Şebeke

Şebeke

Şeytanlardan Allah’a sığınırız.

Allah, Kuran’da hiziplere ayrılmayın der, ama hepimizin bir hizip olmasını ister. Burada şunu anlamak lazım; yeryüzünün neresinde olursa olsun, hangi millete, dile mensup olursa olsun bütün müminler aynı bilinci, değerleri paylaştığı ve aynı dava üzerinde olduğu için -birbirlerini tanımasalar da- ancak kardeştirler:

İnananlar ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz. (Hucurat, 10)

Bu nedenle kardeşler de tek bir hiziptir. Allah, bundan sonra ayrılığa düşerek, başka hiziplere ayrılmamamızı ve aynı değerler üzerinde birlik olmamızı, aksinin azap getireceğini net şekilde dile getirmiştir:

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O’nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz. (Ali İmran, 103)

Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşüp parçalanan kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır. (Ali İmran, 105)

Peki bu hizibin amacı nedir? Amaç; müminlerin birliği, birbiriyle yardımlaşması ve birbirini desteklemesidir. Tevhid bilincini ve bu bilinçte ortaklaşanların şebekesini güçlü tutmaktır. Nitekim bu o kadar önemli bir meseledir ki, Allah; inananlar arasında savaş olduğu zaman uzlaştırıcı olmamızı, eğer savaşta direten taraf olursa onlarla bu tavırlarından ötürü bizim de savaşmamızı emreder:

Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını düzeltin. Eğer ikisinden biri, diğerine saldırırsa, saldırgan olanlarla, Allah’ın emirlerine uygun davranıncaya kadar savaşın. Eğer böyle davranmaktan vazgeçerlerse o zaman adaletle aralarını düzeltin ve hakkaniyetli olun. Allah, haktan yana olanları sever. (Hucurat, 9)

Elbette bu savaşta gözetilen amaç, savaşta ısrarcı olan tarafın şebekeyi zedeleyen tavırlarını önlemek ve müminlerin arasını düzeltici olarak birliği korumaktır. Eğer bu birlik korunmaz, müminler birbiriyle çekişir, koparsa zayıflarlar. Daha da kötüsü, yeryüzünde fesatlık ve zulüm çıkar.

Gerçeği yalanlayan nankörler birbirlerinin velileri; yardımcıları, destekleyicileridir. Eğer siz de böyle olmazsanız, yeryüzünde büyük bir baskı, zulüm ve kargaşa olur. (Enfal, 73)

Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra zaafa düşüp zayıflarsınız. Bir de sabredin. Kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal, 46)

Allah, kalplerimizi kaynaştırandır:

Ve müminlerin kalplerini uzlaştırdı. Eğer yeryüzündeki her şeyi infak etseydin yine de onların kalplerini kaynaştıramazdın. Fakat Allah, onları kaynaştırdı… (Enfal, 63)

Nerede olursak olalım, bizi bir araya getirendir:

Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. Öyleyse siz de yararlı işler yapmada birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren’dir. (Bakara, 148)

Pekâlâ bu sebepsiz midir? Allah bizi bütün engellere rağmen bir araya getirmiş ve bizi birbirimize sevdirmişken; İslam camiasındaki hizipleri, bu hiziplerin birbiriyle olan savaşını, tekfir edici ve ayrıştırıcı tavrını, müminlerin birbiriyle olan kopukluğunu Allah’a nasıl izah edeceğiz? Bunu yeterince düşünüyor muyuz?

Ayrıştırıcı, düşman edici tutum şeytancadır. Zira şeytanlığın en büyük figürlerinden birisi olan İblis, insanların birbirine düşman olmasına sebebiyet vermiştir. (Bakara, 36) Dahası, birbirimizin birlikteliğine vesile olması gereken kitabımız apaçık ortadayken, anlaşmazlığa ve ayrılığa düşmemize sebebiyet veren şey de ihtiraslarımızdır:

İnsanlar bir tek ümmetti. Allah; onlara, müjdeleyici ve uyarıcı nebiler gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında Hakk ile hükmetmeleri için onlarla beraber Kitap indirdi. Kitap verilenler, kendilerine apaçık ayetler gelmesine rağmen, ihtirasları nedeniyle onda anlaşmazlığa düştüler. İman edenler, anlaşmazlığa konu olan hususlarda Allah’ın izni ile doğru olana tabi oldular. Zira Allah, dileyeni doğru yola iletir. (Bakara, 213)

Dinlerini parça parça eden ve hiziplere bölünenlerin resulün ve müminlerin izlediği yolla; İslam’la bir alakası kalmamıştır:

Dinlerini parça parça edip, gurup gurup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir. (Enam, 159)

Öyleyse, birbirimizi uzaklaştıran, dışlayan, tekfir eden tutumlarımızı en başında bize zararı olduğu bu kadar açıkken, sürdürmenin manası nedir? Belki de sormamız gereken soru; ihtiraslarımız için mi, yoksa Allah’ın bize verdiği sorumluluğu yerine getirmek için mi hareket ettiğimizdir. Zira bunca açık ayetten sonra, müminlerin birbiriyle savaşması, tevhid şebekesini zedelemesi olacak iş değildir. Yapmamız gereken, birbirimizden haberdar olmak, birbirimizi kabul etmek; desteklemek ve yardımlaşmaktır. Aksi yeryüzüne bozgun getirir. Bu da bizi bozguncu kılar:

Onlar ki; anlaştıktan sonra, Allah’a verdikleri sözü bozan, Allah’ın korunmasını istediği bağları koparan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaran kimselerdir. İşte onlar, hüsrana uğrayacaklardır. (Bakara, 27)

Allah’ın korunmasını istediği bağlardan birinin de müminlerin birbiriyle olan bağı olduğunu hatırlamak gerek.

Yüz çevirmekle yeryüzünde fesadın çıkmasına ve rahmet bağlarının paramparça olmasına sebep olacağınızın farkında mısınız? (Muhammed, 22)

Eğer Allah’a karşı takva sahibiysek, kendi ihtiraslarımızın değil, Allah’ın öğüdünün peşindeysek; bağları, tevhid şebekesini korumak ve birbirimize karşı sabırlı olup, beraber olmak mecburiyetindeyiz:

Ey iman edenler! Allah’a karşı takva sahibi olun ve doğrularla beraber olun. (Tevbe, 119)

Sabah akşam O’nun yoluna yönelerek, Rabb’ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme. (Kehf, 28)

Bizi güçlü kılacak, yeryüzüne huzur ve barış getirecek tutum da budur. Eğer bu tutuma sahipsek aramızdan yirmi kişi, yüz kişiye galip gelebilir. Ancak bundan uzaksak, işe yaramaz, bozguna sebebiyet veren ayrı ayrı yığınlardan başka ne olabiliriz ki?

Allah’ın rahmeti üzerimize olsun. Selamlar.

Öğüt, müminlere fayda verir. (Zariyat, 55)

Twitter: @colpandiz


About the Author
Author

Doğukan Topuz

Leave a reply

Name (required)

Website