Dünya Hayatı ve Nimetleri…

Allah yeryüzünü, insanoğlu için sayısız nimet ve imkanlarla donatmış olup, tüm bu nimet ve imkanları da insanlar için cazip hale getirmiştir. Bu yüzdendir ki insanların çoğu, tüm zamanını, emeğini, maddi ve manevi imkanlarını dünyada sahip olacağı servete, kariyere, statüye harcamakta; öldükten sonra dünya menfaati için verdiği bu uğraşların hiçbir işe yaramayacağını düşünmemektedir. İnsan bütün bu uğraşları, kendisine ve ailesine, yüksek standartlarda bir yaşamı sağlayabilmek için vermekte olup bu sayede daha çok mutlu olabileceğini düşünmektedir. Ne var ki insanlar, ideallerine ulaştıklarında bile kalıcı huzur ve mutluluğu yakalayamamaktadırlar. Çünkü insanın yaşamını idame ettirebilmesinde birer araç olan bu ihtiyaçların karşılanması, insan ruhunun en önemli gereksinimlerinden biri olan, bir yaratıcıya inanma ihtiyacını karşılayamaz. Bu yüzden bir kişinin, tam olarak bir iç huzura kavuşabilmesi; dünyada çok fazla şeye sahip olmasıyla değil, hayatını anlamlı kılacak Allah ve ahiret inancına sahip olmasıyla mümkün olacaktır. Yüce Allah Kuran’da bu gerçeği kullarına çeşitli şekillerde anlatmıştır.

3. Ali İmran
14. Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma güzel atlara, davarlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara ‘süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.

57. Hadid
20. Bilesiniz ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, inkarcıların hoşuna giden bir bitkiyi yetiştiren bir yağmura benzer. Ne var ki daha sonra o bitki kurur, sararır ve sonunda çerçöp olur. Ahirette ise ALLAH’tan çetin bir azap, bir bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, kandıran, geçici bir zevkten ibarettir.

6. Enam
32. Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

18. Kehf
46. Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür; sürekli olan ‘salih davranışlar’ ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.

13. Rad
27. İnkâr edenler: “Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!” derler. De ki: “Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, kendisine katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip iletir.”
28. Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle tatmin olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle tatmin olur.

Allah nimet ve imkanları, kimi kullarına az kimi kullarına ise çok olmak üzere bir ölçü dahilinde vermiştir. Fakat insanlar arasındaki bu rızık farklılığının bir kıskançlık unsuru olmaması gerektiğini, bütün bunların geçici dünyanın birer yararı olduğunu, sonsuz mutluluğu getirecek nimetlerin ahirette olduğunu, bu yüzden kullarının ahirete yatırım yapmaları gerektiğini hatırlatmıştır.

13. Rad
26. Allah, dilediği kimse için rızkı alabildiğine açar da sınırlayıp kısar da. İğreti dünya hayatıyla sevinip şımardılar. Oysaki dünya hayatı, âhirete oranla sadece küçük bir nimetlenme.

9. Tevbe
55. Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını ister.

20. Taha
131. Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.

Tam bir teslimiyetle Allah’a yönelenler, dünyanın, sonsuz yaşamlarını belirleyecek bir imtihan alanı olduğunun farkında oldukları için, bu nimetlere sahip olanlara karşı bir özenç içinde olmadıkları gibi, sahip olmadıkları şeyler için de üzüntü duymazlar. Ahireti dünyaya tercih eden inananların, dünya zenginliği karşısındaki tavırlarını Allah bize şu ayetlerde anlatmıştır.

28. Kasas Suresi
76. Şu da bir gerçek ki Karun, Mûsa kavmindendi. Onlara karşı şımarıklık/azgınlık yaptı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona şöyle demişti: “Şımarma, çünkü Allah, şımaranları sevmez.”
77. “Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.”
78. Dedi ki: “Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.
79. Böylelikle kendi ihtişamlı süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: “Ah keşke, Karun’a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir” dediler.
80. Kendilerine ilim verilenler ise: “Yazıklar olsun size, Allah’ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz” dediler.
81. Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.
82. Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: “Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip yaymakta ve kısıp daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz” demeye başladılar.

