Kehf Suresi 65-82. Ayetler.

Kur’an bizler için bir rehberdir, gönül gözüdür. Eğer onun rehberliğine hurafe ve sanı karıştırarak anlamaya çalışırsak, doğru anlamamız mümkün olmayacaktır. Allah ayetlerin üzerinde düşünmemizi ve Kur’an ı bir bütün olarak anlamamızı emreder. Bir başka deyişle, bir kısmına inanıp bir kısmının hükmü kalkmıştır dersek, ayetleri anlamamızda mutlaka kopukluklar olacaktır. Çünkü Allah Kur’an ın tümüne iman etmemizi ister.

Kur’an bizlere yol gösterirken, kıssadan hisselere çok önem verir, çünkü bu yol ve yöntemle verilmek istenen ders çok daha iyi anlatılır.  Bu kıssaları bir masal gibi dinlerde, ne anlatmak istediğini düşünmezsek, bizlere hiçbir faydası olmaz.

Bu yazımda Kehf suresi 65 ve 82. ayetlerde anlatılan, kıssadan acaba bizler nasıl bir hisse çıkartmalıyız, gelin birlikte düşünelim. Önce ayetleri yazalım.

Kehf Suresi:
65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Musa ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
67. Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”
68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
69. Musa, “İnşallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
70. O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
72. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
73. Musa, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.
74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
75. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.
76. Musa, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.
77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
78. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.
79. “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
80. “Çocuğa gelince, anası babası mümin insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”
81. “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”
82. “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. BUNLARI BEN KENDİ GÖRÜŞÜME GÖRE YAPMADIM. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”

 

Dikkat ederseniz ayetin başında, Hz. Musa ile karşılaştırılan bir kişiden bahsediliyor. Ayette bu kişinin kim olduğu, ismi belirtilmiyor. Anlatılanları okudunuz, peki bu kişi kim olabilir. Hatırlarsanız bizler, Allah açıkça söylemediği tanıtmadığı halde, bu kişiye HIZIR ismini takmışızdır.

Peki, Hızır toplum içinde ne anlamlara gelir? Birçok rivayet var bu konuda. Ölümsüzlüğe kavuşmuş peygamberdir diyenden tutun, bir işi yaparken yardımcı olan gizli bir güç diyenlerde vardır. Yine bir inanışa göre yeşil, yeşillik bereketli anlamlarına geldiğine de inanılır. Dikkat ederseniz bunların hepsi rivayettir, kesin bir kanıta dayanmaz. Biz yazdığım ayetleri anlamaya çalışırken, bunları hiç dikkate almadan, Allah ın bu kıssasından bizlere neler anlatmaya çalışıyor, onları anlamaya çalışalım. Çünkü Allah bu kişinin kim olduğunu bilmemizi isteseydi, onu da açıkça söylerdi.

Hz. Musa ile karşı karşıya getirilen kişi kim olabilir? Kullarımızdan bir kul dediğine göre, Allah a itaat ve ibadet eden bir yaratılmış olduğunu önce söyleyelim. Ayrıca Allah bu kuluna kendi katından, rahmet ve ilim verdiğini söylüyor. Ama verdiği bu ilmin özelliklerine baktığınızda, geleceği bilen ve gelecekte olacaklara göre insanların yaşamını düzene sokan bir bilgi ya da Allah tarafından verilen emirleri, olaylar olmadan uygulayan konumda olduğunu görüyoruz.  Bunun örneği de ayetin en sonunda bahsediliyor ve bakın ne diyor.

(Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım.)

Buradan da anlıyoruz ki Hz. Musa ile Allah tarafından karşılaştırılan ve Allah ın elçisine hayat ve yaşam dersi veren, Allah katından bir kul diye bahsedilen, insan kılığında bir melekten başka bir şey olamaz. Çünkü dikkat ederseniz Allah’ın emirlerini yerine getirmekle görevli olduğunu görüyoruz.

