<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dini Yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.diniyazilar.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.diniyazilar.com</link>
	<description>Yaşamın İçinden Dini Yazılar...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 16:51:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Allah’ın Seçkin Kullarından Olabilmek&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/allah%e2%80%99in-seckin-kullarindan-olabilmek/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/allah%e2%80%99in-seckin-kullarindan-olabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:51:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Feryal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'ın Rehber Edinilmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33430</guid>
		<description><![CDATA[Bu dünyaya gelişimizin sebebinin sınanmak olduğuna, sınanırken de sevdiğimiz ve arzuduyduğumuz şeylerden fedakarlık etmeden bunu başaramayacağımıza inanıyorsak; iyi birmüminin Allah’ın seçkin kullarından olabilmek için karşısına çıkabilecek tüm sınavlara veentrikalara hazır olması gerekmektedir. İnsan yaşı ilerledikçe,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="announcement_post"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/allahkul.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33462" title="allahkul" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/allahkul.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Bu dünyaya gelişimizin sebebinin sınanmak olduğuna, sınanırken de sevdiğimiz ve arzuduyduğumuz şeylerden fedakarlık etmeden bunu başaramayacağımıza inanıyorsak; iyi birmüminin Allah’ın seçkin kullarından olabilmek için karşısına çıkabilecek tüm sınavlara veentrikalara hazır olması gerekmektedir.</p>
<p>İnsan yaşı ilerledikçe, gerek ölüme yaklaştığı için gerek ise kısmen olgunlaştığı ve fiziksel olarakartık eskİsi kadar güçlü ve dinamik olmadığı için bazı günahlardan uzak durması göreceli olarakdaha kolay olabiliyor. Genelde 65 yaşındaki bir insanın 18 yaşındaki bir gençten belli konulardaölçülü davranabilmesi daha kolay oluyor. İşte tam da bu yüzden gençlikte, yani yaşanacak olanyılların en verimli, duyguların en çoskun olunan döneminde, insanın içinin kıpıpr kıpır olduğuo dönemlerde; Allah yolunda olabilmek, Allah için fedakarlıklarda bulunabilmek, günahlardansakınıp sevaplara yönelebilmek daha zor -Allah daha iyisini bilir- ama daha da kıymetli ve anlamlı oluyor.</p>
<p>Ama unutmayalım ki hayat bir süreç. Çocuklukla başlıyor, kimi insanın hayatı çok uzunsürerken kimininki de daha kısa olabiliyor. Kimin ne kadar ve nasıl yaşayacağı ancak Allahtarafından bilinen bir olay. Bu yüzden gençlerin “Daha yaşımız genç, ilerleyen yıllarda diningereklerini yaparız” gibi ileri sürdükleri mazeretler aslında tamamen bir faraziyeden ibaret. Zira,acaba yaşlanmak nasip olabilecek mi? Ya da gençlikte elde olan nimetler halen daha elimizdeolabilecek mi? Nimetlerden bahsederken sadece maddi olanaklardan bahsetmiyorum. Genç,güzel ve dinamik bir insanın Allahı’ı anlatıp, dini tebliğ etmesiyle artık yaşlanmış, doğru dürüstyürüyemeyen bir insanın Allah’ı anlatmasındaki etki bile aynı değildir. (Doğrusunu Allah bilir)</p>
<p>Bu yüzden imkanlar elimizdeyken onları sonuna kadar kullanmalı, bize verilen nimetlerinhesabını vereceğimizi unutmadan gereğince kullanmalı ve Allah’ın seçkin kulları olabilmek için;bu hayatın yegane anlamlı amacı için kıyasıya yarışmalıyız. Unutmayalım ki Hz. Yusuf’u Zelihaile sınayan Allah hepimizi başka tür Zelihalarla sınayacak. Önemli olan nokta, insanın canınınçekmesine rağmen belli olaylardan Allah rızası için fedakarlıkta bulunmasıdır. Allah hepimizeihlas ve kulluk nasib etsin.</p>
<blockquote><p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmedencennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı;sarsıldılar, öyle ki, elçi ve onunla birlikte inananlar &#8220;Allah&#8217;ın yardımı ne zaman?&#8221; diyeyakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah&#8217;ın yardımı çok yakındır. </strong><br />
<strong>(Bakara Suresi, 214)</strong></p>
<p><strong> </strong><br />
<strong>Yoksa siz, Allah içinizden uğraşıp didinenleri seçmeden, sabredenleri seçmeden cennetegireceğinizi mi sandınız? </strong><br />
<strong>(Ali İmran Suresi, 142)</strong></p></blockquote>
<p>				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fallah%25e2%2580%2599in-seckin-kullarindan-olabilmek%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/allah%e2%80%99in-seckin-kullarindan-olabilmek/"></g:plusone></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/allah%e2%80%99in-seckin-kullarindan-olabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namaz Vakitleri</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/namaz-vakitleri/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/namaz-vakitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kurananla</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadetler, Emir ve Yasaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33429</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili müminler öncelikle şunu belirtmeliyim bu yazacaklarım benim Kurandan anladıklarım ve bizzat kendi görüşlerimdir doğru yada yanlış olabilir arapça bilgim yok o yüzden en doğruyu bulmak adına yardımlarınızı bekliyorum daha önce yazılmış bir görüş ise kusuruma bakmayın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="announcement_post"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/gunbatmiyor.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33461" title="gunbatmiyor" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/gunbatmiyor.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Sevgili müminler öncelikle şunu belirtmeliyim bu yazacaklarım benim Kurandan anladıklarım ve bizzat kendi görüşlerimdir doğru yada yanlış olabilir arapça bilgim yok o yüzden en doğruyu bulmak adına yardımlarınızı bekliyorum daha önce yazılmış bir görüş ise kusuruma bakmayın okumadığım için.</p>
<p>Şimdi konumuz namaz vakitleri,önce günümüzde uygulanan duruma bakalım ne diyorlar tamamen bir zandan ibaret olan hadislerle amel edenler ? Namaz vakitleri Kuranda yok ! bunlar tamamen hadislerin hegemonyasında yaşayanlar bunlara diyecek birşeyim yok yanlış yolda oldukları Kuranın üzerine hadisleri koydukları için ahirette çetin bir azap olacağı kesin.</p>
<p>Diğer taraftan Kuran ile fetva vermeye kalkarken hadisleri de işin içine katan bir anlamda zan ile beyyine karışımı bir çorba yapan alimlere ve onun görüşünü savunanları burada ifşa etmeye çalışacağım.</p>
<p>Özellikle bu ikinci görüşü savunanlar Kuran ve sünnetçiler(hadisçiler) ikindi ve yatsı namazlarının giriş vakitleri Kuranda yok o yüzden birleştirilebilir demiyorlar mı ? Eee kardeşim birleştirince 3 vakit kılmış olmuyor musunuz ?</p>
<p>Şimdi ayeti görelim;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Namaz, inananlar üzerine belirli vakitlerde farz kılınmıştır. </strong><br />
