Hadis Konusuna, Kur’an Işığında Birlikte Bakalım…

 

İslam toplumunda hadis konusu, ne yazık ki yanlış algılanmış, adeta Kur’an ile eş tutulan kitaplar haline getirilmiştir. Hâlbuki hadis, peygamberimizin söylediği söylenen sözlerdir.

Peygamberimize ait olduğuna dair, kesin bir kanıt yoktur. Bu bilgilere, sözlere peygamberimizin söylediği sözlerinin, bulunma ihtimali olacağı mantığıyla yaklaşarak, araştırmalı Kur’an ın onayını mutlaka almalıyız.

Dikkat ederseniz hadislerin tamamı, bir rivayete göre diye başlar. Yani hadislerin tamamına doğru gözü ile bakamayız. Rivayet, içinde doğru bilgi olma ihtimali olan, fakat hurafe ve yanlış bilgininde karışmış olabileceği sözlerdir.

Bildiğiniz gibi Allah Kur’an ı, bizzat kendi koruması altına aldığını bizlere, Kur’an da bildirmiştir. Hadisler ise hiçbir koruma altında olmayıp, dilden dile ulaştırılan bilgilerdir. Onun içindir ki, bu bilgilere dikkatle yaklaşmalı ve mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmeliyiz.

Dine hüküm koyan yalnız Allah tır, onun rehberi Kur’an dır. Kur’an ın bir ayetini bile kabul etmeyen, ya da görmezden gelen, gerçek iman etmiş sayılmayacağını Allah söylüyorsa ayetinde, Kehf suresi 26. ayetinde Yaradan, Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz diyorsa, Enam 57. ayetinde de, HÜKÜM YALNIZ ALLAH IN olduğuna, apaçık hükmediyorsa, başka hüküm koyucular aramakla, dinden uzaklaşacağımızı unutmamalıyız.

Bir sarrafa altın bozdurmaya gittiğinizde, sarraf nasıl aldanmaması, zarara uğramaması için mihenk taşı ile kontrol edip, altının ayarını dahi kontrol edip alıyorsa, bizlerde zarara uğramak istemiyorsak, bunlar Allah katındandır dedikleri bilgileri bizlere ulaştıranlara, aynı dikkati ve itinayı göstermeli, bu sözleri, bilgileri bizlerin mihenk taşı Kur’an a sormalı ve danışmalıyız.

Onun iznini, onayını almayan hiçbir bilgiyi de kabul etmemeliyiz. Tabi daha sonra, pişman olmak istemiyorsak, bu itinayı özeni mutlaka göstermeliyiz. Din ve iman şaka götürmez. Emin olmadığımız bilginin ardına düşerek, ebedi hayatımızı riske atmaya sizce değer mi?

Hadisler konusu, çok dikkat ve itina isteyen bir konudur. Peygamberimiz sağlığında, sözlerinin insanlar arasında yanlış anlatıldığını, nakledildiğini gördüğünde, bu nakli yasaklaması dikkatle düşünülmelidir. Daha sonra peygamberimizin hadis nakline izin verdiğini söyleyenler, dört halife devrinde hadis nakliyle nasıl mücadele edildiği ve naklinin yasaklandığı konusunu da, iyice araştırıp düşünmelidirler.

Peygamberimiz sağlığında, asla hadislerini yazdırmamıştır. Hadis yazımı dört halife devrinin sona ermesi ve dinin mezheplere ayrılması ile toplanmaya başlanmıştır. Bu gerçeklerin göz ardı edilmemesi ve dikkatle üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Bakın Peygamberimiz, hadis konusunda neler söylemiş. Bu sözleri söyleyen Allah elçisi, daha sonra bunların tam tersini söyler mi sizce. Yorum sizlerin.

Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”
El Hatib, Takyid 33

Ey insanlar ateş tutuşturuldu ve karanlık gecenin parçaları gibi fitneler yakınlaştı. Allah’a yemin ederim ki aleyhimde tutunacak bir şeyiniz yoktur; Kuran’ın helal kıldıkları dışında bir şeyi helal kılmadım. Kuran’ın haram kıldıkları dışındakileri de haram kılmadım.
İbni Hişam Siret 4 sayfa 332

Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir.
Ebu Davud K. Etime 39/Tırmizi K. Libas 6 İbni Mace K. Etime 60/ El-Müracaat sayfa 20

Allah Kur’a na göre amel eden kavimleri yükseltir, onun gösterdiği yoldan gitmeyenleri de alçaltır.
Rivayet Ömer b. Hattab Müslim

Peygamberimizin hadislerini nakleden, rivayet eden kişileri değerlendiren âlimlerinde, hata yapabileceğini göz ardı etmemeliyiz. Hatasız insan olmadığı gerçeğini unutmadan nefsi etkilerin, menfaat ilişkilerinin, hatta dine nifak sokmak isteyen din düşmanlarının, bu nakle dâhil olma ihtimalinin, yüksek olduğu gerçeği de unutulmamalıdır.

Dört halife devrinden sonra toplanan, hadis sayısının yaklaşık 500 kadar olduğu gerçeğinden yola çıkarak, bugün milyonları geçen hadislerin, dikkatli olmadığımız takdirde, bizler için nedenli din ve iman adına tehlikeli olduğu gerçeği ile el birliğiyle elimizde Kur’an, mücadele etmeliyiz.

Birileri içimize girmiş, bizleri Allah ile aldatıyor. Bu gerçeği fark edebilmek için, Allah ın rehberinin çevresinde toplanmalıyız. Onun ipine sıkı sıkı sarılarak, bizi yüzlerce yıldır aldatanların tuzaklarından artık, yine Kur’an ın yardımıyla kurtulmalıyız.

Peygamberimiz Allah ın kontrolünde idi. Yanlış yapma ihtimali yoktu. Ama bizlere hadis nakleden ya da bu bilgiler üzerinde düşüncelerini söyleyen âlimler, Allah kontrolünde olmadığı için, hata yapma riski her zaman vardır.

Lütfen dikkatle düşünelim. Peygamberimizin sağlığında bile, sözlerinin bir diğerine naklinde ihtilafa düşmüşlerse, yüzlerce yıl sonra günümüze kadar gelen bu naklin, ne derece sağlıklı olacağı konusu dikkatle düşünülmelidir.

Hadisleri toptan reddetmek yerine, içinden doğru olan bilgileri mutlaka seçip ayırmalıyız. Tüm hadislerin yanlış olduğunu söyleyerek reddetmek, akılcı olmaz. Bugün bizler, binlerce yıl önce tarihin akışı içinde yaşayan toplumları, araştırmalar ve bulduğumuz kalıntılar yoluyla bilgileniyor ve faydalanıyorsak, peygamberimizin hayatı ve yaşamı hakkında da doğru bilgileri araştırmalı ve ondan faydalanmalıyız.

Peygamberimizin hayatı, Kur’an ın yaşanmış canlı örneğiyse, peygamberimizin Kur’an ın onaylamadığı hiçbir yaşam şeklini hayatına geçirmeyeceğine göre, bizlere bu konuda iletilen her bilgiyi mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmeliyiz. Her doğru bilgi, bizlerin İslam ı anlamasında etken olacaktır. Özellikle peygamberimizin hayatı, yaşamı, olaylara bakış açısı bizler için örnek gösterilmiştir Kur’an da.

Rivayet bilgileri eğer, belirli bir tasniften, süzgeçten geçirmeyip, hayatımıza direk geçirirsek, yanlış yolu izlemiş oluruz. Çünkü süzülmeyen, emin olduğumuz doğru bilgiyle kıyas edilmeyen bilginin, mutlaka tortusu olacaktır. Bir kazan suyun içine damlatılan bir damla mikroplu suyun, bizlere neye mal olacağını çok iyi biliyorsak, emin olmadığımız, süzgeçten geçmeyen din adına bilgilerinde, bizlere nasıl zararlar vereceğini unutmamalıyız.

Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekeceğim diye hüküm verdiyse, Peygamberimizin de yalnız Kur’an hükümlerine göre yaşadığı açıktır.