Eğer bu kişiye peygamber dersek, bana göre hata yaparız. Çünkü Kur’an ın peygamberler konusunda örnek verdiği ayetlerin hiç birisinde, Allah ın görev verdiği peygamberlere, böyle bir yetki verdiğinin örneğini görmüyoruz. Hz. Musa ve Hz. İsa nın gösterdiği olağan üstü olaylara baktığımızda, çok farklı konumda olduğunu görüyoruz. Peygamberimizin de Kur’an da, geleceği ve gaybı bilemeyeceğinin örnekleri açıkça veriliyor.

Verilen örneklere baktığımızda, iç yüzünü nedenini kavrayamadığımız olayların, nerelere varacağının, ne maksatla oluştuklarının çok dikkat çekici örneklerini görüyoruz. Bu ayetlerde önemle anlatılmak istenen, HİÇ BİR ŞEYİN NEDENSİZ OLMADIĞI, BAŞIMIZA GELEN VE BİZLERİN İSTEĞİ DIŞINDA OLAN OLAYLARIN, BİR NEDENE DAYANDIĞININ, dikkat çekici örneklerle anlatılmasıdır.

Dikkat ederseniz bu olaylar, ayette bahsedilen kişinin isteğiyle değil, Allah ın isteğiyle olduğunu görüyoruz. Hz. Musa bile olayların ilk oluşu ile bir bağlantı kuramadıysa, hiç birimizin olaylar hakkında mantıklı bir bağlantı kurması beklenemez. Çünkü sebep, sonuç ilişkisini bilmiyoruz. Bu ayetlerde geçen olayları okuduğumda, Kur’an da çok dikkat çekici bir ayet geldi aklıma. Bakın Rabbimiz ne diyor Bakara 216. ayetinde.

(Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için HAYIRLIDIR ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir ŞERDİR. Allah bilir de siz bilmezsiniz.)

Ne kadar güzel bir uyarı. Bu uyarıyı hayatımızın her anında dikkate almalıyız. Allah işte ayetlerini böyle güzel örneklerle özümseyerek anlamamızı sağlıyor. Kehf suresinde verilen örnekleri ilk okuduğunuzda, size ne kadar anlamsız gibi geldi değil mi? Bizler hayatımızdaki olayları da aynen böyle görüyor ve bu bakış açımızla değerlendiriyoruz.

Yaradan verdiği bu örneklerle bizleri uyarıyor ve başımıza gelen olaylar karşısında, SÜKÛNETİMİZİ KORUMAMIZI VE ASLA KAYGIYA DÜŞMEDEN, MORALİMİZİ BOZMADAN HAYATIMIZA DEVAM ETMEMİZİN GÜZEL VE ANLAMLI ÖRNEKLERİNİ VERİYOR BİZLERE. Allah Kur’an da her zorluğun sonunda, bir kolaylık vereceğini söyler. Böylece zorluklara göğüs gererek, bu dünyada ki imtihanımızda bizlere güç ve moral verir. Onun içindir ki Kur’an a gerçek anlamda iman eden, sabırlıdır zorluklara karşı daha çok dayanıklıdır.

Yaşantımızda elimizde olmadan meydana gelen, birçok konularda öyle sözler söyler ve toplumda öyle fitneler çıkartırız ki, aynı konuda yıllar sonra söylediklerimize pişman oluyoruz. Din adına da bilgimiz olmadığı halde, tartışmalara giriyoruz ve inanılmaz sözler söylüyoruz. Bakın Allah bu konuda da bizleri nasıl uyarıyor.

Ali İmran
66:  İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. YA HİÇ BİLGİNİZ OLMAYAN ŞEY HAKKINDA NİÇİN TARTIŞIYORSUNUZ? Allah bilir, siz bilmezsiniz

Allah Kehf suresinde verdiği örneklerle, adeta Kur’an ın bir özetini yapıyor bizlere. Ben geleceği bilir ve ona göre gerekli olanları yaparım hükmünün güzel örnekleriyle, hem Hz. Musa hem de bizler, güzel bir eğitimden geçiyoruz bu örnek ayetlerle. Ali İmran 66. ayette de Allah, çok dikkat çekici bir uyarıda bulunarak, sizlere rehber olsun diye gönderdiğim, ayrıca sorumlu tuttuğum kitapta bilgi vermediğim, açıklama yapmadığım hiçbir konuda tartışmayın, fikirler öne sürmeyin diye özellikle bizleri uyarıyor.

