İnsanın Değeri ve Üstünlüğünün Kıstası

İnsanın Değeri ve Üstünlüğünün Kıstası

Şeytanlardan Allah’a sığınırız.

Modern insan; tükettiği şeyler gibi tüketilen, özünden çok biçimiyle öne çıkan bayağı bir mal olmak ister. Bu nedenle değerini yükseltmek için didinir. Fakat bu insan tipi, kendini Allah’a değil, diğer insanların huzuruna sunduğu -daha doğru ifadeyle bir mal gibi pazarladığı- için değerinin kıstası farklıdır. Ona göre onun değeri, toplumun ve idollerin onunla alakalı beklentisi ve düşüncesine ne derece hizmet edebildiğiyle alakalıdır. Bu sebeple de değeri insanlar tarafından müşahade edilebilecek basit, göze çarpıcı şeyler, yani; giysisi, karizma yahut güzelliği, işi, belli alandaki statüsü, soyu sopu vb. şeyler üzerine kurulu olmalıdır. Kısacası, bu modelde insan hem tezgahtaki maldır hem de sempatisi ve rızası kazanılmaya çalışılan alıcıdır.

“…İsteyen de kendisinden istenen de ne kadar acizdir.” (Hac, 73)

Allah ise Kuran’da insanı bu tip algıdan daha farklı şekilde izah eder. Buna göre insanın üstünlüğü ve değeri tamamen takvasına bağlıdır:

“Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere, soylara ayırdık. Allah’ın yanında en üstün; şerefli, itibarlı olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen’dir, Her Şeyden Haberdar’dır.” (Hucurat, 13)

“De ki: “Duanız yoksa, Rabbim size niye değer versin?..”  (Furkan, 77)

Ve insana dair bir izah olarak da onun aciz; zayıf, cahil, bilgisiz, sınırlı anlayışa sahip, unutkan, zalim, muhtaç, hüsranda, sabırsız, hırslı; kendi menfaatini gözeten, mala düşkün, cimri, kıskanç, alaycı, tartışmaya düşkün, ölümlü bir varlık olduğu ortaya konur. (ör: Rum 54, Nisa 28, Ahzab 72, İbrahim 34, Enbiya 37, İsra 11, Adiyat 6-8, Mearic 19, İsra 100, Nisa 128, Taha 115, İsra 37, Asr 2, Fatır 15, Kehf 54 vs.)

Gerek genel gerek hususi şekilde tarifi yapılan insan; bu ayetlere göre rızası, beğenisi kazanılmaya layık, insana değer biçmeye kadir bir varlık olmaktan çok uzak, aciz bir varlıktır. Allah ise Kuran’daki izahına göre en yüksek ve şerefli sıfatlara sahip; övülmeye layık yegane olan, kusursuz, varlığı hiçbir şeye bağlı ve bağımlı olmayan, iyilik ile güzelliğin kaynağı ve de rızası gözetilmesi gereken, her şeye değerini biçen bir varlıktır. İşte Kuran’ın koyduğu bu izahlar, günümüz insanının yöneliş ve arayış olarak ne kadar yanılgıda olduğunu göstermektedir.

İnsanın değerinin kıstasını ve onun izahını anladıktan sonra, Allah bizim aramızda övündüğümüz, değer addettiğimiz, meziyet gördüğümüz şeyler hakkında ne diyor, ona bir bakalım:

1-Görünüş

Elbette Allah insanların güzel görünmesini ister ve buna göre müminlerin görünüşüyle alakalı kaygı ve çabada olması kötü bir şey değildir. Fakat Allah, insanın özünün, kıyafetinden mühim olduğunu ve kimi insanların yalnızca elbiseye sahip kütükler olduğunu da söyler:

“Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler… (Münafikun, 4)

Ey ademoğulları! Çirkinliklerinizi örtecek ve sizi süsleyecek elbiseler indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar. (Araf, 26)

Buna göre insanın dışına giydiği elbiseden daha önemli bir elbise, onun özünü anlatan takva elbisesidir. Bu takva elbisesi yoksa, insan elbise giydirilmiş bir kütükten hallice değildir.

Allah, bazılarının ise gösteriş budalası olduğuyla ilgili uyarır:

“Onlar salatlarında gafletteler. Onlar gösteriş yapanlardır.” (Maun, 6)

“Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Oysa O, onları aldatandır. Onlar, namaza kalktıkları zaman üşene üşene kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı da pek az zikrederler.” (Nisa, 142)

İnsanı bu gösteriş budalalığına iten şey de, Allah’tan daha çok insanlara huşu duymak ve insanların rızasını, onayını Allah’ınkinden üstün tutmaktır. İşte bu ayetlere göre, görünüş kimi zaman aldatıcı olabilmekte ve de insanın özüne dair pek bir şey de ifade etmemekte.

