Bizleri İşte Böyle KURAN’dan Uzaklaştırıyorlar…

Yazdığım yazıma cevaben bir kardeşimiz, Kur’an ı nasıl anlamamız gerektiği konusunda, bakın neler söylüyor. Verilen cevapların, İslam toplumunda, inancımızı ne derece yanlış yaşadığımız boyutlarını da, açıkça gösteriyor.

( Tek kaynak Kuran-ı Kerim tabii ki, ama bunu sen tek başına anlayıp yaşayabilir misin? Kitabı anlamak için tefsirde lazım fıkıhta şimdi tefsir ve fıkıh ya da ilmihal kitabı Kuran’dan üstün diyebilir miyiz? Risale okuyanlarda Kuran-ı Kerimi daha iyi anlamak için okuyorlar buna emin olun.)

Bu sözleri duyduğumda, Yahudi ve Hıristiyanların inançlarını yaşarken, ruhban sınıfını nasıl yarattıkları geldi aklıma. Aynı sözleri bugün hahamlar ve papazlarda söylüyor ve diyorlar ki, sizler dini tek başına anlayamazsınız, yaşayamazsınız.

Şimdide bu sözler üzerinde birlikte düşünelim. Bir kitap yazmak isteyen bir yazarın, ilk dikkat etmesi gereken konu nedir? Yazdığı kitabın, hitap ettiği toplumun seviyesinde, anlaşılır bir şekilde olması çok önemlidir. Yani hitap ettiği toplum, kitabı okumaya başladığında, alınması gereken her bilgi, aktarılmak istenen her konu, okuyucu tarafından anlaşılabilmelidir. Bu düşünce ışığında sizlere sorsam ve desem ki, Rabbimiz gönderdiği ve sorumlu tuttuğu rehberini, bu koşul ve şartlarda bizlere göndermemiş olabilir mi?

Bir başka deyişle, kitabı anlayabilmek için, yine başka bir kitaba ya da kişiye ihtiyaç olmamalıdır. EĞER OLURSA, ANLATILMAK İSTENEN KONUYA, VERİLMEK İSTENEN BİLGİLERE ANLATANIN, AÇIKLAYANIN DÜŞÜNCE VE FİKİRLERİNİN KARIŞMASI ENGELLENEMEZ.

Bu kural, her yazarın en çok üzerinde durduğu ve kitabın başarısını da etkileyen, önemli bir unsurdur. Çünkü anlaşılması zor bir kitabı, kimse alıp okumaz. Yazarın kişiliğine değer vermek, o kitaba değer katmaz. Kitabın gerçek değeri, toplumun kitabı okuduğunda, o kitaptan bilgi alma ve öğrenebilme ölçüsüyle doğru orantılıdır.

KUR’AN I BAŞKALARININ ANLATTIĞI KİTAPLARDAN ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK, O KİTABI YAZAN IN KUR’AN DAN NE ANLADIĞINI ANLAMIŞ OLURUZ. Bugün ne yazık ki bizler bu hatayı yapıyoruz, onun içinde Kur’an ı farklı anlıyoruz, dinde bölünüyoruz, parçalanıyoruz. Hatta birbirimize düşman oluyoruz.

Şöyle soralım kendimize. Allah rehber olsun diye gönderdiği kitabı, bizlerin anlayacağı şekilde göndermiyor, ama çok özel bazı kişiler Kur’an ı bizlerin anlayacağı şekilde yazıyor ve bizlere anlatıyor. Öylemi dostlar? Bunu nasıl düşünebiliriz? Aklımızı mı yitirdik yoksa. Yaradan bizlerin anlayacağı şekilde neden yazmasında, bizleri başkalarına muhtaç etsin. Hatırlamıyor musunuz Allah ayetinde, sakın velilerin ardına düşmeyin, Kur’an ın ipine sarılın, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim demiyor muydu?

Kitabı anlamak için tefsirde lazım, fıkıhta lazım diyor arkadaşımız. Yani tek başına anlaşılması mümkün olmayan bir kitaptan bahsediyor. Lütfen hatırlatırım bu kitap Allah katından geliyor, ama bizler bu kitabın anlaşılması için birilerine muhtaç olduğumuzu söylüyoruz. Böyle bir saygısızlığı beşerin kitaplarına bile yapmıyoruz. Hatta Kur’an ı açıkladığını söyledikleri bazı kitaplar için, bu kitap KUR’AN AYETLERİN AYETİDİR, deme yanılgısına bile düşüyoruz. Bu bir şirktir hatırlatırım. Kur’an a böylemi saygı gösterilir? Kur’an ı anlamak için, mutlaka beşeri bilgilere, kitaplara nasıl muhtaç olduğumuzu söyleriz?

Peki, Kur’an ı tefsir edenler, ne kadar doğru bilgi veriyor acaba bizlere diye düşünüyor muyuz? YA ONLAR YANLIŞ ANLADIYSA? Mezheplere ve tefsir kitaplarına bakın, aynı konularda bile birbirinden farklı açıklamaların olduğunu görürüz. Acaba hangisi doğru? Bu yolla mı Kur’an ı öğreneceğiz, anlayacağız? ALLAH BU YÖNTEMLE Mİ KUR’AN I ÖĞRENMEMİZİ İSTİYOR BİZLERDEN? Elbette hayır.

