Allah’a inanmak yeterli mi? Mekkeli müşrikler de Allah’a inanıyorlardı

Allah’a inanmak yeterli mi? Mekkeli müşrikler de Allah’a inanıyorlardı

Kitabımızın ilk muhatabı olan Mekke toplumunu ne kadar biliyoruz ? Hem onları hem onlardan sonra gelen tüm insanlığı uyaracak olan bu ilahi(tanrısal) mesajın en temel amaçlarından biri olan şirki ortadan kaldırma ve Yaratıcı’ya bir olarak inanmaya yönelik söylemlerini okuduk mu ? Okuduklarımızın ilk muhatabı bizmiş gibi kendimizi sorguladık mı ? Peki İlah nedir? İlah nedir ki şirk ne olsun? Şirkin ne olduğunu bilmeden şirk koşup koşmadığımızı nasıl anlarız ?

Tüm bu sorulara cevap bulmaya çalışağız,ALLAH’ın izniyle.

Toplumumuzda hatta İslam aleminde önemli bir kesim Mekkeli müşriklerin putlara taptığını,ALLAH’ı inkar ettiğini sanıyorlar.Böyle inanınca da kendini temize çıkaracaklarını sanıyorlar.Ve artık kendilerini sorgulanamaz birer “Müslüman” (teslim olan) olarak görüyorlar.Bu yanlış zannın en büyük sebebiyse Kur’an’dan uzaklaşmaktır.

” Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.”
25:30(Furkan)

İşte Muhammed Peygamberin (esenlik onun üzerine olsun) şikayeti Kur’an’ı terkedenler ve ondan uzaklaşanlara karşı olacaktır.Rabbimiz bizi Elçimizin şikayet ettiği o kullardan eyleme.

İşin aslını,Mekkeli müşriklerin,Cahiliye Araplarının dinini öğrenmek istiyorsak rehberimiz Kur’an olmalıdır.

Onlara, “Gökleri ve yeri kimin yarattığını, güneşe ve aya kimin boyun eğdirdiğini” sorsan, kesinlikle “Allah” diyecekler. Nasıl döndürülüyorlar?
29 : 61 (Ankebut)

Onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl da döndürülüyorlar!
43:87 /Zuhruf

De ki; biliyorsanız söyleyin; “Bu yer ve üstündeki canlılar kimindir?” “Allah’ındır!” diyecekler. De ki: “Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?”de ki: “Hem yedi göğün, hem de mutlak hükümranlık tahtının yegane Rabbi kimdir?” “Allah’tır” diyecekler. “Öyleyse sakınmıyor musunuz?” de!De ki, biliyorsanız söyleyin: “Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama korunmaya ihtiyacı olmayan kimdir?” “Allah’tır” diyeceklerdir. De ki: “O halde nereden büyüleniyorsunuz?”
23:84-89 (Mü’minun)

Onlar Yaratıcı’nın ALLAH olduğunu biliyor ve hükümranlığın onun olduğuna inanıyorlardı.

“Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan; “Allah”tır derler. De ki: “Övgü, Allah’a aittir. Ama onların çoğu bilmiyorlar.”
31:25 (Lokman)

Burada çok ilginç bir uyarı geldi.Onlar sana ALLAH’ın gökleri ve yeri yarattığına inandığını söylüyorlar sen de şunu söyle : “Övgü ALLAH’a aittir.” ancak onların çoğu bunu bilmezler.Neyi bilmiyorlar? İşte ilginç dediğim kısım bu övgünün,hamdin,yüceltmenin yalnızca ALLAH’a ait olduğunu anlamaz ve bilmezler.

