Kurban Bayramı Gelirken…

Malum önümüz kurban bayramı. Sunni mezheplerde kimine göre vacip kimine göre sünnet olan kurban bayramında kurban kesmek aslında Kuran’a baktığımızda sadece Hac ibadeti sırasında yapılması gereken bir eylem olarak gözükmektedir.

Hacca giden hacı adaylarına hac ibadetlerini tamamlamak için kurban kesmeleri ve fakirlere yedirmeleri söylenmektedir:

 

Kendilerine ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerinde belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.
Hac Suresi 28.

 

Yani kurban kesmek Mescid-i Haram’da iken yapılması gereken bir ibadettir.Oysa günümüzdeki uygulamaya bakınca, bu ibadetin sınırlarının çok genişletildiğini görmekteyiz.

Burada üzerinde durmak istediğim nokta Hac dışında kurban kesmenin yanlış olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Allah’a ibadet için kurban kesmek, bunu fakirleri doyurmak için dağıtmak Kuran mantığı ile tamamen örtüşen bir yaklaşımdır ve her zaman yapılması makbuldür. Yanlış olan  kurban bayramı gibi bir “bayram” çerçevesi altında insanlara neredeyse zorlayarak bunu dikte etmeye çalışmak, Kuran’da olmayan bir ibadeti diretmektir. Doğru olan isteyenin istediği zaman kurban kesmesi ve ihtiyaclı olanlara dağıtmasıdır.

Kurban’ın dağıtılması da başka bir önemli konudur. Sokak aralarında kesilen kurbanlar genele etraftaki konu komşuya dağıtılmakta, alt kat üst kata, üst kat da alt kata et göndermektedir. Kısaca kurban kesminin gerçek hedefi olan fakirlere dağıtılması tam olarak yerine getirilmemektedir.

O zaman unutmamız gereken önemli noktalar kurbanın Hac ibadeti haricinde ne zaman istersek o zaman kesilebileceği, kurban bayramında böyle bir şeyin yapılmasının gerekli olmadığı ve kurbanın gerçekten ihtiyacı olan kişiler ulaştırılmasıdır. Allah hepimizin ibadetini kabul etsin.


About the Author
Author

Feryal

Comments (10)
  • Avatar

    yusuf Oct 19 2012 - 21:09 Reply

    Sade ve gayet açıklayıcı, aydınlatıcı bir yazı olmuş. Teşekkür ederim. (Kurban ile ilgili tüm ayetlerin numaraları verilseydi daha iyi olurdu)

  • Avatar

    Güray TEKİN Oct 20 2012 - 09:50 Reply

    BU KONUDA,EREN ERDEM’İN AŞAĞIDAKİ LİNK ADRESİNDE YAYIMLADIĞI ”KURBAN HAYVAN KESMEK DEĞİLDİR!!” BAŞLIKLI DÖRT SERİ MAKALESİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.
    http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/eren-erdem/16022-kurban-hayvan-kesmek-degildir-1.html

  • Avatar

    Erol Oct 20 2012 - 23:12 Reply

    Akliniza ve ellerinize saglık.

  • Avatar

    mehmet Oct 22 2012 - 20:03 Reply

    merhaba,
    Aşağıdaki linkte bulunan videoyu da izlemenizi tavsiye ederim.
    http://www.kurandersi.com/kuran-sohbetleri/2012/kuran-sunnet-butunlugunde-kurban-ibadeti.html

  • Avatar

    gökteki şimşek Oct 27 2012 - 19:14 Reply

    merhabalar
    mehmet kardeşim abdülaziz bayındırın videosunu izledim.kısmen doğru kısmen yanlış size tavsiyem ihsan eliaçık beyin bu konuda videosu ve yazısı var karşılıklı seyretmeni tavsiye ediyorum.iki ilahiyatcının söylemleri bir doğruyu gösteriyor.yani karşılaştırırsanız.ikisininde doğruları ve yanlışları var.ikisinden bir doğru elde edebilirsiniz.
    abdülaziz bayındırın enam süresi 136 dan 140kadar olan ve 141 den 144 e kadar ve 145 den 147 kadar olan mealleri edip yüksel in mealinden okursanız.kurban ile alakalı ayetler değillerdir.a.bayındır burda çok büyük hata etmektedir.
    hacc süresine baktığımız zaman da kurbanın hacc ile alakalı olduğunu görürüz.

  • Avatar

    Metin Oct 31 2012 - 16:19 Reply

    Selamlar.