Bu konu, çok ama çok önemli. Eğer bu konuda doğru karar veremediysek, öyle bir yanlışın arkasından gideriz ki, yolumuzun sonunda pişmanlığımızı düzeltmeye asla vakit bulamayız.

Allah gönderdiği ayetleri ikiye ayırıyor ve bu konuda açıklama yapıyor. Sizlerin sorumlu olduğunuz muhkem ayetler, açık, anlaşılır ve her şeyden nice örneklerle açıklayarak gönderdik, izah ettik ki anlayasınız diyor. Bu ayetlerin hükümleri ile kendimize yön vermemizi istiyor. Ayrıca bu ayetlerin, dinin anası, temeli olduğu açıklamasını da yapıyor. Adı üstünde MUHKEM ayet. ŞÜPHE DUYULMAYACAK KADAR SAĞLAM, AÇIK İZAH EDİLMİŞ.

Bir kısım ayetlerin ise, müteşabih olduğunu, bu ayetlerin anlamlarını da, bir ben bilirim, birde ilim tahsil etmişler anlar diyerek, gelecekte ilimle müteşabih ayetlerin ne anlatmak istedikleri ortaya çıkacağını ve böylece Kur’an ın gücünün ve bu kitabın Allah katından geldiğinin kanıtları olduğu, daha açık anlaşılacaktır diyor. Hatta bu gerçekleri gören iman edenlerin, böylece imanlarının artacağı bilgisini de veriyor. Şunu unutmayalım, bu ayetler dini hükümleri, emirlerini içermiyor. Eğer öyle olsaydı, onlarda açık ve anlaşılır olurdu. Anlamadığımız bir hükümden, nasıl sorumlu oluruz?

Allah dinin anası muhkem ayetlerin açık, anlaşılır ve birçok örneklerle izah edildiğini söylediği halde, bizlerin ayetleri okuduğumuzda anlayamayacağımızı söylememiz ne büyük yanlış. Ne kadar büyük saygısızlık, farkında değil miyiz hala?

Allah bizlere bir rehber, kılavuz, yol gösterici gönderiyor, ama bizler tek başımıza bu rehberi okuduğumuzda anlayamayıp, bir beşerin yazdığı kitaba muhtaç oluyoruz, öylemi dostlar? Bakın aynı şeyleri tekrar ediyorum ki, hatamızı anlayabilelim.

Acaba bunu söyleyenlere, neden şu soruyu sormuyoruz. Madem okuduğumuzda dinin anası olan muhkem ayetleri anlayamıyoruz, neden peygamberimiz bizlerin anlayacağı şekilde yazmamış Kur’an ı. Ya da değiştirme yetkisini kendisinde bulmadığını düşünerek, sağlığında niçin ayetleri anlaşılacak şekilde, Kur’an ın yanında yazdırıp, ümmetine kolaylık sağlamamış diye neden sormuyoruz? Daha önemlisi yaradan neden bizlerin anlayacağı şekilde göndermemiş? Lütfen bu soruları kendimize mutlaka sorarlım ki, aldananlardan olmayalım.

Hâşâ peygamberimiz bunu düşünemedi de, bahsettiği kişi ya da kişiler mi düşündü, onların kitapları olmasa Kur’an ı anlayamazdık deme yanlışlığını yapıyoruz.

İslam dininde ruhban sınıfı var mıdır? Elbette yok diyeceksiniz. Ama yok demekle bir şey yok olmaz. Hayatımızda ruhban kişiler edinip, dini onların doğrultusunda yaşarsak, Kur’an ı onların anladığı gibi anlarsak, ruhban sınıfını bizler yaratmış oluruz. NE YAZIK Kİ BU SINIFI BİZLER YARATTIK. HEM DE ÇOK DERİN BİR RUHBAN SINIFI YARATTIK.  Çünkü edindiğimiz veliler, şeyhler yoluyla İslam ı anlayacağımızı söylüyorsak, Allah ın emirlerine, ayetlerine muhalif imanımızı yaşıyoruz demektir.

Yazıma cevap veren arkadaşımız, şöyle bir mantık yürütmüş ve demiş ki;

( Şimdi tefsir ve fıkıh ya da ilmihal kitabı Kuran’dan üstün diyebilir miyiz? Risale okuyanlarda Kuran-ı Kerimi daha iyi anlamak için okuyorlar buna emin olun.)

Bir şeye takındığımız tavır, ondan faydalanma nispetimizle, ona verdiğimiz değeri gösteririz. Bir şeye çok güzel, çok seviyoruz, o başımızın tacı demekle, ona verdiğimiz değeri göstermiş olmayız.

Bir başka deyişle, çok sevdiğimiz bir şeyi, değer verdiğimizi yanımızdan eksik etmeyiz, gerektiğinde ondan istifade etmek için. Biz ne yapıyoruz, Kur’an ı anlaşılmaz ilan edip, yüksek bir yere asarak, edindiğimiz velilerin kitaplarını yanımızdan ayırmayıp, başucu kitabı yapıyoruz. BU DURUMDA PRATİKTE, HANGİ KİTAPLARDAN FAYDALANMIŞ OLUYORUZ, işte bu gerçeği lütfen artık fark edelim.

Yine bir arkadaşımız Kur’an ı anlama konusunda bakın ne cevap vermiş bir başka yazıma.

(Düşünün yaşadığımız hayatta her işin bir uzmanı var. İşi öğrenmek için uzmanına başvurulur. Her şeyi öğrenmek için uzmanına başvuruyoruz da, Peki dini öğrenmek için neden işin uzmanına başvurmayalım.)