<strong>NİSA 103. AYET</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hal böyle iken nasıl zorunlu olan namazların giriş vakitleri olmadan şu şu namazlar FARZ diyebilirsiniz ! ?</p>
<p>Bakın aklımızı kullanalım biraz, belirli vakitlerin giriş çıkışları olmadan namaz nasıl belirli vakitlerde farz olacak ? Bana ikindi ve yatsı namazlarının giriş ve çıkış zamanlarını ayetlerden göstermeden bunu yutturamazsınız.</p>
<p>Buradan 5 vaktin tek bir ayetle nasıl yerle bir olduğunu görüyoruz. Namaz kılmak isteyen 15 vakit kılsın Rabbimize secde etmekten daha güzel ne olabilir ki ? Ama insanları zorluğa ve Kuranda olmayan bir şeye mahkum ederek dinden kaçıramazsınız !</p>
<p>Benim anladığım namaz vakitlerine gelirsek ben Kuranda 3 vakit namaz var diyorum ve başlıyorum anlatmaya;</p>
<p>Ondan önce salat kelimesi geçmeyen fakat tesbih et geçen ayetleri görüp bunlar namaz değildir diyemiyorum şimdi bakın değerli müminler şu iki ayete dikkatli bakın;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O&#8217;nu tespih et! </strong><br />
<strong>Kaf 40 </strong></p>
<p><strong>Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol! </strong><br />
<strong>Hicr 98</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p></blockquote>
<p>Bu tesbih uygulaması secdeyle birlikte anılıyor dolayısıyla secde kelimesi geçmeyen yerleride bu ayetler nazarında secdeli bir tesbih uygulaması olarak almamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>TAHA 130 da diyor ki örneğin;</strong><br />
<strong>Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş&#8217;in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi 3 vakit namazın giriş ve çıkışlarını göstermeye çalışacağım;</p>
<p>SABAH NAMAZI</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl! Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah&#8217;ı ananlara bir öğüttür. </strong><br />
<strong>HUD 114</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;ve&#8221; bağlacı burada çok önemli hadislere göre hüküm verenler ve gecenin yakın saatlerini yatsı olarak anlıyorlar otomatikman halbuki bu ayette gündüzün geceye  yakın olan iki ucu sabah ve akşam namazlarını anlıyoruz.</p>
<p>Tamam sabah namazı var ama bunun giriş çıkışı ne zaman hemen yazıyorum;</p>
<p>Sabah namazı girişi( FECR SALATI)</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Nur Suresi 58. ayette Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş  olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce yani min kabli salâtil fecri ifadesi fecr ne demektir ? isim olarak güneşin  doğmasından önce beliren tan yeri ağarmasını ifade eder  Türkçe&#8217;de şafak sökmesi gün ağarması denilen bu olay gece ile gündüzün birbirinden ayrıldığı vakittir.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sabah namazının çıkışı ise Taha 130. ayetde bulunuyor<br />
Artık, onların söylediklerine sabret;Güneş&#8217;in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek  tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demekki fecr den güneşin doğuşuna kadar bu namazı kılacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2. namaz öğle vaktinden güneşin batışına kadar olan namaz ister orta namaz diyin ister öğle namazı</p>
<p>bu namaza delalet eden ayetler şu şekilde;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Göklerde ve yerde hamt da O&#8217;na; gün sonunda da öğleye erdiğinizde de. </strong><br />
<strong>Rum 18</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buradaki hamd yine bir övgü ve tesbih yapılması istenen vakitler ama birbirinden ayrı değil benim anladığım öğle yada gün sonunda tesbih edin şeklindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>İsra 78. ayette Gündüz güneşin dönüp batıya yönelmesinden, gecenin karanlığı bastırıncaya kadar,  (belli vakitlerde) namaz kıl. Bir de sabah namazı kıl.  Çünkü sabah namazı şâhitlidir. </strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>ifadesi güneşin tepe noktasından batıya yönelmesi olarak anlarsak (bazı  meallerde ufuktan aşağı kayması olarak anlamlandırmışlar sizler yardımcı olunuz.) öğle vaktinden gece kararınca tüm namazlar kılınmış olacak birde fecr namazı geçiyor tekrar ayette.</p>
<p>Şimdi öğleye ermek (rum 18) batıya kaymasından(isra 78) bunlar hep giriş vakitleri peki çıkış vakti yine hangi ayette dersiniz ? Taha 130 da yine;</p>
<p>Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş&#8217;in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih  et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.</p>
<p>Gördüğünüz gibi taha 130 bir nevi zamanların aralıklarını belirten ayet olmuş oluyor. Bu namaza delalet eden son ayet;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Bakara 238 </strong><br />
<strong>Namazlara, özellikle orta namaza dikkat edin. Kendinizi tümüyle ALLAH&#8217;a vererek namaza durun.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neden ortadaki bu namaza devam etmemiz isteniyor ? Kendi yorumumu söyleyeyim insanların rızıklarını aradıkları çalıştıkları didindikleri vakit hep öğle ile gün sonuna değin olan vakitler ve bu vakitlerde başka meşguliyetler olsa da Rabbimiz namazı terk etmeyin demiş oluyor bir anlamda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>O&#8217;dur sizin için geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan.  Gündüzü, dağılıp yayılma zamanı yapan da O&#8217;dur. </strong><br />
<strong>Furkan 47 </strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bakın bu zaman yayılıp dağılma uğraşma zamanı da ondan.</p>
<p>Buna gün ortasında kılınan cuma namazı örnek gösterilebilir;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Ey inananlar! Cuma günü, namaz için çağrı yapıldığında, Allah&#8217;ı anmaya/Allah&#8217;ın Zikri&#8217;ne koşun! Alışverişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. </strong><br />
<strong>Cuma 9. ayet</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bakın bu namaz aynı zamanda orta namazdır alışveriş iş güç bırakılacak namaza gidilecek, bu ayetin tek farkı cuma gününün hep birlikte kılınması gereken namaz oluşu. (Günümüzdeki müşriklerin mabedi olmuş camilerde bu namazı nasıl kılarız orasıda ayrı konu bilgi için şu ayetlere  bakın derim; tevbe 107-108)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son olarak geldik akşam namazına</p>
<p>Hud suresi 114 den gördük akşam namazını, ama giriş çıkışı nedir ona bakalım yine;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>NUR 58 e bakalım ;</strong><br />
<strong>Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç durumda izin istesinler: Sabah namazından önce, öğlen vaktinde elbiselerinizi çıkardığınızda,akşam kılınan namazdan sonra&#8230; Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alîm&#8217;dir, Hakîm&#8217;dir.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir çok mealci yatsı diye çevirerek hadislere uydurmaya  çalışsalar da bu namazın akşam namazı olduğu apaçık ortadadır. Üstelik günümüzde güneş battıktan 1 saat sonra yaklaşık hava karardığına göre isra 78 e aykırı olarak yatsı namazı ekleyip bunuda sabaha kadar uzatmışlar görüyorsunuz değil mi ?</p>
