Hurafeler, Masallar ve Gerçek Din-3

Yazıma kaldığım yerden “hurafeler” konusundan devam edelim.

Her ne kadar bu yazımın konusu hurafeler ise de bu saçma sapan, batıl, akla zarar ve alem-i islamı ve insaniyeti perişan eden uydurmaları ve hurafeleri burada teker teker sayıp dökmeyeceğim. Bunun yerine bu hurafelerin ortaya çıkış nedenlerini irdeleyerek bunların kökünü kazıyacak birkaç prensipten bahs etmek istiyorum.

Hurafelerin ortaya çıkma ve devam etme sebebi olarak en genel anlamda şu üç sebebi görmekteyim:

–          İnsanı insan yapan en büyük değer olan aklın ikinci plana atılması/attırılması ve cehalet.

–          Adem’den beri ilahi mesajın/vahyin yanına, ötesine berisine bir takım kaynaklar ilave etme ve bundan nemalanma sevdası.

–          Tevhidden uzaklaşıp şirke sapma. Allah’tan gayrısına kutsallık, yücelik, rablik, efendilik, ilahi değer atfetme; doğrudan onlardan korkma ya da onlardan yardım umma hastalığı

Bu hurafelerin ve uydurmaların yeryüzüne ve insanlığa verdiği zarar şöyle özetlenebilir:

1-      Bu uydurmalar ve hurafeler insanların Allah tarafından kendilerine verilen ve onları sair hayvanlardan/canlılardan üstün konuma yerleştiren “akla” ihanet etmelerine ve insanı melaikeden bile üstün konuma getiren “bilme/öğrenme” aktivitelerinden uzaklaştırmak suretiyle derin bir cehalete sürüklenmelerine neden oldu. Aşağıda Bakara süresinde yer alan ayetlerde Adem’in halife olarak yeryüzüne atanması ile ilgili olarak sürekli “bilmek/bilgi” ve “öğrenme” ye vurgu yapılmıştır. Ademoğlunun melaikeye üstünlüğü onun “bilmesi/öğrenebilmesi/ilmi/aklı” sayesinde olmuştur, ibadeti sayesinde değil. Zira ibadette meleklere yetişmek imkânsızdır. Melaike buna “Oysaki bizler, seni hamt ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.” diyerek işaret etmektedir.

30. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamt ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.” Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”

31. Ve Âdem’e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: “Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.”

32. Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alîm’sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm’sin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.”

33. Allah buyurdu: “Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını.” Âdem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: “Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim, A’lem’im. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklaya geldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim.”
2-Bakara Suresi

 

Neticede aklına ihanet eden ve onu gerektiği gibi kullanmayan insanlar, esfel-i safiline, yaratılmışların en sefil ve aşağılık derekesine düşmeye namzettirler. Zira Allah’ın kainatta işleyen ve adetullah adı verilen kanunları, ölçüsü, takdiri vardır. Başarı ancak bu kanunlara uyularak gerçekleşir. Eğer kaliteli buğday ürünü hasat etmek isterseniz kaliteli tohum ekmeli, toprağı gerektiği gibi hazırlamalı, ekim zamanına, suyuna, ilacına vb.. dikkat etmelisiniz. Bunlar yeryüzünde Allah’ın takdir ettiği kanunlardır. Bu kanunlara uyanlar ister müslüman ister ateist ya da başka bir din mensubu olsunlar genellikle sonuçlarını olumlu bir şekilde görürler. Necm Süresi 39. Ayet bu gerçeğe işaret eder.  “Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur”. Buna uymadığınız taktirde ilahi kanunlara muhalefet ettiğiniz için istediğiniz ürünü alamazsınız.

Buna göre size verilen en değerli kuvvenizi, aklınızı işletmezseniz ve hatta akla düşmanlık etmeyi kendinize bir maharet sayarsanız o zaman Adetullaha yaptığınız bu büyük ihanetin ve saygısızlığın cezası olarak dünyanın en geri kalmış medeniyetleri arasına girersiniz. Müslüman da olsanız bir şey değişmez zira Allah’ın kanunları değişmez ve herkes için geçerlidir. Ayrıca Müslüman olduğunuzu iddia etmeniz ya da Müslüman olmanız cezanızı hafifletmez aksine daha da şiddetlendirir. Zira elinizde sürekli sizi akla ve aklınızı kullanmaya davet eden bir kitap dururken onu bir kenara iterek hem kitaba hem de akla ihanet etmişsinizdir. Ve bu şekilde davranarak üstünüze pislik yağmasına neden olmuşsunuz demektir.

Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
Yunus,100

Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.
Enfal,22

Günümüz İslam dünyasının durumu ortadadır. Hala akıllanmayacak mıyız? Hala akla düşmanlık mı edeceğiz? Eğer buna son verip aklımızı başımıza almazsak maalesef çocuklarımıza iyi bir dünya bırakamayacağız…

2-      İlahi mesajın/vahyin/kitabın/Kur’an’ın yanına onlarca, yüzlerce hatta binlerce beşeri kaynaklar koymak, sonuçta ilahi kitabı ortadan kaldırarak neredeyse uydurma ve hurafelerden oluşan yeni bir din oluşturmak, bunun neticesinde dinde olmayan birçok saçma sapan inanışlar, batıl fikirler, uydurmalar ihdas etmek suretiyle bunları din diye papağan gibi, insanlara ezberletmek insanlığı gerçek dinin /islamın özünden ve hedeflediği temel gaye olan barıştan uzaklaştırmış, yeryüzünün zulüm ve gözyaşı ile dolmasına sebebiyet vermiştir.

Zira ilahi mesajın yerine kendi noksan anlayışlarını din diye dayatan insanlar yeryüzünde Allah’ın dininin değil kendi noksan fikirlerinin din olarak yayılmasına neden olmuşlar, bu da dinde hizipçiliğe ve her grubun kendi önderinin/atasının görüşlerine bağnazcasına bağlanmasına, bu da sonuçta  inşikaka, ayrışmaya ve karşıt görüşlere karşı nefrete sebebiyet vermiş; yeryüzü yüzlerce kez din ve mezhep savaşlarına sahne olmuştur. Aşağıdaki ayetler bu gerçeklere işaret etmektedir.

Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap’ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, “İşte bu, Allah katındandır!” derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
2/79

Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
3/103

Allah katında din İslam’dır/barış ve esenlik için Allah’a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden ihtilafa düştü. Kim Allah’ın ayetlerine nankörlük ederse, Allah, hesabı çabucak görecektir.
3/19

3-      Tevhidi bırakıp şirke bulaşma ise zulümlerin en büyüğüdür. Bu konu oldukça uzun, detaylı üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu olduğundan konuyu bir sonraki yazımda ele almak istiyorum.

www.ateizmvedin.com

Metin AYDIN

 


About the Author
Author

metinlone

Comments (5)
  • Avatar

    Ayşe Feb 28 2014 - 06:44 Reply

    bize güzel ve tastamam hakikattan alınmış bilgileri bize sunmanız oldukca başarılı bir çalışma olmuş.
    teşekkür ederim.emekleriniz ziyan olmaz.

  • Avatar

    DURAN DEMİR Feb 28 2014 - 17:08 Reply

    Evet her şey Yüce Allahın meleklere verdiği o cevabın içinde bulunmaktadır. Hani diyor ya Allah ‘’ben sizin bilmediklerinizi bilirim’’ işte bu çok derin manalar ve sonsuz bir mana boyutu içermektedir. Zira düşünün insan dışındaki diğer tüm yaratıklar, nurani veya maddi olsun, hepsi ilk yaratıldıkları andan itibaren aynı yaşantı şartlarına devam ettikleri halde sadece insan kendi melekeleri sayesinde her geçen yıl daha modern ve kolay bir yaşam standardına kavuşmaktadır. Serçe, yılan, tilki, balık ve ayı milyon yıl önce nasıl bir yuva yapıyor ve besleniyorsa şimdi, de aynı şekilde yaşamaktadır. Ama insanın tarih boyunca edindiği kemalatı ve hayatın kolaylaştırılması için kazandığı imkanları sayabilmek mümkün değildir. Bunun yanında bazı icadların ve gelişmelerin insanlığın zararına hatta yok olmasına yol açacak nitelikte bulunduğu da bir gerçektir.
    Kısaca insan, Allahın özenle yaratıp eğittiği ve esfeli safilin ile alayı illiyyin arasında derecelere sahip olabilme yeteneğini bahşettiği ve ALLAH’ın güvendiği yani diğer tüm yaratıkların hizmet ettikleri ve tekamülünü hayretle seyrettikleri bir özel fıtrattır. onun için insanın etkili olduğu her konuda, Allah’ın koyduğu Kur ani ölçülerin mevcut olup olmadığını titizlikle gözetmek durumundayız. Aksi halde istikameti kaybederiz.28.02.2014

  • Avatar

    selin Mar 1 2014 - 00:01 Reply

    ya konuyla alakalı bilmiyorum ama benim kafamı kurcalıyan bir soru var?Abdest bozulma halleriyle ilgili mesela bir kadın veya erkek cinsellikle alakalı bir rüya gördü boy abdesti alması gerekir mi bu heryerde evet gerekir diye geçiyor ama burası güvendigim bir site burdada bu konuyla ilgili bilgi yok.Bu sorunun cevabını bilen var mı tabiki kurana uygun cevabını :D

  • Avatar

    Ayşe Mar 4 2014 - 06:29 Reply

    selim kardeş hangi hallerde abdes veya yıkanmamızı gerektirecek haller maide 6 ve nisa 43 ayetleri bize açıklıyor.

    İnananlar! Namaza kalktığınız zaman: Yüzünüzü yıkayın, ellerinizi dirseklere kadar yıkayın, başınızı sıvazlayın, ve ayaklarınızı da topuklara kadar (sıvazlayın/yıkayın). Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz. maide 6

    İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar. nisa 43

    saygılar

Leave a reply

Name (required)

Website