Başörtüsü Konusu Ve Kur’an……

İslam inancında, kadınlarda başın örtülmesi Kur’an emri midir? Gelin bu soruya, farklı bir yoldan Kur’an a bakarak cevap arayalım.

Önce Kur’an ın bizlere verdiği hükümleri, nasıl izah ettiği konusuna-yöntemine bakalım Kur’an dan. Bu konuda sizlere bazı ayet örneklerini vereceğim ki, sizlerin başörtüsünün Allah emri olup olmadığını düşünürken, referans olsun. Bakın Allah ayetlerini nasıl göndermiş bizlere.

İsra
89: Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Hud
1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, sonra da detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır.

Hicr
1: Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap’ın ve apaçık olan Kuran’ın ayetleridir.

Nur
34: Andolsun ki biz size açık açık bildiren ayetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.

Araf
52: Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırmıştık”.

Nahl
89: O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

Kehf
54: Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.

Yukarıdaki ayetler üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, Allah ayetlerini detaylı, apaçık, ihtilafa düştükleri konularda yol gösteren, her şey için bir açıklama, her türlü misalden değişik örneklerle, apaçık delillerle gönderdiğini söylüyor. En son yazdığım ayette ise, aslında hiç unutmamamız gereken bir bilgi veriyor ve bakın ne diyor Kehf suresi 54. ayetinde.

(Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için, HER TÜRLÜ MİSALİ DEĞİŞİK ŞEKİLLERDE AÇIKLADIK.)

Lütfen yazımızın sonuna kadar bu ayeti hiç unutmayalım, çünkü konu üzerinde düşünmemizde, karar vermemizde yardımcı olacak. Şimdi gelelim konumuza. Müslüman kadınların başlarını örtmeleri farz mıdır? Yani Allah emri midir? Eğer bir kısım din kardeşlerimizin söylediği gibi, başın örtülmesi farz ise, Allah bu emri yukarıda yazdığım ayetler doğrultusunda, Kur’an da apaçık bildirmesi gerekir. Çünkü biz ayetlerimizi hiç şüphe duymadan, açık, anlaşılır ve daha önemlisi her türlü misaller, örnekler vererek açıkladık diyordu. Zaten muhkem ayetlerinde anlamı, şüphe duyulmayacak kadar açık ve anlaşılır sağlam, güçlü sözler demek değil miydi?

Başörtü konusunu, bu bilgiler doğrultusunda anlamaya çalışırsak, Allah ın ne emrettiğini de doğru anlamış oluruz.

Kadınların başlarını örtmesi farzdır, Allah emridir diye Kur’an dan örnek verilen ayetin o bölümünü, alıntı yaparak önce yazalım ve daha sonra üzerinde düşünelim.

“Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.”
Nur: 31

Bu ayette geçen kelimenin, başörtüsü mü yoksa yalnız örtü anlamında mı olduğu konusunda, tartışmak istemiyorum. Başörtüsüne delil gösterildiği şekliyle, ayeti yazıp ve bu haliyle anlamaya çalışalım. Çünkü Allah ın kitabında, bir kelimeye farklı bir anlam dahi verseniz, anlatılmak isteneni asla değiştiremezsiniz. Değiştirmeye kalkanlar, ancak kendilerini avuturlar. Çünkü ne diyordu Yaradan, biz her konuda nice misali, değişik şekillerde Kur’an da açıkladık. Buradan da anlıyoruz ki Kur’an, bizzat kendisini anlatan, açıklayan, eşi benzeri olmayan bir rehberdir, nurdur.

Ayette verilen emrin, cümlenin yüklemin den, göğüs yani yaka açıklığının, dekoltesinin kapatılması gerektiğini anlıyoruz. Peki, neyle örtün diyor? Başınıza örttüğünüz örtülerin bir kısmıyla, göğüs açıklığınızı örtün diye anladığımızı düşünelim.

Allah hükümlerimi, açıkça veririm dediği halde, bizler ayette hükmü verilen, yapılması istenen, yaka açıklığının, göğüs dekoltesinin kapatılması dışında, ASLINDA AYETTE, BAŞINDA DOLAYLI BİR ŞEKİLDE ÖRTÜLMESİNİ EMREDİYOR ALLAH, DİYEBİLİR MİYİZ bu ayete bakarak? Çünkü başın örtülmesine delil, bu ayetten bu şekilde çıkartılıyor. Böyle düşünmek Muhkem ayetin anlamına da ters düşüyor. Çünkü muhkem ayetler sağlamlaştırılmış, hiçbir kuşku duyulmadan apaçık anlamındadır.