<p>Akşam güneşin batmasıyla olur peki son vakti ne zamandır ? isra 78de bulunan gecenin kararmasına kadar. İşte bunlar benim tespit ettiğim namaz vakitleridir.</p>
<p>Yanlışlıklar yapmış olabilirim ben bir Kuran talebesiyim sadece Allahın saf dinini anlamaya çalıştığım için  sizlerin vesilesiyle doğruları görebilirim sizler de okuyun ve yardımcı olmaya çalışın.</p>
<p>Saygılar ve Sevgiler<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fnamaz-vakitleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/namaz-vakitleri/"></g:plusone></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/namaz-vakitleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alınması Gereken İbretler&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/alinmasi-gereken-ibretler/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/alinmasi-gereken-ibretler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TekGemidenGelenler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alınması Gerekli İbretler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33428</guid>
		<description><![CDATA[&#160; 3, Al&#8217;i İmran-13: Birbiriyle karşılaşan iki orduda sizin için bir âyet vardı. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfirdi. Kâfirler, mü&#8217;minleri kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğine nusretiyle böyle kuvvet verir. Bunda da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="announcement_post"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/canakkale.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33459" title="canakkale" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/canakkale.jpg" alt="" width="650" height="461" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>3, Al&#8217;i İmran-13:<br />
Birbiriyle karşılaşan iki orduda sizin için bir âyet vardı. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfirdi. Kâfirler, mü&#8217;minleri kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğine nusretiyle böyle kuvvet verir. Bunda da gören göz sahipleri için elbette bir ibret vardır.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çoğu İngiliz, Avustralyalı ve Amerikan kaynakları Osmanlı&#8217;nın asker sayısını 500,000 olarak gösterir fakat bu sayı İtilaf Devletleri tarafından kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için verilir. Liman von Sanders ve Türk kayıtlarına göre İtilaf Devletleri asker sayısı açısından Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na karşı hep üstünlük sağlamıştır. Çanakkale&#8217;de Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun seferber edebildiği en yüksek asker sayısı Ekim 1915&#8242;te 310.000 er ve 5.500 subaya ulaşmıştır. (Kaynak bkz. yukarıda: Edward J. Erickson: Ordered to Die: A History of the Ottoman Army in the First World War; sayfalar 94-95)</p>
<p>Wikipedia veri sitesinden aldığım bu yazıda ve başka okuduğum yazılarda olsun yabancı kaynakların gözlemleri, tespitleri doğrultusunda belirtilen rakamlar hep iki katı civarlarındadır. İşin garibi ilimden yoksun bazı kişilerin, bunlar sırf başarısızlıklarını gizlemek için öyle söylüyorlar diyorlar düşünüyorlar ama ilim bilgileri olmadığı için karşıdaki insanı anlayamıyorlar, belki yazana sorsalar üzerine yemin bile ederdi sayıların. Fakat Allah dilediğini yapar, bilecekler.</p>
<p>Bu arada içimizi acıtan bir gerçek ingilizlerin uçak ile cephe ileri ve gerilerine, üçgen çivi (düşünce dik gelen) atarak donanımsız ordumuzu zehirli çivilere bastırmıştır (basan bacak kesilmiştir) bunu bilelim ve bundan habersiz yaşamayalım, bastığımız toprağın kıymetini bilelim, yardımlaşalım ki o günlere geri dönmeyelim. 1915 çok uzakta değil, içimizde.</p>
<p>&nbsp;<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Falinmasi-gereken-ibretler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/alinmasi-gereken-ibretler/"></g:plusone></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/alinmasi-gereken-ibretler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekel Bayileri&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tekel-bayileri/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tekel-bayileri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fazil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alınması Gerekli İbretler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33427</guid>
		<description><![CDATA[İçki, uyuşturucu gibi maddeler “hamr” ifadesiyle yani aklı örten anlamıyla Kuran’da geçer. İçki içmekle ilgili dinimizin hükümlerini sanırım dindar insanlar arasında bilmeyen pek yoktur. Tekrar tesistir anlayışıyla yine de birkaçını yazalım: &#160; Bakara Suresi 219:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="announcement_post"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/ickireyonu.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33447" title="ickireyonu" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/ickireyonu.jpg" alt="" /></a></p>
<p>İçki, uyuşturucu gibi maddeler “hamr” ifadesiyle yani aklı örten anlamıyla Kuran’da geçer. İçki içmekle ilgili dinimizin hükümlerini sanırım dindar insanlar arasında bilmeyen pek yoktur. Tekrar tesistir anlayışıyla yine de birkaçını yazalım:</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Bakara Suresi 219:</strong><br />
<strong><em>Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: &#8220;Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür.&#8221; Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: &#8220;Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.&#8221; İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.</em></strong></p>
<p><strong>Maide Suresi 90:</strong><br />
<strong><em>Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.</em></strong></p>
<p><strong>Maide Suresi 91:</strong><br />
<strong><em>Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah&#8217;ı anmaktan, namazdan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?</em></strong></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Biraz daha derin düşündüğümüzde karşımıza bununla ilgili işlerde çalışan yada insanların içki içmelerine vesile olanlar geliyor. İçki satışı yapmak Kuran&#8217;da haram olarak sayılmamıştır. Ancak içki satışı yaparak yada öyle bir işletme çalıştırarak insanların kötülüklerine vesile olmuş olunmuyor mu? Tekel bayisi olmak, genelev açarak ve çalıştırarak zinaya vesile olmakla benzer kategoride değil mi? Yada banka kurarak ve çalıştırarak faiz almaya vesile olmakla. Örnekler bu şekilde çoğaltılabilir. Allah hepimize helal işlerde çalışmayı nasip etsin.