Peki, bizler bu uyarıyı dinliyor muyuz? Elbette hayır. Dinlemediğimiz gibi, Kur’an özet bilgidir, her konuda açıklama yoktur diyerek, dinimizi tam ve eksiksiz yaşamak istiyorsak, fıkıh kitaplarına bakmalıyız diyoruz. Yani Kur’an ı yeterli görmeyip, emin olamadığımız, beşeri kitaplara yöneliyoruz. Buna inandırıldığımız için de, Kur’an ın tek kelime bile bahsetmediği konularda tartışıyor, hatta bu sözlere inanmakta bir sakınca görmüyoruz.

Bu kıssadan ben, sabrın önemini de daha iyi anladım. Sabır nefsi bir duygudur, eğer onu Kur’an la, akılla bilgilendirmezsek, eğitmezsek yani rahatlatmazsak, çok fazla bizlere zaman tanıyacağını zannetmiyorum. Onun içindir ki Allah, düşünmeye aklımızı kullanmaya ve yalnız Kur’an ın ipine sarılmaya bizleri davet eder. Allah bu örneklerle, bana güvenin ve yaptıklarınızın karşılığını mutlaka alacaksınız mesajını çok açık vermiştir.

Aslında çok önemli bir başka ders daha veriyor, bu kıssa bizlere. Allah bizlerin sorumlu olduğu Kur’an da, bizler için açık bir hüküm verdiyse, onun nedenlerini anlamakta zorlanıyorsak eğer, sebep sonuç ilişkisini kuramadığımız gerçeğini düşünerek, inancımıza Yaradan a güvenerek yön vermemiz gerektiği, ayetlerde özellikle vurgulanmaktadır.

Ben Kehf suresinde geçen, bu kıssadan bu dersleri çıkardım. Eksiğim, hatam varsa Rabbim affetsin.

Dilerim Kur’an ı, yine Kur’an ın verdiği örneklerden anlamak adına çaba harcayan, inancına hurafe, batıl karıştırmadan yaşayan, Allah ın halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

halukgta

Comments (9)
  • Avatar

    Ayşe Mar 4 2014 - 06:22 Reply

    teşekkürler haluk bey bize yine uyarıcı ve bilgilenmemize yardımcı oldunuz.

  • Avatar

    DURAN DEMİR Mar 4 2014 - 15:51 Reply

    Sayın Hocam, Allah Kur an konusundaki çalışmalarınıza destek olsun.
    Her yazınızda olduğu gibi bu çalışmanızdan da pasaj olarak alıp kütüphaneme kattığım çok güzel bir tespit yakaladım.
    ‘’ Allah ayetlerin üzerinde düşünmemizi ve Kur’an ı bir bütün olarak anlamamızı emreder. Bir başka deyişle, bir kısmına inanıp bir kısmının hükmü kalkmıştır dersek, ayetleri anlamamızda mutlaka kopukluklar olacaktır. Çünkü Allah Kur’an ın tümüne iman etmemizi ister.’’ Tespitiniz harika.
    Elbetteki Kur anın her suresi, ayeti ve kelimesi insanlar için indirilmiş olup, bizlerin görevi Kur anın baştan sona, ne demek istediğini ve ne mesaj verdiğini anlamaya çalışmaktır. Bu ise ancak mesajın tamamını kavrayabilmek ve bütünlüğünü bozmadan algılamakla mümkün olabilir.
    Yüce Allah Kur ana emek verenlerin ve doğru anlayarak açıklamaya çalışanların sayısını artırsın.

