5 SORUYA 5 CEVAP

Sessiz ÇIĞLIK:

Allah’ın selamı üzerinize olsun…

Muhittin ve Servet Hocaların yazının genel anlamının dışında -öyle zannediyorum ki- daha dar bir alan üzerine tartışmak istemektedirler. Onun için münazara/tartışma/münakaşa şeklinde devam eden diyalogda bir kaç noktaya soru şeklinde katılmak durumundayım:

1- Necm süresinde geçen “o (yani resul) kendi hevasından konuşmaz” ayeti Resulullah şahsında nasıl değerlendirmeliyiz?

2- Eğer Resullullah aleyhisselam vahiy dışında bize kendi hayatıyla da bir şeyler öğretmiş değil ise (eğer öğretmiş ise bizim bunu yapıp yapmama noktasındaki duruşumuz nedir?) peygamber dışında mesela melek de bu görevi yerine getirmiş olamaz mıydı?

3- Resuller’in görevi filhakikah nedir? Sadece postacı konumunda olan şahıslar mıdır? Eğer sadece vahyin uygulayıcıları olsalar bile uyguladıkları şekliyle biz de uygulamak zorunda değil miyiz? Yani Peygamberin örnek olması noktasında bizler için bağlayıcı durumda olan peygamberi metot nedir?

4 “Peygamber size ne verdiyse onu alın”, “Kim peygambere itaat ederse, bana itaat etmiştir.” türünden onlarca ayeti nasıl doğru bir şekilde yorumlamamız gerekir?

5- Bizim için “üsve-i hasene” olması sadece insan olması peki insan olarak yaptıkları (burada şunu ifade etmek istiyorum; bahsettiğim numune-i imtisal olması sarık, cübbe, misvak gibi zamansal özellikler değildir) bizi hiç mi bağlamayacak?

Devam edeceğiz inşaallah…

 

Muhittin BOZKURT:

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi müminlerin üzerine olsun…

Şunu belirtmek isterim ki, dar açıdan baktığımızı iddia ettiğiniz şey tevhidin tesniyeye çevrilmesi meselesidir ki, bu mesele çok mühim bir meseledir. Bütün resuller tevhidi bizlere anlatmak için gönderilmiştir. Allah’ın indirdiği Kur’an’ın yanına herhangi birinin yaşantısını ya da sözlerini koymak bu tevhide zarar verir düşüncesindeyim. Yazıya özellikle yorum yapmamın sebebi budur.  Sorduğunuz bu 5 soruya elimden geldiğince kısa cevaplar vermeye çalışacağım, ama sorduğunuz sorular bazı ince detayları içinde barındırdığı için vereceğim cevaplar haliyle uzayacaktır, onun için sabırla okumanızı, sonra size sorduğum sorular üzerinde düşünmenizi isteyeceğim.

 

1. Necm suresi 3. ayetinde anlatılmak istenilen Peygamber’in din adına konuştuğu, hüküm verdiği her şey vahiy ürünüdür ve kendisi bunları heva ve hevesinden uydurmuyor. Nitekim bu ayetin hemen sonrasındaki iki ayet bunların vahiy olduğu ve güçlü/kuvvetli birisi tarafından kendisine öğretildiği açıklanmaktadır:

Kendi hevasından konuşmuyor.

O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.

Bunu ona çok güçlü biri öğretti. (53/3-5)

 

Bu ayetlerden hareket edersek, peygambere isnat edilen hadislerin bu ayetlerle savunulmadığı apaçık ortadadır.

Peygamber hevasından konuşmadığına göre, peygamberin her söylediği vahiy midir? Eğer vahiyse bugün hadisler birer vahiy örneği midir? Mesela Tırmızi’de, Buharide geçen recm olayı, mürtedleri öldürün fetvasına nasıl bakıyorsunuz?

2. Peygamber’in hayatını vahiy düzenlediği için, Peygamberin vahiy dışında din adına bir yaşantısı/hayatı olamaz. Bu Kur’anî yaşantısını da tebliğ etmekle görevlidir. Bir Müslüman bu tebliği göz ardı edemez. Bu tebliğ de Kur’anî yaşamdır ve bu kuran bugün elimizdedir. Bu vahyi yaşama ve tebliğ etme dışında peygamberin kendi kişisel tercihleri elbette vardır. Mesela sevdiği yemekler, giydiği giysiler, günlük olağan hayatı gibi… Bu konuda bizim resule uymak gibi bir görevimiz/yükümlülüğümüz yoktur. Mesela Ebu Yusuf gibi davranıp kabağı sırf peygamber seviyor diye bunu cennet yemeği kabul edip kabağı sevmeyenin kafasını koparma derdimiz ve görevimiz yoktur. Eğer peygamberin kişisel/özel hayatına uymak bizim için bir görev olsaydı, Allah bunu bize Kuran’la bildirirdi.

Neden melek değil de, insan peygamber?

Peygamber dışında bize elçi olarak bir melek indirilseydi; bu, sünnetullaha ters düşerdi. Allah kuranda mealen şöyle cevap veriyor:

İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.