<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Ftekel-bayileri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/tekel-bayileri/"></g:plusone></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tekel-bayileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hikmet&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/hikmet-2/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/hikmet-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MuruvvetCaliskan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din, Bilim, Felsefe İlişkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33405</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an okudukça sorguladığım BİR sorun VAR VE BU SORUNU İSTİŞAREYE AÇMAK İSTİYORUM BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLERİM. Metafizik mi fizik yasalarını üretti? Yoksa fizik mi metafizik yasalarını üretti? Her ikisini de insan zihni üretince… Tıpkı, tavuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="announcement_post"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/tavukyumurta.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33448" title="tavukyumurta" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/tavukyumurta.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Kur’an okudukça sorguladığım BİR sorun VAR VE BU SORUNU İSTİŞAREYE AÇMAK İSTİYORUM BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLERİM.</p>
<p>Metafizik mi fizik yasalarını üretti? Yoksa fizik mi metafizik yasalarını üretti? Her ikisini de insan zihni üretince… Tıpkı, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar. Sorusu gibi…</p>
<p>Batıl dinlerden söz edebiliyorsak batıl bilimden de söz ediyor olabilir miyiz?</p>
<p>Kuantum Metafiziğine dair çözülememiş bir yığın problemler var. Acaba Şartlandırılmış belleklerle fiziği okumaya çalışıyor olmayalım?</p>
<p>Kuantum metafiziğine geçmeden önce statik(durağan-sabit) evren modelinin şemasını zihnimizde resmedersek Kuantum kozmolojisinin temellerini daha iyi analiz edebiliriz..<br />
Statik evren modeli determinist tir.</p>
<p>Determinizm, Makine evreni öngörmekteydi. Makine evren modelinde yasalar sabittir. Değiştirilemezler. Ve evren bir saat gibi çalışır. Saatin bir parçası bozulursa bozuk parçayı değiştirirsiniz saat yine takır takır çalışır… Tıp dünyamızı da uzunca bir dönem etkileyen hatta günümüz de devam eden tedavi şekilleri aynı evren mantığının ürünüdür. Makine evren modelinin yetiştirdiği Makineleşmiş insanların var olması bir hayli düşündürücü bir olgudur. Gerçekten insanoğlu her şeyi bilebileceği hastalığına tutulunca kendi kendimizi hapis mi ediyoruz ve düşündüğümüz evren modelinin yansıması konumuna mı alçaltıyoruz kendimizi?</p>
<p>Yeryüzü değişebilir ama gökyüzü asla diyen Aristo mantığında olan Bazı kabalacılara göre aslında yaşadığımız dünyada yaşanan olaylar gökyüzün de olan olayların yeryüzünde sergilenmesinden başka bir şey değildir. Her şeyi bize güneşin yörüngesine giren burçlar ve gezegenler yaptırmaktadırlar. Dünya büyük bir sahne oyuncular gelir ve giderler. Burçlar ilminin sistematikleştirilmesiyle, senaristler, rejisörler aktörler iş başında yıldızları okuyup yıllarca insan beynini yönlendirdiler. Kısacası birer kukla olduk anlamadan. Bu durumda kişisel tercihlerden ve kişisel hürriyetten bahsetmek mümkünmüdür? Daha vahimi İnsan programlandığı belleği nasıl holiganca savunabilir?<br />
Atalarımız Yıldızların kimya fabrikası gibi çalıştığını biliyordu. Bu sebeple mi bizi Kimyasal atık zannedebildiler. Gerçekten de İnsan da bulunan demir atomuyla yıldızlarda, ıspanakta bulunan demir atomu aynı olunca düz mantıkla parçalanamayan atom teorisiyle beraber her şey atomlardan meydana gelmiştir mantığı ortaya atılınca Madde kutsallaştırılarak 3 boyuta hapis edilmiş mantıkla artık biz Atomun faklı suretlere bürünmüş haliydik o kadar. 4. boyut olan zaman Newton fiziğin de sonsuz bir geçmişten sonsuz bir geleceğe uzandığına inanılıyordu.<br />
20. yy. la kadar desteklenen statik mantık, izafiyet teorisinin keşfiyle değişti mi? Yoksa daha da derinleştimi? İzafiyet teorisi uzay ve zamanı büktü ve Mutlak izafiyet atom altı parçacıklarda atomun parçalanmasıyla saçaklı kadim mantığını ön plana çıkardı. Sana göre öyle bana göre böyle Her şey bakana göre değişir kadim hermetik mantık yine ön plana çıkarılmış oldu.</p>
<p>20’nci yüzyılın başlangıcında makro-fizikte izafiyet teorisi derin bir değişiklik yaptı. Zamanın ve mekânın izafi olduğunu, değişik algı noktalarında farklı hissedileceğini ortaya koydu Yani mutlak izafiyet değil bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Oysa Fizikte sarsıcı bir etki yapsa da izafiyet teorisi de determinist bir teoridir. Determinizm açısından asıl sarsıcı değişiklik kuantum teorisiyle geldi. Mikro dünyaya inildiği zaman determinist olmayan bir evren varmış gibi görünüyor. ‘Varmış gibi’ diyorum, çünkü kuantum teorisinin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda ünlü fizikçiler arasında derin ayrılıklar oldu.</p>
<p>İzafiyet teorisini, Kur’an da aradığımda durum hiçte izafi değil tam tersi mutlak bir hakikat olarak önümüzde ve ayetlerle sabitlenmiş. Rabbin Bir katı (mekan) bizim saydığımız 1000 güne eşdeğer bir gün lük zaman dilimine sahip başka bir kat(mekan) bizim saydığımız 50.000 güne eşdeğerde 1 günlük zaman dilimine sahip. Bizim mekanımıza ve zamanımıza göre izafi (değişken) oluyor.</p>
<p>Kavram kargaşası yaratmak isteyenler iş başında izafiyete iki farklı anlam yüklenilmiş durumda fakat komik olan zaman izafimi diye sorulduğunda her iki mantık evet demek zorunda. Aynı şeylerden bahsediyorlarmış gibi görünse de aslında taban tabana zıt iki mantıktan söz ediyoruz. İblis en doğru yolun üzerinde oturmakta. Yoksa başka türlü şirk nasıl koşulabilinirdi? Müşrikler tam bir zihin oyunu oynanmaktadırlar. Kalple tasdik ne kadar çok önemli! Çünkü Zihinler programlanabiliyor!</p>
<p>Kur’an da Rabbimizin belirttiği gibi yeryüzünün ve gökyüzünün emrimize musahhar kılınması gerçeği başta da belirttiğim metafizik mi fiziği, fizikmi metafiziği üretti sorumu daha da derinleştirdi. Âdem düşünce gücüyle medeniyet kuruyor. Geçmiş atalarımızın semi ve basiretlerinin bizden daha gelişmiş olması ve ürettikleri medeniyetlerin bizden daha görkemli olması bu hakikati yansıtıyor. İnsan beyni için işitme ve görme çok önemli. Tasarım olmadan medeniyet kurulamaz. Her şey düşünce de başlar tezi doğru bir teori fakat âdeme bahşedilen bu üstünlüğü nasıl kullandığımızın sınavını verdiğimizi kitabımızdan öğreniyoruz. Yine hipotez olmadan veri ortaya sunulamaz. ve veri ortada olamadan araştırma olamaz. İkisi bir birinin uzantısı tıpkı maddeyi enerjisiz enerjiyi maddesiz düşünemediğimiz gibi soyutla somut birbirinden ayrılamaz. Tıpkı bizdeki beden ve can gibiler. Saplandığımız bu boyuttan çıkabilmek ancak Nebi- Elçimizin ve sahabenin yaptığı gibi mümkündür. Önce ahlak inşası teslimiyet ve sabır ile bize bambaşka kapılar açacağına cani gönülden inanıyorum. Sebebine gelince Sebebine gelince hermetik ve yunan med kaynaklı bir hikmet anlayışından çıkılıp Kur&#8217;andan süzülen bir hikmet anlayışının doğması gerktiğine cani gönülden inandığımdır.</p>