Yaptığımız büyük yanlış, bizlere din ve iman adına öğretilenleri Kur’an da bulamadığımızda, bakın demek ki her şey Kur’an da yokmuş, deme yanılgımızdan kaynaklanmaktadır. Allah biz her konudan örnekler verdik, hiçbir şeyi unutmadık, Allah unutucu değildir diyor ve bunları bizlere apaçık iletiyorsa, lütfen geleneksel İslam ın öğretisini, ilavelerini Kur’an da bulamadığımızda, Kur’an a takındığımız yanlış tavrın, artık farkına varalım.

Yine Rabbim ayetinde, elçisinden örnek vererek bakın ne diyor.

 

Hakka
44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45: Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46: Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.

 

Buradan da anlıyoruz ki, Allah ın elçisi, Kur’an ın dışında hiçbir bilgiyi, bunlarda Allah katındandır dememiş ve bizlere iletmemiştir. Bunu lütfen unutmayalım. Allah Enam suresi 19. ayetinde, bu Kur’an bana vah yolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım diyorsa, lütfen peygamberimizin Kur’an dışından, Kur’an da hükmü geçmeyen hükümler de verdiğini, artık söylemeyelim ve söyleyenlere inanmayalım. Peygamberimiz Allah ın verdiği hükümlerle topluma, ümmetine hükmettiğini asla aklımızdan çıkarmayalım. Çünkü ne diyordu Rabbim ayetinde. Sana indirdiğimle onlara hükmet.

Allah Bakara suresinde, bakın bizleri nasıl uyarıyor.

 

Bakara
42: Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

 

Hak olan, Allah ın korumasındaki, sorumlu olduğumuz Kur’an dır. Onun onayından geçmiş her bilgi de, bizlerin faydalanacağı kaynaklardır.

Bizlerin imtihan olduğumuz kitabın, Kur’an olduğuna apaçık hüküm veren Rabbimizin, Kur’an ın dışından, bizlere iletilen rivayetlerden de sorumlu tutacağını söylemek, Rabbin adaletine saygısızlık olduğu gibi, Yaradan a da bir iftira olduğunu bilmeliyiz. Allah a iftira atanların, mahşer günü yüzlerinin simsiyah kesileceğini ve onların cehennemin ebedi kalıcıları olacağını unutmamalıyız.

Dilerim Rabbimden, içimize sokulan hurafe itikatları, Allahın nuru Furkan ile farkında olan, onun ışığıyla aydınlanarak gerçekleri görebilen, o azınlık mutlu kulları arasında oluruz.

 

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 


About the Author
Author

halukgta

Comments (7)
  • Avatar

    julide Sep 20 2012 - 22:24 Reply

    selamun aleykum ,haluk bey sizin yazilarinizi uzun zamandir takip ediyorum , MAASAALLAH ogle guzel bilgiler ogrendim ki vesileniz ile , ALLAH sizlerden sonsuz razi olsun , bizler ile paylastiginiz icin , ALLAH ilminizi nurunuzu artirsin , verdiigniz bilgiler muhtesem cok onemli degerli , saf tertemiz kurandan bilgiler , ne kadar tesekur etsem az selam ve dua ile ….

  • Avatar

    Halit Sep 22 2012 - 10:36 Reply

    Malesef öyle bir durumdayızki sadece Kuran yeter dediğimiz için dinsiz kafir şeytanın oyuncağı gibi sıfatlarla karşı karşıyayız. Camilerde hocalar Bir ayet okuyorsa 10 hadis okuyor ve içlerinden öyleleri varki dinle uzaktan yakından alakası yok. Hadisi kabul etmemek dinsizlik sayılıyor malesef. Halbuki Allah size sadece Kuran yeter demiştir.

