Dinime Küfreden Müslüman Olsa!

Sen Müslümansın Değil mi!!! Madem Öyle Gel Böyle…

Aklına uymazsa insanlar tarafından söylenenden yüz çevirebilir insan. Ama müslümanım diyen kişi Kuran’daki gerçekleri yırtıp atamaz. Eğer bilmeden de olsa bir takım gerçekleri örtüyorsak, kâfir durumuna düşmüş olabilir miyiz!!! Madem Allah’ın gerçeklerinin Kuran’da olduğunu kabul ediyoruz, öncelikle Kuran’ı örtmememiz gerekir. Kuran’ı hatırlatanlara ve onun okunup anlaşılması gerektiğini söyleyenlere, kalkıp ayetlerle uyaranlara “kâfir” yaftası yapıştıranlara gelecek tabi ki bu yazı. İnceleyelim, irdeleyelim bakalım kimler kâfirin küfrünü sırtında taşıyor? Kimler kafirlik ve sapmışlık vasıflarına haiz!!! Bilse de bilmese de!!! Farkında olsa da olmasa da!!!

Kâfir denince, toplumda ilk akla gelen, bildiği dinin dışında olan her kim varsa odur. Sığ bir anlayış ve kabuldür. Alelade ve geleneğe saplanmış bir müslüman için her Hıristiyan, her Yahudi, her Alman, her İngiliz, hatta kendisine hak olarak zannettirilenlerin dışında her diğer bir mezhep, kısacası kendi gibi olmayan herkes kâfirdir. Kimilerince ise Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, kafasına göre yaşamayı tercih edip, dini umursamayan kişiler kâfir oluyor. Bu ikincisi hem ilkine nispeten doğru hem de buna rağmen eksik bir algı. Çünkü kâfir, gerçeği örten, tüm açıklığına rağmen hak (gerçek) olanı kabul etmeyip, kendi kabul ettiği doğruları peşinen kabul edip üstüne gerçeğe savaş açandır. Peki gerçek nasıl örtülür? Elbette başka (sözde) gerçeklerle…

Müslümansın değil mi? Madem öyle gel böyle… Gel beraber ortak kitabımızdan “flashback”ler görelim seninle…

Madem öyle, kitabını neden anlamak için okumuyorsun? Neden zekât vermek için, infak etmek için kâğıt kalem alıp hesap yapıyorsun? Allah “ihtiyacınızdan bağışladığınızı verin” derken biz “hayır, kırkta bir olacak” dersek ve bunu bile şartlara bağlarsak gerçeği örtmüş olmuyor muyuz!!! Allah “infak edin” derken paramızı, malımızı, mülkümüzü, ilmimizi paylaşmayıp hatta onlardan geçici menfaatler elde etme peşine düşersek gerçeği örtmüş olmaz mıyız!!! Neden Allah “bu hayat geçici” derken para ve mal biriktiriyorsun? Neden çoklukla övünüyorsun? Allah “çoklukla övünmek sizi oyalıyor” derken parayla, malla, ilimle ve evlatla övünürsek gerçeği geçiciyle ve batılla örtmüş olmuyor muyuz!!! Neden hep gülüyor, hiç ağlamıyorsun? Neden on defa umreye gidip bir defa haccetmemiş olanı göndermiyorsun da dönüp dönüp ballandıra ballandıra anlatıyor, bununla nasıl olur da böbürlenebiliyorsun? Neden hala zemzemden, boncuktan sevap umuyorsun?

Neden Allah’ın kitapta öğrettiği ibadet biçimlerini değiştiriyorsun? Allah “bu kitap eksiksizdir” derken, nasıl oluyor da tutup “bu ibadet kitapta bu şekliyle yok, demek ki herşey Kuran’da yok” diyorsun!!! Neden ne dediğini bilmeden namaz kılıyorsun? Neden dedikodu ve gıybet yapıyor, onun bunun arkasından bilip bilmeden çekiştiriyorsun?

Neden Allah’la beraber başka insanları da veli ve vekil ediniyorsun? Allah “Ben size yeterim, kitabım da rehberiniz” derken sen eğer başkalarını da şeyh edinir, başkalarından da medet umar, başkalarının yazdıklarını da rehber sayıp “şeyhi olmayanın mürşidi şeytandır” sözüne uyar da kitabı hiç dikkate almazsan, bilakis şeytana uymuş ve gerçeği örtmüş olmaz mısın!!! Allah elçisine bile “Sen onlara vekil değilsin” derken peygamberi vekil edinip kıyamet günü o bizi kurtaracak, bize şefaat edecek dersek gerçeği yalanla örtmüş olmuyor muyuz!!!

Neden Kuran’da yazmayan şeylere yazılı olanlardan daha çok önem verip savunuyorsun da Kuran’ı savunanlara okumadan anlamadan karşı çıkıyorsun? Neden oruç tuttuğunda akşama kadar sızlanıyor, neden ibadetinle başkasına övünüyor, neden besmele çekerken başkalarının kulağına işittirmeye çalışıyorsun?