<p>Saygılarımla<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fhikmet-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/hikmet-2/"></g:plusone></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/hikmet-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazı Kelimelerin Kuran Çevirilerinde Kullanımlarındaki Hatalar&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/bazi-kelimelerin-kuran-cevirilerinde-kullanimlarindaki-hatalar-2/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/bazi-kelimelerin-kuran-cevirilerinde-kullanimlarindaki-hatalar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33417</guid>
		<description><![CDATA[Kuran’ın Türkçeye çevirilerinde bazı kelimelerin yanlış kullanımları bu çeviriler okunduğunda önemli yanlış anlaşılmalara ve ciddi hatalara sebep olmaktadır. Arapça kökenli olan bazı kelimeler Türkçemize de geçmiştir ancak Türkçeye geçen bazı Arapça kelimeler Türkçeye Arapçadaki anlamı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/kelimeler.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33434" title="kelimeler" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/kelimeler.jpg" alt="" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kuran’ın Türkçeye çevirilerinde bazı kelimelerin yanlış kullanımları bu çeviriler okunduğunda önemli yanlış anlaşılmalara ve ciddi hatalara sebep olmaktadır. Arapça kökenli olan bazı kelimeler Türkçemize de geçmiştir ancak Türkçeye geçen bazı Arapça kelimeler Türkçeye Arapçadaki anlamı ile değil farklı anlamlar ile geçmişlerdir. Kuran’ın Arapça orijinalinde geçen bu kelimeler bazı Kuran çevirilerinde ne yazıkki bu anlam kaymaları dikkate alınmadan aynı Arapçalarındaki gibi aktarılmışlardır.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kelimelerden biri ‘<em>örf</em>’ kelimesidir.  Arapça ‘uygun olan’ anlamına gelen bu kelime Türkçe’de bambaşka bir anlamda kullanılmaktadır. Türkçe’de ise yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek anlamında kullanılmaktadır. Arapça ‘örf’ kelimesi Kuran çevirilerinde aynen Türkçeye aktarıldığında ayetin vermek istediği anlamda da ciddi kaymalar olmaktadır. <strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>2 – Bakara Suresi – 180. </strong><br />
<strong>İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahiplerini üstüne bir hak olarak&#8230; (Yaşar Nuri Öztürk Çevirisi)</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki ayette görüleceği gibi inananlara uygun bir biçimde ölmeden önce vasiyet etmeleri tasviye edilmektedir. Kuran’a göre din ile ilgili olarak neyin ‘<em>uygun</em>’ olduğunu nasıl davranmanın ‘<em>uygun</em>’ olduğunu yine<br />
Kuran ayetlerinden öğreniriz. Arapça ‘<em>Örf</em>’ kelimesi Türkçe Kuran çevirisine aynen aktarıldığında ise ‘<em>Örf</em>’ kelimesinin Türkçedeki kullanımı nedeniyle, Allah’ın inananlara Kuran ayetlerinden bağımsız olarak belirli bir dönemde ve coğrafyadaki bir topluluğun alışkanlıklarına göre davranılmasını emrettiği gibi bir durum anlaşılır. Bu durum hem ayetin gerçek anlamına uygun değildir hem de Kuran’daki başka bazı ayetler ile çelişkili bir durum oluşturur. Çünkü Kuran&#8217;da bahsedilen pek çok geçmiş kavimde peygamberlerin o kavmin dinle çelişen örf, adet ve geleneklerine karşı çıktığı ve onları yıkmaya çalıştığı görülür. Örneğin Lut peygamberin eşcinselliği alışkanlık haline getirmiş kavmine eşcinselliği kınadığı ve yasakladığı çok açıktır. <strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kuran çevirilerinde benzer hatalı kullanımı olan bir diğer kelime ise ‘<em>tespih</em>’ kelimesidir. Arapça ‘yüceltmek’ anlamına gelen kelime Türkçe’de belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genellikle otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi anlamında kullanılmaktadır. Kuran’ın Arapçasında geçen ‘<em>tespih</em>’ kelimeleri aynen Türkçe çevirilere aktarıldığında ayetleri doğru anlamamız mümkün olmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>7 – Araf Suresi – 206. </strong><br />
<strong>Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp O&#8217;na ibadetten yüz çevirmezler; O&#8217;nu tespih ederler ve yalnız O&#8217;na secde ederler.  (Yaşar Nuri Öztürk Çevirisi)</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda ayetin çevirisinde görüleceği gibi ‘<em>tespih</em>’ kelimesi Kuran’ın Arapça orijinalinden aynen Türkçeye aktarılmıştır. Arapça ‘<em>Tespih</em>’ kelimesinin Türkçe ne anlama geldiğini bilmeyen kişiler ayeti ve Allah’ın emrini doğru bir biçimde anlayamayabilirler. <strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kuran çevirilerinde bazı Arapça kelimelerin kullanımına ilişkin yukarıda verdiğimiz bu 2 örnek dışında da çeşitli örnekler verebiliriz. Kuran çevirilerinde bu tip hataların olmaması için dikkat edilmesi gereken nokta Arapça kelimenin Türkçeye Arapçadaki anlamı ile mi yoksa anlam kayması ile mi girmiş olduğuna dikkat etmektir. Eğer Arapça kelimede anlam kayması olmuş ise ayetin Türkçe çevirisinde Arapça kelimenin aynen aktarılması yerine Türkçe uygun karşılığı olan başka bir kelime ya da kelime grubunun kullanılması daha uygun olacaktır.</p>
<p>				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fbazi-kelimelerin-kuran-cevirilerinde-kullanimlarindaki-hatalar-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/bazi-kelimelerin-kuran-cevirilerinde-kullanimlarindaki-hatalar-2/"></g:plusone></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/bazi-kelimelerin-kuran-cevirilerinde-kullanimlarindaki-hatalar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler Gününüz Kutlu Olsun</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/anneler-gununuz-kutlu-olsun/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/anneler-gununuz-kutlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altug Ozturk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran Ayetlerinin Düşündürdükleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33400</guid>
		<description><![CDATA[&#160; ‘Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır…’ (Lokman Suresi, 14) &#160; Zorlukla geçen dokuz ayın sonunda dünyaya gelen bebek, vicdan ve merhamet sahibi her insan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/anne-cocuk.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33401" title="anne-cocuk" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/anne-cocuk.jpg" alt="" /></a></p>
<blockquote><p><strong>‘Biz </strong><strong>insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, </strong><strong>zorluk üstüne zorlukla </strong><strong>(karnında)</strong> <strong>taşımıştır…’<br />
</strong><strong>(Lokman Suresi, 14) </strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zorlukla geçen dokuz ayın sonunda dünyaya gelen bebek, vicdan ve merhamet sahibi her insan için çok değerli ve dikkatle korunması gereken bir güzelliktir.</p>
