Dişi Sivrisinek Mucizesi

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي أَن يَضْرِبَ مَثَلاً مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ

وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلاً يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ

 

2-Bakara 26
İnnallâhe L YESTAHYΠen yadribe meselen mâ BEÛDATEN fe mâ FEVKAH fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselen, yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîran ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn.

2-Bakara 26
Şüphesiz Allah bir dişi sivrisineği ve onun fevkindekini misal getirmekten utanmaz. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz Rablerinden bir gerçektir. İnkâr edenler “Allah, bu misalle ne irade etmiş!” derler. Allah onunla bir kısmı delalette bırakırken, bir kısmını da hidayete erdirir. Onunla fasıklardan başkasını delalette bırakmaz.

al-Baqarah 2:26
God does not shy away from citing the example of a mosquito or anything above it. As for those who believe, they know that it is the truth from their Lord. As for the rejecters, they Say: “What does God want with this example” He lets many stray by it, and He guides many, but He only lets stray the evildoers.


Makalenin Revize Edilmiş Özeti”

Yukarıdaki Kuran ayetinin çevirilerinde altı çizili, Arapçasında kalınlaştırılmış ve okunuşunda büyük harflerle yazılmış “dişi sivrisinek, fevk, utanmak” kelimelerine (çok azı hariç) meallerin birçoğunda farklı anlamlar verilmiştir. BEÛDATEN kelimesi çevrilirken Türkçedeki dişil kelime kullanma zorunsuzluğu nedeniyle sadece “sivrisinek” olarak meallendirilmiştir. Oysa doğrusu “dişi sivrisinek”tir.

FEVK kelimesi Türkçede ağırlıklı olarak mecazi anlamında (fevkalade, üstün vb) kullanılmaktadır. Oysa kelimenin birincil anlamı bu değildir. Üstelik Türkçede tam karşılığı “yukarısında” anlamında olan “üzerinde”dir. Böyle olmasına rağmen yine de bir anlam karışıklığı söz konusudur. Çünkü üstünde, üzerinde ya da yukarısında gibi kelimeler Türkçe’de vücudun herhangi bir yeri ya da vücudun bir parçası olma durumu gibi de anlaşılabiliyor. Oysa “fevk” üzerinde ama vücuttan ayrı bir şey ve/veya vücudun parçası olmasına rağmen üst tarafta ayrık görünümde olabilir. Ayetin İngilizce çevirilerine bakacak olursak kelimenin tama yakın bir karşılığını buluyoruz. O kelime “above” dur.

Fevk kelimesinin Kuran’da farklı birçok yerde nasıl kullanıldığını görürsek, Türkçemizin bize kafa karışıklığı getirdiği müşkülattan kurtuluyoruz. Örneğin fevk kelimesi; “İsrailoğullarının üzerine Tur dağının kaldırılması” anlatılırken (2:63, 7:171), “cehennem döşeğinin üzerindeki örtüden” bahsedilirken (7:41), “üstten gelen azaptan” bahsedilirken (6:65, 33:10), “gövdesi yerden koparılmış ağacın yer üstündeki duruşundan” bahsedilirken (14:26), “inkarcıların üzerindeki ateş tabakaları” anlatılırken (39:16), “yukarıdaki tavandan” bahsedilirken (16:26), “derin denizdeki üst üste tabakalar” anlatılırken (24:40), “yukarıdaki gök” tasvirinde (42:5, 50:6), “sesinizi elçinin sesinin üstüne çıkartmayın” ikazında (49:2), “üstteki melekler ve onların da üstündeki melekler” tasvir edilirken (69:17), “üstünüzdeki yedi gök” denirken (78:12) ve “üstünüzdeki kuşlar ve kanatları” tasvirinde (67:19) kullanılmıştır.

Görülüyor ki Kuran’daki kullanışlarını göz önüne aldığımızda fevk kelimesi birçok mealdeki gibi “ondan da ufak, ondan da büyük, daha ötesi, küçüğü, büyüğü, zayıfı, daha üstünü” anlamında değil. Mecazi değil gerçek fevk. Bulutların üzerinde gibi, başının üstünde dolaşan sinekler gibi, dağın tepesini duman tutması gibi, helikopterin dönmekte olan palleri gibi… Demek ki biz aynı kelimeyi yani “fevk”i kullanmalıyız. Ama mecaz değil gerçek anlamında.

