Örnek Bir Müslüman !

“Örnek Bir Müslüman” dediğimizde ne anlıyoruz?

Dünya çapında, Medyanın gücü (!) sayesinde,  Müslüman’ın kimliği günümüzde sadece olumsuz  “kişiler-olaylar” üzerinden algılanılmaya ve tanıtılmaya çalışıldığı için,  örnek bir Müslüman olmanın önemini tam olarak idrak etmezsek bizde tekelci-çıkarcı çevrelerin tuzağına düşmüş oluruz.  Bilinçli bir şekilde, Müslüman kimliği, savaşçı/katil, kin/nefret dolu, merhametsiz, akılsız, cahil/ ne dediğini neye inandığını bilmeyen, atam- hocam-şeyhim vs. öyle diyor diye inanan,  bilgisiz aklını – vicdanını kişilere-kurumlara ipotek etmiş kişiler, önümüze “Müslüman” budur diye çıkarılıyor. Çıkarcı çevrelerce özellikle tanıtılmayan Allahın kitabı olan Kurandan, Müslümanlığı içselleştirmiş ve Müslüman’ın örneklik vasfının sorumluluğunu taşıyan kişilerin, bilinçli bir şekilde neden tanıtılmadığını sorguladığımızda da Kuranı okudukça” ve “Kuranı yaşam şeklimiz” haline getirdiğimizde anlarız. İlkeli-dengeli-adil-merhametli-vicdanlı- saygılı- aklını kullanan- kibirden yoksun bilgili bir “Müslüman”   kula kul olmaz, tüm sorumluluklarının farkında olur da ondan…

Allah’ın,  Tüm Nebi- Elçileri,  kişileri, şirksiz-şüphesiz imana ve teslimiyete davet etmişler.

“ Rabliği, Allaha has kılmanın önemini ”  ve  “Sadece Allaha,  dayanıp güven duymamızın gerekliliğini bizlerden gizlemeye çalışan geçmişin tekelcileri ve günümüz medyacılarının amaçlarını /hedeflerini kitabımıza sorduğumuzda çıkarcı-tekelcilerin öncelikli hedeflerinin ve isteklerinin   “Az bir menfaat karşılığında “dünyalık elde etmek için ” ahretlerini satmış olduklarını anlarız!

Ahrete iman, ,iman esaslarımızdan biridir ve ahret inancımız,  öncelediğimiz hedeflerimizi, isteklerimizi ve amaçlarımızı da belirler.

Ahret inancı hiç olmayan kişilerin yanında ahreti kendi zanlarıyla oluşturanlar da var.  Bize bahşedilen yaşamla ölüm arasında ki süreçte, isteklerimize, eylemlerimize bağlı kendi yaptıklarımızın sonucuna katlanacağımız ahretteki kaderlerimizi belirlediğimizi sürekli hatırda tutmalıyız. Eylemlerimizi/amellerimizi bilinçli bir şekilde gerçekleştirmemizin ve gözden geçirmemizin önemini kavradığımızda,  Dinimizi, imanımızı, ahretimizi ilgilendiren konuları sadece vahyin kaynağından öğrenebileceğimizi de anlarız.

Bazı sufi/gnostiklere göre, arifler kendi makamlarını görüp muratlarına ermedikçe can vermezler Oysa kimse ne kendinin nede başkasının bu dünyada yaşarken ahretteki yerini, makamını mevkisini bilemez! Kişilerin kendi “seyri suluklarında” yaptıkları cehennem-araf-cennet yolculukları sadece kendilerini bağlar.

Ölüm ötelerini “seyri suluklarında” gördüğünü iddia eden kişiler, istedikleri kişileri cehenneme, arafa, cennete postalıyorlar! Kendileri gibi düşünenler cennete,  düşünmeyenler cehenneme, arafa…

Sağlam, ahret inancına sahip  ”Örnek bir Müslüman” Kulluğu yalnız, “Allaha has” kılar.

Kimseyi incitmeden,  iyiliği emreder kötülüğü def/men eder. Kimsenin canına, malına, namusuna, ırzına göz dikmez.

Kimseye iftira atmaz!

Attığı her adımı düşünerek atar ve herkesin günü geldiğinde tek tek/fert fert Allaha hesap vereceğinin bilinciyle yaşar.

Hesap gününün sahibi sadece Allahtır!

Hasetçinin hasedinden Allaha sığınmak gerekir.

 

Ahkaf
7. Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
8. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur’an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.
9. De ki: Ben Elçiliği icat etmiş/ ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Ahzap
21.Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah’ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.

Maide
9. Allah, inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara vaatte bulunmuştur: Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

Maide
93.İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara;   bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra   takvaya sarılıp imanda kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından ötürü   hiçbir günah yoktur. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

Araf
42. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar -ki biz, her benliğe ancak yaratılış kapasitesi ölçüsünde görev yükleriz- ise cennetin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.

Yusuf
111.
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.

