KURAN’A GÖRE HIRİSTİYANLARLA VE YAHUDİLERLE DOST OLUNUR MU?

Son günlerde gündeme gelen konulardan biri Müslümanların Ehli Kitap dediğimiz Hıristiyanlarla ve Yahudilerle nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği ve dost olup olamayacağı konusu. Bu konu Kuran’daki Maide Suresinde geçen aşağıdaki ayet ile gündeme geldi.

51. İnananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.
5 – Maide Suresi – 51

Yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olunmaması tavsiye ediliyor. Acaba gerçekten durum böyle mi? Bu konuda da Kuran’daki tek bir ayeti, devamındaki ayetleri ya da konuyla ilgili Kuran’daki diğer ayetleri göz önüne almadan değerlendirmenin yanlış sonuçlara götüreceğini görüyoruz. Hâlbuki devam eden ayetleri okuduğumuzda sadece 6 ayet sonra 57. ayette Allah bize Hıristiyan ve Yahudilerden dost edinmememiz gerekenlerin niteliklerini açıklıyor.

57. İnananlar, sizden önceki kitap halkı ve inkârcılar arasında dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. İnanmış iseniz ALLAH’I dinlemelisiniz.
5 – Maide – 57

Yukarıdaki ayette açıkça görüldüğü gibi Allah daha önce kitap verilen olarak tanımlananlardan dinimizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmamamız gerektiğini ifade ediyor. Kuran’ın genelinde de Yahudiler ve Hıristiyanlar için genelleştirici yani hepsinin iyi ya da hepsinin kötü olduğu ya da hepsinin cennete gideceği ya da hepsinin cehenneme gideceği şeklinde ifadeler bulunmamaktadır. Hıristiyanların bir kısmı, teslis yani üçleme inancı yoluyla Allah’a ortak koşmaları nedeniyle; Yahudilerin bir kısmı da kendilerine indirilen ayetlerin yerlerini kaydırmaları, anlamlarını değiştirmeleri ve kendilerine gönderilen peygamberleri öldürmeleri yüzünden eleştirilmektedir. Bunun yanında Allah’a ve ahiret gününe samimi bir biçimde inanan ve Allah’a ortak koşmadan kulluk eden Yahudi ve Hıristiyanlardan da övgü ile bahsedilmektedir.

Bunun yanında Allah Kuran boyunca inananlara Yahudiler ve Hıristiyanlarla kurulan ilişkiler konusunda da serbestlik getirmiştir. Allah Kuran’da inananlara evlenemeyecekleri kişileri sayarken Hıristiyan ve Yahudileri saymamış, yememeleri gereken yiyecekleri sayarken Yahudilerin ve Hıristiyanların yemeklerini yemelerini yasaklamamıştır. Yani Yahudilerle ve Hıristiyanlarla evlenmeyi ve onların yemeklerini yiyip içmeyi haram kılmamıştır. Ayrıca Allah aşağıdaki ayette de görüleceği gibi inanan bir topluma kendileriyle savaşmayan bir toplumla iyi ilişkiler kurmamızda dinen sakınca olmadığını ifade etmiştir.

8. ALLAH, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. ALLAH adaletli davrananları sever.
60 – Mümtehine – 8

Sonuç olarak Kuran’da ehli kitap dediğimiz Hıristiyan ve Yahudilerin tamamıyla dost olmamızı engelleyen ve bu topluluklarla her türlü ilişkiyi kesmemizi emreden bir durum bulunmamaktadır. Buradan çıkarılacak önemli bir sonuçta dinin tek kaynağı olan Kuran’da merak ettiğimiz bir konuyu araştırırken o konuyla ilgili bütün ayetleri göz önüne almamız ve dikkatle değerlendirmemiz gerektiğidir.

Yazar : ferhat

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (1)
  • Avatar

    Gökhan Apr 29 2012 - 09:54 Reply

    Bence bu doğru bir yaklaşım değil. Evlilikte olduğu gibi dostlukta da aramızda bir takım sınırlar bulunmakla birlikte karşı taraf bize kasıtlı zarar vermediği müddetçe onları düşman edinemeyiz yasamız bu şekilde. Allah yorulun yine çalışın diyor bize biz bu şekilde nasıl yorulabiliriz ki? Yani internette ve gerçek hayatta bilgi vermek dışında nasıl onları dost edinebiliriz.

    Örneğin günümüzde bir Hıristiyan’ı sünnete davet edebiliriz çünkü onlardan gelme sünnet ama namazı kılmaz, zekatı vermez onu red ediyorlar (öyle ya da böyle yapmıyorlar). Allah’ın kanununda bir değişme yok, Kuran korunmuş ve eksiksiz bir kitap ayetlerini doğruluyoruz o zaman önceden de sünnet zorunlu değildi, şuan hiç hele hiç zorunlu değil ama “sünnet” konvoyları etraflarda.

    Yani biz nasıl yoga yapanları görüyor isek onlarda bizi öyle görüyorlar sanki. Ama kendileri gerçekten kaçıyor biz uzak bir sapıklık içinde değiliz bunu onlar da biliyorlar ama göremiyorlar ya da kaçıyorlar çünkü dini zorlaştırmalar en çok onları vuruyor (abdestin şartlarını-bozulma etkenlerinin sayısının arttırılması, yok ezberlenecek dualar, yok hangi dualar ne zaman okunacak, yok eksikse kabul olmaz..) böyle yapınca kişiler belki de iman edecek namaz kişinin gönlünü ısıtacak ona iyi gelecek ama insanları korkutuyorlar kafasında örtüyü de veriyorlar tamam hiç bekleme ondan sonra kişi Müslümanım desin.

    Öyle ise uzak bir sapıklık içinde olan kim? Biz nasıl onları gönül dostu edinebilir, çay ve kahve içeriz onlarla? Kaldı ki kafirleri ve müşrikleri de dost edinmiyoruz. O zaman yalandan da olsa onlar da ibadet ediyor, Yahudiler ve Hıristiyanlar da kendi bildikleri şekillerde dua/ibadet ediyor. Yahudi ve Hıristiyanlarında kitabını okumayanı, mezheplisi var nasıl anlayacak bunu? Bunlar hep Müslümanlara külfet değil mi? Apaçık değil mi herşey. Bende akıl işi değil. Ama onları dost edinenler onları dost eder. Böylece onlarda onun yapacağı hayırları engeller, kişi kendi haline bakar olarak “dünya geçici be” diye diye ölür hakikatten de geçici dünya hayatını satın alır.

    Daha ne diyeyim. Herkesin kendi bileceği iş. Eğlence ve erkek-kız arkadaş bir yere kadar. Şeytan bazen bazı şeyleri o kadar süsler ki …

Leave a reply

Name (required)

Website