    Hz. İbrahimden önce çok tanrılı inanç sistemlerinde hayvanlar hatta insanlar kanlarının Tanrı’ya sunulması, bağışlanması amacıyla kurban edilirlermiş.

    Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme girişimine karşılık Yüce Allah’ın ona “büyük bir kurbanlık” genel kanaate göre büyük bir koç göndermesiyle birlikte insanların kurban edilmesi; Allah’a yakınlaşma vesilesi edilmesi geleneği son bulmuştur.

    Kur’an’da yer alan “Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır.” (Hac-37) ayetinden ilkel inanışların aksine kurbanlık hayvanların etlerinin ve kanlarının Allah’a ulaşmadığı, Allah’ın ete, kana ihtiyacı olmadığı; insanların kurbanlık hayvan keserek infak etmelerinin bu şekilde Allah’a yakınlaşma, takvaya sarılma gayretlerinin Allah’a ulaşacağı, Allah katında değer göreceği bildirilmiştir.

    Hac suresi 34. ayetinde Yüce Yaratan “Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı/kurbanlık hayvan kesme yeri/kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah’ın ismini ansınlar.” Buyurmuştur.

    Aslında tek başına bu ayet bile kurbanlık hayvan kesmenin farz olduğunu gösterir.
    Sadece İslam ümmeti için değil, gelmiş, geçmiş her ümmet için kurbanlık hayvan kesme ibedeti emredilmiştir.

    Aslında Yüce Allah sadece kurban ibadetinin değil, diğer temel ibadetlerin de – Allah’a yakınlaşma araçlarının da zamanını, yerini, şeklini bildirmiştir.

    “Biz her ümmet için bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler.” (Hac-67)

    Bakara suresi 196. ve Hac Suresi 28, 34 ve 36. ayetlerine göre ümre ve hac ibadetlerini birlikte yapanların bu ibadetleri sırasında kurbanlık hayvan kesmeleri ve bu suretle infakta bulunmaları farzdır. (Sadece ümre veya ifrat haccı olarak bilinen sadece hac ibadetini yerine getirenlerin kurbanlık hayvan kesmeleri gerekmez. Bakara-196)
    Kurban kesecek maddi imkanı olmayanlar Mescidi Haramda 3 gün, evlerine döndüktem sonra 7 gün olmak üzere toplam 10 gün oruç tutarlar. (Bakara-196)

    “İnsanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden gelerek, yorgunluktan incelmiş binitler üzerinde sana ulaşsınlar.
    Kendilerine ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerinde belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun..” (Hac-27, 28)

    “Biz o büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın kutsallık nişanları arasına koyduk. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmış halde ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah’ın ismini anın. Yanları yere yaslandığı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz.. (Hac-36)

    Mescidi Haram’da bulunmayan, hac ibadetlerini yapmayan; memleketlerinde, evlerinde oturan diğer Müslümanlar için kurbanlık hayvan kesme yükümlülüğü yoktur.
    Ancak isteyen, istediği zaman kurbanlık hayvan keserek, etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtarak veya başka herhangi bir şekilde sahip olduğu imkanlardan infak ederek Allah’a yakınlaşmaya çalışabilir. İnfakın her türlüsü Allah’a yakınlaşma aracıdır; kesilen kurbanlık hayvanın etlerinin fakire, fukaraya dağıtılması da infakın bir türüdür.

    Hacı adaylarının Mescidi Haram’da kurban kestikleri tarihler İslam ülkelerinde Kurban Bayramı adı altında kültürel bir olgu olarak kutlanmaktadır.
    İslam ülkelerinde her sene kurbanlık hayvan keserek infakta bulunma adeti
    Hz. peygamberimizin de Kurban Bayramlarında her sene Kurbanlık hayvan kesmek suretiyle infakta bulunduğu rivayetlerine dayanır.

    Bayramların kutlanması, insanların birbirini hatırlaması, dargınların barışması bu vesileyle imkan sahiplerinin yardıma muhtaç olanlara çeşitli yardımlar yapması, infakta bulunması elbette güzel adetlerdir.
    Ancak “dini” bayramlar olarak bilinen; kurban ve ramazan bayramı olarak adlandırılan bayramlar aslında “dini” değil, “kültürel” bayramlardır. Bir şeye “dini” diyebilmek için, o şeyin Kur’an kapsamında olması gerekir. Kur’an kapsamında “bayram” diye bir kavram yoktur.
    Bayram kutlamaları Hz. peygamberimizin uygulaması-sünneti olarak kabul edilir.
    Hz. peygamberimizin bayramları bugün kutlandığı şekilde mi kutladığı yoksa daha mütevazi ve sosyal barışa, sevgiye, paylaşıma, kaynaşmaya öncelik verek mi kutladığı ayrıca araştırılmalı, incelenmelidir.