2-Güzellik, Karizma

İnsan; evrendeki her şey gibi bozulmaya mahkûm bir yaratıktır. Gün gelir, kendisinden güzellik ve karizma namına bir şey kalmayacak bir yaşa yahut duruma da gelebilir:

“Rabb’im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı…” (Meryem, 4)

“Kime uzun bir ömür verirsek, onu zamanla yaratılış olarak tersine çeviririz…” (Yasin, 68)

Bu olmadığında bile insanın Allah nezdinde değerini belirleyen şey güzelliği, karizması değil, takvasıdır. Allah yarattığı her şeyi güzel yarattığını, insanı da en güzel şekilde yarattığını söyleyerek (bkz: Tin 4, Tegabün 3, Sad 7) hepimizin kendi gözünde güzel olduğunu ortaya koymuştur. İnsanlar arasında meziyet görülen güzellik algısı ise ancak aciz insanın sınırlı anlayışına tekabül eder.

3-Statü

Toplumsal rollerin, sınıfların belirleyicisi olan imkanlar Allah’ın bizi sınamasının karşılığıdır:

“Sizi, yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı bazınıza derecelerle üstün kılan, O’dur.” (Enam, 165)

“Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.” (İsra, 21)

Dünya hayatında verilen bu imkanların Allah katında önemi yalnızca onun nasıl kullanıldığıyla ilgilidir. Kuran’da Süleyman Peygamberin bir mülk istediği, bununla sınandığı ve bu sınavında başarılı olduğuyla ilgili ayetlerin yanında, kendisine statüsünün ve mülkünün hiçbir fayda getirmediği Firavun ve Karun gibilerin durumu da anlatılır:

“Gerçeği yalanlayan nankörlerin, ne mallarının ne de evlatlarının Allah’ın yanında bir yararı olmayacaktır. Onlar ateşin yakıtıdırlar. Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah’ın cezası çok çetindir.” (Ali İmran, 10-11)

“Sonra, Karun’u ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.” (Kasas, 81)

Karun’un helakından sonra öncesinde ona imrenenlerin aldığı ders ise şöyle aktarılır:

“Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, “Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah’mış. Eğer Allah bize lutfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay be! Demek ki gerçeği yalanlayan nankörler kurtuluşa eremezler.” dediler.” (Kasas, 82)

Kim olursa olsun, hiçbir kimsenin serveti, statüsü ahirette ona yardımcı olmayacaktır:

“Hiç kimsenin bir başkasının yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği ve hiç kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden sakının.” (Bakara, 123)

Kendisinin statüsü gereği üstün olduğu yanılgısına sahip olanların ise ahirette işeteceği laf şudur: 

“Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin!” (Duhan, 49)

Allah, Kuran’da hangi sosyal statüden olursa olsun hiçbir insanı birbirinden ayırmamış ve asıl statünün onun nezdinde takvayla ilgili olduğunu açıklamıştır. Bunun en güzel delillerinden biri birçok peygamberin toplumda hakir görülen bir statüden olmasıdır. Bununla beraber bütün peygamberlerin Allah’ın emri olarak, haksız statüleri ortadan kaldırmak, ezilenleri özgürleştirmek ve yükseltmek için uğraştığını da unutmayalım:

“Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı. Biz ise, yeryüzünde ezilenleri nimetlendirmek ve onları önderler, varisler ve iktidarlar kılmak istiyoruz…” (Kasas, 4-6)

4-Soy Sop

Yine Allah’a göre hiçbir ırkın, milletin, soyun birbirine bir üstünlüğü yoktur. Birbirimizin arasındaki bu farklılıklar, Allah’ın yaratışındaki zenginliği görmemiz için ayettirler:

“Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu O’nun ayetlerindendir. Bunda bilenler için ayetler vardır.” (Rum, 22)

İnsanlar tek bir nefistendir:

Ey insanlar! Sizi, tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve o ikisinden birçok erkek ve kadını üreten Rabb’inize karşı takvalı olun. Birbirinizden yararlanasınız diye akrabalık bağını kuran Allah’a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah, sizi gözetmektedir.” (Nisa, 1)

Hiçbir topluluğun, başka bir toplulukla alay etme hakkı yoktur:

“Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha iyidirler…” (Hucurat, 12)

Yine son olarak, üstünlüğün kıstası millet, soy değil; takvadır:

“Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere, soylara ayırdık. Allah’ın yanında en üstün; şerefli, itibarlı olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen’dir, Her Şeyden Haberdar’dır.” (Hucurat, 13)

Bütün bu apaçık ayetlere göre; inanan insanın bu şeylerle övünmesinin, üstünlük iddia etmesinin ve kendini insanlara bu süslerle sunmasının hiçbir mantığı yoktur. Kimi insanlarca ve topluluklarca bunlar değerli görülebilir, üstünlüğün bir göstergesi zannedilebilir ancak Allah için bunların hiçbir önemi yoktur. Allah için insanın meziyeti özünde; takvasındadır. Buna sahip olmayanların ise hiçbir süs Allah nezdinde değerini arttırmaz. 

“Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; aranızda bir süstür, bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle çiftçilerin hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.” (Hadid, 20)

Dünya hayatı yalnızca aldatıcı bir metadır. Kendisini özüyle değil, bir meta oluşuyla insanların önüne koyan kişi de kolayca tüketilen, bayağı ve ucuz bir maldan hallice olmayacaktır. Zira Allah’ın nezdinde mühim olan, tükenmez olan ve ona ulaşan yegane şey takvamızdır. 

“…Ona ulaşacak olan sizin takvanızdır.” (Hac, 37)

Twitter: @colpandiz


About the Author
Author

Doğukan Topuz

Leave a reply

Name (required)

Website