Yazı büyüklüğünü ayarlamak için kutulara tıklayınız.
Ne Mutlu Türküm Diyene!.. Mustafa Kemal ATATÜRK (#923)
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Mustafa Kemal ATATÜRK
Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir. Atatürk Türk milletinin ve Türk adının tarihte devam etmesini sağlayan en önemli isimdir.
Bu özel ve değerli insanın günümüz Türkiye’sinde dahi değerli yapan en önemli özelliği ise, geniş vizyonu ile ileriyi görebilmesidir. Ülke bütünlüğünü, milli birlik ve beraberlik ruhunu tüm etnik gruplara yansıtmasıdır.
Bugün bazı Atatürk karşıtları dar vizyon ve sabit görüşleriyle geniş bir bakış açısıyla düşünemiyorlar. Dolayısıyla onun yaptıklarını tam olarak anlayamıyorlar. Anlayamadıkları için de yeteri kadar onun ilkelerine değer vermiyorlar.
Şimdi bir düşünelim: Atatürk olmasaydı, parçalanmış ülkemizin azınlıkları olarak İngilizlerin mi, Fransızların mı yoksa Rusların mı hakimiyeti altında olacaktık?
Ya da çok konuşulan dindar dinsiz kavgalarını kime anlatacaktık. Fransızlara mı, İngilizlere mi?
Atatürk’ün devrimlerini hatırlayalım:
Bir ülkenin kanunlarının değiştirilmesi dünyanın en riskli ve en zor işidir. Atatürk Arap alfabesini değiştirip, yerine Latin harflerini getirdi. Kılık kıyafette devrim yaptı. Dini kurumsallaştırdı. Din ve devlet işlerini ayırarak laik cumhuriyetin temellerini attı. İlk seçme seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına verdi. Yine dünyada ilk kadın savaş pilotluk unvanını da Atatürk Türk kadınına layık gördü. Çok kısa zaman içinde hızla üniversiteler, fabrikalar inşa ederek, hem ekonomiyi kalkındırdı hem de bilgi düzeyini artırarak eğitimi hızlandırdı. Ulaşım alanında ise, ülkenin dört bir yanını demir ağlarla ördü.
Atatürk yüzünü hep batıya döndü. Tüm hayali genç Türkiye Cumhuriyeti’nin “çağdaş uygarlıkların seviyesine” kısa sürede kendi kimliğiyle yükselmesiydi. Çünkü batı ülkelerinin gelişen dünyaya öncülük yaptığını biliyordu. O günlerde olduğu gibi günümüzde de Atatürk’ü eleştirenler, onun bu hayalini anlamaları için modern dünyanın vazgeçilmez teknolojilerinin nereden geldiğine bakmaları gerekir.
Şimdi soruyorum: Neden İslam birliği değil de Avrupa Birliğine girmek istiyoruz? Neden İslam Ülkerlerinde birleşme ve bütünleşme yoktur? Atatürk batıyı örnek aldığında din elden gidiyor diye yıllarca feryat edenler, şimdi ne oldu da onun fikirlerini kabul eder duruma geldiler?
Atatürk bizi 84 yıl önce Avrupa birliğine dolaylı olarak sokmuş da bizler farkına varamamışız.
Şimdi İslam ülkelerine bir bakalım:
İran sizce ne kadar zengin ve refah bir ülke? Hatta ne kadar dindar bir ülke? Tartışılır… Zorla, baskıyla din yapılır mı? Zorla yapılan din sadece göstermelik olur. Tıpkı İran’daki gençlerin başlarına zorla örttükleri örtü gibi.
Peki ya Arabistan? Ülkenin tüm servetini birkaç hanedan paylaşmış, zengin ile fakir halk arasında keskin bir uçurum oluşmuş. Afganistan’ın durumu ise tam anlamıyla içler acısı.
Pakistan yokluk içinde. Gözlerimizin önündeki Irak parçalanmış durumda. Halkı perişan. Müslüman ülkelerinin neredeyse tamamında zengini çok zengin, fakiri çok fakir ve perişan yaşıyor.
İslam tarihinde din ile ülke yönetimini sadece Hz. Muhammed tam olarak başarmıştır.
Bu yönetimden tüm kesimler hatta peygamber karşıtları dahi memnun kalmıştır. Bunun dışında hiçbir dini yönetim onun yerini tutamamıştır. Bundan sonra da tutması mümkün değildir.
Atatürk öyle bir akıl yürütmüş ki, bugün dahi kendini dindar sayanların yapamayacağı kadar İslam dinini korumuştur. Kimlerden korumuş? Hurafelerden, sahte şeyhlerden ve dini parayla satanlardan korumuş.
İslam dininin modernize olması gerektiğini o dönemde dahi anlayıp; hurafelerin, şeyhlerin, hadislerin yönettiği İslam dinini aslına, özüne yani Kuran’a dönmüştür.
Peki, Atatürk gerçekte ne yapmak istemişti? O hiçbir ülkeye boyun eğmeyen Türk kimliğini yaratmak istemişti. Şu andaki durum bu hayalin gerçekleşmediğini gösteriyor.
