ZAMAN GAZETESİ YAZARI SAY. HEKİMOĞLU NUN BİR YAZISININ ÇOK ACI DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Zaman Gazetesi yazarı Sayın Hekimoğlu İsmail in 31 Ocak tarihli köşe yazısını okuduktan sonra, günümüz de İslam inancının kimler tarafından ve ne şekilde yönlendirildiği geldi aklıma. Yazının başlığı Müstakiller yani hiçbir yere bağlı olmayanlar anlamını taşıyordu. Yazının tamamını okuduğumda bir yere bağlı olmayan tabiri caizse tahsilli, eğitimli bazı kişilerin yalnız tenkitten başka bir şey bilmedikleri, fayda yerine yalnız tenkitte bulundukları için faydalarının olmadığını, hiçbir yere bağlı olmadıkları tezinden giderek yazıda tenkit edilmektedir. Hatta müstakillerin bağlı olduğu yerler konusunda da şöyle açıklık getirilmiş. (Müstakillerin iki özelliği vardır. Birincisi, bir yere bağlı değiller. İkincisi, kendilerine bağlılar. ) Daha da ileri giderek bu kişilerin nelere bağlı olmadığı açıklaması da yapılıyor. (Müstakiller, hiçbir hocaya, âlime, şeyhe bağlı değil, sadece kendilerine bağlıdırlar. ) Demek ki işin en doğrusu birilerine bağlı olmak ki böyle söyleniyor. Acaba dünyadan bağlanılacaklar arasında neden Rabbim in kelamı KURAN yok dersiniz? Acaba müstakiller dünyadan beşere bağlanmak yerine Rahmanın, ipine sarılın doğruya ulaşacaksınız dediği Kurana sarılıyor olmasınlar? Müstakilleri kendilerine bağlı olmakla suçluyor köşe yazarımız, ama farkında olmadan kendisinin tabi olduğu insan da kendi sözlerine, düşüncelerine başkalarını bağlıyor ve ardından sürüklemiyorlar mı zaten? En azından başkalarının hatalarına tabi olma riski varken, kendi yapacağın, daha dikkatli, daha akılcı çalışmalarınla, daha az hatalarına tabi olmak akılcı değil midir sizce? Tabi olduğu velinin sözleri Rahmanın vahiy sözlerimidir de kurana tabi olurcasına ardından gidiliyor. Her insan Kuran ayetlerinden kendi anladığı kadar nafakasını alırcasına onu yaşamaya, anlamaya çalışır, doğruyu bulmak adına aklını kullanır, araştırır sorar soruşturur. Elbette hatalar olacaktır hepimiz de yapmıyor muyuz zaten? Eğer bahsettiği müstakiller gerçekten hiçbir velinin ardına düşmeyip kendi aklıyla, fikriyle, düşünceleri ile Rahmanın kitabından feyz almaya çalışıyorsa ona müstakil değil, ancak Allah a, kurana bağlı sadık kullar yakıştırması yapılabilir. Bu sözlerimde ne kadar haklı olduğumu kuran ayetleri ile izah etmeye çalışacağım. Bahsetmek istediğim, yazıda anlamadığım ve de şaşırdığım konu ise yazarın yazısındaki detaylarda gizli, kendisini bakın nasıl bir yere bağlı olduğunu anlatıyor ve savunuyor. (Mesela ben Bediüzzaman`a tabiyim. Biz kendi kendimize fetva veremeyiz. Dini bilgi ve tavrımızı bir âlim kanalize etmiş… Dolayısıyla müstakil değiliz. ) Doğrusu bu sözlere şaşırmamak elde değil. Beni ilgilendiren de zaten işin dini kısmı, yani Rahmanın gönderdiği rehbere uygunluk bölümüdür bu sözlerin. Yazar kimseye bağlı olmayan, yani hiçbir velinin ardından gitmeyen kişilere kızması, her şeyi tenkit edip yol göstermemeleri tenkit ediliyordu yazıda. Ama Sayın Hekimoğlu işin kolayını bulmuş ve birilerine tabi olarak doğru yolda olduğunu anlatmak istiyor. Doğrusu hiçbir yere bağlı olmayanların İslam hakkında ne söylediklerini bilemem, ama KURAN a bağlı olanların ne söyledikleri çok açıktır. Şimdi Sayın Hekimoğlu Rahmanın Kuranda ayetlerin sonunda söylediği düşünme ve aklınızı çalıştırın emrini pek fazla önemsemediği açık ki, sözlerinde biz kendi kendimize fetva veremeyiz, dini inanışlarımızı bir âlim kanalize etmiş diyebiliyor. Yani ben düşünemem benim yerime düşünenler var diyor açıkça. O ne söylerse ben de onu yaparım diyor. Bununla da övündüğü açık ki kendisinin bundan dolayı müstakil yani bağımsız olmadığını belirtiyor. Önce şunu da hatırlatmalıyım ki kimse kendi kafasından kurandan olur olmaz hüküm çıkaramaz, çünkü zaten Allah hükmü ben veririm diyor ve de kuranda veriyor açıklıyor. Hatta hatırlarsınız bir ayetinde kadınlar hakkında senden hüküm vermeni istiyorlar diyor peygamberimize Allah, onlar hakkında hükmü ben vereceğim diyor ve de gerekenleri açıklıyor. Buna benzer birçok ayet tek hüküm verici Rahmandır diyor. Kuran da muhkem ayetler, gizli ya da şifreli sözler değildir. Bu sözlerin anlaşılır, açıklanmış olduğunu Allah bizzat söylüyor. Ama bizlere ne diyorlardı? Kuranı herkes anlayamaz, kuranda her şey yoktur. Düşünün Rabbim herkesin anlayamayacağı bir kitap gönderiyor, daha sonra beşere bizleri mahkûm edip, daha da ilginci sizleri kurandan hesaba çekeceğim diyor. Bunları söylemek Kurana şirk koşmaktır, Allahın adaletini küçümsemektir bunu da unutmayalım. Elbette bu herkesin kendi seçimidir hesabı kendisi verecek, bizlerin başka bir sözü olamaz, ama isterseniz bu inanç ve yol kuranın emri mi, yoksa kuranın tam tersi mi?