LÂ YESTAHYÎ kelimesine gelirsek, burada da farklı algılar nedeniyle meallerde bir anlam kargaşası olduğunu görüyoruz. Kelime gerçekte “utanmamak”tan bahsediyor. Verdiği örnekten Allah’ın utanmasına gerek olmadığından… Ancak Türkçeye çevirenler farklı hissiyatlarıyla Allah’ın kendisine rol edindiği bu tavrı belki de O’na yakıştırmayarak “utanmaz” yerine “kaçınmaz, terk etmez, çekinmez, sıkılmaz vb” şeklinde çeviriyorlar. Oysa Allah bildiğimiz “utanmaz” kelimesini kullanmış görünüyor.

Şimdi ayetteki gerçeği görmeye çalışalım. Demek ki “fevk” ile sivrisineğin vücudunun ana bölümündeki (gövdesindeki) bir şeyden bahsetmiyoruz. Demek ki bizim dişi sivrisineğin üzerinde/fevkinde/above/over bir şey var ve Allah hem bizim dişi sivrisineğimizi hem de onun üzerinde fevk halinde olan şeyi örnek göstermekten utanmayacağını söylüyor. Peki nedir dişi sivrisineğin fevkindeki o şey? Allah’ın misal getirmekten utanmayacağı! Ama birilerinin utanacağı!!! Yani yarattığı biz insanların… Peki en çok neden utanırız biz?

Cinselliği konuşmaktan utanırız tabi ki… Allah’ın bize verdiği bir davranış biçimi olan utangaçlıkla çoğumuz böyle şeyleri konuşurken ve böyle şeylerden misal getirirken utanırız. Ama Allah yarattığı her şeyden haberdardır ve bizim gibi olmaktan münezzehtir. O böyle bir misal getirirken bizim anladığımız biçimde bir utanma duygusuna girmez. O’nun sakınabileceği, bizim gibi bir cinsellik ve şehvet esması yoktur. Hak olan gerçek ne ise O bize onu işaret eder. Peki o halde, ayetteki cinsel içerik nedir?

Sivrisinek biyolojisi ile ilgili bilimsel verilerin ayetle ilgili olanlarından kısaca bahsedelim ki alaka ortaya çıksın. Bu bilgilere siz de birkaç kitap karıştırarak ya da internette gezinerek kolayca ulaşabilirsiniz.

Sivrisineklerin ne erkeği ne de dişisi kanla beslenmez. Çiçek özleriyle beslenirler. Ancak buna rağmen kan emenler dişi sivrisineklerdir. Kan emmelerinin nedeni de, döllenmiş yumurtalarının ihtiyacı olan proteinlerin, aminoasitlerin ve amonyağın karışımının kanda olmasıdır. Kızılötesini gören bir algı sistemi ile kana en kolay ulaşabileceği yeri bulan dişi sivrisinek o bölgeye lokal anestezi ile birlikte (her kanı tercih etmediği için) önce kan analizi yapar, uygunsa emer. Ve emdiği kanı pıhtılaştırmadan yumurtalarını beslemek için taşır. Demek ki dişi sivrisinek yumurtaları döllendikten sonra kan aramaya başlar. Peki yumurtalarını nasıl döllerler? Nerede bu erkek sivrisinek!!! Gelsin bakalım!!! Nasıl gelecek!!!

Dişi sivrisinek erkek sivrisineğe göre çok daha hızlı kanat çırpar. Saniyede en az 500 defa!!! Bu olağanüstü bir rakamdır. Dişinin bu hızlı kanat çırpışının oluşturduğu ses titreşimleri erkeğin ince tüycükler halindeki hassas duyaçlarına ulaşır. Bu yolla şehvete kapılan erkek sivrisinek böylece dişisini bulur ve cinsel birleşim gerçekleşir. Ve işte sonra dişi sivrisinek döllenen yumurtaları için kan aramaya başlar ve ardından bildiğimiz süreç gerçekleşir. İşte Allah, bu dişi sivrisineği ve yukarısında (fevkinde) olan biteni misal getirmekten utanmaz.