Hani İslam dininde ruhban sınıfı yoktu. Allah ın bu konudaki apaçık ayetine, iman etmiyor muyuz yoksa? İşi elbette uzmanına sormalıyız, danışmalıyız. Dininde uzmanı Allah tır, onun gönderdiği Kur’an dır. Peygamberimizde yalnız ve yalnız Kur’an a uymuştur, çünkü Allah ayetinde elçisine, sana indirdiğimle kullarıma hükmet diye emretmiştir. Bu emri alan peygamberimiz, sizce Kur’an ın dışına çıkar mı?

Peygamberimizin danışacağı, bilgiler alacağı yalnız Kur’an olduğuna göre, bizlerinde danışacağımız rehberin, yalnız Kur’an olduğu çok açık anlaşılmaktadır. Kur’an ın dışından farklı konulardan da sorumlu olsaydık, Allah ayetinde, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye hüküm verir miydi?

Yaptığımız yanlışları daha iyi anlayabilmemiz için bir örnek daha vermek istiyorum. Yine başka bir yazıma cevap veren bir kardeşimiz, bakın Kur’an ı anlama konusunda ne diyor.

(Kuranı kerim, insanların anlamını tam olarak kavrayabileceği kadar açık değildir. Gördüklerimi okuduklarımı kendimize göre yorumlarsak, işte o zaman tehlike büyük olur ki bu konu ile tamamen ters düşer. KURANI ANLAMAK İÇİN, EK KAYNAKLARA KESİNLİKLE İHTİYAÇ VARDIR.)

Düşünebiliyor musunuz, Allah bizlere rehber olsun diye eşi benzeri olmayan bir kitap gönderiyor ve sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum diyor, ama bizler bu kitap için, anlamı tam olarak açık değildir diyoruz ve HÂŞÂ Allah ın bizlere gereği gibi açıklayamadığını, beşerin AÇIKLAYABİLDİĞİ İDDİASINDA BULUNUYORUZ. Bu ne büyük saygısızlık.

Kur’an ın MUHKEM ayetleri yoruma açık değildir. Adı üstünde MUHKEM. ŞÜPHE DURULMAYACAK BİR ŞEKİLDE AÇIKLANMIŞ DEMEKTİR. Kur’an ı anlayabilmek için,  ek kaynaklara kesinlikle ihtiyaç vardır demek, Allah ın kitabının yetersiz olduğunu söylemektir ki, bunu söylemek ve düşünmek ŞİRKTİR, Yaradan ın NURUNA saygısızlıktır. HÂŞÂ Rabbimiz biz kullarına izah edemedi de, yaratılmış bir beşer mi bunu başardı? Allah bizleri affetsin.

BİR KİTABIN ANLATMAK İSTEDİKLERİNİ, DOĞRU ANLAMAK İSTİYORSAK, ONU BİZZAT KENDİSİNDEN DİNLEMELİYİZ, ÖĞRENMELİYİZ. Kur’an kendisini anlatan mucize bir kitaptır, lütfen bunu unutmayalım.  Araya birilerini koyarak öğrenmeye çalışıyorsak, öğretilmek isteneni, anlatan kişinin düşünceleri ile öğrenmiş oluruz ki, bu yöntem bizleri her zaman yanıltabilir, yanıltmıştır da.

Lütfen bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Hâlbuki Rabbimiz ne demişti, Kur’an ın ipine sarılın. Biz sizlere Kur’an ı, nice örneklerle açıkladık. Ama biz Kur’an ı anlaşılması zor ilan ettiğimiz için, önce beşerin ipine sarılıyoruz. Hâlbuki Allah Kur’an da birçok kez yemin ederek, Kur’an ı kolaylaştırdığını söylemişti. Ama Yaradan ı duyan bile yok.

Bu durumda söz ile söylemeye cesaret edemesek de, yaşantımızda yanımızdan eksik etmediğimiz beşerin kitaplarına, ÇOK DAHA FAZLA DEĞER VERMİŞ OLUYORUZ. Lütfen bunu yapmayalım, yoksa çok pişman oluruz.

Kur’an ın muhkem ayetlerini, daha iyi anlamak için, eğer başka kaynaklara mutlaka ihtiyacımızın olduğunu söylüyorsak, KUR’AN IN BİZLERE GEREKEN BİLGİYİ AÇIKÇA, ANLAYACAĞIMIZ ŞEKİLDE VEREMEDİĞİNİ SÖYLEMİŞ OLUYORUZ. Böyle bir yanılgıya, düşmek ister misiniz? Rabbim böyle hatalardan bizleri korusun.

Tek kaynak Kur’an olduğunu söylüyoruz, ama O kaynağı herkes tarafından, anlaşılmayan bir kitap ilan ediyoruz. BUMU BİZİM KUR’AN A VERDİĞİMİZ DEĞER? Bir kitap tan faydalandığımız ölçüde, onun değerini biliyoruz demektir. Eğer faydalanmıyor da yüksek bir yere asıp, ona böyle saygı gösterdiğimizi söylüyorsak, O SAYGI DEĞİL TERK ETMEKDİR.

Değerli din kardeşlerim. Lütfen yaptığımız yanlışı, Furkan ı rehber alarak, onun ipine sarılarak farkında olalım. Şunu asla unutmayalım. BİR REHBER KİTAP, ALLAH TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞ İSE, O ANLAŞILMASI ZOR OLAMAZ, ANLAŞILMASI İÇİN DE, HERHANGİ BİR BEŞERE ASLA MUHTAÇ OLAMAZ.