Sor: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?” Hemen, “Allah!” diyecekler. De ki: “Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?”
10: 31 (Yunus)

“De ki: “Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?” De ki: “Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde.”
34:24 (Sebe)

Sizde aynı inançtasınız bizde, o halde hangimiz doğru yoldayız.O halde işler ALLAH’a inanmakla bitmiyor.Peki nasıl olacak ,şimdi daha iyi anlayacaksınız.İşte onlarla ayrıştığımız nokta ;

“Destek almak için Allah ile aralarında bir takım ilahlar edindiler”
19:81 (Meryem)

“Belki kendilerine yardımları dokunur diye Allah’ın yakınından tanrılar edindiler.”
36:74 (Yasin)

Bu çevirileri ilk defa görüyor olabilirsiniz,ancak en doğru çeviriler şahsımca bunlardır.Ayette geçen “min dunillah” ifadesi malesef ALLAH’tan başka olarak çevriliyor,ilk anlamı değil ama daha sonraki bir anlam olarak kullanılabilir,ancak bu ne bağlama uygundur ne de müşriklerin inancına(çünkü ALLAH’a inanıyorlar).Min dunillah : Allah’ın yakınından,astından anlamına gelmektedir.Arapçada ALLAH’tan başka ifadesini kullanmak isterseniz “gayrillah” dersiniz(bu ifadeyi birebir olarak Nisa:82,Bakara:173,Hacc:30 ayetlerinde görebilirsiniz orada da ALLAH’tan başka diye çevirildiğini göreceksiniz).Halihazırda gayri kelimesi Türkçemize de geçmiş kelimedir ve başka,diğer (TDK) gibi anlamlara gelir. Baktığınız birçok mealde ortak bir görüş olması onun doğru olduğu anlamına gelmez,gerçek bir müslüman hakikatin toplulukla, kafa sayısıyla belirlenemeyeceğini bilir.

Şimdi daha detaylı onların neleri ilah edindiğini ve bu ilahları hangi sıfatları yüklediklerini inceleyelim böylelikle ilah edinmenin , şirk koşmanın ne demek olduğunu çok daha iyi kavrayacağız.

“Bilin ki Allah’ın dini, katkısız dindir. Allah ile aralarına dostlar koyup onlara sarılanlar derler ki “Bizim bunlara kulluk etmemiz, sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diyedir.” Allah, onların tartışıp durdukları her konudaki hükmünü, onların yüzüne karşı verecektir. Allah, yalancı ve nankör (kafir) olan birini yoluna kabul etmez.”
39:3 (Zümer )

Onlara: “Gökleri ve yeri, kim yarattı?” diye sorsan kesin olarak “Allah” derler. De ki “Allah ile aranıza neyi koyup yalvardığınıza baktınız mı? Allah bana bir sıkıntı vermek istese, onlar bu sıkıntıyı fark edebilirler mi? Ya da bana iyilik etmek istese, onlar, O’nun bu iyiliğini önleyebilirler mi?” De ki “Allah bana yeter. Kendilerine dayanak arayanlar O’na güvenip dayansınlar.”
39:38(Zümer)

Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki “Bunlar Allah’ın yanında bizi yanına alacak (şefaat edecek) olanlardır.” De ki “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.”
10:18 (Yunus)

Allah’tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.
36:23 (Yasin)

Çevrenizdeki nice kentleri de etkisizleştirmişizdir. Halbuki yanlışlarından dönsünler diye onlara ayetlerimizi değişik biçimlerde anlatmıştık.Kendilerine daha yakın görerek, Allah ile aralarına koydukları ilahları (tanrıları) onlara yardım etseydi ya! Ama hiçbiri ortaya çıkmadı. Başlarına gelen, yanlış yollarının ve yaptıkları iftiranın sonucudur.
46:27-28 (Ahkaf)

İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Öyleyse Allah’ın yakınından ortaklara yalvaranlar neyin peşindedirler? Onlarrın peşine takıldığı sadece kuruntudur. Onlar sadece yalan söylerler.
10:66 (Yunus)

İşte ALLAH’ın yakınından , astından ilah edindiklerinden beklentilerinin neler olduğunu görüyoruz.

1. Kendilerini ALLAH’a yaklaştırmaları için
2. Yardım dilemek,çağırmak için
3. ALLAH katında şefaatçi olmaları için

Büyük bir ihtimalle bu kişiler kendilerini ALLAH’tan direk isteyemeyecek seviyede birer kul olarak görüyorlardı.Araya koydukları veliler(dostlar) ALLAH’a daha yakın olduğunu düşündükleri kişilerdi.Putlar ise sadece bunları simgeleyen taşlardı.Nerden mi biliyorum ?