De ki: -Eğer yeryüzünde yürüyen ve nimetlerinden istifade eden melekler olsaydı; biz onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik. (17/94-95)

 

3. Resullerin görevlerini Kur’an açıklamış, şimdi Kur’an’ı dinleyelim:

De ki: “Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim.” (22/49)

Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. (88/21)

Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar. (6/48)

De ki: “Ben kendi nefsime, Allah`ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim. (7/188)

Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Küfre sapanlar ise batıla yapışarak onunla hakkı kaydırmak için uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler. (18/56)

 

Yukarıdaki ayetlere baktığımızda Yüce Rabbim elçisine verdiği görevi apaçık belirtiyor. Bu ayetleri şöyle özetleyebiliriz:

Ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim, Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim. Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.

Peygamber postacı mıydı?

Peygamberin postacı olması meselesine gelince, Peygamber Allah’tan aldığı vahyi değiştirme gibi bir gücü/görevi olmadığı için bu minvalde düşünüldüğünde bir postacıdır, ama Kuran ve hikmetin (ki hikmete hadis diyenler varsa da yanılıyor, çünkü hikmet kuranın içindedir) insanlara öğretmesini Allah emrettiği için aynı zamanda bir muallimdir. Bu öğretme metotları da, neyi öğreteceğini de yine Kuran açıklamıştır; yani başka kaynaklardan peygamberin kuran metodunu aramak havanda su dövmek olur. Peygamberî metot Kur’an’ın kendisidir, birçok ayet bu durumu güzelce özetlemektedir.

Ben peygamberi metodu kuranın içinde buluyorum, sadece bir örnek vereceğim:

“Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et (16/25).”

 

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Peki size göre elçinin görevi ve peygamberi metodu nedir?

4. “Peygamber size ne verdiyse onu alın.” Haşr suresi 7. ayeti -sizi tenzih ederim-istismarcılar tarafından çokça kullanılan bir ayettir. Oysa bu bölümü cımbızlanan ayetin tamamı okunduğunda görülecektir ki, feyden (savaşılmaksızın kazanılan mallardan) bahsediyor:

Allah’ın kasaba halkından Peygamberine verdiği ganimetler; içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet/güç olmasın diye Allah’a, Peygamber’e yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. -Peygamber size ne verdiyse, onu alın ve sizi neden sakındırmışsa, ondan uzak durun. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir. (59/7)

 

Elçiye İtaat=Allah’a itaat

Biz Muhammed (a.s)’a niye uyarız? Çünkü O Allah’ın elçisidir. Yani Allah’ın mesajını alıp da getiren kişidir. Elçinin mesajı Allah’ın gönderdiği mesajdır. O mesaja uyulunca hem Allah’a, hem de o mesajı getiren elçiye uyulmuş olur. Aynı zamanda mesajın kendisine (Kuran’a) uyulduğunu söylersek bu da doğru olur. Elçiye “elçi” denmesinin sebebi kendisinin olmayan mesajı taşımasındandır. Yani Allah, Resul (elçi) kelimesiyle,  Muhammed’in (a.s) kendisinin olmayan mesajı taşıyan kişi olduğunu vurgulamaktadır. İtaat edilmesi emredilen kişi olan elçi, kendisi namına değil, göndericisi (Allah) namına konuşmaktadır. Bu yüzden “O’na (elçiye) itaat, gönderene (Allah’a) itaattir” mantığı, Kuran’ın birçok ayetiyle verilmektedir. Allah’ın elçi yollaması, bizle irtibat kurmak için seçtiği yegane yoldur. Elçi mesajı insanlara ileteceği, ona davet edeceği için elçiye itaat (Muhammed’e) onu gönderene (Allah’a) itaat olacaktır.”

Eğer siz Allah’a itaati Kur’an’a itaat olarak, “Resule itaat”i emreden ayetler resulün kendi sözlerine (hadis) itaat olarak kabul ediyorsanız, “Allah ve resulünden, kendileriyle antlaşma yapmış bulunduğunuz müşriklere bir ültimatomdur bu (9/1).” diye başlayan Tevbe suresi, Allah ve Muhammed Peygamber’in ortak yapımı bir sure midir?

 

5. Peygamber’siz Kur’an anlayışı mı; yoksa hakiki Peygamberî yaşam mı?

‎”Dinin kaynağı yalnız Kur’an’dır.” diyenler Muhammed Peygamberin ve diğer tüm peygamberlerin örnek insanlar olduğunu, onlara uyulması gerektiğini ASLA reddetmezler. Bunca bilgi kirliliği içinde “Peygamberimizin ve diğer tüm peygamberlerin gerçek SÜNNETİNE ancak Allah’ın koruma vaadinde bulunduğu ayetler; yani Kuran aracılığıyla ulaşabiliriz.” derler.