Şimdi sizlere soruyorum, bahsedildiği kadar önemli olan bir emri Allah, açık bir hükümle vermeyip, dolaylı bir şekilde vermiş olabilir mi?

Diyelim ki bu ayette dolaylı bir emirle Allah, kadınların başlarının da örtülmesini emrediyor diye kabul edelim. Bu durumda ne yapmamız gerekir? Yazımın başında unutmamamız gereken bir ayet var demiştim, hatırladınız mı? Madem bu ayette açık değil, dolaylı bir hüküm verdi Rabbimiz, Kur’an ın başka ayetlerinde, bu hükmü açıklaması, açıkça izah etmesi hükmünü vermesi gerekir. Bu bilgiyi bizlere veren, Kur’an ın bizzat kendisidir hatırlayınız.

Kur’an a baktığımızda, asla hiçbir ayetinde bu konudan bahsetmez, bu konuya açıklık getirdiği bir ayeti göremezsiniz. Yani kadının başını örtmesine dair, MUHKEM bir ayet yoktur Kur’an da. Başörtüsüne delil getirilmeye çalışılan konuların hepsi, kelimelere farklı anlamlar yükleyerek, aslında bu ayette başında örtülmesi, dolaylı anlatılıyor şeklinde delil gösterilir.

Ne yazık ki ayetlerde geçen kelimelere, Allah ın hiç bahsetmediği, açıklamadığı, izah etmediği anlamları vererek, kendimize Kur’an dan delil arıyoruz. Bu yöntem sizce Allah ın bizlere önerdiği, Kur’an ı anlamamız adına, takip etmemiz gereken yönteme uygun mu?

Bu konuyu düşünmeye devam edelim. Diyelim ki, Allah göğüs açıklığının örtülmesinde verdiği örnekte, başörtüsü sözcüğünü kullanmışsa, bu emri mutlaka dolaylı da olsa, başörtüsüyle yerine getirmeliyiz. Başka bir yöntemle göğüs dekoltesi örtülürse, ayetin hükmünü yerine getirmek eksik kalır diye düşünelim. Konumuzun daha açık anlaşılabilmesi için, Kur’an dan bir örnek vermek istiyorum.

Rabbimiz elçisine, hac konusunda bir ayet indiriyor ve bakın hacca gideceklerin hangi yollarla gidebileceği örneğini veriyor.

Hac
27: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.

Allah elçisine, o günün toplumunun imkânları ve halkın yaşamında çok önemli yer tutan ulaşım şekliyle ayetini indiriyor ve diyor ki, ister yaya ister deve sırtlarında hacca gidin. Şimdi sizlere soruyorum. Hacca gitmek yaya ve deveyle farzdır, motorlu araç veya uçakla gidemeyiz diyen var mı aramızda? Eğer yok diyorsanız, bahse konu Nur suresi 31. ayeti de aynı şekilde, aynı mantıkla anlamalıyız.

Buradan da anlaşılıyor ki, Allah ın ayetlerde verdiği hükümlerini yerine getirmek için, kullandığımız ARAÇ, zamana ve mekâna göre değişebilir, ama HÜKÜM asla değişmez. Nur 31. ayetinde açık emir göğsün örtülmesidir. Bunu ister o günkü toplumun geleneklerinde olan başörtüsüyle yaparsın, ister farklı bir örtüyle yaparsınız.

Konunun daha iyi anlaşılması için, daha önce bir yazımda verdiğim örneği tekrarlamak istiyorum. Diyelim ki Yaradan bir ayetinde, ey iman eden kadınlar, beliniz ve göbeğiniz açıkta kalmasın, onun için giydiğiniz gömleklerinizi aşağıya doğru salınki beliniz açıkta kalmasın, diye bir ayet indirmiş olduğunu farz edelim.

Bu durumda Allah, belin ve göbeğin kapatılmasıyla birlikte, gömleğin de giyilmesinin farz olduğunu emrediyor diyebilir miyiz? Elbette mümkün değil. Hüküm belin ve göbeğin kapanmasıdır. Verilen örnekte GÖMLEK bir araçtır. Araç zamana, mekana, geleneğe göre değişir, ama hüküm asla değişmez. Allah onun için düşünerek iman edin diyor.

O günde, bugünde Kur’an ın indirildiği toplumda, kadınında erkeğinde başları zaten örtülüydü. Ama neden örtülüydü? Allah emrettiği için mi, yoksa yaşadığı ortamın, iklimin gerekliliğinden mi? Elbette yaşadıkları coğrafyanın gereği, erkekte kadında başlarını örtmek, kendilerini çöl rüzgârından, sıcağından, kumlardan korumak durumundaydılar.