  • Avatar

    prenszuko78 Mar 6 2014 - 13:26 Reply

    Haluk Hocam kaleminize sağlık çok güzel bir yazı yazmışsınız her zaman ki gibi.Allah razı olsun.Lakin benim de küçük bir eklemem olacak.Yazınızda İlim verilmiş olan bu kişinin bir melek olabileceğini belirtmişsiniz.Ben bu görüşünüze katılmıyorum açıkçası…Yani yanlış anlamayın lütfen,ama cevap bu kadar basit olmamalı bence,çünkü Kehf Suresi o kadar ilginç kıssalar barındırıyor ki,Ashab-ı Kehf, Zülkarneyn ve bu kıssa.Daha da ilginç olanı Müslümanlar olarak üzerinde tartıştığımız,tonlarca rivayet yapılan kıssalar da bunlar.Bunları düşününce daha dikkatli olunması ve okunması gerekir diye düşünüyorum.
    Gelelim itiraz noktama,gördüğümüz kadarıyla Alim Kul’un gemiyi delmesine Musa peygamberden başka itiraz eden çıkmıyor,oysa gemide diğer insanlar da var hayatları tehlikeye giren,kimse itiraz etmiyor,yada çocuğu öldürdüğünde yine tek tepkiyi Musa peygamberden görüyor.Bütün bu olaylardan sonra gayet rahat gezebiliyorlar o şehirde.Ben bu kişinin Melek değilde o topraklarda ikamet eden,herkesin saygı duyduğu ve adaletine güvendiği bir şahıs olduğunu düşünüyorum.Sadece Musa peygambere ders vermek için orada olan bir melek olsa kimse tanımadığı için çevreden oldukça büyük bir tepki alacağını tahmin ediyorum.Yoksa yaptığı şeylerin katlanılabilir bir tarafı olmadığı malum.Hem unutmayalım ki Allah bize her topluma muhakkak bir elçi gönderdiğini bildirmekte.Her Elçi’ye kitap verilecek diye bir kaide olmadığına göre bu şekilde de düşünülebilir diye düşünüyorum.Ayrıca bu özelliklerin sadece bu kişiye ait olduğunu diğer peygamberler de bu özelliklerin olmadığını söylüyorsunuz.Mesela Yusuf peygamberin küçük bir çocukken gördüğü görüntü ( Rüya değil ) de dikkate alınmalı bence.Bir de Nuh peygamber kavminden umudu kestiğinde Allah’tan kavmini helak etmesini istiyor, Nuh peygamber neye dayanarak bu helakı istiyor olabilir ki? Nereden biliyor iman etmeyeceklerini ? Biliyoruz ki Yunus peygamber kavminin iman etmesinden umudunu keserek terk ediyor kavmini Allah’ın izni olmadan.Oysa Allah Yunus peygamberi tekrar geri gönderiyor ve kavmi de sonradan iman ediyor… Bütün bunlardan sonra demek istediğim Alim Kul bir melek olabilir çıkarımı bu kıssayı açıklamakta biraz yetersiz kalıyor bence.Hele de tüm Müslümanları alabildiğine merakta bırakan üç kıssanın da aynı surede olması başka bir etken.Daha dikkatli okunmalı bence.

    Selamlar,Dua ile.

    • Avatar

      kuran müslümanı Nov 3 2014 - 10:22 Reply

      Sizin ” bu kişinin Melek değilde o topraklarda ikamet eden,herkesin saygı duyduğu ve adaletine güvendiği bir şahıs olduğunu düşünüyorum.” şeklindeki görüşünüz hiç mantıklı görünmüyor. Hangi topluluk gemi delen çocuk öldüren birine “vardır bir bildiği” deyip saygı duyar. İnsanlar bırakın böyle birini onlara hep doğruyu anlatan mucizelerini gördükleri peygamberleri bile yalanlamış hatta bazen öldürmüş veya buna teşebbüs etmiştir. Örneğin hz. Yahya ve isa. Hz. Musanın şaşkınlığıda buna bir örnektir. Bu kişinin bizim bilmediğimiz bir ilim ile bunu yaptığını düşünüp fazla rivayet üretmemek en sağlıklısı.

      Hz. Yusuf ile ilgili rüya değil görüntü iddianız Kurana aykırı.