Neden peygambere gönderilen vahyi desteklemektense ona selavat çekmeyi daha çok önemsiyorsun? Allah “Ben elçimi destekliyorum, melekler de destekliyor. Ey inananlar siz de onu destekleyin” derken senin elçiyi desteklemek için “seni destekliyorum, sana selam ediyorum, selavat getiriyorum” mu demen gerekir, yoksa taşın altına senin de elini sokman mı gerekir!!! Biz arkadaşımıza kavgasında destek olmak için bileklerimizi sıyırıp ona yardım etmek üzere mücadelesine mi katılırız yoksa kenarda bekleyip 99 defa “seni destekliyorum, sana selam ediyorum” mu deriz!!!

Neden kitabına sarılanı fasık ilan ediyorsun? Neden kendini dinin sahibi zannediyorsun? Okumadığın kitaba nasıl teslim oluyorsun? Neden başkalarının günahını sen sayıyorsun? Hangi sevabın, neyin hesabını yapıyorsun? Sözüm sakalına değil ama nasıl olur da sakalla, çarşafla ve ne dediğini bilmeden ettiğin dualarla kazanacağını zannediyorsun? Neden kralları krallardan daha çok savunuyorsun? Diriler için indirilmiş kitabı neden ölülere okuyorsun? Neden gözlerini, kulaklarını ve kalbini açıp da Kuran’ı öylece okumuyorsun? Neden diri diri gömülen çocuk için sesini çıkartmıyorsun?

Neden ihtilaflarla fırkalaşıyorsun? Allah “dinde fırkalaşmayın, bölünmeyin, hizipleşmeyin” diye defalarca açık açık yazmışken mezhepçiliği, tarikatlaşmayı, cem cem olmayı, cemaatçiliği Allah’ın şartı sayarsak gerçeği örtmüş olmaz mıyız?

Neden Allah “bu kitabı koruyacak olan Ben’im” derken sen tutup şu ayet de vardı “zina eden hatta zina şüphesi olan recmle (taşlanarak) öldürülecek” ya da “şu şu ayetlerin hükmü kalmamıştır” diyenlere inanıyorsun? Böylece gerçeği örtmüş olmuyor musun?

Neden hala putperestler gibi Kâbe’de taşları, mescidde ayak izlerini, kavanozda kılları öpüyorsun? Neden hala cahiliye adetlerini İslam zannediyorsun? Neden hala peygamberi gafilce ilah ediniyorsun? Neden hala “yedi kat göğe çıkmazsan sana inanmayız” diyen müşriklerin inanma şartına göre peygambere inanıyorsun? Neden hala eski ehli kitabın hahamları, kâhinleri ve rahipleri veli edindiği gibi hocaları, âlimleri, evliyayı veliler ediniyorsun? Neden sadece Allah’a teslim olmuyorsun?

Neden Allah tek başına anıldığında kızıp köpürüp, yüzünü asıyor, yanına başkaları da eklendiği zaman mutlu oluyorsun? “İyya kenağbudu ve iyyakenestain” diyerek “sadece O’na kul olup, sadece O’ndan yardım dilemek”le mükellefken tutup peygambere, hatta Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeylere ve kişilere, sözde gavs-ı azama, kutuba, evliyaya, şehide yardım çağrısında bulunuyorsun!!! Gerçeği örten kim!!!

Neden hala atalarının dinini İslam zannederek kitabı değil onları takip ediyorsun? Neden hala kadınlara, kızlara hem aklı eksik diyor, hem de şeytan yerine koyuyorsun? Neden birer kadın olarak, ikinci sınıf olmayı kabul ediyorsun? Neden hala başörtülü, örtüsüz diye ayrım yapıyorsun? Neden peygambere atılan iftiralara din diye inanıyorsun? Nasıl olur da peygamberinin dokuz yaşında bir kızla evlendiği yalanına, sol eliyle yiyen adama yiyemez ol dediği yalanına, bir kabilenin tümden ellerini ve ayaklarını kesip çöle terk etmiş olabileceği yalanına ve yüzlercesine inanabiliyorsun? Senin uyduğunu söylediğin peygamber böyle çirkin işler yapar mı!!! Neden hala peygamberinin doğru yolu bulduğu gibi Kuran’a uyarak doğru yolu bulacağına inanmıyorsun?

Neden Allah yeminler edip “anlaşılması kolay” derken “bu kitabı biz anlayamayız” diyerek küfre yelken açıyorsun? Neden Allah “bu kitap size yetmiyor mu” diye sorarken “şu risaleler, şu beyitler, şu ilmihaller de lazım” diye cevap veriyorsun? Nasıl olur da okumadığın Kuran yerine sözde risaleler, mesneviler, ilmihaller öne sürerek Allah’ı yalancı sayarsın!!! Neden Allah “bu kitaptan sorulacaksınız” derken “şundan da şundan da sorumluyuz” diyerek Allah’ın sözünün üstüne söz koyuyorsun? Başka başka haramlar ve helaller ve dini emirler getiren başka sözler, başka rivayetler, başka kitaplardan da sorumluyuz diyorsun. Hatta sana Kuran’dan hatırlatılan ayeti değil de tam zıt anlama sahip söylentiyi herkes kabul ediyor diye kabul ediyor ve hırsla savunuyorsun. Böylece gerçeği hunharca örtmüş olmuyor musun!!!