Şimdide geleneklerden yola çıkarak, bu konuyu anlamaya çalışalım. Araplarda kadının başının örtülmesi özgür kadın anlamındaydı. Bir başka deyişle, özgürlüğün simgesiydi.  Yani cariyeler Müslüman bile olsalar, başlarını örtmeleri yasaktı. Dışarıda gezerken, cariyemi hür kadın mı olduğu belli olsun diye.

Cariyelerin Müslüman bile olsa, başlarının örtmesinin yasak olması, Kur’an ın indirilmesinin tamamlanması sonunda da değişmemişti. Bu durumda sizce, Nur suresi 31. ayeti peygamberimiz, Müslüman olan topluma tebliğ ederken, nasıl tebliğ etmiş olabilir?

Ey cariyeler, Müslüman bile olsanız, sizin başınızı örtmeniz yasaktır. Yalnız Hür kadınlar başlarını örtecek, bu Allah ın emridir diye topluma tebliğ etmiş olabileceğine inanıyor musunuz?

Hayır inanmıyoruz, çünkü Kur’an ın genel hükümleri tüm iman edenler için geçerlidir diyorsanız, Nur suresi 31. ayette, Allah bu ayette kadınların başlarını da örtmesi gerektiği emrini dolaylı verdiğini, lütfen söylemeyelim.

İslam dininde helal ve haramlar, Kur’an a iman eden herkes için aynıdır. Dikkat ediniz helal ve haramlar diyorum. Köleler konusunda özel ayetler vardır Kur’an da, ama bu ayetler helal ve haram konularını kapsamayıp, onların yaşantılarında kolaylıklar sağlayacak konulardır.

Çok ilginçtir, günümüzde yapıldığı gibi, peygamberimiz devrinde ve dört halife devrinde, başörtüsü konusunda hiçbir tartışma olduğuna rastlamıyoruz.  Hele hele saçın bir telini gösteren kadın günaha girer sözleri, peygamberimiz dönemi kadınların saçlarının örtme şekli ile hiç örtüşmez. Çünkü Arap kadınları saçlarını örüp, arkasından aşağıya salarmış.  Cariyeler arasından,  bizlerde Müslüman’ız başımızı örtmek istiyoruz diyen hiç çıkmamış.

Bir başka düşünülmesi gereken ise, ülkemizde bundan yaklaşık 35 sene öncesine kadar, bugün türban diye örtülen başörtüsü şeklinin olmadığını görüyoruz. Bu sizleri düşündürmüyor mu?

Başın örtülmesi bir gelenektir. Bizlerinde güzel bir geleneği. Bunda hiç şüphe yok. Geleneklerimizi elbette yaşatalım, ama dinin ana unsuru yapmadan.  Bir Müslüman a düşen, din kardeşini Kur’an ile uyarmak olmalıdır. Gerisi herkesin kendisine kalmıştır. Çünkü herkes hesabını kendisi verecektir. İnancında özgürdür, kısıtlanamaz.

Bu konuda önemli olan, Allah ın açıkça hüküm vermediği bir konuda, buda Allah ın hükmüdür, haramdır demenin yanlışlığıdır. Allah ben sizlere neyi haram kıldığımı açıkladım der Kur’an da. Bunun dışında haramlar edinmeyin diye de ikaz eder.

Allah ben verdiğim hükümleri, koyduğum haram sınırlarını, açık örneklerle, değişik ifadelerle verdim diyorsa, lütfen Rahmanın bu uyarısını dikkate alalım, Kur’an ı bu mantıkla anlamaya çalışalım.

Allah HARAM konusunda çok dikkat çekici bazı uyarılarda bulunuyor bizlere ve bakın ne diyor.

Nahl
116: Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin! Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler

Demek ki helal ve haram konusunda, ben Kur’an da her türlü açıklamayı yaptım, izah ettim diyor. Bunun dışında haramlar edinir ve Allah a nispet ederseniz, ALLAH A İFTİRA ATMIŞ OLURSUNUZ.

Kur’an emrettiği haramları açıkça bildirmiştir ve tek tek açıkça saymıştır. Peki, kadının başını örtmesi konusunda açık bir hüküm vermiş midir? Elbette vermemiştir.

Allah neden diğer konularda, haram olanları çok açıkça Kur’an da bildirilmiş örnekleri verilmiş de, kadının başının örtülmesi konusunda, Rabbimizin tek bir açık hükmü yok. Neden bu soruyu kendimize sormuyoruz? Ne yazık ki Kur’an devre dışı kalmış, rivayet ve sanı Kur’an ın önüne geçerek, onlarla iman eder olmuşuz. Hani Yaradan sizleri, Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu? Yoksa bu ayete iman etmiyor muyuz? Allah bizleri affetsin.