Lütfen bu adaletsiz anlayışı, Rabbimize isnat edip, Rabbimizin adaletini sorgular hale gelmeyelim. Bunun sonu cehennemde kalıcı olmaktır. Bu dünyada da acı, adaletsizlik ve bozgunculuk bizlerin peşini asla bırakmaz, lütfen bunu da unutmayalım.

Kur’an ı doğru anlamak istiyorsak, ilk önce araya aracı koymadan, bizzat bizler Allah ın bizlerden neler istediğini önce öğrenmeye çalışmalıyız. ELBETTE HER İNSAN AYNI KAPASİTEDE DEĞİLDİR, AYNI ÖLÇÜDE ANLAYAMAZ, AMA İLK MÜRACAAT ETTİĞİMİZ KAYNAK KUR’AN OLURSA, temel bilgileri de Kur’an dan öğrenirsek, daha sonra sorup, araştıracağımız konularda, asla yanılmayız, birilerinin tuzağına düşmeyiz. Onun içindir ki Allah, Kur’an ın ipine sarılın diye bizleri özellikle uyarıyor.

Dilerim Allah dan, Kur’an ın kıymetini bilen, onu anlamak için bizzat çaba gösteren ve Kur’an ın bazı ayetlerini görmezden gelmeden, üstünü örtmeden İslam ı araştıran, öğrenen, hurafe ve sanı bilgilerin ardına düşmeyen, Rabbin halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

halukgta

Comments (10)
  • Avatar

    metafizik199 May 14 2014 - 16:01 Reply

    Bir kaç konuda hemfikir değiliz.
    MUHKEM ve MÜTEŞABİH var ali imran 7 i okuyoruz biliyoruız.
    Lakin kuranı yeni okuyan hatta eskiden beride okuyan insanlardan
    kaçta kaçı hangi ayetler muhkem hangileri müteşabih biliyor ?
    Yüzlerce tefsir yazılmış neden alimler şu ayetler muhkem
    bu ayetlerde müteşabih ayırmamış.
    Müteşabih nedir ? bazı profesörlerin bile bunun anlamını bilmediğine
    o kadar eminmki bırakında müteşabih ayetleri açıklayabilsin.
    Allah diyor benim kitabımı okuyacaksanız bir kısmı muhkem diğer kısmıda müteşabih lakin yüzyıllardır bu ayetler muhkem bu ayetlerde müteşabih kimse bilmiyor , ayıramıyor !
    O kadar tefsir okudum maalesef sanki bütün ayetler MUHKEM miş gibi ne teşbihten ne mecazdan haberi olmıyanlar hep düz anlamı ile anlatıyor.
    Kardeşim MECAZ hiç bir zaman gerçeğin kendi değil tam tersidir. Teşbih = benzetmedir.
    Kuran apaçık değilmi diyorlar işte apaçık ve Kitabın yazarı diyorki benim kitabıımı okuyacaksan onun cümlelerinin bir kısmı muhkem diğer kısmı müteşabih.
    Lütfen siz söylermisiniz hangi ayetler muhkem hangisi müteşabih ?

  • Avatar

    Salih May 15 2014 - 06:11 Reply

    Selam..
    Kur’an’da akaid hükümler, dinin esaslarını belirleyen itikadi konular; inanç, iman, ibadet esasları ve haramları bildiren hükümler ile ahlaklı, erdemli, adil, dürüst, iyi bir insan ve huzurlu, mutlu, özgür yaşayan bir toplum yaratma amacına matuf olarak ahlaki, beşeri ve toplumsal hayatı düzenleyen temel esaslar ile uyarı ve öğütler muhkem; sabit kılınmış ayetlerle bildirilmiştir.
    Bu ayetler evrenseldir. insanın, yaratılışın fıtratına-kurallarına uygundur. Her zaman ve mekanda geçerli olmuştur ve olacaktır. Bunlar İslam’ın nass’larıdır. İçtihada açık değillerdirler. Anlamları açık, anlaşılır olduğu için içtihada gerek de yoktur. Literal anlamlarına bağlı kalınarak uygulanırlar.

    Bilindiği gibi Anayasamızın ilk üç maddesi Cumhuriyetimizin temel esaslarını belirler. Dördüncü madde ise, bu temel esasları belirleyen ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini, hatta değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini söyler. Anayasanın diğer maddelerini ilk üç madde ile; anayasanın temel anlayışı ile çelişmeyecek şekilde değiştirmek mümkündür. Anayasamızın ilk üç maddesini değiştirmeyi düşünenler, teklif edenler bilinmelidir ki, ülkemizin rejimini, Cumhuriyetimizin temel esasları olan demokratik, laik, sosyal, hukuk sistemini değiştirmek isteyenlerdir. Cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği yıkıp, yok edip; yerine çıkarlarına uygun başka bir rejim kurmak istiyenlerdir.

    Benzer şekilde; dinimiz İslam’ın temel esaslarını değiştirmek isteyen; muhkem ayetlerle bildirilen itikadi konuları içtihada, yoruma açarak yozlaştıran veya kendi yorumlarını, bağlısı oldukları fırkanın kabüllerini dinin muhkemi olarak sunmaya çalışan kişiler de bilinmelidir ki, İslam’ın yerine kendi heves ve hevalarına, çıkarlarına uygun başka bir din anlayışı tesis etmeye çalışanlardır.

