Nietzsche Hadisleri ve Salat Fitnesi…

“Namaz Var mı Yok mu” Fitnesine Kapılanlar

Nietzsche demiş ki: Cevapları diz çökerek ve gözleri kapalı arayanlardan daha cahil insan yoktur!!! Bu sözü alıntılayanlar ve bu sözü aklı kullanıp çalışmaya ve başarmaya yönlendirmek yerine inananların ibadetlerini beğenmez hale getirenler maalesef kendilerini Kuran’a rehber edinmiş olduğunu iddia edenlerin bir kısmından başkası değiller. Kuran’a kendi anlayışını yontan hadis uydurucularının kullandığı ifadelerle Nietzsche veya Bakhunin veya Dawkins’in sözleriyle Kuran’ı anlamaya çalışanlar arasında ne fark var, bana söyler misiniz? Hala kendi aklını ve kendisine gönderilmiş vahiyleri okumaya çalışmak yerine, uyduruk rivayetlerle ve sözde Allah dostlarının sözleriyle Kuran’ı anlamaya çalışanlarla, birtakım ateist felsefecilerin sözleriyle Kuran’a metod biçenlerin arasında ne kadar fark var bana söyler misiniz? Hani Allah’ın hükmüne kimseyi ortak saymayacak ve aklımızı kullanacaktık! Ortalıkta ciddi bir fitnenin dolaştığının farkında mısınız? Şeytan dediğimiz virüs antibiyotiğe tepki veriyor, evriliyor farkında mısınız? Bizi Kuran’a yönlendirenlerin dışındakileri okusak da, dinlesek de, ibret çıkarmaya çalışsak da veli edinmeyecektik hani! Peygamberimiz adına uydurulan hadisleri ve rivayetleri Kuran süzgecinden geçiriyoruz da ateist Nietzsche’nin sözlerini bu süzgeçten geçirmeyecek miyiz!!! Bu perhizde bu salatalık turşusunun işi ne!!!

Namaz konusu yine gündemde. Salat namaz demek değilmiş!!! Salat dua imiş sadece!!! Namaz yokmuş!!! Salat sadece desteklemek manasında imiş!!! Yok duaya da gerek yokmuş!!! Kim dua etmiş de karşılığını almışmış!!! Duasına cevap alabilen var mıymış, bu zamana kadar!!! Dua edenlerin istedikleri olunca, bunu Yaratan mı yapmış oluyormuş!!! Eğer dualara cevap olsa idi, katliama uğrayanların ettiği dua kadar, içten dua edebilen var mıymış yeryüzünde!!! Peki onlar neden katliamlardan, tecavüzlerden carttan curttan kurtulamıyorlarmış!!! Şirki atlattık da üç vakit beş vakit tartışmalarından sonra buraya kadar geldik… İnsanları Allah’ı anmaktan alıkoymak için şeytanın yeni bir tuzağı değil mi bu!!! Namazla yolunu bulmuş insanlara namaz yok diyecek kadar azmak!!! Ne aşama ama!!!

“Tanrı gerçekten varsa O’nu yok etmemiz gerekir (Mikhail Bakhunin)” diyen ateist anlayışın fikirlerini alıntılarken Kuran’la uyumunu göz ardı edersek doğruyu söylerken doğruyu yok ederiz. Nietzsche’nin yukarıdaki sözleri doğruyu söylerken doğruyu yok etmektedir. Çünkü Alemlerin Rabbi’ni istisna etmemiş, ona tevekkülü ve O’nunla irtibatı da aynı ilkel pagan sınıfına sokmuştur. Salatda, duada, namazda, desteklemede (ne derseniz deyin) mesele figürel değil içseldir elbette. Bıraksalar da dileyen dilediği cihazla Allah’la irtibat kursa olmaz mı!!! Salatı, namazı lehte ya da aleyhte fitne yapmasalar, dayatmasalar olmaz mı!!! İlim geldikten sonra O’nda ayrılığa düşmek bize yakışır mı? Bu konu çok kullanılıyor. Bu durum bile ortalıkta bir fitne dolaştığının kanıtı değil mi? Hiç mi düşünmeyeceğiz!!!

Sizin, dualarınıza cevap almadığınızı düşünmeniz göremeyen gözlerinizden kaynaklanıyor olamaz mı? Sizin için bu bir zan olabilir ama gerçekten inananlar ve duasının karşılığını fark edebilenler için gerçeğin ta kendisidir. Allah bilir siz bilemezsiniz. Duaların karşılığını sadece bu dünya için istemek kadar cahil olmaktan Allah bizleri korusun. Ne de çabuk unutuyoruz tüylerimiz kabara kabara fark ettiğimiz ayetleri? Ne kadar nankörüz? Duamız olmazsa ne önemimiz var?

