Öz Yıkım

Öz Yıkım

Öz Yıkım

İnsan, dünyadaki diğer yaratılmışların tümünden ayrı olarak; akla, öz farkındalığa ve gelişmiş dışsal farkındalığa sahip bir varlıktır. Bu, insanın Allah tarafından yeryüzünün halifesi seçilmesi, kendisine mesuliyet verilmesi ve bunlardan imtihan olunması sebebiyledir. 

Biz, insanı karışım olan bir sıvıdan yarattık. Onu imtihan etmek için işiten ve gören bir varlık kıldık. (İnsan, 2)

Tarih boyunca kimileri ise insanın bu yönünü reddetmiş, onu hayvandan farklı olmayan bir şey olarak görmüştür. Kimileri insanın mesuliyetten, ahlaki değerlerden yoksun yahut muaf olduğunu söylemiş, kimileri ise onun iradeye ve belirli öze sahip olduğunu dahi reddetmiştir. Kuran ise bütün bu zanlardan uzak şekilde, insanın bir fıtrata, mizaca sahip olduğunu; bir din üzerine yaratılmış olduğunu, ahlaki değerler taşıdığını, mesul olduğunu ve cüzi bir iradeye sahip olduğunu sürekli vurgulayıp durmuştur. Kendi varlığının bu yönünü reddeden, unutan kimselere ise fıtratlarına dönmelerini emretmiştir.

O halde bir hanif olarak dine yüzünü çevir. İnsanları üzerinde yaratmış olduğu Allah’ın fıtratına. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Doğru olan din budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. (Rum, 30)

İnsan, yaratılıştan Allah’ın ona verdiği fıtratına eğilimlidir. Fakat bu, insanın fıtratının bütün inceliklerini bildiği ya da herhangi bir rehberden yoksun olarak, kendi kendine bilebileceği yahut fıtratını unutmayacağı anlamına gelmez. İşte bu noktada Allah’ın yol gösterici vahyi olan Kuran devreye girer. Kuran; bize fıtratımızı, fabrika ayarlarımızı ve yönelmemiz gereken yolu gösteren/hatırlatan mükemmel bir kitap olarak karşımıza çıkar ve benliğimizi karanlıklardan aydınlığa, sıkışmışlık halinden hürriyete ulaştırır.

Burada tahrif edilmiş, içi boşaltılmış bir kavram olan hürriyetin ne olduğunu yeniden düşünmek gerekir. İnsan, hürriyetin bazen ne isterse yapılabileceği, hiçbir hududun olmadığı koca bir genişlik zanneder. Fakat bu yanlış ve kendimize kabul ettirmeye çalıştığımız bir yalandır. Çünkü içimizdeki bütün o hayvani heveslerin derininde bir yerde asıl benliğimiz yatar ve o benliğin belirlenmiş fıtratına göre, insan, nefes alabileceği ama kaybolup gitmeyeceği kadar bir genişlik içinde; kendisini kendinden daha iyi bilen, her şeyden yüce bir varlığın yol göstericiliğiyle, ona teslim halde yaşamayı arzu eder. Farkında olalım ya da olmayalım, hepimizin arayışı, içten arzusu budur. Hür olmak, hayvan yahut tanrı gibi olmak değil, insan olmanın fıtratını giyebilmektir. İşte bu hürriyeti size verebilecek tek şey de Allah yani onun kelamı Kuran’dır. 

Peki bu kelama yüz çeviren, ondan uzak duran bir kimsenin hali ne olacaktır? Bu kişi gerçek hürriyete erişebilir mi? Buna Kuran’dan cevap vermeye çalışalım.

Kuran, Allah’ın hudutlarını çiğneyen, onun emirlerinden yüz çeviren kişileri “kendine zulmeden” şeklinde tanımlar. 

…Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa, kesinlikle kendine zulmetmiş olur… (Talak, 1)

Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine zulmeden halkın durumu ne kötüdür. (Araf, 177)

Bunun sebebi Allah’ın hudutlarının, emirlerinin esasen bizim fıtratımıza uygun olması, hatta benliğimizin içten içe arzu ettiği bir şey olması ve fıtratının bu yönünü yok sayan kimsenin bunlardan uzak durarak başta kendine zulmediyor olmasıdır. Halbuki Allah’ın ayetleri, hudutları bizim için yararlı, bu ayetleri ve hudutları sunan Kitap ise bizim için bir şifa ve yol göstericidir: 

Kuran’dan indirdiğimiz şeyler müminlere bir şifadır, rahmettir… (İsra, 82)

Kuran, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır. (Fussilet, 44)

Dolayısıyla Kuran’dan uzak olan kimse, kendi için şifadan ve rehberden de mahrum kalır ve bundan ötürü kendini bunalıma, körlüğe sevk eder:

Kim Ben’im öğüdümden yüz çevirirse, bilmelidir ki onun için bunalımlı bir yaşam vardır. (Taha, 124) 

Aynı zamanda Allah’ı tanıtan, hatırlatan bu Kitap’a uzak kalan, kendini de unutmuş sayılır: 

O kimseler gibi olmayın ki, onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara öz benliklerini unutturdu. Yoldan çıkmışların ta kendileridir onlar. (Haşr, 19)

Bu ayetler sadece bir tehdit değil, bir gerçekliktir. Kim kendi fıtratını kendisine sunan, kendinin ne olduğunu ve Allah’ı hatırlatan bu yüce Kuran’dan uzak olursa; ona fıtratından uzak olmanın, ne olduğunu ve Rabb’inin kim olduğunu unutmanın getirisi bunalımlı bir yaşam, kaybolmuşluk hali vardır. Bu bunalım ise bazen öyle büyük olur ki, insan buna dayanamayacağı ve içten içe kendini yok etmek isteyeceği bir hale bürünür. Psikolojide “self mutilasyon/destructive/injury/harm” denilen, insanın öz nefretini ve öz yıkımını; bedenine, özüne, yaşamına bilinçli yahut bilinçsiz, maddi/manevi zarar vermesini ifade eden bu eğilimin en büyük sebebi de insanın hakikatten, fıtratından yani dolaylı olarak Kuran’dan uzak olmasının getirdiği bu yabancılaşma ve bunalımdır. 

Öz yıkım kimi zaman intihar ya da bedene zarar şeklinde tezahür etse de, her zaman böyle ilerlemek zorunda değildir. Dikkat edilirse Kuran’dan; Allah’ın hudutlarından, ayetlerinden ve onun insanı üzerinde yarattığı fıtrattan uzaklaşan kimseler başka türlü de öz yıkıma başvurabilmektedir. Hatta bu çoğunlukla kişinin çevresindekilere fark ettirmediği ve üstelik kendisinin de fark edemeyeceği bir şekilde, yavaşça da olabilmektedir. Buna dar bir kapsamda örnek olarak uyuşturucu ve alkol kullanımı ile çeşitli bağımlılıklar ve akla zarar veren her türlü eğilim gösterilebilir. 

Hülasa, şöyle söyleyebiliriz; Kuran’dan, Allah’ın sunduğu fıtrattan uzak olmak, kişiyi öz benliğiyle, fıtratıyla şiddetli bir çatışmaya sokar ve bunun getirisi bunalım ile öz yıkımdır. Allah’ın buyrukları ise kişinin kendi fıtratını bulmasını, buna teslim olmasını ve mizacıyla barışık, ılımlı ve huzurlu bir yaşam sürmesini sağlayan bir şifa ve rehberdir. Hürriyet ise ancak bu sağlanıyorsa mümkündür. Aksi şekilde, “hürriyet” denilen şey kişinin kendini sınırsızlıkta ve karanlıkta kaybettiği, kendini derin bir boşluğa bıraktığı zararlı bir eğilimin adı olabilmektedir.

İleride belki inşallah bu konuyu daha da açabilir ve insanın kendine zarar verme eğilimleriyle alakalı daha detaylı yazabilirim. Şimdilik bir girizgah olsun. 

Öyleyse İslam’la hürleşen, fıtratını bulan herkese selamlar. 

Önerileriniz için:

Twitter: @colpandiz


About the Author
Author

Doğukan Topuz

Leave a reply

Name (required)

Website