    Dinin özünü, esasını belirleyen muhkem ayetlerle bildirilen konularda Hz. peygamberler dahil hiç kimse içtihad yapma, yorum hakkına sahip değildir. Bu konularda bildirilen bütün ayetler topluca incelenerek Kur’an’ın yorumunun ne olduğunu anlamaya çalışmak gerekir. Aksi takdirde dinin özü muhafaza edilemez, kişi sayısı kadar farklı yorumlar ortaya çıkar. İslam, diğer farklı inançlar gibi içine beşeri unsurlar katılmış kültürler haline gelir….

    Ali İmran suresinin 7. ayetinde bir kısım ayetlerin MUHKEM olduğu yani hüküm bildiren, anlamları sağlamlaştırılmış, şüpheden, tereddütten uzak, açık, anlaşılır olduğu ve bu ayetlerin Kitap’ın-Kur’an’ın İslam’ın anası, esası, temeli, oldukları bildirilir. Diğer ayetlerin ise, MÜTEŞABİH oldukları bildirilmiştir..

    Muhkem ayetlerle bildirilen temel hükümler, emir ve yasaklar İslam’ın farz hükümleridir; zaman ve mekan üstü evrensel hükümleridir. Ayrıca Yüce Allah bütün öğütlerini, uyarılarını, müjdelerini, mesajlarını bizlere muhkem ayetlerle bildirmiştir. Müteşabih ayetler ise, birbirine benzeyen, ikişerli, iç içe geçmiş benzeş, birden çok anlamları olan, çok boyutlu, zaman mekan şartlarına ve insanlığın tekamül seviyesine göre yorumlanabilecek ayetlerdir. (Hicr-87 Zümer-23)

    Müteşabih ayetlerin tevilini- gerçek, en doğru anlamını ancak Allah’ın bildiği ve ilimde derinleşmiş olan akıl, bilim sahiplerinin yapacakları araştırmalarla kavramları inceleyerek, muhkem ve muteşabih ayetler arasında Allah’ın kurduğu ilişkiyi, bağlantıyı dikkate alarak, Kur’an ruhuna uygun olarak bu ayetlerin asıl anlamını- tevilini anlamaya çalışacakları; başkalarının gereğince düşünemeyeceği, ön yargılı veya kötü niyetli kişilerin müteşabih ayetlerin tevilini kendi çıkarlarına göre yaparak toplumda fitne, fesat, kargaşa çıkarmak isteyeceği bildirilir.

    Müteşabih ayetlerin yorumlanması, anlaşılması konusunda bilgi sahibi olan, bilim ehli kişilerin Allah’la birlikte anılması bilimde derinleşmiş olan, aklın ışığında yol alan kişiler için büyük onurdur.
    Yüce Yaratan’ın akla ve bilime verdiği değerin anlaşılması açısından muhteşem bir ayettir.

    Ayrıca, Aliimran suresi 18. ayetinde ‘‘Allah, melekler ve ilim sahipleri O’ndan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler’’ buyurulmuştur. İlim sahipleri Allah ve meleklerle birlikte anılmıştır.
    Fatır suresi 28. ayetinde ise ‘‘Allah’tan ancak bilginler-ilim sahipleri ürperir’’ buyurulmuştur.
    Kur’an’a göre en büyük güç akıl ve aklın ürünü olan bilgidir. Akledenler, bilgi, ilim sahipleri Kur’an ayetlerini ve sünnetullahı evrenin yasalarını incelediklerinde; Allah’ın benzersiz muhteşem niteliklerini, eserlerini görürler; O’nun gücü, kudreti karşısında ürperirler ve ihlas ile iman ederler.
    Doğru olanla, yanlış olanı ayırmaya yarayan Kur’an ve fıtrat hükümlerinden oluşan bilgiye ulaşırlar. Hikmet; işte bu evrensel doğru bilgi, salih amele dayalı bilgeliktir…
    Müteşabih ayetlerle ilgili yorumlar muhkem ayetlerin üstüne, önüne konamaz.
    Müteşabih ayetlerin yorumlarıyla muhkem ayetlerin anlamları tevil edilemez..
    Müteşabih ayetlere ve rivayetlere atıf yapılarak dini konularda mezheplerin belirlediği detaylar günümüzde maalesef muhkem ayetlerden daha fazla ilgi ve itibar görmektedir. Bir çok beşeri tespitler, detaylar, kurallar dinin esasları olarak kabul edilmektedir. Dinin asıl özünü, esasını bildiren muhkem ayetler gözardı edilmektedir.

    Saygılar..