      YUSUF, 5.. Ayet: “Kale ya büneyye la taksus rü’yake ala ıhvetike fe yekıdu leke keyda inneş şeytane lil insani adüvvüm mübın”
      Görüldüğü gibi babası oğluna ” la taksus ruyake” yani rüyanı anlatma diyor. Size tavsiyem verilen mesaja odaklanın. Yanlış yorumlarla büyük günahlara girme riski var.

  • Avatar

    yasir Mar 7 2014 - 06:12 Reply

    Kuranda melek sadece metafizik varlıklar için değil, dosdoğru yolda olan ilim-hikmet sahipleri ve sahip olduğu her şeyi Allah yolunda adalet ve iman için kullanan kullar içinde kullanılır.

    İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).70 / MEÂRİC – 30

    Meariç 30’da geçen ‘’MELEKET’’i coğu cariye olarak cevirmektedir, lakin burada kullanılan meleket insanın sahip oldukları yani malik oladukları, üzerine melik olduklarıdır… Melek-malik-melik bunlar hepsi aynı kökten ‘’MLK’ kökünden türeyip aynı anlamlara gelmektedir…

    Ve kezâlike nurî ibrâhîme melekûtes semâvâti vel ardı ve li yekûne minel mûkınîn(mûkınîne). 6 / EN’ÂM – 76

    ‘’melekûtes semâvâti vel ardı’’

    Enam 76’da İbrahime yerlerin ve göklerin melekutunu göstyeriyorduk dedikten sonraki ayetler incelendiğinde karşımıza doğa melekutları güneş-ay-yıldızlar çıkmaktadır…

    Harut ve marut melekleride aynı şekilde, bunlarda kimsenin ship olmadığı ilme sahip olup bu ilmi kötü yolda kullanmayan ve kendilerinin fitne olduklarını söyleyen ilim maliki veya kimsenin vakıf olmadığı ilimlerin üzerine melik Salih kullar konumundadırlar…
    Bunlar şahsi zanlarımdır, zan hakikat namına bir şey ifade etmez, her şeyin en iyisini Allah bilir…
    Allahtan olan her şeye iman edenleriz.

  • Avatar

    halukgta Mar 7 2014 - 06:35 Reply

    Değerli kardeşim düşüncelerinize saygı duyarım. İtirazım olmaz, çünkü açıklanmayan bir konuda kesin hüküm veremem. Verdiğiniz örneklere gelince. Bahsedilen kişinin örneğin gemiyi delmesine, çocuğu öldürmesine kimse itiraz etmemesi hesaba katılmalıdır demişsiniz.

    Ayetlere dikkat ediniz lütfen, bu olayların dışında kalanların tepkilerinden hiç bahsedilmiyor ama Hz. Musa hepsine tepki gösteriyor. Sizin düşüncenize göre yapılanlar, orada bulunanlara normal geliyor da, bir tek Hz. Musa ya mı anormal geliyor. Bunu düşünmenin doğru olmayacağı kanısındayım.

    Dikkat ederseniz olay ile ilgili çevrenin tepkilerinden bahsedilmemiş, buda düşündürücü bana göre. Olayları görememe fark edememe gibi, bir durum var sanki. Doğruyu Allah bilir. Yoksa sebebini bilmediğimiz bu olaylara karşı, kayıtsız kalmak bir beşerin haddi değil. Musa peygamberimiz de zaten ondan tepki veriyor.

    Bu olayların hiçbir peygambere verilen doğaüstü güçlerle benzeşmiyor dediğimde bana örnekler vermişsiniz. Onlara da bakalım. Hz Yusuf un kıssası gördüğü rüyasını babasına anlatmayla ilgilidir. Yazımda verilen örnekler ise çok farklıdır, bizzat olayları uygulayan konumundadır.

    Nuh peygamberimizin toplumdan umudunu kestiği ve o toplumu helak etmesini Allah dan istediği için bu NUH tufanı olmuyor. Allah istediği için oluyor ki, bu çok farklı bir şey. Geleceği bilen yalnız Allah olduğunu biliyorsunuz Kur’an söylüyor. Peygamberimiz bile sizlere ne olacağını bilmiyorum diyor. Buna benzer ayetleri lütfen hatırlayınız.

