İnançsızlık Kılıfı: “Bilim İnsanlığı”

İnançsızlık Kılıfı: “Bilim İnsanlığı”

Televizyonda kimi tartışma programlarına bakıyorum da çoğu zaman karşılaştığım bir anlam karmaşası dikkatimi çekiyor. Özellikle dini, felsefi ve bilimsel meselelerin tartışıldığı programlarda genellikle fizik, kimya, biyoloji gibi temel pozitif bilimler alanında “uzmanlığı” bulunan kişilerin bilimi tekellerine almaya çalıştığını görüyorum. “Biz bilim insanıyız” bilim hakkında konuşmak bize düşer demelerine rağmen çoğu zaman bilimselliğin kriterlerinden çok uzak bir anlayışla aslında kendi kabul ve iddialarını meşrulaştırmaya çalıştıklarına şahit oluyorum. Üstelik bu kişiler ilahiyatçı ya da felsefecilerin doğa bilimleri ile ilgilenmelerini yadırgayıp eleştirirken ne hikmetse kendilerini her konuda ahkâm kesmeye ehil görüyorlar. Sanki bilim bir yaratıcının olmadığını ispatlamış gibi her laflarının evrenin ve yaşamın tesadüfen ortaya çıktığı şeklindeki basit, sığ ve tutarsız iddialarına getiriyorlar. Kendi kabullerine uyan şeyleri bilimsel, tezlerini çürüten binlerce apaçık gerçeği ise bilim dışı görüyorlar.

Bununla birlikte “bilim insanlığından” ne anladıkları da bir muamma. Bilim insanından anladıkları inançsız olmaksa; bu, bilime yapılmış en büyük zulümdür. Yine ilahiyat, felsefe ve psikoloji gibi alanları da sosyal ve beşeri bilimler olarak sınıflandırıyoruz. Kısacası bir kısım insanların kendi ideolojik kabul ve iddialarını doğa bilimlerinin objektif olma ilkesi altında adeta bir dogma gibi savunmaları kabul edilemez. Bu ve benzeri durumlar bilim insanı olarak ortaya atılan kişileri gülünç duruma düşürür. Siz hem bilimsel araştırmadan bahsedeceksiniz hem de söylem ve iddialarınızın bilimsellikle yakından uzaktan en ufak bir ilgisi olmayacak. Bilim kisvesi altında materyalist kabullerinizi benimsetmeye çalışacaksınız. Valla bu kendini “bilim insanı” sayıp bunun üzerinden inançsızlığının propagandasını yapmaya çalışanlar hiç kusura bakmasınlar. Millet gözünü açtı ve artık sizin bilim kisvesi altında anlattığınız hikâyelere karnı tok. Kesekâğıdına pirinç doldururken tartıda istenilen ölçüyü ayarlayan bir bakkal bile bu “bilim insanı” geçinen inançsız kafalardan daha fazla bilim insanıdır. Kendinizi gülünç duruma düşürmeyin. İnsana gülerler.


About the Author
Author

Kindi

Comments (1)
  • Avatar

    ugur Dec 28 2011 - 22:39 Reply

    selam arkadaşım onlar kördürler görmezler sağırdır duymazlar bu mealde bir sürü ayet var her halde bu ayetlerin nedemek istediğini anladınız ne kadar bilim adamıda olsan beynin kapalıysa gercekleri göremezsin yazıyı okuyunca bu ayetler aklıma geldi namaz kılarken gözlerimizin daha iyi görmesi kulaklarımızın daha iyi duyması için dua edelim bizlerde gülünç duruma düşmeyelim.

Leave a reply

Name (required)

Website