  • Avatar

    yasir May 15 2014 - 06:45 Reply

    Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.3 / ÂLİ İMRÂN – 7

    Ali imran 7’de, Müteşabih ayetlerin tevili Allahtan başka kimsenin bilemiyeceğini, sadece ilim sahiplerinin hepsi Allahtandır deyip iman edeceklerini belirtiyor…Bu ayette Kuranda hanği ayetin muhkem, hanğinin müteşebih olduklarını bilemeyip ayırt edemiyeceklerinden değil, müteşabihlerin tevillerinden bahsedilmektedir…
    Muhkem olan Adalet-Hak-Zina-Faiz-Zulüm-hırsızlık-yalan-haksız can alma, vsvsvs bir çok konu her zaman ve toplumda anlamı aynıdır değişmez…
    Allhın insandan öncelikle uymasını istedikleri bunlardır, bunlar ummül Kitap, yani kitabın anasıdır…
    Ayrıca bunlar, Allahın ilke ve inkilapları, Allahın emir ve yasakları, Allahın kalite standartlarıdır…
    Yani, kişinin insan ”nas” olabilmesi için Allahın kişiden istediği ruhen ve bedenen üzerinde taşıması ve edinmesi gereken kalite standartlarıdır,bu standartların altında kalanlar Allah nazarında ”nas” sıfatında değildirler…

    Müteşabihler ise, birden fazla anlamı olan veya zamana-toplumlara göre alğılanması değişebilen ayetler-kıssalar-tasvirlerdir, salih bir müslüman bu müteşabihleri imanın temeli-şirk-fitne yapmadığı sürece inandığı yanlış ve doğru Allah katında Amel ve imanının boşa gitmesine sebebiyet verreceğini sanmıyorum…Çünkü, Allahın kalite standartlarını yakalamış, Allahın ilke ve inkilaplarına, emir ve yasaklarına riayet eden salih bir müslüman Müteşabihleri fitne-şirk ve iman temeline oturtmadığı sürece gerçeğinden farklı bile inanmış olsa bu salih müslümanı kafir yapmaz, çümkü bu müteşabihlerin net bir şekilde alğılanması istenseydi rabbim onları net bir şekilde açıklardır, lakin Allah bu müteşabihlerin farklı alğılanması için , herkezin farklı çıkarımlar yapması için böyle yapmış olabileceğini düşünmekteyim, herkezin farklı sonuç ve alğıların çıkarımıyla ortaya bir sinerji ortak fikir çıkarmak ve uyulması gereken en akılcı ve bilimsel doğruya inanmak olduğunu düşünüyorum.

    Yani imanın temeli müteşabihlerdir, bunlar Allaha iman-şirk koşmamak-adalaet-faiz-zina-zulüm-haksız can almak-salat-zekat- vsvsvs daha uzatabileceğimiz bir çok konu…

    Müteşabihler ise iman temeli değildir, yani Süleymanın kanuştuğu karıncalar insan mı, hayvan mı?, Bakara süresinde anlatılan sığırın mahiyeti, İsra 1’de geçe yolculuğu yapan Musa mı? Muhammet mi? İbrahimin ateşi, Musanın Asa sı? İsanın Kuşu vsvsvs daha bir çok uzatabileceğimiz ayetler, bunları iman temeline oturtmak-bunların peşine düşüp fitne çıkarmak- bunların peşine düşüp farklı inanaları dışlamak veya şirk konu yapmak tam bir cahilliktir, ilim sahipleri en bilimsel olanına inanıp en doğrusunu ALLAH BİLİR bizim görevimiz Muhkemlerdir demelidirler, zaten ali imran 7’de buna vurğu vardır…

    İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.3 / ÂLİ İMRÂN – 7

    Bakara süresinde anlatılan bakara-sığırı teşbihen kimi altın buzağı, kimi yarasa, kimisi ise gerçek sığır saanbilir bunların hanğisi doğru en iyi Allah bilir belki hepsi doğru belki hepsi yanlıştır, bunları fitne-şirk ve iman temeli yapmadıktan sonr Allah katında bunların doğruluğundan veya yanlışlığından ziyada İman etmek önemlidir…Yani teşbih edilen bu sığırı biri altın buza sandığı için dışlamak ve dinden çıktığını idda etmek yanlıştır, bir müslüman ançak adalet-zina-faiz-zulüm-şirk vs konularda farklı hareket edip bunları meşrulaştırmaya çalıştığında dinden-imandan çıkar ve bütün işleri boşa gider….

    Bunlar benim zanlarım, her şeyin en iyisini Allah bilir, zanlar hakikatten bir şey ifade etmz.

  • Avatar

    yasir May 15 2014 - 06:51 Reply

    ””’Yani imanın temeli müteşabihlerdir, bunlar Allaha iman-şirk koşmamak-adalaet-faiz-zina-zulüm-haksız can almak-salat-zekat- vsvsvs daha uzatabileceğimiz bir çok konu…”””

    Yukardaki yazıdaki yanlışı altta düzelterek tekrar atıyorum, kusura bakmayın…

    Yani imanın temeli muhkemlerdir, bunlar Allaha iman-şirk koşmamak-adalaet-faiz-zina-zulüm-haksız can almak-salat-zekat- vsvsvs daha uzatabileceğimiz bir çok konu…

  • Avatar

    B.Bilal May 15 2014 - 07:03 Reply

    Bence, yanlış düşünüyorsam Allah affetsin, muhkem ve müteşabih de kişinin alglama ve yorumlama kapasitesine bağlıdır. Yeter ki iyi niyetle ayetin ne demek istediğini anlamaya çalışalım. Hiç kimsenin yaşam tecrübesi aynı olmadığı için, bazı ayetleri herkes farklı yönden algılayabilir. Ancak temel fikir değişmez. Tek gerçek Allah, ondan başka herşey yalan. Kuran bir müjdedir deniyor mesela, benim bundan anladığım şudur : Ölüm, hayatın sonu değil, tam aksine asıl hayata başlangıçtır, beni yaratıp sonsuz hayat veren Allah’a minnettarım…

  • Avatar

    halukgta May 15 2014 - 07:12 Reply

    Müteşabih ayetler İslam ı yaşarken, sorumlu olduğumuz bizlere mutlaka gereken ayetler olmadığını anlıyoruz. Böyle olunca da ayeti okuyan zaten anlayacaktır. Eğer Müteşabih ayetler, bu tür ayetler olmasaydı, bizlerde sorumlu olurduk ki, anlayamadığımız ayetlerden sorumlu olmamız, Allah ın adaletine ters düşer.

