Gerçek İslam’da Kadına Karşı Şiddet

Gerçek İslam’da Kadına Karşı Şiddet

Kadına karşı şiddet konusunun televizyonlarda ve gazetelerde daha önce hiç olmadığı kadar çok yer kaplıyor olduğu şu günlerde, İslam dininin bu konuda söyledikleri de tartışma konusu olmuş durumda. Kulaklarımıza çalınan iki ana görüş var bu konuda ama maalesef ikisi de son derece yüzeysel. İlk görüş dine saygılı olma gayesiyle, her din gibi İslam’ın da renk, dil, ırk, cinsiyet gözetmeden her bireyi eşit gördüğünü ve koruduğunu söylüyor. Örnek vermekten, dinin içeriğine girmekten ise maalesef kaçınıyor. İkinci görüş ise dinler hakkındaki olumsuz önyargılarını tartışmaya yansıtıp kulların hatalarını dine mal ederek İslam’ın kadını saymadığını, hatta kadının şiddet görmesine cevaz verdiğini iddia ediyor. Bu tartışmayı gerçekten anlamlı ve değerli kılmanın yolu ise gerçek İslam’ın yani Kuran’ın bu konuda ne dediğini dikkatle incelemek ve ortaya koymaktır.

Diyanet’ten bir yetkilinin geçen gün yaptığı açıklama ne kadınlar için tatmin ediciydi ne de İslam dininin kadını ne derece koruduğunu ortaya koymak isteyenler için. Bu yetkili “İslam dininde kadın, ayağının altına cennet serilen annedir” açıklamasında bulundu. Bu ifadeyi neresinden tutsak elimizde kalır. Bir, Kuran’da cennetin annelerin ayağının altında olduğuyla ilgili bir ifade yoktur. Cennet iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapan tüm kullara açıktır. Takva dışında hiçbir özellik de bir kimseyi bu açıdan diğerlerinin önüne koymaz.

Erkek veya kadın, inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme uğratılmayacaklardır. (4 Nisa Suresi -124)

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. (49 Hucurat Suresi -13)

İki, İslam dini anneyi böyle övüyor olsa idi bile bu kadını övdüğü anlamına gelir miydi? Ya anne olmayan ya da olamayan kadınlar ne olacak? Bu ifade nasıl da buram buram geleneksel İslam kokuyor değil mi? Kadın annedir ya da anne olunca kıymetlidir…

Oysa Allah kadını bir birey olarak korur. Onun anneliğinden, doğurganlığından, çocuklarından bahsetmeden kadının haklarından, ona iyi davranılmasından, hakkının verilmesinden bahseder. Bakara Suresi’nde arka arkaya gelen pek çok ayet Kuran’ın bu yaklaşımını, İslam dininin, uygulamadaki örneklerin pek çoğunun aksine, kadını saydığını, koruduğunu gözler önüne serer. Buna en iyi örneklerden biri geleneksel İslam tarafından kadının elinden alınmış olan boşanma hakkının aslında en başta Kuran tarafından kadınlara verilmiş olmasıdır. Kuran’da geçen “Boşanan kadınlar” tipi ifadeler (2-Bakara Suresi-228, 241) yalnızca kadın ile erkeğin boşanmış olduğunu ifade eder, kimin kimi boşadığından bahsetmez. Kuran, bir tek erkek boşayabilir demediğine göre, demek ki kadın da erkek gibi kendi rızası ile başlattığı evliliği kendi rızası ile bitirebilir. Boşanan kadının yaşayacağı zorlukları bilen Rabbimiz bu konuda aşağıdaki ayetleri ve daha pek çoğunu indirmiştir.

Boşanan kadınlar, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi çok iyi bilmektedir. (2 Bakara Suresi -231)

Boşanan kadınlar bekleme sürelerini tamamladıklarında, kendi aralarında örfe uygun olarak anlaşmışlarsa eski kocalarıyla nikâhlanmaları hususunda onlara engel çıkarmayın. Bu, sizin Allah’a ve âhiret gününe inanmış olanınıza verilen öğüttür. Bu sizin için daha isabetli ve daha temizdir. Allah bilir ama siz bilmezsiniz. (2 Bakara Suresi -232)

Yukarıdaki ayetlerden ilki erkeklerin boşandıkları kadınları sokağa atamayacaklarını ama aynı zamanda zorla da yanlarında tutamayacaklarını söylüyor. Boşandıktan sonra tamamlamaları gereken süreyi (iddet) bekleyen kadınlar istedikleri an eski kocalarının yanından ayrılıp yeni bir yere gidebilir ve pek tabi başka biriyle evlenebilirler. Günümüzde yaşananlara baksanız bu olgunluğu gösterecek pek de fazla erkek bulunamayacağını kolaylıkla fark edersiniz. Erkeklerin pek çoğu boşandıkları karılarına bekleme süresi boyunca bakmak, onların yanlarında yaşamalarına izin vermek istemeyeceklerdir. Bunu kabul eden erkek de bekleme süresi geçtikten sonra bir gün “ben artık gidiyorum başka birisiyle evleneceğim” diyen eski karısının gitmesine olgunluk ve sakinlik ile izin vermeyecektir. Günümüzdeki kadına karşı şiddet vakalarının pek çoğu ya kadının boşanmak istemesi sonucu ya da boşanmış olan kadının bir erkekle görüşmesi, sokakta birlikte yürümesi sonucu gerçekleşiyor. Yukarıdaki ikinci ayet ise bu anlamda daha da ilginçtir. Bekleme süresinden sonra boşandığınız kadın ben eski kocam ile evleneceğim dediğinde ona zorluk çıkarmayın diyor Allah. Oysa erkeklerin pek çoğu böyle bir durumda “demek sen biz evliyken de o adamı düşünüyordun hala”, “demek sen biz evliyken de onla görüşüyordun zaten” diyerek kadını dövmeye hatta belki öldürmeye yeltenecektir.

Kuran’dan örnekleri çoğaltmak mümkün. Öyleyse bundan sonra İslam dininin kadına bakışı hakkında yorum yaparken daha dikkatli olmak gerekir. Bugün sözde modern toplumlarda sözde modern erkeklerde görülemeyen olgun tavrı Allah 1400 yıl önce mümin erkekler üzerine farz kılmış, kadını erkeklerden, toplum baskısından korumayı hedeflemiştir. İslam hakkında yorum yapanlar kadar sözde İslam’a göre yaşayanların da bu hususta dikkatli olmaları gerekir. “Kocasından boşanan kadına cennet kokusu haram olur”  (Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61) tipi din adına uydurulan ifadeler hem kadının bunca yıldır çektiği çileye, zorluklara vesile olmuş hem de İslam dininin karalanmasına, aşağılanmasına yol açmıştır. Mümin erkekler, Allah’ın her sözünün namaz, oruç gibi üzerimize sorumluluklar verdiğinin bilincinde Allah’ın gözetilmesini istediği sınırları gözeterek yaşamaları gerektiğini unutmamalıdırlar. Hem böylece din ve bilhassa İslam aleyhine kanıtlar arayanların eline de malzeme vermemiş olurlar. Bu konuda yazmaya devam edeceğim inşallah…


About the Author
Author

Nazli

Comments (7)
Leave a reply

Reply to ugur Cancel reply

Name (required)

Website