Hüküm Yalnız Allah’ındır!

İslam ı yaşarken yaptığımız en büyük yanlış, Allah ın verdiği hükümlerine, edindiğimiz yanlış itikatların etkisiyle, elçisini de ortak etmeye çalışmamız olmuştur. Bu yanlışı yapmamızın en büyük nedeni de, bizlerin Kur’an ile arasına girenleri, sorgulamadan kabul etmemizdir.

 

Allah açıkça hüküm verdiği ve HÜKÜM YALNIZ ALLAH INDIR dediği halde, Allah ın bu hükmünü görmezden gelmemiz, bizleri rivayetlerin ve sanının peşi sıra gitmemizi sağlamıştır.

Bakın Yaradan, hükmünü nasıl bu konuda açıkça vermiş ve bizlere iletmiş.

 

Enam 57:
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

Demek ki Allah ın elçisi de, Allahın gönderdiği delillere dayandığını, onun dışına çıkmadığını, hükmü yalnız Allah ın verdiğini, doğru hüküm veren yalnız Allah olduğunu, çok açık bir şekilde anlatıyor.

Maide suresi 44. ayette de Allah bizleri uyararak bakın ne söylüyor?

(Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.)

 

Buradan da anlaşılıyor ki, hem peygamberimiz, hem de ondan sonra devleti yönetenler, yalnız ve yalnız Allah ın Kur’an da hüküm verdiği ile topluma hükmetmesi gerektiği apaçık anlaşılıyor. Bu durumda peygamberimiz Kur’an ın hükmetmediği bir konuda sizce hüküm verebilir mi, bu kadar açık ayetler varken?

Peygamberimiz de, Allah ın Kur’an da vermediği hükümleri verme yetkisi vardır diye iddia edenlere, aşağıda ki ayeti de hatırlattığımda, hala inat ediyorlarsa, onlara söyleyecek sözümüz yok demektir.

 

Hakka
44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
46
Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.

 

Ayette Allah ın elçisini, apaçık nasıl dikkatini çektiğini anlamaya çalışmayanlara gözlerini, kulaklarını, gönüllerini kapatanlara ne yapılabilir ki? Allah sizlere inancınızı, imtihanınızı yaşamak adına gönderdiğim kitaba elçim, asla hiç bir şey ilave edemez, bunu sakın unutmayın diyor bizlere. Bunu anlamamakta ısrar edip, Kur’an dan hurafe inançlarına delil aramak adına, kelimelerin ardı sıra anlamlar çıkartıp, gönüllerini perdeleyenlere yapacak hiç bir şey yok demektir.

 

Enam suresi 19. ayette Allah elçisine deki onlara diyerek, bakın bizlere ne söylemesini emrediyor.

 

(Bu Kuran bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.)

 

Sizce her şey çok açık değil mi? Yine Araf suresi 3. ayetinde;

 

Araf
3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

 

Enam suresi 50. ayetinde;

 

(Yalnız bana vah yedilene uyarım ben!”)

 

Her şey o kadar açık ve net bizlere iletildiği halde bizler, bu gerçekleri perdeleyerek, ne yani peygamberimiz postacımıydı deme saygısızlığını gösterebiliyoruz. Bunu söyleyenlere şunu sormak gerekmez mi, ne yani peygamberimiz Yüce Rabbin hüküm ortağımıydı? Bunu üzülerek yazıyorum, ama ne yazık ki bunlar günümüzün acı gerçekleri.

 

Bu konuda, yine Kur’an a bakmaya devam edelim. Allah bakın açıkça hükmün kendisinde olduğunu, nasıl bizleri uyararak söylüyor.

 

Enam
62: Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O’nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.

 

Maide
49: (Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir
kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.

 

Bu iki ayetten de anlaşıldığı gibi, hüküm yalnız Allah ın dır, onu uygulamak ve topluma Allah ın hükümleri ile hükmetmek, peygamberimizin ve devleti yönetenlerin görevidir. Zaten Allah Kefh suresi 26. ayetinde bakın ne diyor bizlere.

 

(Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.)

 

Allah Kur’an da, biz her şeyden nice örnekler verdik diyorsa, elçisine verdiği görevin tanımını da yapmıştır. Gelin şimdide ona bakalım. Acaba Allah elçisine, nasıl bir görev vermiş?

 

Ahkaf
9
: De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahye dilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.

 

Enam 48:
Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar
olarak göndeririz
. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar

mahzun da olacak değillerdir.

 

Ankebut 18:
“Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı.
Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.

 

Ahzap 45-46:
Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

 

Ankebut 50:
Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki:
“Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

 

Ne dersiniz, Allah ın elçisine verdiği görev ve sorumluluk, sizce çok açık anlatılmamış mı? Anlatılmış ise, bizlerin yaptığı bu yanlışı nasıl açıklayabiliriz? Bu hatanın sonucunu tahmin eden var mı? Hiç sanmıyorum, bunun farkında olabilseydik, her saniyemizi Rahman dan özür dilemekle geçirirdik.

