Allah’ın İsteklerini Beğenmeyenler

Şimdi şöyle bir senaryo hayal edelim. Bir gencin önünde 5 yıldızlı, her şey dahil bir otelde bir hafta harika bir tatil geçirme fırsatı var. Ancak bu tatile gidebilmesi için bazı koşulları da sağlaması gerekiyor. Örneğin üniversiteden mezun olması için gerekli son 3 dersinden geçmesi, part-time çalıştığı iş yerindeki patronundan avans ve izin istemesi ve tabii ki anne babasını bu tatile izin vermeleri için ikna etmesi gerekiyor. Sizce bu genç ne yapar?

Cevap net. Yukarıda bahsettiğimiz tüm koşulları sağlamak için uğraşıp durur. Hocasıyla, patronuyla, anne babasıyla iyi geçinip, onların her dediğini hatta fazlasını yapıp istediklerini elde etmeye çalışır. Yani durup da “aman yaaa altı üstü 1 hafta tatil, bunun için önüme şartlar sürüp duruyorlar, gitmem daha iyi” demez değil mi?

İşte dünya meselelerinde böylesine küçük faydalar için uğraşıp duran, çevresindeki insanlara yaranmak için çabalayan insanlar, iş Allah’ın kendilerinden istediklerine gelince “ne o öyle her şey için şart koymuş, hep bir şey yap ki vereyim diyip duruyor” diyorlar. Üç kuruş maaş veren patronun, altı üstü bir dersin notunu verecek hocanın, bütün yapacağı fazladan iki kıyafet ya da hadi hadi 1 araba almak olan anne babanın her dediğini hatta demediklerini bile yaparak onlara yaranmaya çalışan insanın, iş dine gelince “Allah bana cenneti vermek için neden bunları istiyor?” diye düşünmesi öyle garip ki. Dünyanın küçük nimetleri için uğraşıp duran, her türlü tavizi veren insan, Allah’ın

“istedikleri her şey kendilerinin olacak
(36 Yasin Suresi -57)”

diye tanımladığı cennetin önemini kavrayamıyor sanki.
Dahası Allah bize bu dünyada sahip olduğumuz nimetleri şartsız, koşulsuz vermemiş mi? Aldığımız her nefesi, sağlık ile attığımız her adımı, tüm mutlu anlarımızı, aklımızı hak etmek için hiçbir şey yapmamışken, O bizi bir damla meniden yaratıp böylesine donanımlı canlılar haline getirmiş, hayatı önümüze sermişken Allah’ı “verecekleri için bir şeyler isteyip durmak” ile suçlamak densizlik değil midir?

Bilhassa inanan, inandığını söyleyen insanlardan gelen bu tip tepkiler çok üzücü. Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun ve bir bahane aramak yerine Kuran’ı bir kez sonuna kadar okuyun. Gerçekten Allah her nimeti, her ödülü şarta mı bağlamıştır? Allah Kuran’ında her fırsatta “hayra ve barışa yönelik işler yapanlar”ın ödüllendirileceğini söyler, bunu ödül için şart koşmak olarak yorumlamak ne derece doğrudur? İnsan sırf Allah’a duyduğu büyük minnet için, kendisine verdiği nimetlere teşekkür için bu kadar fedakârlıkta bulunamaz mı? Dahası bu şart diye bahsedilenler gerçekten zor ve kötü şeyler midir? Peki bunca nimeti önümüze seren Allah’ın karşılığında bizlerden bir şeyler beklemesi bu derece ilginç midir gerçekten?


About the Author
Author

Yagmur

Comments (1)
  • Avatar

    Güray TEKİN Jun 29 2012 - 10:14 Reply

    ALLAH’IN VARLIĞINA VE KUR’AN-I KERİM’DE VERİLEN MESAJLARIN ALLAH KATINDAN İNDİRİLDİĞİNE KESİN OLARAK İNANAN İNSANLAR KURAN’IN GERÇEK HÜKÜMLERİNE KAYITSIZ ŞARTSIZ İTAAT EDERLER.

Leave a reply

Name (required)

Website