Sahip oldukları nimetlerle, Allah’ın isteği doğrultusunda bir hayat sürmeye çalışan inananlar, Allah’ın kendilerine verdikleri rızıkları, hiçbir dünya menfaati beklemeksizin ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlar. Çünkü Allah’ın onlara verdiği her nimet Allah’ın rızasını kazanmada birer fırsattır. Bu davranışlarıyla onlar ahireti dünya hayatına tercih etmişlerdir.

76. İnsan
5. Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler.
6. Allah’ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.
7. Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
8. Yoksula, yetime ve esire sevdikleri yiyecekleri yedirirler.
9. “Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz;
10. Çünkü biz, asık suratlı, sert bir gün yüzünden Rabbimizden korkarız.” derler.

Dünya hayatını ahirete tercih edenler ise, dünyada yaptıklarından sorguya çekileceklerine inanmadıkları için, nimetleri paylaşma yoluna gitmeyip, sahip olduklarını sürekli arttırma yarışı içine girerler. Ahireti inkar edip cimrilik yapan bu kişiler, sonsuz hayatları için bir yatırım yapmadıklarından dolayı cehennem ile cezalandırılacaklardır.

10. Yunus
7. Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına râzı olarak, onunla tatmin olanlar ve âyetlerimizden habersiz bulunanlar var ya!
8. İşte onların, kazanmış oldukları günahlar yüzünden varacakları yer ateştir.

79. Naziat
34. Büyük felaket geldiği zaman,
35. O gün, insan, neye çaba harcadığını düşünüp anlar.
36. Cehennem göz önüne çıkarılacaktır.
37. Artık kim taşkınlık edip azarsa,
38. Ve dünya hayatını seçerse,
39. Şüphesiz cehennem, (onun için) bir barınma yeridir.

102. tekasur
1- Çoğaltma yarışı sizi alabildiğine meşgul etti
2- Mezarlara varıncaya (ölünceye) kadar…
3-Doğrusu, yakında bileceksiniz.
4-Elbette, yakında bileceksiniz.
5-Doğrusu, kesin olarak bilseydiniz.
6-Cehennemi görürdünüz.
7-Zaten, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
8-Bir de o gün, size verilen nimetlerden dolayı hesaba çekileceksiniz.

69. Hakka
25. Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, ‘Keşke kitabım bana verilmeseydi,’ der,
26. “Hesabımı hiç bilmeseydim.”
27. ‘Keşke, ölümle her iş bitmiş olsaydı.’
28. “Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı.”
29. “Güç ve kudretim yok olup gitti.”
30. Yakalayın, bağlayın onu.
31. “Sonra çılgın alevlerin içine atın.”
32. “Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin.”
33. “Çünkü o, yüce Allah’a inanmıyordu.”
34. “Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu.”
35. “Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur.”
36. İrinden başka yiyecek de yoktur.
37. Onu ancak günahkarlar yer


About the Author
Author

Hanife Ozlem

Comments (1)
  • Avatar

    Feridun34 Dec 12 2014 - 21:40 Reply

    Merhaba.
    Minik bir katkı olması dileğiyle.

    Yaşam süreci dünya ve ahiret hayatından oluşmaktadır. Dünya hayatı sınırlı süreli, geçici olmasına karşın ahiret ebedidir, kalıcıdır. Dünya hayatının nimetlerinden meşru sınırlar içinde elbette nasibimizi alacağız. Ancak asıl olan ahiret hayatıdır. Ahiret hayatındaki yerimizi, konumumuzu dünya hayatındaki yaşantımız; iş ve eylemlerimizle kendimiz belirleriz.
    Ahireti düşünmeden, dünyevi nimetlerden, zevklerinden olabildiğince fazla nasiplenerek yaşamak;
    günü yaşamak, sonrasını düşünmemek; “carpe diem” anlayışı İslam anlayışı ile asla bağdaşmaz.
    Mümin öncelikle ahireti düşünerek yaşamalıdır.
    Dünya hayatı geçici, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir. (Ali İmran-185)
    Ahiret hayatı elbette daha güzeldir. (Ali İmran-14)