Sizce bu kadar önemsenen konuda, Allah Nur suresi 31. ayetinde hükmünü açıkça değil de, dolaylı bir şekilde vermiş olabilir mi? Bu hüküm verme şekli, yazımızın başında hatırlattığımız Kur’an öğretisine, ayetlerine uyuyor mu? Yorum ve karar sizlerin.

Allah ın açıkça haram demediği bir konuda, bazı beşeri kaynaklardan yola çıkarak, ya da atalarımızın itikatlarına delil olsun diye, kelimelerin ardından anlamlar çıkararak, bazı şeylere HARAM diyenleri, bakın Allah nasıl uyarıyor.

Enam
150: Şunu da söyle: “Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin.” EĞER TANIKLIK EDERLERSE SAKIN ONLARLA BİRLİKTE TANIKLIK ETME! Ayetlerimizi yalanlayanlarla ahrete inanmayanların keyifleri ardınca gitme! Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.

Yüce Rabbimiz, sizlere apaçık ayetler indirdim, düşünün ve nefsinizin ihtirasları ile haramlar edinmeyin diyorsa, sanırım bu konuda çok daha dikkatli olmamız gerekir. Lütfen şu soruyu dikkatle düşünerek, mutlaka Kur’an ın onayladığı bir cevap bulmalıyız.

Nur suresi 31. ayetinde Allah, kadının göğüs açıklığının kapatılması emrini açık ve anlaşılır olarak vermişse, yine kadının başının örtülme emrini, Kur’an ın başka hiçbir yerinde bahsetmeyip, yine bu ayette açık değil de, dolaylı olarak kadın başını da örtmelidir, hükmünü vermiş olabilir mi? Bu sizce mümkün mü?

Bazı kardeşlerimizin söylediği gibi, kadının başı zaten o devirde kapalıydı, ayrıca kadının başının örtülme emrini Allah ın vermesi gerekmezdi, diyebilir miyiz? Kadın saçının bir tek telini bile gösterdiğinde, cehennemliktir diyenler, acaba büyük bir vebal altında olmuyorlar mı? Bu hükmü Yüce Rabbimiz vermemişse, bizler nasıl olur da veririz.

Biliyorum başını örten birçok din kardeşimden, bu yazımdan dolayı tepki alacağım. Benim söylediklerimi, yazdıklarımı lütfen dikkatle Kur’an ın özünde düşünün ve değerlendiriniz. Amacım başını örten kardeşlerimin, başörtülerini açmaları asla değildir. Buna Rabbimiz şahittir.

Amacım geleneklerimizin dinleştirilerek, Allah ın açık bir emri olmadığı halde, bunlarda Allah katındandır demenin, büyük HARAM, büyük GÜNAH olduğunun anlaşılması adınadır.

Dilerim Yüce Rabbimden, yalnız Kur’an ın haram dediğine haram diyen, kendi nefsimizde haramlar edinmeyip, Allah ın sınırlarını bilen, geleneklerini dinleştirme den gereği gibi yaşayan, TAKVA sahibi Rabbin halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

halukgta

Comments (10)
  • Avatar

    halukgta Jan 27 2014 - 15:29 Reply

    Bir arkadaşımızın, yine farklı bir sitede, başörtüsü konulu yazıma verdiği cevapları, sizlerle paylaşmak istiyorum ki, konu daha detaylı anlaşılma imkânı bulsun. Bakın arkadaşımız nasıl cevaplar vermiş alıntı yaparak, benim de verdiğim cevaplar üzerinde düşünelim.

    ( Halukgta gibiler kendi tahayyüllerini Kur’an’a onaylatmak için çaba sarf ediyorlar sadece.)

    Bu çok doğru bir tespit, önce onu söylemek isterim. Çünkü ben bunlarda dindendir yani bunlardan da din ve iman adına sorumluyuz diye öne sürülen, her konuyu Kur’an dan onaylatmaya çalışırım. Daha doğrusu bu Allah ın emri. Allah, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın, onun ipine sarılın, çünkü Kur’an dan sorumlusunuz diye, apaçık hükmünü vermiştir.

    Yine arkadaşımızın, bana göre çok dikkat çekici, aşağıdaki konuyla ilgili düşüncelerine de değinmek istiyorum.

    (çok derin analiz ve alt yapı isteyen bir meseleyi bir bez parçası olarak değerlendirip olayı paketleyip bir kenara atma alışkanlığı ile ilgilidir Kuran anlatım teknikleri VURGULARI anlattıkları İŞA RET ettikleri ile ilgili bağlantı kurmayıp olayı anlamsallık içeriklilik kavramlarını ötelemekle ilgilidir. )

    Bu sözlerden arkadaşımızın, Kur’an a bakışı ve Kur’an ı anlama yöntemini görüyoruz. Lütfen bu konu üzerine yoğunlaşalım.