Neden Allah “düşünmez misiniz” derken düşünmemekte ısrar ediyorsun. Neden Allah “aklınızı kullanın” derken “bu işler akılla olmaz” diyerek Allah’ın emrini inkâr ediyorsun?

Neden Allah “elçiler arasında ayrım yapmayın” derken kendi peygamberini “en üstünüdür” diyerek ayırıyorsun? Neden kendi peygamberinle diğer peygamberleri rivayetlerle yarıştırıyorsun? Neden Allah “şefaatin tümü benimdir” derken peygamberden ve daha nicelerinden şefaat bekliyorsun? “Maliki yevmiddin” yani “din gününün sahibi” belli iken din gününde O’ndan başkalarından bir yardım bekliyorsak acaba kâfir durumuna düşmüş olmuyor muyuz? Peygamberi de “O’ndan başkası” arasına kattım diye takılıyorsun biliyorum. Düşün bakalım. Birkaç saniye öfkene hâkim ol. “O’ndan başka” değil mi? Yoksa sen!!! Peygamberi Allah’a ortak koşuyor olmayasın! Yoksa peygamberi de ilah mı zannediyorsun!!! Kızıyorsun belki de. Biliyorum. Ama peygamberi bir tek sen sevmiyorsun. Hatta bana kalsa sen onu gerçekten seviyor da değilsin. Sevsen ona atılan iftiraları reddederdin. Allah “O günün sahibi benim” derken “şefaatin tümü bana aittir” derken sen “şefaat ya Resulallah” diyorsan!!! Şefaat ya evliya diyorsan!!! Şehitlerden ve hatta cemaatten arkadaşlarından bile şefaat bekliyorsan!!! Acaba!!! Acaba kim peygambere uyuyor!!!

Neden Allah “şirk koşmayın” diye uyarırken Rumi Celaleddin’e Mevlana,  Nursi Said’e Bediüzzaman diyorsun? Allah “yerin, göğün, altındakilerin, üstündekilerin, yerle gök arasındaki ne varsa sahibi, mevlası, rabbi benim” derken… Size verdiğim mühletin (zamanın) sahibi benim derken… Sen nasıl olur da Allah’tan başka kişilere “sahibim” (Mevlana), Allah’tan başka kişilere “zamanın sahibi” (Bediüzzaman) diyerek şeytanın oyununa gelip gerçeği bir başka uyduruk gerekçeyle örtüyorsun!!! Neden namazınla, duanla, tefekkürünle Allah’a bağlanmak yerine şeyhine rabıta yapıyorsun?

Neden peygamberin gibi vahye sarılıp, peygamberin gibi cesaretle dinde olanla olmayanı ayırana, ona gelen vahiyden aldığı güvenle cihad edeni peygamberi sevmemekle, peygamberin yolundan gitmemekle itham ediyor ve peygambere asıl uymayanın kendin olduğunu göremiyorsun?

Müslümansın değil mi? Peki inandığın ve övündüğün dini neden böyle kötü temsil ediyorsun? Neden kendi üzerindeki örtülerinden kurtulup, kalkıp uyarmaya başlayana, seni sevdiği için seni uykundan uyandırmak için çırpınana kâfir muamelesi yapıyorsun? “Kuran da Kuran” diyene Kuran’ı bile okumamışken kâfir diyorsun da… Hidayetinin, doğru yolda olduğunun bilincinle farkında değilsen, kâfir olan sen olmayasın!!!

http://kalemzade.net/2014/03/01/dinime-kufreden-musluman-olsa/

 


About the Author
Author

Kalemzade Kamil

Comments (2)
  • Avatar

    aktan Jun 26 2014 - 14:38 Reply

    Bediüzzaman, “zamanın en iyisi, harikası ya da benzersizi” gibi anlamlara gelir fakat zamanın sahibi anlamına gelmez. Bu nedenle de Kuran’da geçen zaman’ın sahibinin Allah olduğu ifadesiyle çelişmez. Bir kişinin “bediüzzaman” sıfatına uygun olup olmadığını değerlendirmek mümkündür. Ama sözcüklerin anlamlarıyla oynamak başka birşeydir. Bir topluluğa olan kininiz sizleri adaletli ve dürüst davranmaktan alıkoymamalıdır.

  • Avatar

    CELLO Feb 9 2016 - 12:38 Reply

    sadece muhtesem bir makale diyebilirim.YARADAN ILMINIZI DAHADA ARTTIRSIN.SELAM,SELAM

Leave a reply

Reply to aktan Cancel reply

Name (required)

Website