  • Avatar

    adilhaktan Sep 23 2012 - 11:41 Reply

    yazınız genel olarak güzel ancak
    “”Hadisleri toptan reddetmek yerine, içinden doğru olan bilgileri mutlaka seçip ayırmalıyız. Tüm hadislerin yanlış olduğunu söyleyerek reddetmek, akılcı olmaz. Bugün bizler, binlerce yıl önce tarihin akışı içinde yaşayan toplumları, araştırmalar ve bulduğumuz kalıntılar yoluyla bilgileniyor ve faydalanıyorsak, peygamberimizin hayatı ve yaşamı hakkında da doğru bilgileri araştırmalı ve ondan faydalanmalıyız”” demişsiniz.
    bence tüm hadisleri öncelikle reddetmek en akılcı iştir. çünkü hadis kavramı zaten kuranla çelişen ve kuranın istemediği bir şeydir. zaten rivayet olduğunu siz diyorsunuz. yani -mışları -mişleri, -muşlarları din kaynağı yapmak yanlıştır. yanlışlıklar içinde ayıklama yapmak kuranın yetersiz olduğunu ima ettirir. ayıklmaya çalıştığınız şeyler video kaydı değil ki, beşer aktarmalarıdır. şu an yaşadığımız zamanda bile o kadar karanlık işler dönerken gerçeğin ne olduğunun bilemezken, yanlışlıkları ayıklamaya çalışmak zaman kaybı ve boşa kürek çekmektir. Allah sözün en güzelini söylemiştir zaten, ondan sonra söylenecek söz yoktur.
    insana Allah sözü yeter.

  • Avatar

    murat Sep 23 2012 - 22:49 Reply

    Daha düne kadar “hadislerin kökten red etmek gerekir. Kuran’a ilave yapmayan yada Kuran’dan bir şey eksilmeyen hadislerden en fazla yararlanabileceğimizi” söyleyen siz değil miydiniz?

    Ne degişti?

  • Avatar

    oyan Sep 24 2012 - 02:54 Reply

    Adilhaktan kardesin yorumuna katiliyorum,hadislerin altina peygamber imzami atmis`ki inanalim.

  • Avatar

    burhan Sep 24 2012 - 20:14 Reply

    Sayın adilhaktan yorumunuza aynen katılıyorum ve şunu ilave etmek istiyorum.Peygamberimiz eğer Allah ın istediği yani Kuran dışı bir yaşam sürseydi zaten peygamber olamazdı.O nasıl Kuran a göre yaşadıysa bizde eğer Kuran a göre bir hayat tarzı benimsersek peygamberimizin yaşadığı gibi bir hayat yaşamış oluruz.Yani sağdan soldan duyduğumuz sözleri Kuran süzgecinden geçirerek doğruluğunu araştırmakla vakit geçireceğimize doğrudan Kuran ı okuyup anlamaya çalışmak en iyisidir diye düşünüyorum.Haluk Bey zaten yukarda yazdıklarımı yazısında belirttiği halde niye illede bazı rivayetleri Kuran süzgecinden geçirerek kabullenmemiz konusunda çelişkili ifadeler kullanıyor anlamıyorum.

  • Avatar

    halukgta Sep 25 2012 - 13:34 Reply

    İslam eğer akıl dinidir diyorsak, aklını kullanan bir kimsenin, korkacak bir şeyi yok demektir. Şöyle düşünelim. Bir ülkenin ana yasası vardır. Bu kesin ve değişmez kanunlarla sabit ve açıktır. Hâkimler bunu bilir ve bunun dışına asla çıkmaz.

    Birde içtihatlar diye bir kavram vardır. İçtihat ana yasanın hükümlerine göre verilen kararların örnekleridir. Hiçbir içtihat anayasaya ne ilave yapar, nede kanunu değiştirir. Peki, ne işe yarar? Kanunların verdiği cezalarının örnekleridir.

    Şimdi gelelim Kur’an ve içtihatlar konusuna. Allah Kur’an ın açık ve anlaşılır olduğunu söyler bizlere. Fakat herkesin kapasitesinin de aynı olmadığını, bir bilenden istifade edilmesinin, normal olacağı örneklerini de verir. Allah Kur’an ın yarısından fazlasında, yapılan yanlışları örneklerle anlatır bizlere. Bunlarda Rabbin verdiği hükümlerin bir nevi içtihatlarıdır.

    Bizlerde Kur’an ın yaşama geçirilmiş içtihatlarını, birbirimize anlatmamız ve bu konuda geçmişten bizlere ulaşan bilgilerden yararlanmamızın, ne sakıncası olabilir? Elbette doğru bilgi olması şartıyla. Peygamberimizin yaşamındaki güzel örneklerinden faydalanmak, bizlere faydalı olmaz mı?