    Önce şunu belirtmek isterim ki, Allah Kur’an da sorumlu olduğumuz MUHKEM ayetleri anlayabilmemiz için, çok derin analizlerle anlayacağımız şekilde göndermemiştir. Bu düşünce, fikir zaten ayetlerin MUHKEM yani sağlam, güçlü, açık, anlaşılır, şüphe duymadan anlatım mantığına uymaz. Bunu düşünmek Allah ın yemin ederek, sizler için Kur’an ı kolaylaştırdım, yok mu düşünen hükümlerine de ters düşer.

    Kur’an ın bizleri eğitme ve anlatım şeklinde elbette verdiği örneklerde, konunun daha iyi anlaşılması için VURGU yapar, hatta konuya İŞARET ederek dikkatte çeker. Ama bunları yapmadan önce Allah, hükmünü APAÇIK VERİR. Yani başın örtülme konusu Allah emri olsaydı, önce Allah bunu açıkça söyler, daha sonra konunun anlaşılması için vurgu yaparak izah ederdi. Allah ne diyordu bir ayetinde? Biz her konudan nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız.

    Gelelim vurgu yaptı ya da işaret etti dediği örneklere. Allah Nur suresi 31. ayetinde geçen, HIMAR kelimesinin ne anlamda olduğu konusunda dahi bugün bir netlik, bir anlaşma birliği yoktur. Kimisi örtü, kimisi de bu kelime başörtüsüdür diyerek bu kelimeyi tartışıyor. Yine dolaylı işaret ettiği söylenen, Ahzab 59. ayette geçen, CİLBAB sözcüğü dış giysi olup, asla Kur’an da tarif edilmediği halde, bizler itikatlarımızı bu kelimeler üzerinden kanıt gösteriyoruz. Peki, bu yöntem Kur’an ın MUHKEM oluşuna uyuyor mu? Hani Allah her şeyden nice örnekleri, açık, anlaşılır vermişti? Neden Allah kadınlar saçlarını örtmelidir diye, açık bir hüküm aramıyoruz Kur’an da? Vermemiş olduğu, bizleri hiç tedirgin etmiyor mu?

    Arkadaşımızın cevabında, dikkatimi çeken bir cümle daha var, ona da değinmek isterim.

    (Zira konu insan ve toplum değer sistemleri ile ilgilidir. Elbette şüphemiz yok. Bazı konular ispatlanabilir değil algılanabilir anlaşılabilirdir. Zira insan bakış açısının çoğu ben merkezlidir. Oysa Kuran anlam verilmeye değil anlamı bulunmakla algılanabilir)

    Aslında DİN konusu, yani Kur’an söz konusu olucunca, dinin hükümlerine, Allah ın kanunlarına, toplumun değer yargıları ile bakmamız yanlış olur. Toplumun değer yargıları her toplumda değişir ve gelenekleri ile de doğru orantılıdır. Peygamberimize Kur’an indirilmeye başlandığında, o günkü toplumun değer yargılarını düşünün. Kur’an ile birlikte, eski değer yargılarını, inançlarını devam ettirmek siyenlere Allah izin vermemişti. Toplumun yanlış inançları, değer yargılarını çok etkilemiş ve o yönde yaygınlaşmıştı. Eğer yanlış bir inanç varsa, değer yargıları da yanlış yönde gelişir.

    Atalarımızdan böyle gördük diyemeyiz din konusunda. Bazı konuların ispatlanabilir olmadığını, algıyla yani sezilerimizle anlayabileceğini söylemiş kardeşimiz. Bu mantığı bu düşünce şeklini, asla İslam ı dinimizi yaşamaya çalışırken kullanamayız. Dinin ispatı, kanıtı yalnız Kur’an ın APAÇIK AYETLERİDİR. İslam özellikle bu düşünceyi reddeder ve onun için ayetleri açık ve nice örneklerle verdik ki düşünesiniz, doğruyu bulasınız diye açıkça belirtir. Eğer imanımızı sezgi ya da açık olmayan algılarımıza, hislerimize, duygularımıza göre anlamaya çalışırsak, bu duyguların, hislerin içine, şeytanın vesvesesinin girip girmediğini asla bilemeyiz.