 

 


About the Author
Author

MuruvvetCaliskan

Comments (7)
  • Avatar

    Ayşe Nov 28 2013 - 07:10 Reply

    AKLINA SAĞLIK KARDEŞİM.

  • Avatar

    Ayşe Nov 28 2013 - 07:12 Reply

    aklına sağlık kardeşim.harika yazı olmuş.

  • Avatar

    Betül Nov 28 2013 - 13:39 Reply

    Allah razı olsun.

  • Avatar

    Salih Nov 30 2013 - 10:50 Reply

    Selam.

    Örnek Müslüman: Yaratılış gayesine uygun yaşayan insandır..

    “BEN CİNLERİ VE İNSANLARI (Cin’s ve ins’leri – Görünmeyen ve görülen bütün varlıkları )
    SADECE BANA KULLUK ETMELERİ İÇİN ( illâ liya’budûn) YARATTIM..” ( Zariyat-56)

    İslam, tevhid dinidir; ubudiyet dinidir. Tevhid, Allah’ın varlığına, birliğine ve O’dan başka ilah olmadığına inanmaktır. Ubudiyet ise, insanın bütün benliğiyle sadece Allah’a kul olama bilincidir.

    Tevhide mutlak sadakat, insanın ve diğer yaratılanların yaratılış gayesi ve temel yükümlülüğüdür.
    Yaşantımız boyunca bütün salih amellerimiz; düşünce ve eylemlerimiz sadece Allah’a kul olma bilinciyle; tevhidi tastikler nitelikte olmalıdır.

    İnsanlar sadece yüceliği, gücü eşsiz olan; rahmeti, merhameti sınırsız olan Allah’a kulluk, ibadet ve
    itaat ederler. Başka hiç kimseye, hiçbir şeye kul, köle olmadan özgürce yaşarlar.
    Zariyat suresi 56. ayetini “ben insanları özgür olarak yaşasınlar diye yarattım” şeklinde de anlayabiliriz.

    Özgürlüğün yolu sadece Allah’a kul olma bilincinden; tevhide mutlak sadakatten; yaratılış amacına uygun yaşamaktan geçer. İnsan fıtratı gereği özgür yaşamak ister. Özgürlüklerin kısıtlandığı yerde fıtrata uygun bir yaşam sürdürülemez. Ancak özgür yaşayan inanlar, yaratılış amaçlarına uygun yaşama imkanı bulurlar.

    Tevhidden uzaklaşmak, Allah’tan başkalarına da kul, köle olmak insanı yaratılış amacından ve özgürlükten uzaklaştırır. Yaratılış amacından uzaklaşan, Yaratan’dan uzaklaşır.
    Yartılış amacına uygun yaşayanların; iman edip, salih amel işleyenlerin ise, cennet ile mukafatlandırılacakları yüzlerce ayette müjdelenmiştir.

    “Yaratılmışların en hayırlısı, zafere ulaşanı iman edip, salih amel işleyenlerdir.”
    (Beyyine -7 Casiye- 30 )

    Kulluk etmek = Sadece Allah’a teslim olmak = Fıtrata uygun yaşamaktır.

    Saygılar..

  • Avatar

    Mustafa Kaptan Dec 3 2013 - 17:54 Reply

    Ellerinize sağlık hocam

  • Avatar

    sonerizgi Dec 16 2013 - 23:15 Reply

    Elinize sağlık bu güzel yazı için Allah razı olsun.
    Cemaatlerde Kuran Ayetleri (Kuran’daki Peygamber kıssaları vb.) yerine siyer kitapları vb. bir çok kitapların okunması/okutulması ve bunlara kayıtsız inanılması arı bilgilerin katışık hale gelmesine sebep oluyor. Ayetlerle desteklenmiş veya karşı durmayan bilgiler müstesna.Allah tarafından bize Kuran doğru bilgi olarak dayatılmıştır.

    2. Sure (Bakara Suresi), 23. Ayet
    Eğer kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın.

    Cemaatlerde ise kaynak olarak kullanılması gereken kitaplar ”kesinlikle doğru bilgi” hükmünde dayatılmakta ve bahsedilmekte. Ve zamanlarının çoğunu Kuran’ın anlaşılması zor diye bu kitaplar üzerinde harcamaktalar. Bence her insan yardım almalı ama Kuran’ı kendi aklıyla anlamaya çalışmalı ve yaşamını bunun üzerine oturtmalı, bunun içinde bilginin en doğru ve saf kaynağından daha çok faydalanmalı.

    54. Sure (Kamer Suresi), 17.-22.-32.-40. Ayet
    Andolsun biz, Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

    Allah’ım bizleri o dosdoğru yoluna ilettiği Salih kullardan eylesin inşallah…. Selamun Aleyküm

  • Avatar

    Ali Dec 17 2013 - 22:22 Reply

    Elinize yüreyinize sağlık çok güzel yazı olmuş

Leave a reply

Name (required)

Website