Bakın Rabbim ne diyor. ( Şura sur. 21; Yoksa onların Allah `in izin vermediği şeyleri, dinde kendilerine meşru kılan ortakları mı var? ) Önce bu ayete bakalım, ardından gittikleri ve tabi oldukları kişiler, her ne hikmetse kuranda her şey yoktur diyerek, Rahmanın yasaklamadığı şeyleri haram kılan, yasaklar koyan bir zihniyete sahiptir, sormak isterim bu ayette geçen Allahın izin vermediği şeyleri, dinde kendilerine meşru kılan ortakları mıdır yoksa bunlar? (HÂŞÂ) (Araf suresi 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O`nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. ) Değerli kardeşlerim bu ayette sizce Allah birilerine tabi olun müstakil olmayın mı diyor dersiniz? Sayın Hekimoğlu acaba edindiği veli kişi ye alime tabi olmakla ve de bununla övünmekle kurana uymuş mu oluyor, yoksa kuranın tersini mi yapıyor dersiniz? Allah açık seçik size indirdiğime yani KURAN a uyun diyor, ama Sayın Hekimoğlu bahsettiği kişiye uymanın mutluluğunu bizlere aktarabiliyor, doğrusu bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Esas anlayamadığım ise Rahmanın çok özel yaratıp akılla donattığı insanın en büyük özelliği olan düşünmeyi, akıl yürütmeyi bir kenara bırakıp dini bilgi ve tavrını kendisi yönlendirmeden öte, bir veliye âlime bırakmış görünüyor. Acaba kendisini bu konuda teslim ettiği âlim, veli kişi Allahın sevgili kulu ve doğru yolunda mıdır, bu konuda ne kadar bilgisi vardır dersiniz? Bu kişilerin ardından gitmekle kendilerini temize çıkaracağından kimler emin olabilir, var mı bir garantisi bu yolun? Hangi mezhebin âlimi Allah katında takvaca üstündür de tüm sözleri doğrudur onu takip edelim, var mı bunu ölçmenin doğru yolu? Bakın tüm bu sözler içinde Yüceler yücesi Rabbim ne diyor. (Kalem sur. 7: Senin Rabbin, evet O`dur kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilen. Ve O`dur kimin doğruya ve güzele kılavuzlandığını en iyi bilen. Necm sur. 32: ……. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O`dur. ) Rahman kimin doğru yolda olduğunu, kimin saptığını en iyi bilen benim diyor ve dahası da kendinizi sakın temize çıkmış göstermeyin diyor. Ama birileri ne hakla bir âlimin bir velinin ardına düşerek, müstakil değil birilerine din ve iman adına tabi olmakla övünüyor ve tabi olmayanı suçlarcasına konuşabiliyor. Doğrusu ben söyleyecek söz bulamıyorum. Kurandan hatırlatmalara devam ediyorum acaba Rabbim Sayın Hekimoğlunun yaptığını mı onaylıyor, yoksa sakın ha başkasının ardından değil yalnız Kurana mı sarılın diyor lütfen bakınız. (Araf Suresi 3. (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O`ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!) Evet, Rabbim bizler ne yazık ki çok az öğüt alıyoruz. Sen açık seçik söylediğin halde biz hala bu kitapta her şeyin olmadığını söylemekle vakit geçiriyoruz, ne olur bizleri affet. Acaba Sayın Hekimoğlu tabi olduğu kişinin söylediklerini yaparak, Allah a daha yakın olacağını mı düşünüyor? Şimdi de bizi Allah a yaklaştırıyor dediklerimize bakın ne diyor Rahman. (Zümer Suresi 3. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah`ındır! O’nun yanında birilerini daha veliler edinerek, “Biz onlara, bizi Allah`a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz. ” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz. ) Sayın Hekimoğlu bahsettiği kişiye din ve inanç bakımından tabi olduğunu söylemişti, birde onun söylediklerine de uyduğunu belirtmişti, ama Allah bakın bu sözlerin nasıl da yanlış olduğunu açıklıyor yukarıdaki ayette.