    Ben yazımda bahsedilen kişinin önce kim olduğunu bilemiyoruz çünkü açıklanmamıştır dedim. Daha sonrada bahsedilen kişinin, Allah ın emriyle yaptığı olayları gördüğümde, Kur’an bütünlüğünde fikir yürüttüm ve dedim ki, madem gelecek bilinerek olaylara yön veriliyor ve olayda bu kişi görev alıyor ozaman Allah katından biri olmalı diye düşündüm. Ben düşüncemi bu mantıktan yola çıkarak söyledim. Elbette bu kesin bir bilgi değildir. Gerçeği Rabbimiz bilir.

    Saygılarımla

  • Avatar

    prenszuko78 Mar 7 2014 - 09:57 Reply

    Değerli Haluk Abicim.
    Ben yine bu değerli yorumun hakkında bir kaç şey eklemek istiyorum. Kanaatimce bu kıssayı anlayabilmek için öncelikle Musa peygamberi iyi tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Kuran’ın bütününe bakarsak Musa peygamberin mizaç olarak oldukça agresif,sinirli,aşırı derece meraklı ve sorgulamacı bir kişiliğe sahip olduğunu görebiliriz.Ben şahsen bu kıssanın Musa peygambere Elçilik görevi verilmeden önce gerçekleştiğini ve bu yolculuğun onun bu davranışlarına bir düzen vermesi ve elçiliğe hazırlanmadan önce bazı gerçekleri kavraması,görebilmesi için gerçekleştiğine inanıyorum. Dediniz ki,bu olaylar sadece Musa peygambere mi anormal geliyor da diğer insanlar tepki vermiyor?Tabii ki yapılanlar kendini bilen insanların tepki göstereceği şeyler ama dediğim gibi yıllarca bu alim Kulla yaşamış olan kişilerin tepkisi ile hayatında ilk defa alim Kulu gören ve onun çalışma sistematiğini bilmeyen Musa peygamberin tavrının aynı olamayacağını düşünüyorum.Ayrıca bu olayları diğer insanların fark edemediği,göremediği gibi bir düşünceniz var,yani olayların paralel bir boyutta gerçekleşiyor olabileceği manasında mı? Ne yalan söyleyeyim bu ihtimal benim de aklıma geldi,hani balığın garip bir şekil de canlanıp denize kaçması olayının da bir nevi boyut değiştirme olayının başlangıcı olabilir mi düşüncesi oluşmuştu bende de.Çünkü oradan sonra Musa peygamberin yardımcısı olan genç nedense devreden çıkıyordu,ama sonra yine bizim boyutta gerçekleştiği fikrine döndüm,çünkü Alim kul bir kasabada duvarı tamir ettikten sonra bu kasaba halkından yemek istiyor ama kimse vermiyor,yani normal boyutla iletişim halindeler hala.Hatta acıkmış olup yemek istemeleri tamamen olayın bizim boyutta gerçekleştiği ve Alim Kul’un bir melek olamayacağı fikrini güçlendirdi.Eğer Alim Kul insan kılığında bir melek olsaydı,İbrahim peygambere gelen insan kılığında ki üç melek misafir gibi yemek yememe durumu olması gerekirdi diye düşünüyorum.Neyse, diğer konu Yusuf peygamber hakkındaki düşüncem ise şöyle.Yusuf peygamberin gördüğü görüntünün bakın tekrar söylüyorum RÜYA değil GÖRÜNTÜ ( Alim Kulun da aynı sistemle bilgilendirildiğini düşünüyorum ) Allah’ın kendisine gelecek hakkında gösterdiği bir görüntü olduğunu düşünüyorum.Allah Yusuf peygamberimize kanımca bir hedef koyuyor,ve Yusuf peygamber de tüm zorluklara rağmen sabrı sayesinde hedefe başarıyla ulaşıyor.Alim Kulla aralarında ki tek farkın Yusuf peygamberin kendi geleceğini kendisinin yönlendirmesi,Alim Kul’un ise başkalarının geleceğini yönlendirmesi olarak düşünüyorum.Sonuçta ikisinde de amaçlanan bir hedef söz konusu.Benim Nuh peygamber konusunda takıldığım nokta şuydu? Nuh peygamberimiz neden kavminden umudunu kesip helak edilmelerini istedi? Yoksa tabii ki helak olayı Allah istediği için oluyor ona zaten itirazım da olamaz.