<p>Allah’ın bahşettiği bu güzel ve değerli emaneti pek çok anne dikkatle korur. Beslenmesinden eğitimine kadar her konuda elinden geleni yapar. Karşılık beklemeksizin yapılan fedakârlıklar bir annenin en önemli özelliğidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anneyi anne yapan, Allah’ın ilham ettiği merhamet duygusudur. Merhamet duygusundan yoksun bir insan ne çevresindeki insanlara ne de evladına sevgiyle yaklaşamaz. Öyle anneler vardır ki bu değerli emaneti gerektiği gibi koruyamaz, hatta çeşitli eziyetlere maruz bırakarak ‘kendi çocuklarını’ psikolojik açıdan tahrip ederler. Bu tür anneler sadece evlatlarının hayatını altüst etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumun yapısında da derin yaralar açarak suçların artmasına neden olurlar. Sağlıklı bir ortamda, sağlıklı ilişkiler içinde büyümeyen bir çocuğun, normal ve sağlıklı davranması zordur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yüce Rabbimiz kullarına, güzel ve huzurlu yaşama ulaştıracak anahtarı Kuran’da açıkça bildirmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>…&#8221;Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin&#8221; … </strong><br />
<strong>(Bakara</strong><br />
<strong>Suresi, 83)</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bazı anne babalar çocukları dine ve Allah&#8217;a yöneldiği için rahatsız olup onları Allah yolunda yaşamaktan alıkoymak ister. Bu durumda Yüce Rabbimiz bu tür anne ve babalara itaat edilmemesi gerektiğini bildirmiştir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle Bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim. </strong><br />
<strong>(Ankebut Suresi, 8)</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir anne çocuğuna her şeyden önce Allah ve peygamber sevgisini aşılamalı ve Kuran ahlakına uygun bir yaşamı telkin etmelidir. Bunu yaparken de çocuğu için örnek olmalı ve güzel ahlaktan asla taviz vermemelidir.</p>
<p>Güzel söz ve merhamet insanları şeytanın sistemine esir olmaktan kurtaracak en güzel ahlak özellikleridir. Allah’ın emrettiği bu davranışları gösterebilen, evlatlarını koruyan, imanlarının artması için çaba gösteren, karşılık beklemeden, yalnızca Allah rızası için bu değerli emanete gerektiği gibi bakabilen tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Altuğ Öztürk</strong><br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fanneler-gununuz-kutlu-olsun%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/anneler-gununuz-kutlu-olsun/"></g:plusone></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/anneler-gununuz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takım Değil, İman Kardeşliği&#8230;</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/takim-degil-iman-kardesligi/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/takim-degil-iman-kardesligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep t.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alınması Gerekli İbretler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33394</guid>
		<description><![CDATA[Yine bir derbi geldi yine bir heyecan aldı götürdü herkesi. Olacak tabi, Fenerbahçe-Galatasaray mevzu bahis değil mi? Yeri gelecek bağıracağız karşı tarafa küfürler edeceğiz, yeri gelecek karşı takım destekçilerini en azılı düşmanlarımız gibi hissedeceğiz girişeceğiz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/taraftar1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33404" title="taraftar" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/taraftar1.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Yine bir derbi geldi yine bir heyecan aldı götürdü herkesi. Olacak tabi, Fenerbahçe-Galatasaray mevzu bahis değil mi? Yeri gelecek bağıracağız karşı tarafa küfürler edeceğiz, yeri gelecek karşı takım destekçilerini en azılı düşmanlarımız gibi hissedeceğiz girişeceğiz tekme tokat. O kadar normalleşmiş ki herşey, sadece farklı bir takım tutmak ölümüne sebep olabiliyor burada bir insanın.</p>
<p>Yine geldi tabi haberler: Metrobüste Fenerbahçe formalı olduğu için bıçaklanan bir genç; Galatasaraylı olduğundan kalabalıklar tarafından taciz edilen bir insan&#8230;Her derbinin olmazsa olmaz sonuçları.  Allah affetsin.</p>
<p>Nasıl basit olaylarla imanımızı, kardeşliğimizi unutup tutkumuza, dünyevi hırslarımıza yenik düştüğümüzün çok iyi bir örneğini yine yaşadık dün..</p>
<p>Bu tip durumlarda hınçlanarak kendini kaybedenler özellikle iki konuda Kur’an-ı Kerim’e ters düşecek hareketler sergiliyorlar ki bu hareketlerin sonucu zaten kitaptaki bir çok şeye karşı gelmek manasına gelebiliyor. İlk olarak kardeşliğin gerektirdiği gibi davranamıyoruz.  Karşımızdaki en az bizim kadar inançlıdır ve de kardeşimdir diye geçmiyor aklımzıdan o hınçla. Birlik beraberlik ile daha da güçlenip Allah yolunda güzel düşünüp güzel davrananalardan olup, hayra-barışa yönelik işler yapma yolunda olamıyoruz bu şekilde bir türlü. Beraberce tutunup kuvvetlenemiyoruz. İş yerlerinde, arkadaşlıklarda, ailede mutlaka birileri birilerinin açığını gözetebiliyor, kusurundan mutlu olup rahatça ayağını kaydırmaya çalışabiliyor. Ve bunlar da inançlı insanlar! Hepimiz şahit olmuşuzdur bu tip şeylere. Göz bürüyen öne geçme hırsıylsa birbirimizi geri çekmekten, bir türlü ilerleyemiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>-Hep birlikte Allah&#8217;ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah&#8217;ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O&#8217;nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. </strong><br />
<strong>(3:103)</strong></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Oysa ki mümin müminin kardeşidir. Teslim olmuş insanlar birbirlerinin iyiliğini gözetir, fitneye fesata karışmaz. Kardeşinin eksiğini tamamlamaya çalışır; herkesin ortasında bir diğerini küçük düşürmeye, hırpalamaya çalışmaz.</p>
<blockquote>
<div style="text-align: left;"><strong><span style="font-size: small;"><span style="line-height: 24px;">Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah&#8217;tan korkun ki rahmete eresiniz.<br />
(49:10)</span></span></strong></div>
</blockquote>
<div style="text-align: left;"><span style="font-size: small;"><span style="line-height: 24px;"><em><br />
</em></span></span></div>
<p><em> </em></p>
<p>İkincisi de, konu ne olursa olsun, bir şekilde öfkeye yenik düşmüş oluyoruz derbi örneği gibi basit olaylarda. Öfke ve hırs tabii ki de insani özellikler olarak bizlere verilmiştir ama çoğu zaman da üstesinden gelmemiz için bir sınav olarak sunulmuştur diye düşünüyorum. Öfke ki, ufacık kıvılcımdan en yakınımıza en sevdiğimize karşı bile ateşeler saçmaya sebep olabiliyor ve onarılması zor yaralar oluşturabiliyor. İman derecelerimize göre de bu duygulara yeniliyoruz veya yutkunmayı beceremiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>O Allah&#8217;tan hakkıyla korkanlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever. </strong><br />