Allah ile aranıza koyup çağrıda bulunduklarınız sizin gibi kullardır. Dedikleriniz içinize yatıyorsa onlara seslenin de size cevap versinler.
7:194 (Araf)

İşte ayet ile delili aralarına koydukları kişilerde esasen ALLAH’ın bir kulu,hem de aynı onlar gibi.Bu hususta Saadettin Merdin şunları söyler ;

Onlar bu ilahların / kimselerin Allah’ın ulûhiyetinden az-çok hisse sahibi kimseler olduğunu düşünüyorlardı. Bu yarı ilahların Allah ile münasebeti olduğunu, O’nun katında yüksek bir mevkii olduğunu, dolayısıyla onların dualarının red olunmayacağını, şefaatlerinin, tavassutlarının /aracılıkların kabul edileceğini düşünüyorlardı. Kuran’da onlarca yerde putlar için “men, ellezîne, hüm” gibi akıllı varlıklar / insanlar için kullanılan zamirler, ism-i mevsullerin kullanılması, onların taş, ağaç parçası olmadığının, ölü veya diri putlaştırılan insanlar, ya da onların ruhları / ruhaniyetleri olduğunun en büyük kanıtıdır. (1)

Allah ile arasına koyarak, (mezardan) kalkış gününe kadar cevap vere­meyecek kimselere çağrıda bulunandan daha sapık kimdir? Bunlar, on­ların çağrısın­ın farkında olmazlar.
46:5 (Ahkaf)

Kimdir daha sapık ? Kimden ? ALLAH ile arasına koyarak,direkt ALLAH’tan istemeyerek,ALLAH kendisinin çağrısına ibadet etmeyecekmiş gibi birilerini aracı kılarak Kıyamete,yeniden diriliş gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimselere (akıllı varlık) çağrıda,duada bulunandan daha sapık.Kıyamete kadar yani bir ölüden,aciz toprağa karışmış bir ölüden istiyorlar neden çünkü ruhun hala yaşadığına ve aralarında bulunduğuna inanıyorlar.Bu tam olarak Animizm’dir.Animizm’de bedenler ölsede bedenden çıkan ruh hayatını devam ettirir,yeryüzünde dolaşır,insanları duyar,görür,ALLAH tarafından ona bir tasarruf/yetki verilmişse yeryüzündeki bazı şeyleri o halleder(savaşlarda yardım etmek,Türkçe olimpiyatlarında aralarında bulunmak,uçak türbülansa girdiğinde yetişip alttan desteklemek gibi).Ek bir bilgi olarak şunu da alıntılıyorum ;

Öte yandan Türklerde ruhların ölmezliği düşüncesi hâkimdi. Onlar ölmüş atalarının ruhlarını öteki dünyadan zaman zaman geri dönerek çadırlarının çevresinde dolaştıkları ve geride kalanlara da iyilik ve kötülüklerinin dokunabileceği inancındaydılar. Bundan dolayı Türkler ruhların kötülüklerinden korunmak, destek ve himayelerini kazanmak ve onları memnun etmek için bazı faaliyetler gösteriyorlardı. Bu faaliyetler toprağın altında mezar odaları yapmak, yemek vermek, kurban kesmek gibi adetlerdir. Türklerde atalar kültünün bir diğer tezahürü de ‘kurt’a duyulan saygıdır. Mesela Göktürk Türeyiş Destanı’nda kurt hem kurtarıcı hem de ata durumundadır.10 Bugün de Türk milletinde bozkurt’a ve ölen büyüklerine duyulan yüksek saygının temelleri daha bu inancın oluştuğu zamanlarda atılmıştı. Günümüzde ölmüş büyükler için mezar ziyaretlerinin yapılması, mevlit okutulması, yemek ve helva dağıtılması v.b uygulamalar İslam inançlarıyla da sentezlenerek günümüze kadar son halini almıştır.(2)

Ayetleri görmezlikten gelenler (kâfirler), benimle kendi aralarına dostlar (veliler) olarak kullarımı koyacaklarını mı sanıyorlar? Biz cehennemi, o kâfirlerin konak yeri yaptık.
18:102 (Kehf)

Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıklarının hiçbiri bir şey yaratamaz. Zaten kendileri yaratılmış durumdadırlar.Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, âhirete inanmayanların kalpleri inkâr etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.
16:20-22 (Nahl)

Durum böyle iken Allah ile aralarına koydukları ilahlara tutundular. O ilahlar bir şey yaratamazlar, çünkü kendileri yaratılmıştır. Kendilerine zarar vermeye veya yarar sağlamaya bile güçleri yetmez. Onlar; ölüm, hayat ve tekrar diriltme konusunda da bir yetki sahibi değillerdir
25:3 (Furkan)

Bu ayetlerle de görülüyor ki araya koyup dua ettikleri,yardım istedikleri,şefaat bekledikleri,ALLAH dostu görüp kendilerini de ALLAH’a yaklaştıracaklarına inandıkları kimseler birer kuldur ve ölüdür,bunların hiçbir yetkisi/tasarrufu da yoktur.Durum böyle iken onlar tamamen zan ile iman ve amel ederek sapkınlardan oldular.Halbuki ellerinde buna dair bir delil yoktu.

De ki “Allah ile aranıza koyarak çağrıda bulunduklarınızın ne olduklarına baksanıza! Gösterin bana, yer­yüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir payları mı var? Söyledikleriniz içinize yatıyorsa bu konuda bana, daha önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kırıntısı getirin.”
46:4 (Ahkaf)

Bugüne dönecek olursak hala bazı insanlar Evliyaullah dedikleri uçan,kaçan,aynı anda onlarca yerde olan,çağrılınca gelen,ALLAH’ın kendilerine yetki verdiğini iddia ettikleri bir takım ölüler aracılığıyla ALLAH’a şirk koşmakta.Üstelik bu kişiler İslami ilimlerin hemen tamamında yetkin kendini geliştirmiş bu ayetleri ezbere bilen kişilerdir.Ancak temiz bir akıl ve kalp ile süzüp temizlemedikleri zanni bilgiler onların imanlarını alt üst etmiş durumda.Yalnızca bu kişiler de değil,halktan ciddi bir kesim türbelerde mezarı bulunan bir takım ölülerden yardım istemekte,ALLAH ile aralarına onları koymaktalar istedikleri kişilerin kendisini duyamayan birer ölü olduğunu unutmaktalar,yahut yüzü suyu hürmetine ALLAH’tan isteyerek farkında olmadan yalnızca ALLAH’tan istemeyip haşa torpil yapar gibi araya bir aracı koymaktadırlar.

Bu yazımda “ilah” ve “şirk” kavramlarını işlemeye çalıştım.Bir sonraki yazımda ALLAH’ın izniyle ” Rab edinmek ” konusunu işlemek istiyorum.ALLAH ( tüm hamdler/övgüler ve şükürler O’na aittir. ) bizi kendisine ortak koşmadan iman eden,salih ameller işleyen,kendisinden çokça sakınan,teslim olmuş kullarından eylesin.

Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız; size gökten ve yerden rızık veren Allah’tan başka bir yaratan mı var? O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse nasıl döndürülüyorsunuz?
35:3 (Fatır)

Bu yazının daha geniş halini (buraya video gibi materyalleri koyamıyorum) blogumdan bulabilirsiniz.
sadecemusluman.blogspot.com

Kaynakça

1)http://www.saadettinmerdin.com/genel/60-rasulullahin-sefaati-var-mi.html

2)https://tarihsayfasi.wordpress.com/2009/07/14/eski-turk-dinine-genel-bir-bakis [İçeriğin kendisinde bulunan 10 nolu kısım ; Salim KOCA , Türk kültürünün Temelleri II, Trabzon , 2000, s. 173]


About the Author
Author

Sadece Musluman Hakikate hicret eden sadece Musluman.

Comments (1)
  • Avatar

    Murat Apr 12 2018 - 11:40 Reply

    Çok çarpıcı şekilde “şirk” konusu anlatılmış. Elinize ve yüreğinize sağlık.

    Allah bilginizi arttırsın, zihninizi kuvvetlendirsin.

    Selamlar.

Leave a reply

Name (required)

Website