    Tabii ki söylediklerim tamamen kendi yorumlarımdır.Hata var ise af dilerim Rabbimden.
    En doğrusunu Allah bilir.

    Selamlar,Dua ile

  • Avatar

    mahirDN Mar 9 2014 - 09:17 Reply

    Haluk Bey kaleminize, aklınıza sağlık. Allah razı olsun.
    ”Bir kul” kim olabilir üzerine bir düşünce belirtmişsiniz. açıkçası bende melek olma olasılığını düşünüyorum. Kehf: 82. “… BUNLARI BEN KENDİ GÖRÜŞÜME GÖRE YAPMADIM. İşte senin, sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.” ve Kehf: 65.” Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.”
    Dikkat edilirse ”kul” geçiyor ve geniş kitleleri içine alıyor. Kul kelime olarak; itaat eden, emre amade olan, köle anlamlarını taşımaktadır. Buradaki köle Allah’a köle olmaktır. Özgürlüğü elinden alınmış değil tam aksine Allah’a köle oldukça özgürleşen anlamına gelir. Allah’ın belirtmiş olduğu sınırların dışına çıkmayan anlamına gelir.
    Adem’in (a.s) halife olarak tayin edilmesindeki kıssasta meleklere soru sorulduğu vakit : “Senin şanın pek yücedir. Biz senin bildirdiğinin dışında bir bilgiye sahip değiliz. Şüphesiz sen her şeyi bilen ve hikmet sahibi olansın” dediler.(Bakara: 32) Kehf süresindeki 65. ve 82. ayetlerde de aynı şekilde kendiliğinden bir şey yapmadığı ve Allah katından kendisine ilim verildiği belirtiliyor. Benim anladığım bir hür iradeye sahip olmadığıdır. Bu da meleklerin özelliklerindendir. Çünkü ayette kendi düşüncesine (kendiliğinden) göre değil kendisine verilmiş bir bilgi doğrultusunda yaptığını belirtiyor.
    Çevredeki insanların tepki verip vermediği konusunda şöyle bir düşünce içerisindeyim. Hz. Musa (a.s) ile birlikte olan ‘kul’ (melek) sadece Musa’ya görünür olup diğer insanların görmediği bir şekilde olabilir mi? Elbette hakikati Allah bilir.
    Bir kul kim olabilir üzerine Kur’an ışığında elbette fikir yürütebiliriz. Benim düşündüğüm noktalar gerçekten gemi delindi mi? Çocuk öldürüldü mü? Burada mecaz ve benzetme sanatı kullanılmış aslında daha farklı anlamlar ve dersler içeriyor olabilir mi?
    Haluk Bey sürekli yazılarınızın sonunda saygılarımla diyorsunuz. Şahsım adına bence siz saygıyı hak ediyorsunuz aynısını ben size söylüyorum saygılarımla…
    Yazdıklarımın doğruluğu Allah’tan, yanlışlığı bendendir.
    Allah kuran Işığında yürümeyi, yaşamayı nasip etsin.

  • Avatar

    selcuk ege Jan 2 2019 - 08:44 Reply

    salih kulun hz yusuf olduğunu düşünüyorum. allah ona hadiselerin tevilini öğretmişti, ilim vermişti . peki hz musa ile nasıl birlikte olabildiler? yıl farkı var çünkü.

    şöyle:
    300 yıl mağarada uyuyanlardan biri de hz yusuftu. mısırdan kaçmak zorunda kalmıştır heralde. uyandıktan sonra da musa ile buluştu.

    herkese selamlar.

Leave a reply

Name (required)

Website