    Esenlikler dilerim.

  • Avatar

    simşek Nov 2 2012 - 20:39 Reply

    s.a. sayı metin bey teşekkür ederim.harika bir yazı olmuş emeğinize sağlık

  • Avatar

    Şimşek Oct 3 2014 - 13:50 Reply

    Kurban “hayvan kesmek” değildir!
    Kurban ne demektir.

    Kurban bir ibadettir. kurban / yaklaşmak demektir. Yetime miskine yaklaşmak manasınadır. kurban ibadetin yoksullara yaklaşmak olacaktır. yoksula yardımda bulunmak, paylaşmak, bölüşmek, manasına gelir. Kurban hayvan kesmek manasına gelmez.

    kurban gibi bir ibadeti alıp, hayvan kesmeye indirgeyen Muaviyeci zihniyeti reddettiğimi hatırlatmak isterim.

    Kur’an’dan onay aldığı iddia edilen her türlü olgu, mutlak manada metne sadakat ölçeğinden geçmiş olmak zorundadır. Yani, Kur’an metninde yer alması şarttır. Bugün Türkiye’de uygulanagelen Kurban, Kur’an’da geçen kurban ile hiçbir surette örtüşmez!
    Aksine, Kur’an’ın kurban anlayışına çekilmiş bir kılıç gibidir.

    Kurban kelimesi, kurb kökünden mastardır. Bu kökten türemiş meşhur bir kavrama sahibiz. Akraba kavramı…
    Akraba kavramı ile kurban kavramı aynı kökten türemiş olup, eş manalıdırlar. Kurban, kelime anlamı itibari ile, “yaklaşmak” manasına gelen bir kelimedir. (Bkz.Ragıp El İsfehani, el Müfredat, krb mad.)

    Kurban konusunu en doğru biçimde anlayabilmemiz için sizlere 1 ayet aktaracağım;

    Hac Suresi Ayet 37: Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirir ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anasınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver.

    Büyük dilbilimci Ragıp El İsfehani’ye göre bu kök, “doluya yaklaşmak” manasına geldiğinden, Allah’a yaklaşma babındadır. Ve dolaylı olarak, “Allah dışında ki tüm ilahlardan uzaklaşma” anlamı kazanır. Yani, insanlığın kaderine yön veren, Allah dışındaki tüm totemleri reddetme, onların siyasi, ekonomik, politik ve felsefi dayatmalarından uzaklaşmak sureti ile Allah’a yaklaşmak. Kurban kelimesinin “politik” anlamı bu şekildedir.

    Bu hususta Bakara suresinin 87. ayetine bir göz atalım;

    Biz İsrailoğullarından, Allah’ın dışında kimseye kulluk etmeyecek/O’na yakın olacak (1), ana babaya, yetim ve yoksullara yardım edecek, herkese iyilik yapıp, “salat-ı uygulayacak”, mal biriktirmeyip topluma dağıtacaksınız diye söz almıştık. Ancak pek azı müstesna, sözlerinden döndüler, hala dönmekteler…

    Yukarıdaki çeviride (1) ile ifade ettiğim kısım, “kurba”nın anlam bütünlüğünü akseden bölümdür. Kuran’ı yapısı gereği, ayetin devamı da, “kurba” eyleminin uygulanış biçimini tarif etmektedir. Yani, halka yardım etme, sermaye yığmaktan kaçınma, sevdiğiniz şeyleri Allah yolunda harcama gibi bir bütünlük göze çarpmaktadır.

    “Kur’an-ı Kerim’i” açıp, Arapça orjinalini incelediğinizde, “kurba vel yetam vel mesakini” ifadesini her zaman yan yana göreceksiniz. Yetam ve Mesakin, yetim ve miskin/fakir demektir. Kurba ise, Allah’a yaklaşma olarak göze çarpar. Yani Allah’a yaklaşmanın yolu, yetim ve miskinlerden geçmektedir.

    Yani yetim ve miskine yaklaşarak, “Allah dışında ki belirleyici totemlerin dayatmalarından uzaklaşıyor, dolayısı ile Allah’a yaklaşıyorsunuz.”

    Kurban kelimesinin direk geçtiği bir diğer ayet ise “Ahkaf suresi 28. ayettir”

    Allah’ın yanında yakınlık sağlamak için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam aksine, onlardan uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanları, uydurup durduklarıydı.