    Kendisinden emin olan, batıldan korkmaz. Çünkü onun batıl olduğunu hemen anlar. Peygamberimizin hayatı, yaşamı, onun güzel örnekleri, olaylar karşısında ki davranışlarının, bizlere çok faydası olacaktır. Bazı insan vardır bir kez söylemekle anlar. Ama öyle insanlar vardır birçok örnek vermek gerekir, konuyu anlayabilmesi için. Önemli olan doğru örnekler vermektir.

    Bizlere aktarılan öyle geçmiş tarihin bilgiler vardır ki, emin olmadığımız halde küçük bir kanıttan yola çıkarak kabul ederiz. Fakat daha sonra bulunan bir kalıntı sayesinde bildiklerimizin tamamı değişir. Ama yeni kanıt bulana kadar hepimiz buna inanırız. Günümüzde Dünya tarihini bizler böyle öğreniyoruz.

    İslam dinini yaşarken işimiz çok daha kolaydır. Çünkü elimizde apaçık kanıt vardır. Bizlere geçmiş ten verilen bilgileri karşılaştıracağımız, doğruluğunu test edeceğimiz bir mihenk taşı KUR’AN vardır. Bu durumda şüphelenmeye, tedirgin olmaya ne gerek var. Daha sonra şüpheye düşeceğimiz bir durum da yok. Bu durumda geçmiş İslami bilgilerin tamamını yok saymanın faydası ne olabilir? Bana göre hiçbir faydası yok.

    Akıllı bir Müslüman, kendisini Kur’an ile eğitmiş bir insan, asla kendisine din adına iletilen Kur’an dışı bilgilerden korkmaz. Düşünmeden reddetmek, bizleri yanlışa götürür. İlk görünüşünü beğenmediğimiz bir insanı, siz hemen dışlar ve onunla irtibatınızı keser misiniz? Bunu yaparsak yanılırız. Önce konuşmalı ve düşüncelerini öğrenmeliyiz ki hata yapmayalım.

    Değerli din kardeşim. Hadisler dinin ana unsurları değildir. Böyle kabul edenlerin oyununa lütfen gelip, tüm gerçeklere kapımızı kapatmayalım. Kur’ an dışından gelen bilgileri ayıklamak, temizlemek imtihanımızın bir gerçeğidir. Ne denli titiz olursak, o derece doğru yoldayız demektir. Titiz olmak, bizlere anlatılanları tamamen reddetmekle olmaz. Akıllı Müslüman, karşısındakini dinleyen, ondan sonra onun varsa yanlış bilgisini, Kur’an ile düzelten insandır.

    Bizlerin Kur’an ı okuyanlar arasında bile, o kadar farklı anlayışlar var ki. Önemli olan doğru pencereden bakmaktır. Zaman kaybının ne olduğunu kendi nefsimize göre tayin etmemeliyiz diye düşünüyorum. Bırakalım bizler için o boşa geçen zamanın içinde, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, Kur’an elde, akıl cevap versin.

    Allah bizlere orta yolu izleyen, bir toplum olmamızı emreder. Fakat bizlerin başaramadığı da, ne yazık ki orta yolu bulamadığımızdan kaynaklanmaktadır. Kur’an ı yeterli görmeyen, hadisler olmasaydı Kur’an ı anlayamazdık diyenler, hadislerin dine hüküm koyacağına inanan bir toplum, nasıl orta yolun en uç kısmında inancını yaşıyorsa, Kur’an dışından bizlere ulaşan doğru ve güzel bilgileri de ayıklamadan tümden reddetmek bir başka uzak ucun, düşüncesinin ürünüdür.

    Orta yolu izlemek, Kur’an ın onay verdiği her düşünceye kucak açmakla olur. Hak, gerçek, batıldan korkmaz. Tam tersine onu yakınında tutarak, düzeltmenin doğru bilgiyi vermenin yolunu arar. Kendisinden uzaklaştırırsa, nasıl yardımcı olur, yanlış yolu izleyene.

    İnşallah düşüncelerimi anlatabilmişimdir.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Leave a reply

Name (required)

Website