    Bir başka deyişle İslam duygu, his ve algılarla değil, açıkça Allah ın hükmettiği ayetlerle anlaşılmalı ve bunların doğrultusunda yaşanmalıdır. Bu Kur’an öğretisidir, hükmüdür. Bu sözlerin devamında, aslında benim söylediklerimin kanıtı da zikredilmiş ve zira insanlar bakış açısının çoğu ben merkezlidir demiş. Çok doğrudur, insanlar düşünmeden duyguları ile hareket ederler ve bunun sonucun da nefisleri onları kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmelerini sağlar. İşte buda algılama yanlışlığıdır.

    Arkadaşımızın son cümlesi de önemli. Oysa Kur an anlam verilmeye değil, anlamı bulunmakla algılanabilir demiş. Bu sözler çok farklı anlamlara çekilebilecek sözler. Kur’an ayetlerine bizler anlam veremeyiz, anlamı, manasını zaten Allah açıkça verdiğini söylüyor. Bir başka deyişle, bizler dinin anası olan MUHKEM ayetlerin manasını şifrelenmiş bir sistemle aramakla değil, açıkça verilen hükümlerin üzerinde düşünmekle anlayabiliriz. Yani Allah ayetlerini dolaylı ya da işaret ederek vermediğini apaçık verdiğini söyler. Açıkça vermediği ayetler üzerinde nasıl düşünüp öğüt alabiliriz? Allah yemin ederek kolaylaştırdım dediği bir rehber kitapta, hükümleri açıkça değil de, herkese göre farklı anlaşılabilecek şekilde verip, daha sonrada tüm kullarını bu kitaptan imtihan eder mi?

    Başörtüsü konusu daha yıllarca konuşulacak ve tartışılacak bundan eminim. Sanırım buda imtihanımızın, önemli bir bölümünü oluşturuyor olsa gerek. Peygamberimizin mahşer günü söyleyeceği ve Kur’an ın şimdiden bizleri uyardığı ayet geldi aklıma.

    Furkan 30: Peygamber der ki; Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk ettiler.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

  • Avatar

    Ayşe Jan 27 2014 - 19:41 Reply

    haluk bey bende sizi destekliyorum.
    ABDES almayı bilmeyenler sizin bu yazınızı asla onaylamazlar.
    allah razı olsun.kuranı anlamanın yolu yöntemi budur.
    en iyi günler sizin olsun.

  • Avatar

    Güray TEKİN Jan 28 2014 - 08:21 Reply

    ÖZET;BAŞIN ÖRTÜLMESİ ALLAH’IN EMRİ DEĞİL ARAP GELENEKLERİ GEREĞİ KUL DURUMUNDAKİ ERKEKLERİN DAYATMASIDIR. ALLAH KURAN’DA BAŞIN DEĞİL, GÖĞÜSLERİN VE CİNSEL ORGANLARIN ÖRTÜLMESİNİ EMRETMİŞTİR. İNSANLIĞIN YARATILIŞINDA, TOPLUM İÇİNDE CİNSEL ORGANLARIN GİZLENMESİ RUHSAL HAFIZALARINA PROGRAMLANMIŞTIR. DİKKAT EDERSENİZ KIZ VEYA ERKEK ÇOCUKLARI 4-5 YAŞINDAN SONRA ANNE VEYA BABALARI BU KONUDA YASAK GETİRMEDİĞİ HALDE BANYODA ÇIPLAK İKEN ELLERİYLE CİNSEL ORGANLARINI GİZLERLER. AYRICA AFRİKA’DA YAŞAYAN ”HER TÜRLÜ MEDENİYETTEN UZAK İLKEL TOPLUMLARDA DA SADECE CİNSEL ORGANLARIN ÖRTÜLMESİ” BUNUN KANITIDIR.

  • Avatar

    Salih Jan 28 2014 - 09:47 Reply

    Selam.
    Bu güzel yazıya, yaşayan en büyük İslam alimlerinden birisi olduğuna inandığım Hüseyin Atay’ın bu konudaki düşüncesini aktararak katkıda bulunmak istiyorum..

