Bir Hutbede En Çok Kaç Kez Hata Yapılabilir?

 

Aslında geçen haftadan beri yazmayı planlıyorum bu yazıyı, geciktim biraz. Geçen hafta Cuma hutbesinde duyduklarım beni şaşkına çevirdi. Bu hutbe ile ilgili fikirlerimi paylaşmak istedim bu yazıda. Pek çoğunuz da eminim geçen hafta camide benzer şeyler duydunuz. Benzer diyorum çünkü Cuma hutbelerinin konularının en azından şehir şehir belirlendiğini ancak detaylarda birtakım farklılıklar olabileceğini biliyorum.

Neyse, gelelim hutbenin konusuna. Hutbede çok önemli bir ayet ele alınmıştı aslında. Bu ayette Allah şöyle buyuruyor;

Ey âdemoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez. (7 Araf Suresi -31)

 

Bu ayetin son derece önemli olduğuna, camilerde de sık sık tekrarlanması gerektiğine inanıyorum ben de. Çünkü maalesef Türkiye’de pek çok kişi camilere en kötü giysileri ve ayakkabıları ile gidiyor. Evet, ayakkabıların çalınma riskinden dolayı –ki artık kilitli dolaplar sayesinde bu olasılık da ortadan kalktı diyebiliriz- ayakkabılar konusunda böyle bir alışkanlık geliştirilmiş olabilir ancak kıyafetler için neden böyle bir tutum var ben de bilemiyorum. Sanırım pek çok kişi, camide fikirlerini önemsediği kişilerle karşılaşmayacağını düşünerek bu şekilde davranıyor ki bu tavrın ne kadar yanlış olduğunu tartışmaya bile gerek görmüyorum. Camilere, Allah’a yakınlaşmak için gidiyorsak ve yine de bu özeni göstermiyorsak şu soru geliyor akıllara;  Allah’tan daha fazla önemsediğiniz kim var ki?

Ayetin önemi ve hatırlatıcılığı bir yana, hutbe sırasında yapılmış çıkarımlar ve yorumlar bana şaşkınlık verdi. Şimdi izin verirseniz sırasıyla onları belirtmek isterim.

Hocanın ilk yorumu şuydu; “bu ayete göre camilere İslami kurallara uygun giyinerek gelmek gerekir”. Hani derler ya kulaklarıma inanamadım. Bu ayetten bu sonuç nasıl çıkarılıyor acaba? Bırakın bu ayeti Kuran’ın genelinde ibadet sırasında giyilmesi, takılması gerekenler ya da camiye gelirken giyilmesi gerekenler gibi özel bir kıyafet tanımı yapılmaz. Her zaman uygulanması gereken belirli örtünme kuralları vardır (cinsel organların örtülmesi ve kadınlar için yaka açıklarının kapatılması) ancak bu kurallar belli yer ya da zamanlar için özel tarif edilmez, her zaman ve her yerde geçerlidir. Partide de, sinemada da, iş yerinde de, camide de.

İkinci uyarı ise peygamberimiz tarafından “sözde” söylenmiş bir söze dayandırılarak yapıldı. “Soğan, sarımsak yiyen bizim camimize yaklaşmasın”. Bu da ne demek. Evet, uyarının vermek istediği mesaj güzel. Birbirimize duyduğumuz saygı gereği, camiye gelirken temizliğimize, kıyafetimize ve hatta yediklerimize dikkat etmemiz çok olumlu bir tavır olur ancak bunu bu şekilde ifade etmek doğru mudur? Yani “adam camide kokacağına namaz kılmasın daha iyi” diyebilir miyiz? Bırakın bizi, Peygamberimiz böyle bir şey söylemiş olabilir mi? İşte yine geleneksel anlayışın en sık kullandığı yöntemle, doğruyu yanlışı anlatırken en uç tavrı takınmakla, karşı karşıyayız. Bir diğer yöntem de sevmedikleri her şeyi Peygamber’e fatura ettikleri sözlerle yasaklamak.