<strong>(3:134)</strong></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Kur’an ne olursa olsun güzel davranış sergilememizi isterken bu kadar basit konularda birbirimize düşman kesilmeye, nefsimize hakim olamamaya anlam vermek güç.Bu tip şeyler dahil, hırsımızı harekete geçiren bir çok durumda sağlam bir duruş sergileyip imanımızı-Allah yolunda bir araya gelip çalışanlardan olmayı gözetmemiz gerekiyor. Bu da gün içinde sürekli Allah’ın ayetlerini, sosyal düzende bize öğütlediklerini, cenete açılan dosdoğru yol için gösterdilerini akıldan geçirmekle mümkün bence. Bunlar sürekli akılda olunca anlık şeyleri daha kolay esgeçebilir, büyük vaadlere ulaşmak için gözümüzde önemsiz hale getirebiliriz inşaallah.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Ftakim-degil-iman-kardesligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/takim-degil-iman-kardesligi/"></g:plusone></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/takim-degil-iman-kardesligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek Din</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tek-din/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tek-din/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HDurmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'ın Rehber Edinilmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33393</guid>
		<description><![CDATA[Tek Din. Başbakanımız Adana&#8217;da AK Parti İl Kongresi&#8217;nde &#8220;Ben 4 tane kırmızı çizgimizin olduğunu söyledim. Neydi o dört temel çizgi? 1) Tek millet, 2) Tek bayrak, 3) Tek din, 4)Tek devlet&#8221; açıklamasını yaptı. İki gün arka...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/hakdinler1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33423" title="hakdinler" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/hakdinler1.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Tek Din.</p>
<p>Başbakanımız<br />
Adana&#8217;da AK Parti İl Kongresi&#8217;nde &#8220;Ben 4 tane kırmızı çizgimizin olduğunu söyledim. Neydi o dört temel çizgi?</p>
<p>1) Tek millet,<br />
2) Tek bayrak,<br />
3) Tek din,<br />
4)Tek devlet&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p>İki gün arka arkaya gelen bu &#8220;TEK DİN&#8221; vurgusuna karşı, homurtular yükselince, Başbakanımız, İtalya ziyareti dönüşünde Esenboğa Havalimanı&#8217;nda kullandığı &#8216;&#8221;tek din&#8221;&#8216; ifadesine ilişkin soru üzerine, Bunun bir dil sürçmesi olduğunu, o gün orada &#8220;tek vatan&#8221; yerine tek dini söylemiş olduğunu belirtti. Ayrıca &#8221; Bizde dinsel milliyetçilik yoktur, Hristiyan, Musevi, ateist olabilir. Onları da korumak bizim görevimizdir.&#8221; dedi.</p>
<p>Tabiî ki devletin Lozan anlaşması gereğince de gayrimüslimlere( Hristiyan, Musevi vb.) farklı davranmaları düşünülemez.</p>
<p>&#8220;Tek Din&#8221; konusuna  &#8220;Hz. İbrahim ve İslam&#8221; başlıklı yazımda daha önce değinmiştim. Aşağıdaki bölümü tekrar gözden geçirip yayınlamayı düşündüm. Olaya Kuran&#8217;a göre bakıp  &#8221;Tek Din&#8221;  konusunu bir de bu yönden değerlendirmenizi<br />
isterim.</p>
<p>&#8220;Allahın indirdiği Tek bir din vardır. O da İslam&#8217;dır, Müslümanlık&#8217;tır yani Allah&#8217;a teslim olmaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Ali-İmran suresi 19. ayet </strong><br />
<strong>&#8220;ALLAH tarafından onaylanan tek din, İslam&#8217;dır/Teslim Olmak&#8217;dır &#8220;</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz.Yakup, Hz Musa, Hz. İsa ve diğer peygamberler İslam&#8217;dı / Müslümanlardı/ Allaha teslim olmuşlardı. Sadece Allah&#8217;tan aldıkları vahiyleri insanlara iletmişlerdi.</p>
<p>Allahın peygamberlerine indirdiği dört kitap, Kur&#8217;an, Tevrat, İncil, Zebur incelendiğinde yüzlerce ortak ayetler görülmektedir.  Bu da ayetlerin tek bir ışıktan, kaynaktan çıktığını göstermektedir.</p>
<p>Kuran-ı Kerim, bütün peygamberlerin , başta tevhid olmak üzere inanç bakımından aynı esasları tebliğ ettiklerini açıklar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Hac Suresi 78. Ayet</strong><br />
<strong>&#8221; Allah uğrunda O&#8217;na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim&#8217;in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap&#8217;ta da &#8220;Müslümanlar/Allah&#8217;a teslim olanlar&#8221; diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin ve Allah&#8217;a sarılın. O&#8217;dur sizin Mevlâ&#8217;nız. Ne güzel Mevlâ&#8217;dır O, ne güzel yardımcıdır O!&#8221;</strong></p>
<p><strong>Bakara 136. Ayet</strong><br />
<strong>&#8220;Şöyle deyin: &#8220;Allah&#8217;a, bize indirilene, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakub&#8217;a, onun torunlarına indirilene, Musa&#8217;ya ve İsa&#8217;ya verilene, ve diğer nebilere verilene inandık.Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız.Biz yalnız O&#8217;na/Allah&#8217;a teslim olanlarız.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Bakara 140. ayet</strong><br />
<strong>&#8220;Yoksa siz, &#8220;İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı&#8221; mı diyorsunuz?Söyle onlara: &#8220;Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?&#8221; Allah&#8217;tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217; de, Hristiyanlar için &#8220;Nasara, Yardımcı&#8221; kelimesi kullanılmıştır.&#8221;Nasara kenti veya Hz.İsa&#8217;ya yardımcı olan havarilerden dolayı&#8221; .</p>
<p>Ayrıca Hristiyanlık , Mesih&#8217;e bağlı demektir. Bu kelime Yunanca &#8220;Hristos&#8221;tan gelmektedir. İbranice Maşiah&#8217;dır, yağlanmış anlamını ifade etmektedir. Krallar vazifeye başlamadan önce kutsal yağla yağlandıklarından Yahudiler, gelecek kurtaricılarını böyle adlandırmışlardı. Hz İsa da bir Yahudi ve Mesih olduğunu açıklamıştı. Yahudiler , ona inanmadılar.Çünkü onlar , Mesih&#8217;in Davut soyundan geleceğine, Kral olacağına, sadece Yahudileri kurtaracağına ve onları dünyaya hakim kılacağına inanıyorlardı. Halbuki Hz. İsa,  bir peygamber olarak insanları doğruluğa, kardeşliğe, sevgiye, fedakarlığa, kısaca hak yola çağırıyordu.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de  Yahudiler için &#8220;Beni İsrail&#8221; ve &#8220;Yehud&#8221; kelimeleri kullanılmıştır.</p>
<p>Ayrıca Tevrat&#8217;a göre Hz. Yakup&#8217;un oniki oğlu vardır. Dördüncü oğlunun adı Yahuda&#8217;dır. Onun adına izafen İsrailoğullarına Yahudi denilmiştir.Filistin&#8217;in güney bölgesinde kurulan Yahudi Krallığı da ayrıca bu adın kaynağı olarak ileri sürülmektedir. Zira ürdün&#8217;ün batısı, Samariye&#8217;nin güneyindeki bölge , Yahuda adına nispet edilmiştir. Esaretten sonra umumi olarak halk İsrailliler diye adlandırılırken, sahıslar birbirine Yahudi demişlerdir.Böylece onların torunları da günümüze kadar bu isimle anılmışlardır. Ayrıca Şehristani( Horasanlı din bilgini) Yahudi kelimesinin Arapça &#8220;hade&#8221;kökünden &#8220;dönmek&#8221; ve &#8220;tövbe etmek&#8221; anlamına geldiğini, bu ismin Yahudilere verilmesinin de Hz. Musa&#8217;nın &#8220;Biz sana dönüp yalvardık&#8221; sözü sebebiyle olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>Müslümanlar için de &#8220;Müminler,İnananlar&#8221; kelimesi kullanmıştır. Bu sıfatlar daha sonradan sıfattan türemiş isme dönüşüp, bir din olarak yayılmıştır.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim kendinden önce indirilen kitapları onaylar, fakat bu kitapların değiştirildiğini de söyler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Maide Suresi 48.ayet</strong><br />
