Mükemmel Bilgi (Zikir)

Zikir, hakikatin bilgisidir. Kur’an-ı Kerim ve diğer vahiyler de zikir/hakikatin bilgisinin bir tarafı mevcuttur. Diğer taraf ise, Allah’ın yarattığı kainattır. Biz ayetleri ikiye ayırıyoruz:

1-Vahiyle gelen kitaplardaki ayetler.
2-Kainattaki ayetler.

Allah’ın yaratmış olduğu bu iki kitabın ayetleri birbiriyle tam bir uyum içindedir, aralarında asla çelişki yoktur. Allah’ın yarattığı ayetlerle, indirdiği ayetlerin bu uyumu bize hakikatin bilgisini(zikri) verir. Kur’an’da indirilen ayetler bize adresler verir ve kainattaki ayetleri bulmamızı sağlar.

Zikir korunan mükemmel bilgi, doğru bilgidir diyebiliriz. Kur’an-ı Kerim’de bir zikirdir ve çevremizde de Kur’an-ı Kerim ile senkronize olabilecek her türlü doğru bilgi ve davranış da Zikir’dir (Zikir: anlamaya, anlatılmaya, hatırlatılmaya, öğüt almaya/vermeye, örneklem oluşturmaya müstehak bilgi).

Kur’an iyi incelendiğinde görülecektir ki, sürekli bize adresler verir ve doğru olana yöneltir. Kuran’la senkronize/paralel olan her türlü söz ve davranış, hal ve hareket, duygu ve düşünce övülmüş bize bir örneklem olarak sunulmuştur. Örneğin bir resul ya da nebi olmayan Lokman’ın kendi oğluna verdiği evrensel öğütler, ehl-i kehfin kendi inançlarını yaşamak için dönemin zorbaları yüzünden yurtlarından hicret edip bir mağaraya sığınmaları, Yasin suresinde kentin öbür ucundan gelip halkına gelen elçilere uymalarını tavsiye eden ve neticesinde şehit edilen adamın hikayesi, Kalem suresindeki bahçe sahiplerinden insaflı olanın öğüdü, Firavun ailesinden olup imanını gizleyen ve Musa Nebi’yı sırf inancı yüzünden öldürmenin yanlışlığını savunan mümin kişinin hikayesi gibi örnekler Kur’anın evrensel doğruları bize sunduğunu görüyoruz.

Kur’an’ın zikrinin korunması, her dönemde evrensel olan hak ve hakikatlerle çelişmemesi ve onlarla paralellik kurmasını gerektirir. Müslümanlar da Kurandaki bu örneklemelerden hareketle devrindeki incelikleri güzellikleri görmesi, hayatı doğru okuması ve Kuran’ı yaşayarak kerimleştirmesi gerekir. Böylelikle mükemmel olana yani zikre ulaşmış olur.

Kuran’ın statik değil de dinamik olması her döneme hitap etmesi Kuran’da var olan zikrin evrensel doğruyla her zaman harmanlanabilmesidir.

Muhittin BOZKURT


About the Author
Author

wejedar

Comments (1)
  • Avatar

    ugur May 31 2012 - 11:41 Reply

    en uzak mesafe gök yüzünde yıldızlar değil parlayan
    en uzak mesafe iki kafa arasında bir birini anlamayan
    can yücel
    siyahla beyaz gibi farkedilen onuda fark edemez istemeyen. Gözler körelmişse göremez kulaklar ağırlaşmışsa duyamaz her şey göz önünde olsada. Peygamberler bir sürü mucize getirmiş onada inanmamışlar.İnanmak istedikleri yalanlara inanmış insan. Zan üzeredir demiyormu yaradan ahiretteki cenneti düşünmekten buradaki çenneti mahfetmekte farkında değil. İstediği kadar zikretsin faydası yok. İman yoksa yüreğinde taklitten öteye gidemez ALLAHI bilmiyorsa zikre ne haçet. Ne diyor m.akif hiç bilenle bilmeyen bir olurmu biri eşek biri insan

Leave a reply

Name (required)

Website