    Kurban’ın hayvan kesmek olduğu iddiasını besleyen surelerden birinin de Kevser suresi olduğu iddia edilir. Malum, Kevser suresi bir namaz suresidir. Surenin ikinci cümlesinde “fe salli li rabbike venhar” ifadesi, Rabbin için namazı kıl ve kurbanı kes biçiminde çevrilir. Bu çeviri tamamen bir katliamdır.

    Ayette geçen “salli” kalıbı, salat kelimesinin bir veznidir. Bu kalıp, şu ayetteki kalıp ile hemen hemen aynı manaya gelir. “Allah ve melekleri o resule salli ederler.” Eğer buradaki salli kelimesini “namaz” diye çevirirsek, Allah ve melekleri peygambere namaz kılmış olur. Ki bu saçma ve hatalı bir yakıştırma olacaktır.

    Dolayısı ile buradaki salli, “destekleme” anlamıyla çevrilir. Allah ve melekleri peygamberi desteklerler…
    O halde Kevser suresinde ki salli kelimesi de “desteklemektir.”

    kısaca KURBAN HAYVAN KESMEK DEĞİLDİR.

    Yardımlaşmak,ikramda bulunmak, gelen misafirlerinize yemek vermek süretiylede kurban yapmış oluyorsunuz.

    saygılarımla

  • Avatar

    halukgta Oct 3 2014 - 18:36 Reply

    Kurban tüm dinlerde vardır. Hatta putperest inançlarında bile. Arkadaşımız güzel açıklamış. Kurban Kur’an a göre hac ibadetinde farzdır. Bunun dışında da, her isteyen Allah ın rızasını kazanmak adına Kurban keser ve etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Bunun dışındakiler geleneklerin olgularıdır.

  • Avatar

    Salih Oct 5 2014 - 17:32 Reply

    Merhaba.
    Ben de ufak bir katkı yapmak isterim..

    Hz. İbrahim’den önce çok Tanrı’lı inanç sistemlerinde hayvanlar hatta insanlar kanlarının Tanrı’ya sunulması, bağışlanması amacıyla kurban edilirlermiş.
    Bazı toplumlarda ise, kurbanlık hayvanlar yakıldığı zaman etlerinin tanrıya ulaştığına inanılırmış.

    Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme girişimine karşılık Yüce Allah’ın ona “büyük bir kurbanlık” genel kanaate göre büyük bir koç göndermesiyle birlikte insanların kurban edilmesi geleneği son bulmuştur.

    “Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır.” (Hac-37) ayetiyle hayvanların yakılarak kurban edilme geleneğinin yanlışlığı bildirilmiştir.
    Bazı inanışların aksine kurbanlık hayvanların etlerinin ve kanlarının Allah’a ulaşmadığı, Allah’ın ete, kana ihtiyacı olmadığı; insanların kurbanlık hayvan keserek infak etmelerinin bu şekilde Allah’a yakınlaşma, takvaya sarılma gayretlerinin Allah’a ulaşacağı; Allah katında değer göreceğini bildirilmiştir..
    Kurbanlık hayvan kesmenin amacı kan akıtmak değildir, infakta-paylaşımda bulunmaktır.

    Kurban edilen hayvanın kanının otomobillerin plakasına veya insanların alınlarına sürülmesi bu şekilde kazadan, beladan korunmuş olunacağı inancı İslam dışıdır, şaman kalıntısıdır.
    Allah rızası dışında; imam, şeyh, şıh, yatır, türbe rızasına, aracılığına, şefaatine nail olma amacıyla kurbanlık hayvan kesmek şirk yoluna koşarak girmek demektir.
    * * * * *
    Hac suresi 34. ayetinde Yüce Yaratan “Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı-kurbanlık hayvan kesme yeri-kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah’ın ismini ansınlar.” Buyurmuştur.

    Aslında tek başına bu ayet bile kurbanlık hayvan kesmenin farz olduğunu gösterir.
    Sadece İslam ümmeti için değil, gelmiş geçmiş her ümmet için kurbanlık hayvan kesme ibedeti emredilmiştir. Aslında Yüce Allah sadece kurban ibadetinin değil, diğer temel ibadetlerin de – Allah’a yakınlaşma araçlarının da zamanını, yerini, şeklini bildirmiştir.
    “Biz her ümmet için bir ibadet şekli-bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler..” (Hac-67)