    Kısa süreli ufak çıkarlar için, uzun süreli büyük çıkarlar feda edilmemelidir.
    Dünya hayatının geçici, küçük zevklerini, nimetlerini, ahiretin kalıcı büyük nimetlerine tercih etmemeliyiz.
    Fıtratımızda bulunan iyi, güzel nitelikler ahireti öncelememizi söyler, nefsimiz-şeytanın dürtelemeleri ise, kısa dönemli çıkarları, dünyanın geçici güzelliklerini, süslerini öncelememizi söyler..
    Kur’an dünya hayatını ahirete tercih edenlerin büyük bir sapıklık içinde olduklarını bildirmektedir. (İbrahim-3 Bakara-86)

    Tarih boyunca yaşanan savaşların, acıların, zulümlerin, çekilen sıkıntıların, temel nedeni, dünya nimetlerine daha fazla sahip olma yarışıdır. Servet ve saltanat kavgasıdır. Din bu azgınlıkların bahanesi, kılıfı olarak kullanılmıştır. Din adına yapılan savaşların pek çoğunun asıl nedeni servet ve saltanat sahibi olmaktır, sömürüdür.

    İnsanların uymakta en çok zorlandığı ilahi emirler; özgürlük ve infakla ilgili olan emirlerdir. İnsanlarda
    diğer insanları egemenlikleri altına alma, kendilerine bağımlı kılma, onları sömürme ve mal, mülk biriktirme ihtirası vardır. Bunlar Firavun’un izinde giden diktatörlerin ve sömürgeci emperyalistlerin temel özellikleridir.

    Beled suresi 6 – 20. ayetlerinde sahip oldukları imkanları infak etmeyerek gösteriş amaçlı tüketenler
    kınanarak şomluk, uğursuzluk yaranı oldukları bildirilirken; infak edenler, yetimleri, açları doyuranlar ve zincirleri çözenler-insanların özgür yaşamalarını sağlayanlar övülmüştür; uğur, bereket yaranı-dostları oldukları bildirilmiştir..

    Bir önceki neslin halefi olarak yeryüzünde görevlendirilen neslin ilk temsilcisi olan Hz. Adem’in ve eşinin cennetten çıkarılmasıyla ilgili Bakara suresi 30-39. ve Ta Ha suresi 115-123. ayetlerinde senbölik, temsili olarak mecazi sözlerle anlatılan kıssalar da şeytanın Hz. Adem’i ve eşini ebediyet ağacı-Şecer’e sonsuz, eskimez, yıkılmaz mal, mülk ve hükümdarlık, saltanat vaadi ile aldattığı anlatılır.
    İğreti-fani dünyanın nimetlerine meyletmek; aşırı, sonsuz, sınırsız mal, mülk, servet sahibi olma; makam, mevki sahibi olma; saltanat, iktidar sahibi olma arzusu insanın en belirgin zaafıdır.
    Bu tarz yönelişler şeytanın-nefsin aldatışları sonucu ortaya çıkan zafiyetlerdir.
    İhtiras, aç gözlülük, mal yığmak ve makam sevdası nefsin fücur-kötü çirkin yönlerini açığa çıkarır. Aslında şeytan; nefsin bu kötü yönlerinden, yönelişlerinden başka bir şey değildir.
    Şeytan, insan ve cin gibi ayrı bir varlık değildir… “Cinlerden de insanlardan da olur o.” (Nas-6)

    Nefsin kötülüklerini örtmek için en hayırlı giysi takva elbisesidir; günahtan sakınmak, Allah’a yönelmektir.
    Son insan neslinin ilk temsilcisi Hz. Adem ve eşi kendisine verilen rızıklardan bol bol yemelerine müsaade edilmesine rağmen, Allah’ın sınırlarına, yasaklarına uymayarak aşırı giderek; BAĞY-azgınlık yaparak, hak ve sınır tanımayarak yasak ağacın-Şecer’in meyvesinden de yediğinde; yani şeytanın vesvesesine; nefislerinin kötü yönlendirmelerine uyarak hakkı olmayana tamah ettiklerinde; mala, mülke, saltanata tasallut ettiklerinde nefislerinin kötü, çirkin yönleri gözler önüne serilmiştir, ortaya çıkmıştır..
    Elbiselerimizle bedenimizi, edep yerlerimizi örteriz, takva elbisesi ile nefsimizin çirkinliklerini örteriz.

    Saygılarımla.

Leave a reply

Name (required)

Website