Üstelik duaların karşılığını bulmasını bu dünya ile sınırlarsak ahiretin ne önemi kalır? Hani tevbe edip söz vermiştik Allah’a, bir daha cahillerden olmayacağımıza. Hani ahrete inanıyorduk geçici dünyaya heva ve heveslerimizle tekrar sarılmamacasına! İçten dua etmeye gelince, kimden istendiğinin önemi vardı, unuttuk mu? Ne de çabuk saçmalamaya başlıyoruz! İstediğiniz kadar yoğunlaşın, eğer Allah’la beraber başkaları da yöneldiklerimizin arasındaysa (ki buna nefsimiz de dahil) bu dua Allah’a yapılmış olabilir mi? Eğer dua sadece Allah’a yapılmış olursa, Alemlerin Rabbi kaybolmuş kuluna yol göstermez mi? Para isterseniz yolu bu dünyada, mal isterseniz, heva heves isterseniz bu dünyada… Çalış kazan. Unuttunuz mu Allah’ın size verdiği “anlayabilme” ilmini. İdrakınızı ufkunuzu açmasını. Unuttun mu? Hani sadece Allah’a yönelip, bu dünyaya değil de ahiret yurduna dair istersek, O’na dair ne varsa Allah yolumuza sererdi. Sermedi mi? Serdi. Seriyor.

“Sermiyor, serdiğini sanmak, büyük bir ahmaklıktır!” diyorsun ve “İslam ülkelerine bak hepsinin mikroplukları dizboyu” diye ekliyorsun. Ne çabuk unuttun kardeşim… Ne de çabuk unuttun insanların çoğunun yanlış yolda olduğunu! Verdiğin örneklerin örnek olmadığını. Kendini Müslüman olarak adlandıran bir buçuk milyarla kast ettiğin Kuran’a gerçekten uymuş olanlar olabilir mi? Mukallit kafalarla Kuran’ı gerçekten rehber edinmişleri karıştırmaya başladığının farkında mısın? Bir fitneye alet olduğunu, Müminleri, Kuran’ı rehber edinmişleri bölmeye başladığını göremiyor musun?

İnananlar namaz yüzünden bölünmemelidir. Namaz fitne haline getirilmemelidir. Salat şudur veya şu değildir diye yeminler etmemeli. Kitapta tek bir manada değil bulunduğu konsepte göre farklı manalarda kullanılmıştır. Fitneye kapılan kendi seçtiği ayetlere göre içinde “salat” ve “tesbih” geçenlerden karşı tarafı yanıltacak ve kendi fikrini destekleyecek ayetler bulabilir. Kuran, kalbinde problemi olana bu malzemeyi verir. Meselenin özünden uzaklaşılmamalıdır. İnsanlar inandılar diye başıboş bırakılacaklarını zannetmemelidir.

Bazı insanları normal yollarla tanıyamayız ama sözlerindeki çirkinlik onları ele verir. Hangi aşamaya çıktın da Kuran’ı rehber edinip sadece Allah’a yönlenip anladığı gibi namaz kılanları da ahmak olmakla nitelendiriyorsun!!! Görünen o ki çıka çıka Nietszche’nin aşamasına kadar çıkabilmişsin!!! Nietsche külliyatı inmiş sana, Kuran-ı Kerim değil!!!

31-Lokman 13
“Ve iz kâle lukmânu libnihî ve huve yaızuhu yâ buneyye lâ tuşrik billâhi, inneş şirke le zulmun azîm”
Hani, Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Oğulcuğum, Allah’a ortak koşma! Çünkü Allah’a ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür.”

2-Bakara 45
“Vesteînû bis sabri ves salâti, ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn”
Sabır ve duayla/namazla yardım isteyin. Ancak bu, huşû sahiplerinden başkasına pek ağır gelir.

Kalemzade Kamil

http://kalemzade.net/2013/12/08/nietzsche-hadisleri-ve-salat-fitnesi/

 

 


About the Author
Author

Kalemzade Kamil

Comments (4)
  • Avatar

    halukgta Jan 18 2014 - 07:20 Reply

    Salat Kur’anda değişik anlamlarda cümle içinde geçer. Dua anlamında yada destek olma anlamında geçtiği gibi, birçok örnekte de açıklanan, kıyam, rüku, secde ile tarif edilen salat/namaz da, çok açık Kur’an emridir.

    Söylediğiniz gibi, Kur’anı doğru anlamak isteyen Kur’andan yardım alır. Bunun dışından alacağımız yardımlar risklidir, yanılma payı büyüktür.

    Salat yani bizim dilimize çevrilmiş ismiyle namazın ne olduğu doğru anlatılmalıdır. Bugün anlatılan namaz, anlamını bilmeden okuduğumuz ayetlerle şekilcilikten öte gidememiştir. Asıl amacından ne yazık ki uzaktır.