Yurtdışına gidenler çok iyi bilirler. Türkleri yurtdışında genelde İspanyol, İtalyan veya Yunanlı sanırlar. Türküm dediğinizde asla inanmazlar. Çünkü bizlerin hala Arap toplumuyla aynı olduğumuzu sanıyorlar. Bu imaj günümüz Türkiye’sinde dahi maalesef değişmemiştir.
Bir İngiliz, bir Fransız hatta bir Yunanlının dahi dünyada kimlikleri vardır. Çin, Hindistan, Japon, Afrikalının kimliği olurken, neden Türk milletinin kendine özel bir kimliği, imajı yoktur?
Atatürk bu durumu değiştirip kendine özel bir adı olan yani markası olan diliyle, diniyle modern oluşuyla kendine has bir ülke yaratmak istemişti.
Şimdi olduğu gibi ülkemizde o dönemde de çeşitli etnik gruplar vardı. Bunlar: “Lazlar, Gürcüler, Çerkezler, Arnavutlar, Ermeniler ve Kürtlerdi. ” Bunların tamamı yeni bir ülke olan Türkiye topraklarında Türk bayrağı altında
“Türk milleti” adını aldılar. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözüyle hafızalara kazınan bu slogan ülkemizdeki değişimin de en önemli sembolü oldu. Ben inanıyorum ki, bu sembol hala geçerliliğini korumaktadır.
Nuran Yelkenci
nuranyelkencihotmail. com
www. nuranyelkenci. com
Yazar : Nuran Yeklenci
Bu yazı Alınması gerekli ibretler kategorisindedir.
Bu yazi 1246 kere okunmuştur.
Yorumlar
Yazan: esma
düncelerinizson kelimesine kadar katılıyorum, bu ükede sizin bilincinizde insanların varlığını bilmek içimi ferahlatıyor SONSUZ SAYGILAR...
Yazan: canan_se2@hotmail.com
Harika bir yazı olmus bukadar genis göruslu odlugunuz icin size tesekkur ediyor sizin gibilerin basimizdan asla eksik olmamaisini yuce rabbimden niyaz ediyorum, , , tessekkurler kardes allah razi olsun.... BRAVOOO
Yazan: nevin
Sizi tebrik ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir. Bu gerçeği dile getirdiğiniz için size teşekkür ederim. Evet Atatürkümüz gerçekten dinine bağlı bir önderdir. Bunu aşağıda belirttiğim örnektede anlıyoruz.
Atatürk Kur`an-ı Kerim`in Türkçe`ye çevrilmesi konusundaki düşüncesini, ilk kez 14 Ağustos 1923`te devletin eğitim politikasını belirleyecek bilimsel heyet onuruna Ankara Türk Ocağında verilen çay toplantısında gündeme getirmiş, fakat Kazım Karabekir`in itirazıyla karşılaşmıştır. Ancak onun bu isteği, itirazlara rağmen gecikmeli de olsa TBMM`e taşınmıştır. Nitekim TBMM`nin 21 Şubat 1925 tarihli oturumunda Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi görüşülürken, "hatalı Kur`an çevirilerinin yayınlandığı ve mevcut Türkçe tefsirlerin yetersiz kaldığı" gerekçesiyle konu gündeme getirilmiştir.
Atatürk`ün kurduğu Cumhuriyete sıkı sıkıya bağlı kalalım. Gerçekleri görelim ve onun yolundan ayrılmayalım.
Yazan: ilker_D
Öncelikle Nuran hanıma yazısından ötürü teşekkür ediyorum. Kendisinin tespitleri yerindedir. Fakat günümüzde birçoklarımız ne yazık ki Atatürk`ü tam anlayamadık onu sadece okul kitaplarında, hakkında, yazılan birkaç makaleden büstlerinden resimlerinden öteye hiç tanıyamadık. Bende birşey eklemek istiyorum kendisi "Din gerekli bir müessesedir. " demiştir ve bu sözü şuan birçok imamhatip okulunun girişinde bulunmaktadır.
Yazan: ugur
ellamdürüllah müslümansam ATATÜRKÜN kuranı türce mealini yazdırması sayesinde.
Yazıyı okurken, sanki kendim yazıyormuş gibi benimsedim, sahiplendim.
Fakat, 20 kişinin 6, 5 ortalamayla oy vermiş olduğunu görünce birden hüzünlendim. Demek ki, Atatürkümüzü anlayamamışlar var aramızda.
Yüce Rabbimizden dileğim, o kişilere Atatürkü gecikmeli de olsa anlamak için zihin açıklığı ve zeka bahşetmesidir.. (AMİN)
Yazan: burak
tek kelimeyle mükemmel.. bu yazıyı gerçekten benimseyerek okudum. keşke bunu tüm 70 milyon benimseyerek okusa bizim ne avrupaya ne de amerikaya ihtiyacımız varr.
Yazan: BANU
Tamamıyle katılıyorum. ATATURK ilkelerinden asla ayrılmamak gerektiğini düşünüyorum.
Yazan: mehmet1172
mukemmel bır yorum helal olsun
Yazan: yasin sevinç
SN. YELKENCİ;
SİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM. BUGÜN İSLAMI YAŞIYORSAK, ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARININ, O AZİZ ŞEHİTLERİN ÇOK BÜYÜK PAYI VAR.
SAYGILARIMLA