Allah Rızası İçin İyilik Yapmak Samimiyetsizce mi?

Allah Rızası İçin İyilik Yapmak Samimiyetsizce mi?

      Ateistlerin (Allah’ın varlığına inanmayanların) Müslümanlar hakkında sıkça söyledikleri sözlerden biri de, Müslümanların Allah’ın rızasını dolayısıyla da cenneti kazanmak için iyilik yaptıkları, bunun da samimiyetsiz bir iyilik olduğu iddiasıdır. Bu iddiaya göre, Müslümanlar cennette keyif sürmek için yoksulu doyurmakta, dolayısıyla bu dünyadaki her iyilikleri bir çıkara dayandığından gerçekte kötüdür. Bu iddialarını masaya yatıralım bakalım. Öncelikle Allah’a inanmayan bir (more…)
Çarpıştırılan – Çatıştırılan Kavramsal İçerikler…

Çarpıştırılan – Çatıştırılan Kavramsal İçerikler…

Dilin, “Toplumsallaşma” üzerinde ki etkisi tartışılmazdır. Ayrıca,  Dilin – Kavramların hangi çatıdan beslendiği çok önemlidir. Aynı dili- kavramları konuşan bireyler bir toplum oluştururlar. Din dili – bilim dili aynı kaynaktan beslenmeli. Her toplum kendi diliyle var olur. Çağlar boyu sadece duygu (sevgi- aşk gibi)  oluşturduğu dil çatısıyla Aklın / mantığın oluşturduğu dil çatıları birbiriyle çatıştırılmıştır. Yunan’ da sofistlerle- Filozofların mücadelesi (more…)
Kader ve Özgür İrade…

Kader ve Özgür İrade…

  Bu dünya “Allah açısından” bir imtihan dünyası değil. Çünkü zaten yapacaklarımızı biliyor. Bu dünya “eğer sonsuza dek yaşasaydık yapacaklarımızı sembolize eden” bir minyatür -örnek hayat. Ve biz olacakları bilmediğimizden, bizim açımızdan bir imtihan dünyası. Bu yüzden kimi insanların imtihanı “tam da inkârcı anında ” sonlandırılıyor Allah tarafından. Ama o adam 2 yıl daha yaşasaydı belki de imanlı olarak ölecekti. (more…)
Ateistlerin Ahlak Anlayışının Tutarsızlığı ve Allah’ın Otoritesini Benimsemek

Ateistlerin Ahlak Anlayışının Tutarsızlığı ve Allah’ın Otoritesini Benimsemek

Daha önce ‘’Ahlaki anlayışı Allah belirler, neden?’’ diye bir yazı yazmıştım. Yazıda anlatmak istediğim Allah yoksa bir şeyin gerçekten iyi mi ve ya kötü olduğunu kendimizce belirleyemeyeceğimizdi. Dahası bir şeyin iyi ve ya kötü olması da manasız olacaktı. Bu durumu şöyle bir örnekle açıklayacak olursam, bazı ateiste göre ensest ilişki çok tiksindirici, iğrenç bir olaydır. Bunu yapanlar sapıktır. Bunu vicdanlarına (more…)

Tanrı Yokmuş’muş!

Zıddıyla Düşün!… Çok kızdırdılar beni. Zorla mı kabul edeceğim arkadaş! Haliniz ortada! Şöyle bir gerinip “Tanrı diye bir şey yok!” dedim sertçe “Tanrı dediğiniz, kendi kendinize uydurduğunuz bir şey! Tanrı insanları değil, insanlar Tanrı’yı yarattı! Eğer bu Tanrı saplantınız olmasaydı yeryüzü ne kadar mükemmel bir yer olurdu!” Beni dikkatle dinleyen birisi sözümü bitirdiğim an çılgınlar gibi caddede koşmaya ve bir (more…)

Sonsuz Azap Adaletsizlik mi?

Bu dünya hayatının imtihan dünyası olduğunu ve tek gerçek amacın Allah’a layık bir kul olmak olduğunu idrak edemeyenlerin karşı çıkış sebeplerinden biri de en fazla doksan-yüz sene yaşayabilen insanın yaptıklarından ötürü karşılığında sonsuz bir azapla cezalandırılması ya da ödüllendirilmesidir. ”Elli sene Allah’ı umursamamanın ya da kötülük yapmanın bedeli sonsuz bir ceza mı olmalıdır? Belki de kötü bir insan biraz daha (more…)

Din ile Bilim Çatışır mı?

Yunanda, Rönesansta vs. çağlar boyunca, din ile, bilimi ayrıştıran ve uzlaştırmaya çalışan insanlar olmuştur. Din alanında, Ruhbanlığa karşı gelişen tepkiler yüzünden bilimi ayrıştıranlar sürekli olagelmiştir. Bu ayrışma, ” İslamla” asla bağdaştırılamıyacağı halde maalesef bize de sirayet etmiş bu hastalık. İslam da “Ruhban” sınıfı yoktur. Herkes yaptığından sorumludur. Hangi meslek gurubunda olursa olsun… Bilim sürekli kendi dinamik yapısı içerisinde değişip gelişir, (more…)

Allah’a İman Zan mıdır?

Bilim Bilmekten Gelir… Varsayalım ki Tanrı yok! Tanrı yoksa hiçbir şey yoktur. Olan şeyler olmayan şeylerden var olamaz. Fiziksel, tabiat inançlı bir var oluş bile düşünseniz bir ilk neden şarttır. Varoluşu kendinden olan hiçbir şey, hiçbir örnek getiremezsiniz. Yağmurun ve karın yağması da, bulutların yer değiştirmesi de, karadeliklerin oluşması da, tırnağınızın kanaması da, dövizin ederinin düşmesi de bir sebebe ve hatta (more…)