Allah’ın Rızasını Kazanmak…

Bir tanıdığımın: “Herkes paçayı nasıl kurtarırım ona bakıyor, kimse sınavı nasıl hakkıyla veririm diye düşünmüyor” sözleriyle dikkatimi çekti ki bazen Allah’ın rızasını kazanma gayretini kolay yoldan cennete nasıl girerim düşüncesiyle ikinci plana atabiliyor, hatta unutabiliyoruz. Kendi kendimize hesaplara giriyoruz. “Sadakamı zekatimi versem, namazlarımı aksatmamaya çalışsam, e niyetim zaten iyi kalbim temiz, tamam ya cennete girerim heralde….kimseye zararım da dokunmuyor zaten.”  Evet, belki gerçekten de cennete girersin, Allah bilir ama bu “aman cennete girecek kadarından fazlasını yapmayayım..” güdülenmesi niye? Kapıdan geçelim de yeter yani..Burada bu tip bir amaç olur mu ne saçma demiyorum. Tabii ki de müslümanlar olarak her birimiz cennete girmek istiyoruz; bunun için de çabalıyoruz ama düşünce “bir şekilde paçayı kurtaracak kadarını yapayım yeter”e gelince işler değişiyor bence. Bir bütün olarak Allah’ın emir ve yasaklarından oluşan sistemini benimseyip o zorlu sınavı tümden vermek derdinde olmuyor kişi. Biraz ordan biraz burdan birşeyler yaparak ve hep yerinde sayarak tam anlamıyla teslim olamıyor bir türlü.

Böyle olunca da aklımızca hesaplar kitaplar yapıp bir kısım (işimize gelen) emir ve yasaklara uyuyor, bir kısmını rahatlıkla esgeçebiliyoruz. Sonuçta paçayı kurtaracak kadar şey yaptım diye düşünüyor kimileri ve fazlasını  yapmaya zaman-enerji bulamadığı için aslında Kur’an’ı/İslamı tam anlamıyla yaşamış olamayabiliyor. Belki gerçekten de yetecek kadar yapılan kısıtlı şeyler de bu kişinin cennete girmesine ama sizce burda hayatın merkezine gerçekten de Allah mı konulmuş oluyor?

Allah’ı sevmek,  O’na saygı duymak ucundan da olsa cenneti istemekten çok daha farklı bir boyut gerektiriyor. Sadece O öyle dediği için dediklerini yapmak kayıtsız şartsız teslim olmak anlamına geliyor. Örneğin; namazı kaçırdığımızda, yalan söylediğimizde, günah sayılabilecek bir şeyler yaptığımızda once Allah’a karşı utanç duymamız, O’nun dediğinden dışarı çıktığımız için derin bir üzüntü duymamız gerekiyor.  Hep nasıl allah katında daha iyi bir mertebeye gelebilirim diye düşünmek gerekiyor. Bu kadarı bana yeter de artar deyip yerimizde saymamamız gerekiyor. Bu yerinde saymanın, şurdan şu kadar sevap alsam, orda bu kadar zekat versem oh tamam mantığı biraz da günümüzde kendimizi sürekli başkalarıyla karşılaştırıp kendimizi aklımızca dinen üstün görmekten kaynaklanıyor kanımca. Her nedense, ahirette diğer tüm insanlara gore kıyaslanacağımıza inanıyor; bizden dinen çok daha geride olduğuna inandığımız kişiler varken tabii ki bizim cennete gireceğimizi düşünüyoruz zavallıca. Nasılsa ortalamanın üzerindeyiz ya, yeter o…

Oysa ki imanın da mertebeleri vardır ve herkes kendi başına değerlendirilecektir, başkaları üzerinden değil. Nasıl ki atalarımızın yaptıklarında sorumlu tutulmayacaksak; dönemimizdekilerin yapmadıklarından dolayı da durup dururken değere binmeyeceğiz.
Her zaman için Allah’ın dediklerini Allah istediği için yerine getirmeyi gözetmek; O’nunn rızasını kazanmak için islam sistemini bütünüyle benimseyip her türlü gereğini yapmak bizim görevimizdir ve inşaallah ki ahiret hayatımızda bizi daha iyi bir makama getirecektir.


About the Author
Author

zeynep t.

Comments (2)
  • Avatar

    ugur Apr 2 2012 - 23:09 Reply

    ödül olarak cennet düşüncesi kafalardan cıkmıyor ahirette bile daha büyük makam peşinde olmak kardeşim şeytan olmayacak orada ne makam ne ün ne şeref ne büyüklük cenneti kavrayamıyoruz üçbeş huri birkaç köşk ne yapaçaksın bundan değerli hiç bir düşünçen yokmu aşka sevgiye okadar uzak kalmışızki bir nefesin sıçaklığı çocuğun baba diye boynuna sarılılması bunu yaşamak bütün köşkler huriler makamlar sizin olsun ALLAHIN razı olması bana yeter

  • Avatar

    Cigdem May 2 2012 - 17:14 Reply

    Çok doğru bir yazı, düşüncenize, ellerinize sağlık. Uzun bir yoruma gerek yok, bir duayla bitireyim: “Rabbimiz bizleri YALNIZ kendi rızası için yaşayanlardan eylesin.”

Leave a reply

Reply to ugur Cancel reply

Name (required)

Website