Kimmiş Bakayım Sizin Rabbiniz?

Ey insanoğlu! Bu kadar ulu ve cömert olan Rabbine karşı bu gururun ne?
(82:6)

diye soruyordu maveradan bir ses. Bu sesin sahibi belki insanın iç derinliklerinde boğduğu, çıkmazlara soktuğu vicdanı, belki Cebrail belki de Yüce Rab olan Allah’tı. Peki insan Rabbine yani onu terbiye eden ve koruyan, ona rızık veren, onun ihtiyaçlarını karşılayan, keremi bol Rabbine karşı nasıl olur da gururlu ve nankör olabilir? Bunun cevabını yine Kur’an şöyle veriyor: “insan kendini yeterli sandığında mutlaka azar!” (96: 6-7) İşte insanın Rabbine  sırt çevirmesinin sebebi bu, kendisini müstekbir ve müstağni sayması. Şimdi Rabbe itaate ve kulluğa çağrılan fakat bu çağrıya kulak asmayan insanların bulunduğu tarihi ve Kur’an’i örnekler verelim.

Firavun müstekbir bir dil ve müstağni bir edayla tüm halkına dönmüş ve diyordu ki: “Ben sizin en büyük rabbinizim!” (79:24) Ve sonra Musa’ya(as) dönüp mağrur bir edayla soruyordu: “Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa?” (20:49) Musa ise şöyle cevaplıyordu onu korkusuz, mustazafça bir tavırla: “Bizim Rabbimiz herşeyin yaratılışını takdir edip, sonra da onu yaratılış amacına yöneltendir.” (20:50) Bunun üzerine el Kahhar ve el Muntakim olan Allah küstahça ‘Rab’lik iddiasında bulunan Firavunun akıbetinin hem dünya da hem de ahirette âleme ibret olan bir azap olduğunu haber veriyordu.(79:25) Bu azap ise Rabbin onu dünyada su, ahirette ateş azabına düçar kılması ve bundan çok daha öte onu hem dünyada hem de ukbada sevgisinden mahrum bırakması ve mutlak manada terketmesi idi.

Firavundan asırlar öncesinde yine benzer bir nida yükseliyordu müstekbir ve müstağni bir iktidar sahibinin dilinden. O’da insanların rabbi olduğu iddiasındaydı. Bu küstah müstekbirin karşısında yine bir mustazaf bulunuyordu, insanlara örnek gösterilen(60:4) Hz İbrahim. İbrahim (as): “benim Rabbim diriltir ve öldürür” derken buna hemen bir kulp buluvermişti, bir sinek yaratmaya dahi gücü yetmeyen(22:73) ama bir sinek tarafından yok edilen Nemrud. Ve iki tutukluyu çağırıp demişti ki: “…İşte bende bunlardan birini salıveriyorum (diriltiyorum) ve diğerini öldürüyorum…” (2:258) Bu küstahça tavıra/demagojiye karşı İbrahim(as) daha net bir soru yöneltiyordu: “…Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, hadi sen de onu batıdan getir!…” (2:258) İşte o an donakalmıştı Nemrud bir cevap bulamamanın üzüntüsü ve hezimetin verdiği aşağılık duygusuyla birlikte.

Yine aynı senaryo devam etmektedir her ne kadar zemin ve zaman değişse de: bir tarafta müstekbir ve müstağni bir kavim, diğer tarafta mustazaf bir müslüman. Şehrin en uzak köşesinden koşarak gelmişti mustazaf ve elçileri yalanlayan kavmine seslenmişti, adeta yalvarırcasına içten bir ses tonuyla: “Ey kavmim! Elçilere uyun, uyun sizden hiçbir karşılık beklemeyen bu kimselere, zira bunlar doğru yoldadırlar! (36:20-21) Sonra Rabbini tanıtıyordu büyük heyecan ve içtenlikle, kainatın efendisi olan Rabbini. (36:22-24) Ve sözlerini şöyle bitiriyordu:İşte artık ben sizinde Rabbiniz olana iman etmiş bulunuyorum: artık beni dinleyin!” (36:25) Fakat halkı onu dinlemedi ve öldürdü, ama ölüm onun felaketi değil kurtuluşu yani cenneti olmuştu tıpkı bir kılıç darbesiyle öldürülürken “işte şimdi kurtuldum, işte şimdi başardım vallahi!” diyen Amir b. Füheyre gibi. Çünkü o büyük bir bağışa ve sonsuz nimetlere mazhar olmuştu, Rabbinin eliyle ve O’nun şahitliğiyle… (36:26-27)

Sözün özü: Kur’an’da Rab, ‘ismi has’ olan “Allah” lafzından sonra en fazla geçen isimdir. Allah ismi 2697 kez geçerken Rab ismi 962 kez geçer.1 Bu sayılar adeta şu hakikati haykırır: “Ey insan! Senin ve bu hitabın ve diğer var edilmiş herşeyin ‘bir’ Rabbi; yaratanı, düzene koyanı ve terbiye edeni var. İşte O el İlah olan Allah’tır, sakın Rabbine karşı müstekbirce ve müstağnice bir tavır sergileme. Çünkü Rab olan sen değil, O’dur. Çünkü terbiye etmek yaratılana değil  yaratana yakışır. Terbiye etmek köleye değil, efendiye yakışır. Terbiye etmek Allah’a yakışır…”

Ariamo Sanchez.

Kaynak:

M. İslamoğlu, “Hayat Kitabı Kur’an”

1 M. Fuat Abdülbaki, El Mucemul Mufehres

 


About the Author
Author

ariamoneva

Comments (2)
  • Avatar

    ugur Jun 3 2012 - 11:51 Reply

    kimisinin rabbi taştan yada tahtadan put tur yada nefistir nalınçı keseri
    gibi hep kendine yontan çoğunluğunun paradır her şeyi satın alabileçeklerini sandıkları
    kimisi üçlemiştir kimiside dünyada zulum kabirde zulum çehennemde zulum edeni rab edinmişler beninki sameddir daima çanlı olan doğmamış doğurmamış hiç bir şeye muhtaç
    değil eşi benzeri olmayan bildiğim bilmediğim gördüğüm görmediğim her şeyi yaradan beni arkamdan güzelliklere ileten alemlerinde rabbi olan ALLAHtır muhtaç olduğum adam çekiç almış takım çantasına koymuş sıkılmış çekiç bir gün lazım olmuş tahta kırmış çekişle mutlu olmuş ama istediği gibi değil birşeyler eksik bir gün sandelye tamir etmiş sevinmiş ama yeterli değil bir eksiklik var adam birgün almış eline çekiçi civinin başına vurunça çekiçtede bir kıvılçım çakmış o be ben bunun için yaradıldım demiş benimde kafamda çivi çaktı bende ALLAHI bilmek için yaradıldım mutlu yaşayaçağım ömür boyunça o ne güzel yardımçıdır o ne güzel velidir

  • Avatar

    vekuran Jun 4 2012 - 07:55 Reply

    Kuran nebileri, alimleri, melekleri ve birbirimizi erbab edinmememiz için uyarılarda bulunur.

    Erbab ? Rabler yani öğreticiler.

    Bkn: Ali İmran 64 ve 80, tevbe 31

    Alemlerin rabbi kalemle öğretendir.

Leave a reply

Name (required)

Website