    “Ve’l- yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne.”
    “Başörtülerini göncükleri (göğüsleri) üzerine indirsinler.” (Nur-31)
    Bu ayette istenen nedir, ona bakalım. Ayette başörtü kelimesi var; ayette göğüsleri örtme var; ancak ayetteki emir başörtüsü ile göğsü örtmektir. Ayette istenen ve amaçlanan göğsün örtülmesidir.
    Başın örtülmesine emir yoktur. Başın örtülmesini farz kılmıyor. Baş toplumsal gelenek olarak örtülmektedir……………… Bir şeyin varlığını kabul etmek, onun mubah (caiz) olduğunu gösterir; yoksa onun farz olduğunu ifade etmez.
    Kur’an amacını (göğsün örtülmesini) kolayca ve doğal olarak uygulatabilmek için halihazırda başta olan bir örtü ile örtülmesini emretti. Eğer sadece güğüslerini örtsünler deseydi, başörtüsünden başka bir şeyle örtmeleri gerekliliği ortaya çıkacaktı ve böylece sıkıntıya düşeceklerdi. Madem başörtüleri vardır, göğüslerini onunla örtmeleri daha uygun, daha yakın ve kolaydır.
    Öyle ise ayetin iniş ve geliş amacı göğüsleri örtmektir. Usul’il-fıkıh ilminde buna “nass” denir. Ayet hangi anlam için gelmiş ve hangi anlama vurgu yapmış ise, o ayet, o anlam için kesin kanıt anlamında nass sayılır……………
    Müslüman bir kadın başını örtebilir de, örtmeyebilir de. Böylece başörtüsü mubah hükmüne girer, denebilir……………………………………………..
    Başörtüsü ile ilgili düşüncemi Kur’an’ın açık ve seçik ifadesine göreşöyle üç cümle ile özetlemek istiyorum. Kadınların başlarını örtmeleri:
    1-Kur’an’da emir değildir.
    2- Kur’an’da yasak değildir.
    3- Kur’an’a göre caizdir. (Yasak olmadığına göre, caizdir-mubahtır.) Kur’an’da yalnız göğsü örtmeye emir vardır.
    (Hüseyin Atay – Kur’an’a göre araştırmalar – VI S:60, 61, 71,76)

    Saygılar, esenlikler..

  • Avatar

    cortextm Jan 28 2014 - 16:23 Reply

    Bir şeye dikkat çekmek istiyorum. “Hımar” ve “hamr” kelimelerinin ikisi de aynı kökten gelirler (h-m-r) ve “aklı örten(içki)” ve “başı örten(örtü)” olarak anlamlanırlar. Burada açık ve tahrif edilemez güce sahip bir etimolojik argüman var. İlgili ayette geçen çoğul humur, tekil olarak “hımar”, en eski arapça sözlüklerinde dahi baş örtüsü diye geçiyorken hangi delile dayanarak bunu yalnızca örtüye indirgeyebiliyorsunuz? Burada yan anlam olan örtü kelimesini bağımsız olarak ele alırsak tutarlı olmaz diye düşünüyorum. Örneğin ayak dediğimde insan ayağı aklımıza gelirken masanın ayağı dediğimizde masaya ait olan gerçek bir insan ayağı düşünemeyiz. Hımar bazı anlamlarda normal bir örtü gibi kullanılabilse dahi bir kadın ile birlikte kullanıldığında burda gerçek anlam olan başörtüsü anlaşılmalıdır diye düşünüyorum. Ayrıca yıllarca arap toplumlarında kullanılan hımar, mikne’a, lisam, cilbab, nasif vs. vs. bir sürü baş örtüsü ve örtü çeşidi var. Bunlardan hımar olan yıllardır baş boyun ve göğüsü örten bir örtü olarak günümüze gelmiş. Şimdi kalkıp buna hangi delille başka bir anlam verebiliriz? Örneğin ben çorap için bu aslında ele giyilen şey desem, topluma malolmuş, herkesin duyduğunda aynı şekilde anladığı bir sözcüğü inkar-tahrif etmiş olmaz mıyım?

  • Avatar

    halim selimoğlu Jan 29 2014 - 10:42 Reply

    HMR kelimesini nasıl anlamamız gerektiği konusunda Kuranın bir yerlerinde bir işaret olmalı diye düşündüm ve Nur 31 –> Ahzab 59 –> Nur 58 —>Nur 31 döngüsünde HMR kelimesinin nasıl anlayacağımıza ilişkin bir yaklaşıma ulaştım.

    http://www.kuranincelemesi.org/kadin/humur-cilbab-siyab-ziynet/

  • Avatar

    sculptor Jan 31 2014 - 01:44 Reply

    bir türlü akıl erdiremediğim ve anlayamadığım bir meseledir cariye meselesi, bu konuda aydınlatıcı bir makale yazacak ya da yazmış olan varsa burdan duyurabilir mi…