    Bakara suresi 196. ve Hac Suresi 28, 34 ve 36. ayetlerine göre ümre ve hac ibadetlerini birlikte yapanların bu ibadetleri sırasında kurbanlık hayvan kesmeleri ve bu suretle infakta bulunmaları emredilmiştir.
    Bu ayetlerden kurbanlık hayvan kesme zamanının, hac zamanı olduğunu; kesme yerinin ise Mescid-i Haram olduğunu anlıyoruz…
    Hayvanları keserken üzerlerine Allah’ın adını anmak gerekir.
    “…. üzerine Allah’ın adı anılmış olanlardan yiyin… Üzerine Allah’ın adı anılmayanlardan yemeyin..” (Enam- 118, 121)

    Hz. peygamberimiz hac ibadetini hayatında bir kez yapmıştır. Veda haccı olarak da bilinen hac ibadetini tamamladıktan sonra kurbanlık hayvan kesmiştir.
    Bakara suresi 196. ayete göre sadece ümre veya sadece hac ibadetini yerine getirenlerin kurbanlık hayvan kesmeleri gerekmez. Sadece hac ibadetini kapsayan hac türüne ifrat haccı denilir.

    Ümre ve hac ibadetini birlikte yaptığı halde kurban kesecek maddi imkanı olmayanlar Mescidi Haram’da üç gün, evlerine döndükten sonra yedi gün olmak üzere toplam 10 gün oruç tutarlar.. (Bakara-196)

    Kurbanlık hayvan keserek infakta bulunmak ümre ve hac ibadetinin şartlarından-farzlarından değildir; ümre ve hac ibadetini birlikte yapanların yerine getirmesi gereken hacdan ayrı bir ibadettir.

    “İnsanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden gelerek, yorgunluktan incelmiş binitler üzerinde sana ulaşsınlar.
    Kendilerine ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerinde belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun..” (Hac-27, 28)

    “Biz o büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın kutsallık nişanları arasına koyduk. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmış halde ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah’ın ismini anın.
    Yanları yere yaslandığı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz.. (Hac-36)

    Hac, ümre ibadeti için Mescidi Haram’da bulunmayanların; kendi evinde, memeleketinde olanların kurbanlık hayvan kesme yükümlülüğü yoktur.. Yükümlülük yoktur ama isteyen, istediği zaman kurbanlık hayvan keserek, etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtarak nafile ibadet yapabilir. İnfakın her türlüsü Allah’a yakınlaşma aracıdır; kesilen kurbanlık hayvanın etlerinin fakire, fukaraya dağıtılması da infakın-bağışlamanın-Allah yolunda harcamanın bir türüdür.

    Hacı adaylarının Mescidi Haram’da kurbanlık hayvan kestikleri tarihler İslam ülkelerinde Kurban Bayramı adı altında kültürel bir olgu olarak kutlanmaktadır.
    İslam ülkelerinde her sene kurbanlık hayvan keserek infakta bulunma adeti nafile ibadettir.
    Hz. peygamberimizin Medine döneminde kurban bayramlarında her sene kurbanlık hayvan kesmek
    suretiyle infakta bulunduğu rivayet edilmiştir. Dolayısıyla hacca gitmemiş olan Müslümanların kurbanlık hayvan kesmek süretiyle infakta bulunmaları Hz. peygamberin sünnetine uymak olarak kabul edilir.

    Bayramların kutlanması, insanların birbirlerini hatırlaması, dargınların barışması bu vesileyle imkan sahiplerinin yardıma muhtaç olanlara çeşitli yardımlar yapması elbette güzel adetlerdir.
    Ancak, dini bayramlar olarak bilinen; kurban ve ramazan bayramları aslında dini değil, kültürel
    bayramlardır. Bir şeye “dini” diyebilmek için, o şeyin Kur’an kapsamında olması gerekir.
    Kur’an kapsamında “bayram” diye bir kavram yoktur.
    Bayram kutlamaları rivayetler, hadisler dayanak yapılarak Hz. peygamberimizin uygulaması olarak kabul edilir. Kur’an kapsamında olmayan konularda Hz. peygamberimizin uygulamaları yaşadığı toplumun adetleridir, sünnet olarak kabul edilemez. Bayram kutlamaları sünnet değil, kültürdür. Sünnetin çerçevesini Kur’an belirler. Sünnetten söz etmek için öncelikle Kur’an’da onun dayandığı bir hükmün-farzın olması gerekir.. Ayrıca, Hz. peygamberimizin bayramları bugün kutlandığı şekilde mi kutladığı, yoksa daha mütevazi ve sosyal barışa, sevgiye, paylaşıma, kaynaşmaya öncelik verek mi kutladığı tarihçiler ve ilahiyatçılar tarafından araştırılmalı, incelenmelidir.

    Saygılar..

Leave a reply

Name (required)

Website