    Namaz Allah ile kulunun sohbetidir. Namaz biz aciz kulların, Yaratıcımızdan istekte bulunduğu çok özel andır. Günahlarımızdan dua ile arınmanın kapısıdır. Allah a sıkıntılarımızı, sorunlarımızı açtığımız, niyazda bulunduğumuz adeta ruhumuzun TERAPİ anıdır.

    Dilerim böyle bir namazı Allah, cümlemize nasip eder.

  • Avatar

    cortextm Jan 18 2014 - 08:45 Reply

    Namaz; “Yeryüzündeki canlı cansız tüm varlıklar istekli-isteksiz seni tesbih ederlerken; bende maddi-manevi arınıp(abdest alıp) bilinçli ve iradeli olarak huzuruna geldim; karşında kah dimdik, kah eğilmiş, kah secdeye kapanmış olarak, ilahlığına şahit olarak benden razı olmanı diliyorum rabbim” demektir. Yoksa ne kadar sübhanerabbiyelaziym demek önemli değil, önemli olan bu bilinç ve şuur ile onun huzurunda tam bir teslimiyet gösterebilmektir namaz. Peygamberimiz namaz ibadetinin şükrünü gene onun cinsinden vermek suretiyle nafile namazlar kılmış. Bizim bugün sünnet adı altında kıldığımız namazlar, esasında nafile namazlardır. Malesef biz bu namazın bile ne için kılındığını bilmeyip, kılınmadığında çok yanlış bir iş yapmış gözüyle bakıyoruz.

    Salat sadece duadır diyenler; salatın dua ve istiğfardan başka(tevbe-84-103), ibadet(maun-4), ibadethane(hac-40), destek(taha-14, ahzab-43-56, maide-12), din ve dindarlık(maide-58), davet(hud-87,maide-106), kulluk(lokman-31), yaratılış amacına uygun hareketler(nur-41) gibi anlamlara geldiğinden bi haberdirler.(salat farklı anlamları m.islamoğlundan alıntıdır.)

    Sonuç olarak salat sadece dua diyenlerde, bir oturuşta 2 den fazla secde yaparsan namaz olmaz diyenlerde iyi OKU ‘yamıyorlar diye düşünüyorum. Rabbimiz bizden ne bir ritüel bekliyor, ne de vaktinde yapılması farz olan ibadeti duaya indirgeyin diyor.

    Ayrıca Kamil bey salat fitnesi başlığı her ne amaçla olursa olsun yanlış bir algı oluşturuyor zihinlerde. Yazı için zihninize sağlık. Selamlar.

  • Avatar

    DURAN DEMİR Jan 19 2014 - 16:13 Reply

    Harika bir yazı, dini her hususta ölçü kur an dır. Nasıl ki, bir konu ile ilgili olarak Kur andaki bütün ayetleri ve benzer konulardaki kur ani hükümler ile Kur anın genel bakış açısını bilmeden doğru sonuca ulaşmak mümkün değilse, salatın anlamı hakkında da doğru tespit için, salat kelimesinin geçtiği kur anın bütün ayetlerini birlikte ele alarak değerlendirdiğimizde, dua ve destek olma kasdedildiğini görmekle birlikte, en çok da namaz anlamında kullanıldığını açıkca farkederiz.
    Evet geleneksel anlayışa duyulan tepki, bizleri kuranın anlaşılması konusunda doğru yöntemden uzaklaştırmamalı ve tepki davranışı sergilemeye yöneltmemelidir.

  • Avatar

    hikmet Nov 7 2014 - 09:50 Reply

    Salat konusunda kafası karışanlar bu ayeti okusunlar:
    Nisa 102: ‘Sen onların arasında bulunup kendilerine namaz kıldırdığında içlerinden bir grup seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde arkanıza geçsinler ve henüz namaz kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namaz kılsınlar. Bu arada tedbirlerini alsın ve silahlarını da yanlarında bulundursunlar. Kâfirler sizin silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olmanızı ve birden üzerinize baskın yapmak isterler. Yağmurdan dolayı sıkıntınız olur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Ancak tedbirinizi alın. Allah kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.’

    Ayette savaş sırasında Peygamber ve müminlerin namaz kılarken tedbirli olması öğütleniyor. Bir gurup Peygamber ile birlikte ‘secde’ ederken diğer gurup onları koruyor sonra yer değiştiriyorlar. Ayeti Arapçasından da inceleyin ‘salat’ ve ‘secde’ kelimesini net olarak göreceksiniz. Salat sadece dua anlamına gelse neden secde ediliyor? Kuranda daha pek çok ayette secde, rükû, kıyam geçer. Örnek: Ali İmran 43: ‘Ey Meryem! Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.’
    Bu kadar açık ayet hükümleri var iken ‘salat’ namaz değildir demek açıkça inkarcılıktır. Bu fitneyi yayanların hadis, rivayet uydurup dine hurafe sokanlar ile aralarında bir fark yoktur.

Leave a reply

Name (required)

Website