Peygamberlik Makamının İstismarı ve Uygulanan Sinsi Plan

Peygamberlik Makamının İstismarı ve Uygulanan Sinsi Plan

Peygamberler neden aşırı şekilde yüceltilmeye ve ilahlaştırılmaya çalışılır?

Acaba bu sevgiden mi kaynaklanıyor yoksa asıl niyet farklı mı?

Bu konu üzerinde çok sinsi bir plan işlemektedir. Bu planın ilk aşaması Peygamberlere insanüstü sıfatlar yüklenerek insanların zihninde insana da kulluk edilebileceği algısının oluşturulmasıdır. Ne kadar abartılı vasıf ve hikayelerle yüceltilmeye çalışılsa da herkesin aklının bir köşesinde Peygamberlerinde bir insan olduğu düşüncesi mevcuttur. Bazı insanlar sabır gösteremediği veya samimiyet eksikliği yaşadığı için Allah tarafından dualarının kabul edilmediğini veya kendilerini önemsemediğini zannederler. Bu sebeple kendi dünyalarının somut kişi ve nesnelerine sarılarak Allah ile aralarında aracılar edinmeye çalışırlar. Bu bir nevi torpil yaptırma isteği olarak düşünülebilir. Günümüzde cemaat ve tarikatların neden bu kadar ısrarla Peygamber üzerinden bu istismarı yaptıkları bazıları tarafından anlaşılamayabilir işte burada bu sinsi planın ikinci aşaması devreye giriyor. Peygamberlik makamı kullanılarak insanların zihinlerinde zemini hazırlanan ”kişilere de kulluk edilebilir” algısı yeni bir boyuta çekilerek uydurulmuş bir sissileye aktarılır ve böylece şeyh, gavs,üstad vs. gibi isimlerle peygamber varisi olarak tanıtılan kişilere uydurma sıfatlar yüklenir ve ”Peygamber yoksa bakın onun varisleri var” denilerek insanlar bu kişiler etrafında toplanılır. Malesef iş peygamber seviyesinde bile bırakılmaz günümüzde de çok sayıda örneğini gördüğümüz gibi bu kişiler ilahlaştırılır.

Cemaat-tarikat isimli şirk odakları Peygamberi ilahlaştırmazlar ve gerçek haliyle yani Kuranda defalarca belirtildiği şekilde bir insan olarak anlatırlarsa kendilerini nasıl yüceltebilirler?

Fussilet
6: De ki: “Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunur. Öyleyse O’na yönelin ve O’ndan mağfiret dileyin. Müşriklerin vay haline!”

Peygamberi normal insan olarak anlatıp sonra kendinizi veya şeyhinizi yüceltmeye kalksanız insanlar size ” Peygamber bizim gibi bir insan iken siz nasıl kendinize bu sıfatları yüklersiniz?” demezler mi?

Bu kişiler ”neden peygambere böyle abartılı sıfatlar yüklüyorsunuz, bu şirk değil mi?” şeklinde eleştirilerle karşılaştıklarında veya yükledikleri doğaüstü sıfatlar, uydurdukları hadis ve rivayetlerin yanlışlığı ortaya konulduğunda tepki gösterir ve ”siz peygamberi sevmiyorsunuz, onu devreden çıkarmak istiyorsunuz, peygamber düşmanısınız” şeklinde suçlamalarda bulunurlar. Gerçekte peygamberin asıl düşmanı bu tiplerdir. Dertleri peygamber değil kurdukları sistem ve uydurdukları makamların zarar görme korkusudur.

İnsanlar doğaları gereği kendileri ile aynı beşeri özelliklere sahip oldukları kişilere onların ne kadar doğru konuştuğu ve davrandığını görselerde tabi olmakta zorlanırlar.

Furkan
7: Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”

Ama şunu da unutmayalım gerçekte kimsenin kandırıldığı yok. Normal akıl düzeyine sahip her insan bilmeden, sahte vaatlere inanarak veya merak ederek bu ortamlara girmiş olsa bile eğer iyi niyetli, gerçekten hakkı arıyan biri ise kısa zamanda yanlışlığı görür ve bu ortamlardan uzaklaşır. Siz yanlışları ortaya koyduğunuzda dinler ve düşünür. Bütün delillere kör, sağır kesilen, ayetleri görmezlikten gelen veya size saçma argüman ve zanla muhalefet eden insanların kandırıldığını düşünmek mantıklı olabilir mi? Böyleleri aklını ve vicdanını bir kenara koyar kestirme yol olarak gördüğü şirk oluşumlarına tabi olur. Uzun zaman bu oluşumların içinde yer alan kişilerin kandırıldığını düşünmek veya dini açıdan iyiniyet aramak maalesef hep boşa çıkıyor. Kuran ayetleri üzerinden yaptığınız bütün uyarılar ya şiddetle red ediliyor yada görmezlikten geliniyor.

Enam
111: ”Onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Onların çoğu cahillik ediyorlar.”

Yasin
11: ”Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. Onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.”

Samimi bir iman üzerinde olmak dileğiyle hayırlı tefekkürler…


About the Author
Author

rabbani

Comments (2)
  • Avatar

    yüksel Jul 11 2016 - 13:40 Reply

    Güzel açıklamışssın arkadaşım..Ama bu gerçeği anlatmak çok zor ucundan başlasan hemen vahhabi mutezile ve daha ileri hakaretlere varan tekfirlerle karşılaşırsın ..sistem yüzyıllardır bu şekilde bir algı oluşturmuş bunu yıkmak yeni bir din anlatmak kadar zor.. ayetleri okusan bile kulakları ile duymuyorlar şartlanmışlık kandırılmış son safhada işimiz çok zor bize düşen sakin ve yumuşak bir tavırla uyarmak .Her Peygamberin yaptığı gibi Kuran’a davet etmek eğer nasibi varsa ve Rabbim dilerse ne ala yok sa uyarmaya devam KUM FE ENZİR…selam ile..

  • Avatar

    Çorapsız Jul 13 2016 - 06:18 Reply

    Açıklayıcı bir yazı olmuş. Gönlünüze sağlık.

Leave a reply

Name (required)

Website