Üçüncü ve son uyarı ise cep telefonları ile alakalıydı. Camiye girince telefonlarımızın seslerini kapatmamız ve böylece birbirimizin dikkatini dağıtmamamız öğütleniyordu. Harika dedim. İşte en önemli noktalardan biri. Allah’a yakarışınızın ortasında “Üsküdar’a gideriken” ya da “Gangnam Style” dinlemekten daha rahatsız edici ne olabilir ki. Ama işte hoca yine beni şaşırttı. Bu uyarının hemen arkasından da şunu ekledi “evet bu önemli ama bizim huşumuz da öyle bir cep telefonu çalışıyla bozulmamalı”. Bunu çok önemli bir temenni olarak kabul edebilirim, Allah inşallah böylesine her şeyden uzaklaşarak kendisine yönelebilmeyi hepimize nasip etsin. Ancak bunu sanki böyle hafifletici bir durum gibi ortaya koymak çok da iyi bir fikir değil gibi geldi bana. İbadetlerini Arapça, yani pek de bir şey anlamadan, ezberden yapanlar için belki bu daha küçük bir sorun ancak gerçekten her dediğini anlayarak, fark ederek, özümseyerek Allah’a yakarmaya çalışanlar için ciddi bir sıkıntı yaratıyor cep telefonları. Telefonları çaldığında açıp “camideyim şimdi” diye konuşmaya başlayanları saymıyorum bile.

Haftada bir gün hepimize hitap eden hutbelerin biraz daha sağduyu, biraz daha bilinç ile hazırlanmasını, Gerçek İslam’dan beslenmesini istemek hakkımız sanırım.

 

@Yamur_P

 


About the Author
Author

Yagmur

Comments (4)
  • Avatar

    tuğrul Dec 13 2012 - 13:24 Reply

    Günah-sevap (hatta on katı beş misli gibi ayrıntılarla), haram-helal, cehennem (genelde ateşte eşlik etmekte)-cennet hikayeleriyle bezeli menkıbeler-vaazlar şahsen benim kalbime ve aklıma dokunmuyor. Bu tip vaazları çok dinledim ama en basitinden, yere çöp atmanın Allah’ın yarattığı kainata saygısıylık olduğunu, başkalarının olduğu ortamın havasını onlara sormadan sigara dumanı ile doldurmanın hak ihlali olduğunu, trafikte emniyet şeridinden gitmenin hakka tecavüz olduğunu anlatan ”hoca” henüz görmedim. Genel itibariyle anlatılanlar ön saflarda ki 70-80 yaşlarında ki amcalarımız dedelerimizin saflarını aşıp gençlere dokunamıyor. Hatta bazılarını uyutuyor desem çok mu olur?

  • Avatar

    Fatma Jul 7 2013 - 22:17 Reply

    Ey Âdemoğulları! Her mescidin yanında süslerinizi alın, yiyin-için, fakat savurganlık etmeyin; kesinlikle Allah savurganları sevmez.

    Bu Ayet bir tek cümle icnde ele alinacak olursa, mescidlere hem süslü püslü gidilip hem de yemek icmek öneriliyorsa, mescid denilen yerlerin günümüzde uygulanan camiiler olmadigi ap acik ortada degilmi?

    Selam ve Dua ile.

    Fatma

  • Avatar

    Baybora Oct 23 2013 - 17:35 Reply

    Kardeşim son zamanlardaki cumalarda hocanın vaazı hurafelerle ilerliyor. sebebi de Amerika’daki hoca efendi hazretlerinin(!) vaazlarından derleme olduğundan olsa gerek. Artık tam namaz saati gidiyorum camiye gerilmemek için ama hutbe de ayrı bir dünya olmuş durumda. her defasında Kuran’la çelişen şeyler duydukça kalkıp haykırasım geliyor, hocam yanılıyorsun hava olmasın demek geliyor içimden. İşin özü diyanet işleri başkanlığı cemaatlerin en kolay ele geçirdikleri kurum olduğundan dini kendi tekelinde zannedip ruhban sınıfı oluşturmakta. kıyafetleri bile Vatikan’dakilere benziyor gün geçtikçe.

  • Avatar

    Fikret Arman Sep 30 2018 - 07:10 Reply

    Yağmur Kardeşim, düşüncelerine fazlasıyla katıldığımı söylemeliyim. Paylaştığın için Allah razı olsun. Ben ‘ayakkabı’ konusuna değineceğim. Bir Müslüman gittiği ibadethanede ayakkabılarını düşünüyorsa vay halimize!.. Yıllar önce bununla ilgili bir makale yazmıştım.

    https://fikretarman.wordpress.com/2015/10/07/eyvah-ayakkabilarim/

    Ayrıca, Ali Şeriati’nin şu sözünü de hatırlayalım. “Camide oturup ayakkablarımı düşüneceğime, yolda yürür ALLAH’ı düşünürüm.”

Leave a reply

Reply to Fatma Cancel reply

Name (required)

Website