Ana dilde ibadet edebilme konusu, ne yazık ki diğer birçok konular da olduğu gibi tartışmalı ve karşılıklı atışmalarla geçmektedir. Bir kısım düşünce ana dilde ibadetin olamayacağını söylerken, bir kısmı ise Allahın anlayarak ve bilerek ibadet etmemizi zaten kur’an istiyor, düşüncesiyle olabileceğini savunmaktadır. Biz iki düşüncenin de fikirlerine, delillerine bakalım ki daha sonrada kur’an ın süzgecinden geçirip, kendimizce düşünüp doğrunun kararını
(daha&helliip;)
Değerli dostlar, İnsan yeryüzüne, yüce Allah tarafından halife seçilmiştir. Halef kökünden gelen halife `birinin veya bir şeyin yerine geçen, sonradan onun yerini alan, mirasçı`anlamındadır. Yani insan bu dünyaya, daha önce buraya sahip olmuş bir varlığın yerine geçirtilerek halef edilmiştir. Nitekim Kur`an`da, daha öncekilerin burada kan dökerek bozgun çıkarttığı meleklerin Allah`a arzında(Bakara 30)belirtilmiştir. Hatta bu surede`atama`yapıldığı açık olarak ifade de edilmiştir.
(daha&helliip;)
İman, Kur’an hükümlerini aklımızla onaylamak, gönlümüzle benimsemekle mümkündür. ‘‘İman’’ vurgusu yapılan ayetlerden, iman sahibi olmanın gereklerini öğrenip, anlayabiliriz. ** ‘‘Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez.. ’’ (Yunus-100) İman, Allah’ın kullarına en büyük lütfudur. **İman, kesintisiz olmalı, bugün ‘‘inanıyorum’’ yarın ‘‘inanmıyorum’’ sonra ki gün yine ‘‘inanıyorum’’ denilmemeli. Çelişki, tutarsızlık olmamalı, kararlı olunmalıdır. **Allah’ın varlığına ve birliğine, inanılması gereken diğer değerlere
(daha&helliip;)
Okuduğum bir yazının başlığında peygamberimizi anlamanın yolunun bakın nereden geçtiğini söylüyor, başlığı aynen yazıyorum. PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH`IN ÇEMBERİNDEN GEÇER. Bu cümleyi şöyle anlarsak kesinlikle doğrudur diyebiliriz. Peygamberimizi anlamak için Allahın sünneti yani kur`anı anlamaktan geçer dersek doğrudur. Yok eğer peygamberimizin sünnetinden peygamberimizi anlamak anlamı çıkartılırsa, bizi yanlışa götürür. Ne yazık ki genelde peygamberimiz bu şekilde anlamaya çalışılmaktadır. İlk bakışta masum
(daha&helliip;)
Günümüz de bizler, İslam ı nasıl anlamaya çalışıyor ve yaşıyoruz hiç düşündünüz mü? Kendimizden bir emek harcıyor da kur’anın rehberliğinden faydalanıyor muyuz dersiniz? Bu soruyu önce kendimize soralım. Alacağımız cevap çok önemli. Eğer kendimiz bir çaba göstermiyor da, Rabbin rehberinde neler yazıyor hiç farkında değilsek, sanırım gittiğimiz yolun Allahın doğru yolu olduğunu bilemeyiz. Bizlere, sen okusan da kur’andan anlayamazsın denmişte
(daha&helliip;)
Yazan: Şükrü Hüseyinoğlu Rabbimiz tarih boyunca çoğu defa birbirine karıştırılan hakla bâtılın arasını açmak üzere çeşitli dönemlerde insanlar arasından elçiler seçmiş ve onlara insanların tâbi olmaları gereken ölçüleri vahiy etmiştir. Hz. Muhammed, hidayet önderi olarak seçilen son elçi, ona bildirilen Kur’an vahyi de vahiy halkasının son temsilcisi olmuştur. Hz. Peygamber ve beraberindeki ilk nesil, tüm benlikleriyle, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın
(daha&helliip;)
Mezhepçi bey ile mezhepçi hanım kalktıklarında sağ ayak ile yataklarından kalkmalıdırlar. Hayırlı işler sağ, hayırsız işler sol ayakla yapılır. Birazdan eğer birisi tuvalete girecekse sol ayakla girer. Tuvalete başı kapalı girmekte sevap vardır. Tuvalette iken konuşulmaz, eğer biri tuvaletin dışından soru sorarsa bu münasebetsize cevap vermemek daha uygundur. Eğer evdeki tuvalet alafrangaysa, bu tuvaleti yıktırıp alaturka yaptırmak daha uygundur. Erkekler
(daha&helliip;)
İsra 105. ayet: Biz onu (Kuran’ı kastediyor) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Bakara 119. ayet: Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. Sebe suresi 28. ayet: Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu
(daha&helliip;)