İslam, “önce insan” der… Her insan bir şahıstır… İşte İslam şahısa şahsiyet kazandırmak için vardır. Şahsiyeti inşa süreci yoğun bir şuurlanma ile gerçekleşir… İslam dışı öğreti ve ideolojilerin şahıslara yönelik tutumlarına baktığımızda şahıs; ya şartlandırılma yada şımartılma riski altındadır… Modern zamanların bireyi; akla, bilgiye, bilime, güce, iktidara, maddeye dayalı bir şımarma sarhoşluğuna yakalanmıştır. Modern öncesi dönemlerin insanı ise tabulara, totemlere,
(daha&helliip;)
Hicret, her şeyin daha kalıcı ve daha hayırlı olanını bulmak için her şeyi feda etmeyi göze almak ve bunu bizzat yapmak gönüllü olmaktan doğan bir harekettir. İslam kültür ve edebiyatının özelliği hicret temeline oturur. Hicret ile başlar, hicret ile gelişir, hicret ile özgürleşir ve hicret ile sükûnet ve temkine erişir. Hz. Âdem hicret ile kurtuluşa yol, çare aradı; sonunda saadete
(daha&helliip;)
İnsanlar inkar ve isyan yolunu seçseler de Allah rahmet elini onlardan çekmiyor… Ta ki, akıllansınlar ve sakınsınlar diye… Ancak insanların çoğu fısk yolunu seçerler, gerçekleri görmezler… Yüce Rabbimizin Kerim Kitab’ının sayfa ve satırları arasında gezinen herkes şu ifadeye oldukça aşinadır: “Ey kavmim!” Gelen her peygamberin dilinden düşürmediği ibare yine “Ey kavmim!” hitabıdır… Bu bir misyonun ve mesajın anahtar terimidir… Bireysel
(daha&helliip;)
Son günlerde tarafıma gelen maillerde sıkça sorulan bir soru; ‘’neden sürekli dini yazılar yazıyorsunuz? ’’. Evet, bu soruyu çok fazlaca işitiyorum. Neden Mİ dini yazılar yazıyorum? YAZIYORUM; ÇÜNKÜ Anlayamadığım temel husus, ‘’Dialektik Materyalizm’’ ile ilintili bir yazı astığımda, bu yazının neden ‘’dini’’ olarak görülmeyişi. Halbuki, bu felsefi yaklaşım; din ile BÖYLESİ çelişmez BİR bütünlük sergiliyor iken… Şaşırtıcı geldi sanırım J
(daha&helliip;)
Bugün sizlerle kurandan araştırmaya çalışacağımız konu, acaba Rabbim kuranda en çok bahsettiği namaz kılın emrini verip, nasıl namaz kılacağımızdan ve ne dualar okuyacağımızdan bazılarının söylediği gibi, kuranda hiç bahsetmemiş olabilir mi, onu araştırmaya çalışacağız. Önce hatırlatmak istediğim, namaz kılmasını, orucu tutmasını, hacca gitmesini İbrahim peygamberden bu yana tüm dinlere emrettiğini bizlere açıklıyor kuran. Hatta Kabenin kurulmasını İbrahim peygambere emrettiğini ve
(daha&helliip;)
Şefaat aracılık, araya girme ve sebep olma anlamlarında kullanılan bir sözcüktür. Tavassut yani vasıta olma. Bir kimsenin bir başka kimse hakkında iyi niyet ve iyi durum konusunda kefil olması, onun hakkında söz söyleyip affını istemesi. Yakınlaşma, yaklaştırma. Cahiliyyede inanılan şekliyle kul ile Allah arasında aracılık yapma, ahirette kendisine bağlı olanları Allah`ın azabından kurtarma gücü… Bu anlamdaki şefaat Kur`an`da şirk olarak
(daha&helliip;)
Kur`an hevâ ve heveslerimizle yorumlanan bir kitap haline gelmeden önce; Ehli kitabın kendi kitaplarını nasıl tahrip ettiklerinin üzerinde durur. Ve Allah`a teslim olmak isteyenleri uyarır. Kelimelerin yerlerini değiştirirsek nasıl anlam sapmalarına vesile olacağımızı ve yanlış bir tasavvurun yolunu tutacağımızı bize bildirir. Elçilerin getirdiği kitaplardan Bâtıni mesajlar anlamaya çalışmak (güya keşif yoluyla) kelimelerin ve vahyin anlamını değiştirir. Bunun da yoldan sapmak
(daha&helliip;)
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla; Allah tüm nimetleri ölçülü kullanıldığı takdirde bir hayır olarak yaratmıştır. Zehir bile az bir miktar kullanılarak panzehir haline geliyorsa artık bizim bu nokta da, şunu çok iyi anlamamız gerekiyor ki nimetin fazlası, aşırısı elbeteki zararlı. Bir bardak su insana hayat verirken bir havuz dolusu su insanı bogabilir. O nedenle bu dünya nimetleri ihtiyaçları karşılayacak
(daha&helliip;)