıtratları) gereği, bilmeyi arzularlar. Burada elbette insanlar arasında hangi bilginin önemli olduğu ve bu bilgiye ulaşmada nasıl bir yol izlenildiğiyle ilgili farklılıklar olabilir ama sonuçta herkes, bütün insanların bir şekilde bilmeyi arzuladığı ve bu arzunun mizaçtan gelen bir eğilim olduğu konusunda anlaşacaktır.

İslam’ın insana ve hayata verdiği cevap üzerinden bir yorumlamada bulunacak olursam, bu eğilimin, anlamı bulmak, ona tanık olmak arzusuyla ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Peki ama, bugün insanlar bu mizaçlarındaki eğilimi nasıl yönlendiriyor? Nasıl bir bilgiye ulaşmaya çalışıyor ve niçin ulaşmaya çalışıyor? 

Buna verilebilecek en basit cevap şudur: “İnsanların çoğunluğu, dünya hayatında fayda getiren bilgiye ulaşmak istiyor ve bunu dünya hayatını istediği için istiyor.” Yani insanın bilgiye ve bilmeye verdiği kıymet, bunun ona dünya hayatındaki getirisi; karizma, para, dünyevi fayda, yaşam şartlarının iyileşmesi, sosyal onay vb. şeyler nedeniyledir, ki çoğunluğu dünyaya, ahiretten daha fazla kıymet veren hatta ahireti direkt görmezden gelen dünya halkı için başka türlü bir niyet düşünülemez. 

Elbette Müslümanlar için de bilgiden böyle faydalar gözetmek yanlış değildir. Fakat unutulmamalıdır ki, Müslümanlar, İslam’ın onlara bağışladığı zihin ve bakış açısıyla beraber, bilgiye ve bilmeye de farklı bir kıymet vermişlerdir. Bu farklılık, İslam’ın, bilmeyi takva arttırıcı bir şey görmesi nedeniyledir.

“…Allah’ın kullarından yalnız ilim sahipleri haşyet ederler…” (Fatır, 28)

Bu apaçık ayetten anlıyoruz ki, bilmek, ayetlere tanık olmaktır ve bu, insanın Allah’a olan haşyetini, takvasını arttırmaktadır. Bu nedenle insan, mizacındaki bilme arzusunu doğru yönlendirmeli; evrenin hakimi olmak için değil, takvasının artması için “bilmeye” çalışmalıdır. 

Yahudiliğe göre Adem, bilgelik ağacından (yaşam ağacı) “ölümsüz” olmak için yemişti. Halbuki bilmenin kıymetini doğru anlasaydı, takvalı olabilmek için o ağaçtan yemezdi.  

Son olarak İbrahim peygamberimizi hatırlayalım. O Kuran’da en çok övülen peygamberdir. Ve o, gözlem, akıl yürütme neticesiyle Allah’ı bulan ve kavrayan birisiydi. Ve bunu, Ay’ı, Güneş’i inceleyip, bir varsayım attığı, sonra bu varsayımını akıl yürütmeyle, felsefeyle çürüttüğü bir süreç içerisinde becermişti. İşte bu, bilginin Allah’a nasıl ulaştırdığı ve nasıl takva kazandırdığı ile ilgili güzel bir örnektir.

Selam.

Twitter: @colpandiz


About the Author
Author

Doğukan Topuz

Leave a reply

Name (required)

Website