 

Allah bir ayetinde Kurtuluşa erenlerden bahseder ve bakın bu kurtuluşa erenlerin, kimler olduğunu söyler bizlere.

 

Bakara 5.
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

 

Bu ayet üzerinde lütfen dikkatle düşünelim. Eğer hidayete erenlerden olmak istiyorsak hurafenin, sanı bilgilerin ardından değil, Allah katından gelen, FURKAN ın, doğru ile eğriyi ayıran Kur’an ın peşi sıra gidenlerden olalım. Çünkü Allah emin olmadığımız bilgilerin ardı sıra gitmeyin diye, bizleri nasıl uyarıyordu hatırlayalım.

 

İsra 36:
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

 

Allah o kadar güzel uyarıyor ki bizleri, aklını zerre kadar kullanan, her şeyi çok açık anlayacaktır. Kur’an ı kendi koruması altına aldığını söyleyen Yaradan, yalnız ve yalnız Kur’an ın peşi sıra gitmemizi apaçık anlatıyor. Daha da ileri giderek, Kur’an ile yetinmeyenlere, atalarının yanlış itikatlarına, hurafelerine iman etmeye devam edenleri de uyarıp, bakın ne söylüyor.

 

Ankebut 51:
Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu?
Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

 

Araf 185:
Allah’ın
göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur’ân’dan sonra başka hangi söze inanacaklar.

 

Evet, Rabbim ne yazık ki, bugün biz Müslümanların büyük çoğunluğu, Kur’an ı yeterli görmüyor ve Kur’an da her şey yoktur, özet bilgiler vardır diyoruz.  Ne olursun affet bizleri. Daha da ileri giderek, İslam ı daha iyi anlayabilmeleri ve yaşayabilmeleri için, beşeri kitaplara yönlendiriyorlar toplumu. Böylece Kur’a ile toplumun arasına girilmiş oluyor.

 

Verecek o kadar çok örnekler var ki Kur’an dan. Bizlere düşen Allahtan başka VELİ edinmeden, Kur’an ile aramıza asla kimseyi sokmadan, ondan yararlanmak olmalıdır. Elbette her bilgiden ve âlim kişilerden faydalanmalıyız. Bunda hiç şüphe yok. Çünkü her insan aynı kapasitede değildir, araştırmalı ve daha iyi anlamak adına çaba göstermelidir. Ama önce Allah ın yemin ederek kolaylaştırdığı, Kur’an a bakmalı ve onu anlamaya bizzat çaba harcamalıdır.

Allah Zühruf suresi 44. ayetinde bakın ne diyor.

 

(Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.)

 

Yaradan bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağını söylüyorsa, sizce bizleri ilgilendiren, muhkem ayetleri anlaşılması zor olarak Kur’an da bizlere gönderip, daha sonrada sorumlu tutar mı? İnanın ne söylediğimizi bilmiyoruz. Daha da kötüsü, nasıl yanlış itikatların peşi sıra gittiğimizin ise, hiç farkında değiliz.

 

Gelin Kur’an ı anlayarak, bilerek, üzerinde düşünerek her gün bolca okuyalım. Allah ayetleri okuyup, anlayanların gönül gözünü açarım diyorsa, bizlere düşen biraz çaba göstermek olmalıdır. Birilerinin söylemlerinin peşi sıra giderek, imtihan olunmaz. Eğer imtihan olduğumuzu biliyor ve inanıyorsanız, lütfen Allah ın rehberini bir öğrenci misali anlayarak ve düşünerek okuyalım dersimizi çalışalım. Bakın her şeyin o zaman, nasıl çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.

 

Dilerim cümlemizin gönül gözleri açık, gözleri ve kulakları perdelenmemiş, Rabbin halis kulları arasında oluruz.

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

 


About the Author
Author

halukgta

Comments (6)
  • Avatar

    adilhaktan Jul 28 2012 - 09:44 Reply

    Bu dünyada kör olan, âhirette de kördür. Yolca da daha sapıktır o. Ve neredeyse sana vahyettiğimiz şeyden başkası ile Bize iftira etmen için gerçekten seni fitneye düşürüyorlardı. Ve o taktirde seni mutlaka dost edinirlerdi. Ve seni sebat ettirmeseydik, andolsun ki sen, onlara biraz meylederdin. O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın. (İsra 72-75)
    yazdığın ayetlere ve Hakka44-46’ya ilave olarak İsra suresindeki bu ayette çok açık. vahiy dışındaki hükümler iftira ve fitneden başka bir şey değildir. Hiç düşünmez mi, öğüt almaz mı insan, Allah sebat ettirmeseydi peygamber bile yanlışa meyledecekken, aradan yüzlerce yıl geçmiş insanoğlu ne kadar yanlışa düşmüştür, hükme ortak olmuştur, dine ilaveler yapmıştır.

    Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar. (Enam 116)
    Allah sözünden başka herşey zandan ibarettir.

  • Avatar

    METEDER Jul 28 2012 - 14:02 Reply

    Yazınızın her cümlesine canı gönülden katılıyorum…..Fakat ne kadar gayret göstersekte
    Yüce Allahın tespiti olan

    ” Onların çoğu şirke bulaşmış olmadan Allah’a iman etmez.”
    YUSUF 106, AYET

    Ayetinin hükmü gerçekleşecektir.

  • Avatar

    burhan Jul 29 2012 - 19:04 Reply

    Haluk Bey, bu yazınızda bundan öncekiler gibi gerçek müslümanın nasıl olması gerektiğini çok güzel anlatmışsınız.Eğer sünnet kavramını beyinlerimizden atamazsak,yani Peygamberimizin Kur an ı uygulayışını sünnet adı altında Allah ın dininin yanına ikinci bir kavram olarak koyup Kur an ve sünnet diye telaffuz edersek zannedersem şirk ten kurtulamayız.
    Selametle

  • Avatar

    sonerizgi Oct 2 2012 - 20:03 Reply

    19. Sure (Meryem Suresi), 90. Ayet
    Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir!

    Bizler de birşeyleri yüceltelim derken gizli şirkten, şirke doğru yol alırsak ve Kuran ayetlerini inkar edip zannımız da inat edip kibre kapılırsak sonuç belli kaçınılmaz.

    17. Sure (İsrâ Suresi), 94. Ayet
    İnsanlara hidayet geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.

    Tabi ki biz Peygamberimizi görmedik, O’nu ve diğer Peygamberlerimizi en iyi O’na indirilen Kitap’ tan öğrenebiliriz. Ve bazıları diyor ki Peygamberimiz diğer peygamberlerden üstündür. Peki hangi ayette geçiyor dediğim zaman ayeti bırakıp rivayetlerle geliyorlar. Bu rivayeti de Peygamber efendimiz kendisi söylemiştir diyorlar. Benim Kuran’ dan öğrendiğim Peygamberim yani ;

    33. Sure (Ahzâb Suresi), 53. Ayet
    Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.

    Böyle bir ahlaka sahip Peygamberimiz nasıl sizin dediğinizi Kuran dışında bir sözle kendine mal edebilir. Mutlaka derece derece Allah onları birbirine üstün kılmıştır. Bize de bunların bir kısmını bildirmiştir.

    19. Sure (Meryem Suresi), 7. Ayet
    “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”

    Bu açıdan üstünlüğü belirtilmiştir. Diğer taraftan Hz. Musa için de;

    4. Sure (Nisâ Suresi), 164. Ayet
    Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız peygamberler de gönderdik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu.

    Yani Hz. Musa’ dan önceki bazı Peygamberlerle de doğrudan konuşmuş ama bize isim isim belirtilmemiş sadece Hz. Musa’ nın ismi verilmiştir. Yani kimin üstün kimin olmadığını ya da hangi sıfatlarıyla üstün olduğunu biz bilemeyiz. Ancak Ayetle sabit ise başka. Allah’ u Teala bizim ne yapacağımızı o kadar iyi biliyorki. Hz. Musa’nın karşısına da ”O” tarafından ilim verilmiş kişiyi örnek vererek bizleri amellerimizde sınırı aşmaktan korumuştur. Son olarak aşağıdaki ayeti paylaşıyorum ” O’ nun Peygamberlerinden hiçbirini ayırt etmeyiz”….

    2. Sure (Bakara Suresi), 285. Ayet
    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de. Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

    Selamun Aleyküm…

  • Avatar

    gazili4809 Feb 16 2013 - 10:54 Reply

    haluk hocam ve soner kardeş gerçekten güzel yazılar olmuş Allah razı olsun.
    fikri olan bana yardımcı olabilirse sevinirim. biz sürekli şefaat yarasullullah diyoruz.
    6:51 – Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an’la uyar. Onlar için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah’tan korkarlar.
    bu ayetler ışığında değerledirirsek. Allah korusun biz peygamberi ilahlaştırmış mı oluyoruz. (haşa)
    lütfen yardım kafam allak bullak

  • Avatar

    ferhat Feb 16 2013 - 20:48 Reply

    konuyla ilgili http://www.kurandakidin.com sitesinden bilgi alabilirsiniz. bu sitenin icerigini olusturan kitabin pdf formatini da
    http://www.kurandakidin.com/~kurandakidin/wp-content/uploads/2012/01/uydurulandinkurandakidin.pdf linkinden indirebilirsiniz. faydali olmasi ve sorulariniza cevap olmasi dilegiyle.

Leave a reply

Name (required)

Website