<strong>&#8220;Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona &#8216;bir şahid-gözetleyici&#8217; olarak Kitab&#8217;ı (Kur&#8217;an&#8217;ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah&#8217;adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir&#8221;.</strong></p>
<p><strong>Bakara suresi 75.ayet</strong><br />
<strong>&#8221; Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah&#8217;ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah Kuran&#8217;da anlatıldığı gibi tek bir din indirmiştir. Peygamberler başta tevhid olmak üzere inanç bakımından aynı esasları tebliğ etmişlerdir.</p>
<p>Diğer indirilen kitaplar insanlar tarafından değiştirildiğinden son kitap Kuran korumuş olarak indirilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Hicr Suresi 9. ayet</strong><br />
<strong>&#8220;Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur&#8217;an&#8217;ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Enam Suresi 115. ayet</strong><br />
<strong>&#8220;Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O&#8217;nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>H.Durmaz<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Ftek-din%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/tek-din/"></g:plusone></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/tek-din/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adem Havva Kıssası Hakkında Yanlış Bilinenler</title>
		<link>http://www.diniyazilar.com/2012/05/adem-havva-kissasi-hakkinda-yanlis-bilinenler/</link>
		<comments>http://www.diniyazilar.com/2012/05/adem-havva-kissasi-hakkinda-yanlis-bilinenler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nazli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran Ayetlerinin Düşündürdükleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diniyazilar.com/?p=33390</guid>
		<description><![CDATA[Kadın karşıtı söylemlerin çoğu bir noktada mutlaka Adem ile Havva’nın hikayesine dayanır ve “zaten Adem’i cennetten kovdurtan da Havva değil midir?” diye sonlanır.  Kadınların kötü, aşağılık, yoldan çıkarıcı oldukları iddiası bu hikayeye dayandırılır. İşin kötüsü...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/adam_and_eve.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-33406" title="adam_and_eve" src="http://www.diniyazilar.com/wp-content/uploads/2012/05/adam_and_eve.jpg" alt="" width="385" height="500" /></a></p>
<p>Kadın karşıtı söylemlerin çoğu bir noktada mutlaka Adem ile Havva’nın hikayesine dayanır ve “zaten Adem’i cennetten kovdurtan da Havva değil midir?” diye sonlanır.  Kadınların kötü, aşağılık, yoldan çıkarıcı oldukları iddiası bu hikayeye dayandırılır. İşin kötüsü bu iddiaları Adem-Havva hikayesine dayandırmak pek çok kişi için aslında İslam dinine dayandırmak anlamına geldiği için din karşıtı, her fırsatta dini eleştirmeye, küçük düşürmeye çalışanlar da bu hikayeyi İslam dini aleyhine kullanıp dururlar. “Adem-Havva-Elma hikayesine dayanan bir dini, bir kadın olarak nasıl kabul edebilirsin?” gibi saçma sorular yöneltilir. Oysa bilindiği şekliyle bu hikayenin İslam dini ile alakası yoktur. Kuran’da bu olaydan bahsedilir ancak pek çok farklılık ile…</p>
<p>Kuran’da bu hikaye Araf Suresi 11. ve 28. ayetler arasında anlatılır. Özellikle 19. ayetten sonrası okunduğunda açıkça görülecektir ki Adem ve Havva’yı yoldan çıkarıp, Allah’a karşı gelmelerine, dolayısıyla da cennetten kovulmalarına neden olan şeytandır. Yani Havva, Adem’i yoldan çıkarmaz ya da günaha sevk etmez. Her ikisini de günaha iten şeytandır.</p>
<p>Kıssanın detayları dikkatlice incelendiğinde görülen şudur; Allah kullarını her zaman sınava tabi tutumuştur. Adem’i ve eşini yarattığında da onlara bir sınama olarak cennetteki bir ağacı vermiş (ağacın elma ağacı olduğu ile ilgili bir bilgi de Kuran’da yer almaz) ve o ağaca yaklaşmamalarını öğütlemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz.&#8221;<br />
(7 Araf Suresi -19)</strong></p></blockquote>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p>İşte tam da bu noktada insanın bu dünyadaki en büyük düşmanı, şeytan, devreye girmiş, Adem ile Havva’ya vesvese vermiş, o ağaçtan yerlerse ölümsüz melekler olacaklarını kendilerine söylemiştir. Ve ilk yaratıldığı andan beri doyumsuz olan insanoğlu da cennetteki güzelliklerle bile yetinmemiş, ölümsüz melekler olma hırsı ile şeytana uymuş, Rabbinin yasağına karşı gelmiş ve o ağaçtan yemiştir. Bu yaptığı ile de cezayı hak etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için onlara fısıldadı: &#8220;Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesinin sebebi, ikinizin birer melek veya birer ebedi varlık olmamanız içindir,&#8221; dedi.</strong><strong><br />
</strong><strong>(7 Araf Suresi -20)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri kendilerini çağırdı: &#8220;O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?&#8221;<br />
(7 Araf Suresi -22)</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yani bu hikayeden çıkarılabilecek pek çok ders vardır. Ancak bunların hiçbiri kadın-erkek ilişkileri ile, kadının yaratılış itibari ile kötü olduğuyla, kadının erkeği yoldan çıkaracak bir tehlike olduğu ile ilgili değildir. Ayetlerden anladığımız kadarıyla, olayda Havva ne kadar suçlu ise Adem de o kadar suçludur.</p>
<p>Bu kıssadan çıkarılması gereken dersler; şeytanın insanın en büyük düşmanı olduğu, verdiği vesveseler ile insanı Allah yolundan saptırdığı, bu konuda son derece dikkatli olunması gerektiği, şeytanın vesveselerinin işe yaramasında insanın doymaz, fazla hırslı yapısının son derece etkili olduğu, dolayısıyla da şeytanla baş ederken aynı zamanda nefisimizi de kontrol altına almamız gerektiği şeklinde sıralanabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Adem oğulları, şeytan, ana babanızın vücutlarını kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın. O ve kabilesi sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostları yaptık.<br />
(7 Araf Suresi -27)</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;<br />
				<!-- Social Sharing Toolkit v2.0.4 | http://www.marijnrongen.com/wordpress-plugins/social_sharing_toolkit/ --></p>
<div class="mr_social_sharing_wrapper"><span class="mr_social_sharing"><iframe src="https://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=en_US&amp;href=http%3A%2F%2Fwww.diniyazilar.com%2F2012%2F05%2Fadem-havva-kissasi-hakkinda-yanlis-bilinenler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=51px&amp;height=24px" scrolling="no" frameborder="0" style="border:none; overflow:hidden; width:51px; height:24px;" allowTransparency="true"></iframe></span><span class="mr_social_sharing"><g:plusone size="medium" count="false" href="http://www.diniyazilar.com/2012/05/adem-havva-kissasi-hakkinda-yanlis-bilinenler/"></g:plusone></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diniyazilar.com/2012/05/adem-havva-kissasi-hakkinda-yanlis-bilinenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