    Birçok tefsir yazıldığını ama hangi ayetin Müteşabih olduğunu, söylemediklerini yazmışsınız. Tüm ayetleri açıkladıkları bilgisini de vermişsiniz. Çok doğru, hala bazı Müteşabih ayetler vardır ki, anlamları daha anlaşılamamıştır. Ama bizler ayetleri rivayetlere göre anladığımız için, maşallah her şeyi biliyoruz(!)

    KUR’AN IN DA SÖYLEDİĞİ GİBİ, MÜTEŞABİH AYETLER İLMİ BİLGİLERDİR Kİ, ALLAH BU AYETLERİ İLİM ADAMLARI TARAFINDAN ZAMANLA ORTAYA ÇIKARACAĞININ BİLGİSİNİ VERİYOR.

    Muhkem ve Müteşabih ayetlerin mecaz ve teşbihle ilgisi yoktur. Mecaz bir sözün, bilginin gerçek anlamı dışında kelimeler kullanılarak, izah edilmesi anlatılması sanatıdır. Teşbih ise benzetmedir. Kur’an da bu yöntem vardır ama muhkem ve Müteşabih konusu farklıdır.

    MECAZ GERÇEK ANLAMININ, TERSİ DEMEK DEĞİLDİR. Bahsedilen bir konuyu, daha iyi anlatmak, anlaşılmasını sağlamak ve anlamı güçlendirmek amacıyla yapılır. Mecaz anlatılmak istenen bir şeye güzellik, güç, canlılık, derinlik katarak daha güçlü anlaşılmasını sağlar. Yani bahsedilen konunun tersi anlamında değil, tam tersine bahsedilen konuyu, daha güzel anlamaya yarar.

    Örneğin çok sevdiğiniz bir insana, sevginizi anlatmak için, SEN BİR GÜNEŞ GİBİ, KALBİMİ AYDINLATIYORSUN dediğimizde, belki çok farklı kelimeler kullanırsınız, ama anlatılmak istenen, karşınızdaki insana sevginizin büyüklüğüdür. Bunu yapmakla farklı bir anlam vermezsiniz. Daha çok sevginizi, daha güçlü anlatırsınız. Bu konunun Müteşabih ayetle ilgisi yoktur. Günümüzde böyle anlatılmaya çalışılır, ama farklıdır.

    Saygılarımla

  • Avatar

    serdar cengizhan May 16 2014 - 06:47 Reply

    Haluk bey,yazınız fevkalede güzel ve anlamlı olmuş..ben kendimi tanıtayım,35 yaşında,sizin gibi düşünen ve sadece kuran’a ve peygamberimize itaat eden,bunun dışında ki her türlü aracılık yapmak isteyen ruhban sınıfı din adamarına karşı olan birisiyim..elbette içlerinde iyi niyetli olanlar çoğunluktadır,lakin birkaç kötü niyetli insan güzelim islamiyeti o kadar zorlaştırıp,çağdışı ve insanlık dışı gösterip insanları islamiyetten yobazlık ile korkutup uzaklaştırmışlardır ki sırf bunlar için bile onca güzel iyi niyetli insanın tefsirlerini bir kenara bırakmak gerekir diye düşünmekteyim..hanefi mezhebi üyesi olarak yetiştirildim,ancak 16-17 yaşlarımda cemaatin içinden adeta kaçarcasına çıkarak bütün mezhebleri kendiliğimden reddetmiştim,zira mezhebler arası çelişkiler o yaşta bile gözükebilecek kadar aşikardı..çok uzatmak istiyorum,sizleri ve ilgili diğer sitelerinizi hayranlıkla takip ediyorum(kuran’da ki din,dini cevaplar vs..)..size eleştride bulunan arkadaşı anlıyorum,bence sizde biraz daha empati yapın,zira neredeyse 1400 yıldır,dört büyük halife döneminden sonra islam diye dayatılan arab kültürünü,geleneklerini,baskınlığını ve bu yollarla saf,temiz müslümanları eşine takıp sürükleyip dünyevi kazanç sağlamaya çalışan binlerce insanın çabalarını 3-5 günde yıkamayız,einstein’ın dediği gibi,önyargıları kırmak,atomu parçalamaktan daha zordur..ama sabır lütfen..Rabbim bizlerledir..hiçbir çıkarı olmayan ve aracı sahte ulemalardan kurtulup islamiyeti layık olduğu şeref ve haysiyete çıkarmak isteyen yeni nesil aydınlanmış neferlerledir..en derin saygılarımla..

