Yazı büyüklüğünü ayarlamak için kutulara tıklayınız.
Kuran`a rağmen, Kuran`ı hiçe saymayı din edinenler… (#1348)
Kuran`a rağmen, Kuran`ı hiçe saymayı din edinenler…
Yazı Ecehan Dilek Güralp
04. 09. 2008 - 16: 14
Bodrum merkezden Turgutreis minibüsüne binerek bir dostumu ziyarete
gitmekti niyetim. İlk iftarımızı birlikte yapacaktık.
Hava sıcaklığı 41 derece gösteriyordu. Mesafe de 20 km.
Daha 5 km. bile gitmeden, tek bacağı olmayan bir vatandaş bindi
minibüse. Görür görmez kalkıp yer verdim.
Adam kalktığımı gördüğü halde oturmayınca uyarma gereği hissettim,
bana ne dese beğenirsiniz?
"Oturacağım ama sıcaklığın geçsin diye bekliyorum. "
Ben 15 km. ayakta gitmeye razı bir şekilde insanlık yapmaya
çalışırken, tek bacağı olmayan bu insanın aklından geçenler beynimi ve
midemi bulandırdı.
Daha önce böyle bir hurafeye hiç tanık olmamıştım. Konuyu sizlere
yazmak için birçok kişi ile konuştum, onlarca belge okudum. Aldığım
cevaplar beynimdeki her bir nöronu sanki cımbızla çekiyordu.
Kuran`da, ne söz ile ne de mana ile bu anlama gelebilecek hiçbir ayete
rastlamamıştım. Kimse de rastlamamış zaten.
"Mezhebimiz içinde(Hanefi), böyle bir görüşün doğruluğu kabul ediliyor…"
Peki, bu mezhep işi nereden çıktı?
Biliyoruz ki, Peygamberimiz(S. A. V) ve 4 halife devrinde Kuran dışında
hiçbir başka kaynak yoktu.
"İslam`ın en mutlu zamanları" diye anılan bu zamanlarda kimse ben
Sünni`yim, Aleviyim, Hanefi`yim, Şii`yim, Caferi`yim, Şafiyim vs.
şeklinde görüş belirtmiyorlardı.
Onlar sadece ve sadece "ben Müslüman`ım" diyor ve bunu da yeterli görüyorlardı.
Müslüman olmayı etikete bağlamak, Kuran`ın neresinde yazıyor?
Din hakkında bilgi almak için Kuran`a değil de, tefsirlere, fetvalara,
hatta hadislere bakmak; Kuran`a saygısızlık, Kuran`ın –hâşâ- yetersiz
olduğunu kabullenmek değil mi sizce?
Kriter eğer mezheplerse, aynı konuya birinin evet dediğine diğerinin
hayır dediğini görerek işin içinden nasıl çıkacağız?
Abdesti bozan şeylerin sayısı Hanefi`ye göre 12, Maliki`ye göre 3,
Şafi`ye göre 5, Hanbelî`ye göre 8.
Kuran`da böyle bir sayı var mı? Yok.
Umursamazlıktan veya tembellikten dolayı namaz kılmayanın hükmü,
Hanefi`ye göre Hapsedilir, kanatılana kadar dövülür, öldürülür.
Maliki`ye göre, tövbe etmezse öldürülür.
Şafi ve Hanbelî`ye göre ise, üç gün içinde tövbe etmezse öldürülür.
Kuran`da böyle bir hüküm var mı? Yok.
Kadın, yanında kocası olmadan hacca gidebilir mi sorusunun cevabı
Hanefi`ye göre hayır, Maliki ve Şafi`ye göre Evet, Hanbelî`ye göre
Hayır.
Kuran`da böyle bir karışıklık var mı? Yok.
Sizce hangi mezhep "gerçek" Müslüman? Kuran`a rağmen, Kuran`a karşı
olmak gerçeklik mi?
Örnekler yüzlerce artırılabilir.
Kuran`da olmayan bir meseleyi şartlara bağlayarak hüküm koymak, -hâşâ-
Allah(C. C)`a ortak koşmaktan öte ne anlam ifade eder ki?
Bir diğer konu da, hadisler.
Kimi kaynaklara göre, sayları 2 milyon, kimine göre 600. 000, kimine
göre 400. 000 değişip gidiyor.
Peygamberimiz(S. A. V)`in hayattayken ve ardından 4 Halife`nin de asla
müsaade etmediği –hadis yazma- hakkındaki ortak görüşe kimse itiraz
etmiyor.
Geçmişten günümüze tüm araştırmacıların belki aynı noktada buluştuğu
nadir konulardan biri bu.
Ve çok önemlidir ki hadis toplama işi Peygamberimizden 6–7 kuşak sonra
başlamıştır, en iyimser tahminle 200 yıl.
Kendi aranızda kulaktan kulağa adlı oyunu oynadıysanız eğer, beni daha
iyi anlayacağınızdan eminim.
Bu oyunu oynayan herkes bilir ki, bırakınız kelimeleri, mana bile
kaybolur gider. 200 yıl değil, 200 saniye sonra bile kaybolur, gider…
Kuran`a ve Peygamber(S. A. V)`e rağmen, üstelik en güvenilir olduğu
belirtilen hadis kitaplarında(Ör/ Buhari, Müslim, İbni Sad vs) dahi bu
konu ele alınır.
Ne ilginçtir ki, aşağıdaki sözler neredeyse tüm hadis kitaplarında da yer alır.