Sayın Hekimoğlu çok güzel bir söz söylemiş yazısında katılıyorum. (Gözden çöp almak isterken göz patlatılmamalı… Tenkit başka, yıkmak başka… ) Evet, Sayın Hekimoğlu ben sözlerinizi kuran ile karşılaştırdım yani Rahmanın sözlerini hatırlattım yalnızca. Ama baktım ki gerçekten göze çöp batmış. Acaba göze kaçan çöpü alırken gözünüze zarar verdim mi dersiniz? Yoksa gözünüzde çöp olduğunun farkında bile değil misiniz? Ben de yanılabilirim ama en azından ben aklımla düşünüp bu sözleri kuran ile karşılaştırdığımda bunları anladım. Tek yanılmaz Allah`tır yanıldıysam beni bağışlayacağını biliyorum. Eğer size sözlerimle zarar verdiysem, sizi kırdıysam özür dilerim ama konu Rahmanın ayetleri, sözleri olunca bundan sakınmam söz konusu olamaz. Hepimiz bir beşeriz yanılabiliriz, ama en az yanılanlardan olmak için kendi aklımızı kullanıp, Rahmanın sizler için bir rehber, gönül gözü, bir ışık diye indirdim dediği KURANA bakıp onu anlamaya çalışmak, bizler için en akılcı yol olduğunu Allah söylüyor. Ardına takıldığımız velilerin yanılmaz, hata yapmaz olduğunu söylemek Kurana şirk koşmaktır, çünkü Allah yanılmayan yalnız benim diyor. Bakın Rabbim kuran için ne diyor? (Casiye sur. 20: Bu Kuran, insanların kalp gözlerini açacak ışıklardan oluşur. Gereğince inanan bir toplum için de bir kılavuz ve bir rahmettir o. ) Allah bu sözleri söylüyorsa, bu kitap anlaşılmaz değildir. Hiçbir kılavuz bir başka kılavuza ihtiyaç duyularak anlaşılmaz, hele bu kılavuz Rabbim in gönderdiği Kuransa. Bakın şu ayete Allah kuranı nasıl anlayacaklarını ne kadar güzel söylüyor. (Sad sur. 29: (Resulüm!) Sana bu mübarek Kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik) Düşünebiliyor musunuz Allah kuranın ayetlerini insanların düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alması için gönderdim diyor, ama birileri biz anlayamayız bunu bazı âlim ve veli kişiler anlar ve bize anlatır diyebiliyorlar. Daha açıkçası biz din adına düşünemeyiz âlimler bizi yönlendirir din bilgi ve tavrımızı onlar yönlendirir diyebiliyorlar. Peki, bu ayetlerin bir tanesine dahi uyuyor mu bu sözler? Amacım söylediğiniz gibi yalnız tenkitti, yıkmak ise kuran aşığı bir insanın temellerinde, mayasında asla olamaz. Allah gönül perdemizi açık, diğer duyu organlarımızı da mühürlenmeyen kullarından eylesin.
SAYGILARIMLA
Haluk GÜMÜŞTABAK

NOT: Zaman gazetesindeki yazının tamamını okumak isteyenlere link:
http: //www. zaman. com. tr/yazar. do? yazino=810030&title=mustakiller

Yazar : Haluk GÜMÜŞTABAK

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (1)
  • Avatar

    ugur Oct 1 2012 - 09:03 Reply

    Hoçam Onlar kördür görmezler sağırdır duymazlar mealinde bir çok ayet geçmektedir kuranda.ALLAH bu gibi insanları doğru yola iletmeyi paygamberimize bile müsade etmemiştir.K uran ayetlerinde peygamberlerin yaptığı hatalar ve ettikleri tövbelerden bahsederken bir alime cumua 5 ayetinide düşünürsek biat etmek ŞİRKTİR Bana biri sarıkla namaz kılmak daha çok sevaptır derse bırak onu namaz kılmak sevaptırderse bende sevap olmasa kılmayaçak derim.Kuranda hiç bir ayette böyle bir şey geçmemektedir Namazın manasını bile idrak edemiyorlar Raina demeyiniz ayetinin meali davar gibi güt demeyiniz.Bu gün islam dünyası KURAN yerine birilerinin peşinde gittiklerinden güdülmektedirler.O negüzel bir dost ne güzel bir yardımçıdır ALLAH varken veli aramak akıllıların işi değil.selam ve dua ile

Leave a reply

Name (required)

Website