  • Avatar

    tugrul Feb 4 2014 - 06:22 Reply

    Çok direkt olacak ama saç neden örtülmesi gereken bir şey olsun? Saçı sakınılması gereken bir şey haline getirmek erkekleri saç görünce aklına cinsellik gelen ”şeyler” haline getirmek değilde nedir. Bu mantıkla kadının dudağını ağzını sesini kapatmakta gerekmez mi? İki cinsin birbiri için emin olması konusunda taksimetreyi saçtan açmak iki cinsin şu an İslam ülkelerinden olduğu gibi birbirinden yüzünü çevirmesinden, kaçmasından başka neye yarar? Güvenin olmadığı yerde medeni ilişki, medeni ilişkinin olmadığı yerde medeniyet mi olur? Medeniyetin olmadığı yerler cennete benzer mi? Yok daha neler demeden önce dini İslamiyet olarak yazılı ülkeleri ve medeniyet durumlarını incelenebilir. Türkiye’nin bunların içince görece daha yaşanılabilir ve medeni olması tesadüflere bağlanamaz. Geçen gün gazetelerde bir ilde ”alime” vasfı kazanan , din eğitimi vereceği söylenen kadınların-kızların kıyafetlerini görmüşsünüzdür (görmeyenler için sadece gözlerinin göründüğü bir giyim olarak tarif edebilirim) İşte o kıyafetlerin giyilmesi sevapmıdır yoksa insanları din konusunda acabalara sürüklediği için günahmıdır? Bırakın isteyen istediğini giysin iyi tamam kimsenin birşey dediği yok ama SORUN bunun sonsuz kainatı, molekülü, DNA yı, suyu, çölü, az önce okyanusa atlayan kutupta ki pengueni yaratan Allah’ın gönderdiği dine maledilmesidir. Onun gönderdiği dini tebliğ eden Peygamber’ine gerçekte söylemediği sözlerin bu giyime ve altında ki mantığa temel gösterilmesidir. Dolayısıyla içinde olmayan şeyler için kendisi dayanak gösterildiği için İslam dini dünyanın en büyük mağdurudur.

  • Avatar

    Erdem Apr 13 2014 - 10:29 Reply

    Evlenme beklentisi olmayan yaşlı kadınların, alımlı yerlerini açıp saçmamak koşuluyla dış elbiselerini bırakmalarında bir sakınca yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha iyidir. ALLAH İşitendir, Bilendir.
    Nur 60

    Ben de sizin gibi düşünüyordum ta ki bu ayeti görünceye kadar. Eğer göğüslerin örtülmesi gerektiğini anlayacaksak affınıza sığınıyorum yaşlılarımızın göğüslerini açmalarında bir sakınca yok anlamı çıkmaz mı burdan? Dış elbiseden kasıt nedir? Ben bunun başörtüsü olduğunu düşünüyorum. Allah’ın başörtüsüyle ilgili muradını henüz anlamış değilim. Elbette en doğrusunu Allah bilir..

  • Avatar

    halukgta Nov 4 2014 - 14:38 Reply

    Dikkat ederseniz konuyu daha doğru anlayabilmemiz için, bahse konu ayette geçen HIMAR kelimesini, başörtüsü diye tercüme edenlerin şekliyle yazdım. Ayeti de bu düşünceden yola çıkarak anlatmaya çalıştım.

    Ayette Yaradan, baş örtülerinizle göğüs açıklığınızı örtün dediğini kabul edersek, bu çok da normal olur. Çünkü Kur’an ın indirildiği toplumda, genel çoğunluğun başı örtülüydü. Ama bu değildir ki, kadında başın örtülmesi Allah emridir. Çünkü Kur’an kullandığı kelimeleri, o günkü toplumun anlayacağı şekilde özellikle seçmiştir.

    Daha önce verdiğim örnekte olduğu gibi, Allah haccı ilan et, gerek yaya, gerek yorgun deve sırtlarında hacca gitsinler diyordu. Sizce bu ayete göre, hacca yaya yada deve üstünde gitmek farzdır diyebilir miyiz?

    Lütfen ayetleri ve verdiği hükümleri doğru anlamak için, kelimelere farklı anlamlar yüklemeyelim, yoksa yanlış anlarız. Allah hükümlerini dolaylı yollardan değil açık anlaşılır ve nice örneklerle verdim ki anlayasınız der.

    Bu durumda kendimize sormamız gerekir. Allah açıkça kadın saçlarını göstermemelidir haramdır, neden dememiştir Kur’an da?

    Peygamberimizin devrinde bile kadın erkek, aynı yerde abdest aldıklarını biliyoruz. Bu durumda kadın başını mesh ederken, yakınındaki erkekler saçını elbette görecekler. Hatta Arap kadınlarının saçları uzundur, örüp saçlarını arkalarına atarlarmış. Yani başörtülü bile olsa saçlar arkadan açıkça örgülü görünürmüş. Bir başka deyişle türbandan eser yok o dönemde. Ne dersiniz bizler büyük bir yanılgının içinde değil miyiz dersiniz?

    Karar ve yorum sizlerin. Başın örtülmesi bir gelenektir. Örten kardeşlerimize saygımız sonsuzdur.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Leave a reply

Name (required)

Website