Buhari 1. cilt, Tezkiratül Huffaz denir ki; Hz. Ebubekir Peygamber
Efendimizin vefatından sonra halkı toplamış ve şöyle demiştir: Sizler
Allah`ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden
sonrakiler büyük anlaşmazlıklara düşeceklerdir. Allah`ın elçisinden
hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyin
ki; İşte Allah`ın kitabı aramızda, onun helalini helal kılın, haramını
haram görün. "
İbni Sad, Tabakat, 5/140 denir ki; Hz. Ömer halktan, beraberlerinde
bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların
yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli`nin Mişna`sı gibi,
Müslümanların Mişna`sıdır bunlar.
İbn Abdülberr, Camiul Beyanil İlm, denir ki; Hz. Ali, minberden şu
hutbeyi veriyordu: Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok
etsinler. Zira halkı helak eden olay, âlimlerin naklettikleri
hadislere uyarak Kuran`ı terk etmeleridir.
Hadislere karşı çıkan bu tür bilgiler tüm hadis kitaplarında
bulunmasına rağmen, neden yazılmışlardır?
Allah`ın Kitabı Kuran, eğer anlaşılmaz ise onlar nasıl anlamış ve
bizlere ışık(!) tutmaya çalışmışlardır? Allah`ın kelamının üzerine
elçisinin asla müsaade etmediği hadis yazma işine kim, ne amaçla izin
vermiştir?
Bu, düpedüz Allah`ı(C. C) ve Peygamber`ini(S. A. V) hiçe saymak değil midir?
Allah bizlere, kullarının anlayamayacağı bir kitabı üç beş kişi çıksın
da benim –hâşâ- anlatamadığımı anlatsın diye mi indirmiştir?
Benim kitabımı herkes anlayamaz belki diye düşünüp de, vekili
Peygamberlere –yardımcı ders kitabı babında-
hadislerinizi(sözlerinizi) yazıya alın ki sizden sonrakiler beni daha
iyi anlasın demeyi –hâşâ- akıl mı edememiştir?
Diğer kutsal kitaplarında, asıl orijinalitesinin bozulma sebebi,
kişilerin -yardımcı ders kitabı babında- yazdıklarının daha ön plana
geçmesi olmamış mıdır?
Böyle bir mübarek ay`da, "Allah`a ve Peygamberi`ne onların bu denli
karşı çıktıklarını bile bile, bu onların çok önem verdikleri
sünnetleri iken, akıllarına gelen her soruyu Kuran yoluyla değil de,
tefsir, hadis, fetva vs yoluyla açıklamaya çalışanlar Allah`ı ve
Peygamberi asıl çiğneyenler değil midir?
Uyanmamız lazım… Hiç değilse bu mübarek ay`da, Kuran`da da birçok defa
belirtildiği üzere "akıllarımızı kullanmamız lazım. "
Akıl, sadece sana yer veren birinin koltukta bıraktığı sıcaklığını
düşünerek değil, eğer dinin İslam ise, Kuran`ın bıraktığı sıcaklığı
hissetmekle akıldır.
Sen ise, aklını kullanabildiğin ölçüde sensindir.
Soğuk yürekle, sıcak dünya hayali de; aymazlıktan öte bir hal
değildir. Yazdıklarım ise, asla kafa bulandırmak değil, bulanık
sulardan okyanuslara açılma isteğidir olsa olsa.
Çünkü okyanus, yıllardır bizden uzakmış gibi gösterilse de o kadar
yanı başımızda ki!...
Yazar : Ramazan Demirci
Bu yazı Kuran’ın rehber edinilmesi kategorisindedir.
Bu yazi 379 kere okunmuştur.
Yorumlar
Yazan: Necdet Ersoz
Katılıyorum. Kuran kendisi diyor zaten herkes icin oldugunu. Anlasmazlık cıkan konularda ise Allah`in hüküm verecegini, Kuran`da acıklanmayan konuların ise Allah tarafından affedilecegi yazıyor.
Eline saglık
Yazan: HAYRI
SELAMUN ALEYKUM.
COK güzel yazmisiniz kardesim insa ALLAH ibret alan olur,
SADECE BIR AYETI NASIL DA TEFSIR ETMISLER IBRET OLSUN DIYE BURDA YAZAYIM:
IBRAHIM ASW SU AYETTE ALLAHA SORUYOR:
2/260
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun? " deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir
SIMDI MEZHEBLER BU 4 KUSUN ISMINI WERMIS:
1-GARGA
2-GÜWERCIN
3-KARTAL
4-TAVUS
SIMDI SORUYORUM ONLARA YA BU KUSLARIN ISIMLERINI NERDEN BULDUNUZ?
ALLAH ISTESEYDI ISIMLERINI SÖYLERDI BIZDEN ISTENEN AYET NASIL ISE ÖYLE INANMAK.
68/40
Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir? "
TÜM AYETLER ICIN.
KURANIN TEFSIRINI ALLAH KENDISI YAPTI:
25 - 33
Ve la ye’tuneke bi meselin illa ci’nake bil hakkı ve ahsene tefsîrâ(tefsîren).
Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
Bunu biliyor musunuz? Cehennemlikler orada ta diplerde çıkan, tomurcukları şeytan başı gibi olan yiyeceğin üzerine, kaynar su karıştırılmış içecek içerler. | Saffat Suresi 64-67