  • Avatar

    DURAN DEMİR May 17 2014 - 16:26 Reply

    Kur an herkese göderilen bir kitaptır. Allahın son mesajlarını profesörde, cahilde, alim de, çoban da Kur andan öğrenecek ve Ahirette de ondan sorumlu tutulacaktır. Ayrıca kur an 620 li yıllarda yaşayanlar için olduğu gibi, modern ve bilgi çağı kabul ettiğimiz şu zamanda yaşayanlar, hatta 1000 yıl veya 70 000 yıl sonra yaşayacak olan insanlar içinde uyulması gereken son ilahi kitaptır. Dolayısıyla böyle bir kitabın her çağda yaşayan ve değişik zeka seviyesinde bulunan insanlara hitap etme özelliğini dikkate aldığımızda, zamanla ortaya çıkan ilimdeki gelişmeler ile sosyal hayattaki yenilikler karşısında her seviyedeki ve her asırdaki insana aynı etkiyi yapması gerektiğini kabul etmek gerekir. Ve Kuranın bu özelliği, yani muhatablarının seviyelerindeki ve yaşadıkları zamanlardaki farklılıklar, o nun müteşabih ayetler içermesini zorunlu kıldığı gibi, bunun yanında temsili izahlar ile konu edilen kıssaların gerekçesini ve hikmetini de açıkca ortaya koymaktadır.
    Kur andaki kıssalardan herkesin kendi ilim seviyesine göre farklı anlam ve dersler çıkardığı hepimizin malumudur.Bir kaç gün önce Nebe suresini okurken 38. ayetine geldiğimde saf saf bekleyen Ruh ve Melekler den bahsedilmesi çok dikkatimi çekti ve biraz düşündüm. Konu hesap günü olduğu için, insan sorguya çekilirken insanın dünya hayatında ki yaşamını şekillendirmiş olan yani insanın karar ve tercihlerini etkileyenlerden, ilahi mesaj,kur an, peygamber gibi imani ve itikadi şeyler=RUH, bunun yanında doğru algılanmadığı takdirde insanın imanına engel teşkil edebilen, fizik kanunları ile tabiat olayları (adetullah ) MELEKLER olarak ifade edilmiş olabilirmi diyerek, birkaç tefsire baktım ama hiç birinde benzer bir yoruma rastlamadım . Buna rağmen bu düşünçe bana çok uygun göründü ve farklı bir mana olarak hesabın sadece Allah ile insan arasında, ancak şahitler huzurunda cereyan edeceği konusundaki inancımın daha dayanaklı hale gelmesine yardımcı oldu.
    Nebe-38- O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
    Kur an kıyamete kadar caridir, ilerisi yani 100 yıl, 5000 yıl sonrası bizler için karanlıktır. İlerde yaşayacak insanların neleri keşfedeceğini, hangi seviyede ilim sahibi olacaklarını hayal dahi edemiyoruz. Ama şu bir gerçek ki Kur anın her asra ve her ilim seviyesindeki insana mutlaka bir mesajı vardır. Ali imran suresinin 7. ayeti kısaca, bütün ayetleri anlamaya çalışmayın, zira bunda 5678. yılında yaşayacak olanlarada mesaj bulunuyor, siz nerede onları anlayabilmek nerede, akıllı olun ve onlarında sadece Allahın mesajı olduğuna inanın yeter, demektedir.
    Tek gerçek ve tek kaynak vahiy ve Kur andır. Gerisi rivayetten ibarettir. Rivayet ise vahiy-ilahi değildir. Selam ve saygılar.

  • Avatar

    Hepimiz İnsanız May 19 2014 - 06:40 Reply

    Müthiş bir yazıydı,

    Allah razı olsun sizden ve hepimizden…

  • Avatar

    hikmet Nov 13 2014 - 15:35 Reply

    Sizin de yazdığınız gibi kendini nurcu olarak vasıflandıran kişiler lafta böyle diyorlar ‘Risale okuyanlarda Kuran-ı Kerimi daha iyi anlamak için okuyorlar’

    Peki ey nurcular madem Kuranı anlamak için okuyorsunuz yıllarını bu işlere vermiş olanlarınıza iki ayet okuduğumda neden turist gibi yüzüme bakıyorlar? Sorunca bir bakıyorsunuz ki kendini dindar Müslüman olarak tanımlayan bu kişiler Kuran ayetlerinin çoğunu ya bilmiyor yada manası konusunda bilgisiz.
    O kırmızı kitaplarınızı insanlara şirin göstermek içi ‘bunlarda tefsir’ diyerek kılıf uyduruyorsunuz. Ayet sorup tefsirini göster deyince de boş boş bakıp kem küm etmeye başlıyorsunuz. Kaç tane ayet var diyoruz kiminiz 300 kiminiz 500 diyor en fazla 600 diyeninizi gördüm. Buradaki tutarsızlığamı mı yanalım yoksa içinde Kuranın yüzde onunun bile bulunmadığı, olanlarının da garip hikayelere konu edildiği kitaplara ‘tefsir’ denilmesine mi yanalım.
    Eksik tefsir mi olur? Niye böyle deyince de hakkınızı yemeyeyim çok güzel edebiyat parçalıyorsunuz. Cevap aynen şöyle: ‘risalenin kendi tarzı var ve o ayetlerde bu devrin iman hastalığına hitap ediyor’. Şu lafın içindeki sapkınlık ve küfre bakın. Kimin ne haddine Kuran içinden ayet ayıklayıp bu devre hitap ediyor demek? Peki diğerleri için ne dersiniz onlar hangi devrin? Yahudilerin yaptığı gibi Kitabın bir kısmına iman edip bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?
    Bir parça akıl, vicdan sahibiyseniz gerçekten Allah yolundan gitmek istiyorsanız bırakın bu yolları tevbe edin.

Leave a reply

Name (required)

Website