Gördüğünüz gibi sivrisineğin fevkinde aradığımız şey, kanatları ve o kanatların çırpılmasıyla oluşan ve cinsel çağrışım yapan ses titreşimleriymiş meğer. Dişi sivrisineğin tam üzerinde, tepesinde, yukarısında, fevkinde bir faaliyet. Dağların üzerindeki duman gibi, helikopterin üstündeki paller gibi, bulutların üzerinde gezer gibi…

Elbette bu kelimelerin ayette bu biçimde kullanılması tesadüf olamaz. Aynı ayet ve hatta aynı cümle içerisinde bir şeyler söyleniyor ve bu söylenenler koskoca kitabın hiçbir noktası ile çelişmediği gibi her yönüyle güncel bilimsel tespitlere de birebir uyuyor!!! Sadece dişi sivrisinek ve onun kan emiyor oluşu.. Erkek sivrisineklerde kesme bıçakları ve emme hortumu bulunmaması… Dişi sivrisinek ve üst kısımdaki kanatlarının oluşturduğu bir ses sirkülasyonunun erkek sivrisineğe ulaşması… Bu misalin cinsellik çağrıştırması ve gerçekten de bilimsel olarak cinsel birleşmeye işaret ediyor oluşu… Cinsellik çağrıştıran bu misalin Allah tarafından verilmesi esnasında Allah’ın bu örneği vermekten utanmadığını özellikle belirtmesi…

Alın size ayetin Allah’tan olduğunu gösteren deliller. İşte bu gerçekler Bakara 26’da niçin sivrisinekten bahsedildiğini, ayette geçen kelimelerle dişi sivrisineğin alakasını ve Kuran’daki gerçek mucizelerden, anlaşılır kanıtlardan birini daha ortaya koyuyor. Yirminci yüzyılda öğrenilmiş bir gerçek (hak) olan bir bilgiyi 1400 küsür sene önceden haber veren bir ayet. Uydurma bir söz değil. Peygamberin mikroskobu, hassas ultrason cihazları ya da ne bileyim yüksek çözünürlüklü slow motion kameraları mı vardı da bu kadar karmaşık şeyleri tespit edip, ayeti ona uygun şekilde yazdı!!! İşi gücü bırakıp, elinde bir büyüteçle sivrisineklerin cinsel hayatını mı inceledi yoksa!!! Alın size ilim sahiplerine sorulacak bir ayet, rivayetçilere veya din adamlarına değil. Kuran’da bahsedilen ilim sahipleri demek ki bahsedilen konu her ne ise o konuyu en iyi bilen ilim sahipleri… Yani bilim insanları. Yani araştırmacılar. Yani kendi ilgilendiği bilimi okumuş, öğrenmiş, bulmuş, anlamış olanlar. Şu şunu demiş de, çorbaya sinek düşmüş de ayet o yüzden inmiş diyenler değil.

Elbette inananlar bu ayette bir hakkın (delilin, gerçeğin, bilmiyor olsa da kesin bir işaretin) olduğunu bilirler. Eğer bir ayette anlamadıkları bir şey bile olsa onu reddetmez bir gün mutlaka ortaya çıkacağına emin bir şekilde ayeti okurlar. İnkârcılar ise inkâra şartlandıkları için o gerçeği göremez, görse de bağlantısını kuramaz, kurmak istemez ve Allah, bunu örnek vermekle ne demiş olabilir ki diye alaya ya da inkâra devam ederler. Ve böylece Allah o ayetlerle birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya ve güzele kılavuzlar. Allah onunla fısk halinde olanlardan (ayetlerini hafife alanlardan) başkasını saptırmaz.

Kalemzade Kamil | kalemzade.net

http://kalemzade.net/2014/03/03/disi-sivrisinek-mucizesi/

 

 

 


About the Author
Author

Kalemzade Kamil

Comments (2)
  • Avatar

    violet Apr 18 2014 - 16:59 Reply

    yazıyı okumadan önce hem Türkçesini hem İngilizcesini okudum, tekrar okudum. Pek bir şey anlamadım ne olabilir bu falan dedim :) Devamını okuyunca hem şaşırdım hem de çok normal geldi. Yani bu kadar küçük bir ayrıntıyı beklemiyor insan ve hayret ediyor. Fakat zaten alışığım ki böyle şeylere, doğrudur :) İşte ilim burada devreye giriyor ve müteşabih ayetler olayı.

  • Avatar

    halim selimoğlu Apr 24 2014 - 19:46 Reply

    2. sure olan Bakara Suresi 26. ayette geçen : mâżâ erâda(A)llâhu bihâżâ meśelen (Allah bu örnekle ne demek istiyor ki ) ifadesi aynı harf ve harake dizilimiyle bir yerde daha geçer:

    74. sure olan Müddessir Suresinin 31. ayetinde….

    Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz’u) da, nkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, kitap verilmiş olanları ikna etsin, inananların inancını güçlendirsin, kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?” desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.

Leave a reply

Name (required)

Website