Peygamber’i hayatın ve Kur’an’ın dışına atmıyorum. Ama benim tabi olduğum resulü diğer resuller gibi Kur’an’dan bulduğumu; asla Kur’an’dan ayrı olan hadis ve sünnet denilen şeylere itibar etmediğimi söylüyorum. Ben resulün örnek kişiliğini Kur’an’da buluyorum ve Kur’an dışındaki resulün varlığından sorumlu da değilim. Eğer resulün hadisleri ve sünneti(!) dini tamamlayıcı olsaydı, elbette Allah Resul’e onları da yazmasını, kayıt altına almasını isterdi. Ama Resul’ün vefatından sonra 230 sene ile 370 seneleri içinde yazılan hadisleri ve sünneti neden dinin ikinci kaynağı olarak kabul edeyim ki?

Buhari’nin sahih dediği hadislerin yarısını Müslim sahih değil diye kitabına bile almıyor. Bir başkası da kendi hadis metodolojisini ortaya koyup sahih denilen birçok hadisi kabul etmiyor. Bugün dahi üstünde mutabakatta varılan ve sahih olduğu kabul edilen bir kitap bile yok. “Kütüb-i Site” denilen 6 hadis kitabı kendimi bildim bileli içindeki hadisler elenerek yenileştiriliyor. Daha 20 sene önce bu kitaplardaki bütün hadislerin sahih olduğunu söylüyorlardı…

Kısacası eğer Allah kitabı açıklamayıp Resul’ün hadislerine ve sünnetine açıklamayı bıraksaydı, hadis ve sünnet olmazsa kitap eksik kalsaydı Allah Resul’üne emrederdi ve hadisler de tıpkı Kur’an gibi bir kitapta toplanır ve günümüze kadar gelirdi. Kur’an nasıl korunup günümüze ulaşmışsa hadis kitabı da günümüze kadar ulaşırdı. Yoksa Allah benim dinimi 230 sene sonra hadis toplayan Buhari’ye mi bırakmış olurdu?

Eğer bu Buhari bu kadar dürüst bir adamsa neden yüzlerce iftira hadisi kendi kitabına almıştır? İsterseniz bu hadislerin hepsini kaynağıyla beraber buraya yazabilirim. Nedense ben dinimi Allah’a has kıldığım ve resulünü dahi kendisine eş koşmadığım için benim Peygamber’siz bir din anlayışını savunduğumu söylediler/yazdılar, ama alakası yok. Ben Resul Muhammed’in yaşantısına Kur’an gibi korunmuş bir kitapla ulaşıyorum; tıpkı Musa, İsa, Nuh ve İbrahim’in yaşantılarını Kuran’dan görüp ulaşmam gibi. Ben asla Kur’an dışındaki rivayetlere itibar etmiyorum, çünkü bütün kaynaklar zan taşıyor; ama Kur’an Allah’ın sözü bu konudaki son noktayı koyuyor ve Peygamber’in de Kur’an’a uyduğunu söylüyor. Velhasıl benim Kur’an’da gördüğüm Peygamber’in yaşantısına dair bazı ipuçları önceki yazılarımda yazmıştım, yazdıklarımı tekrar buraya alıyorum, belki benim Peygamber’siz bir Kur’an anlayışını savunmadığımı, aksine Kuran’ın gösterdiği bir Peygamberi kendime rehber edindiğimi size göstermiş olurum:

Peygamberin yaşantısında bizler için güzel örnekler vardır. Musa’da, İsa’da, İbrahim’de, Yusuf’ta… olduğu gibi Bu güzel örneklerden birkaçını sıralayayım da varın gerisini siz Kuran’da bulun:

“Rabbinin adıyla oku”
“dimdik dur”
“insanları Kuranla uyar”
“vizyon sahibi ol”
“kötülüklerden kaçın”
“tüzel kişiliğin gücünü menfaat devşirme aracı yapma”
“sabret”
“peygamberleri yalanlayan, doğru yoldan yüz çeviren yalancı ve günahkar adamlara boyun eğme”
“Allah’a secde et”
“Kuran’ın anlamını anlayarak/duyarak oku”
“bütün peygamberlere ve dostlarına vefalı ol”
“kendini Allah’a ada”
“Allah’ın himayesine sığın”
“onlara biraz mühlet ver”
“Kur’an’la öğüt ver”
“yetimi sakın ezme”
“muhtaçları gözet”
“Rabbinin nimetlerini minnet ve şükranla an”
“namaz kıl, Rabbine kulluk et”
“kurban kes”
“affedici ol”
“iyiliği emret”
“cahillerin kusuruna bakma”
“Allah’a sığın”
“müjdeci ol”
“dünya hayatının çekiciliğine ve dünya malına göz dikme”
“müminlere kol kanat ger”
“müşriklerin kurdukları tuzaklardan dolayı tasalanma”
“sakın kafirlere arka çıkma, hainlerden taraf olma”
“herkese hakkını ver”
“SANA VAHYEDİLENE UY”
“müminlere alçak gönüllü ol”
“zalimlerle oturup kalkma”
“onlarla en güzel şekilde mücadele et”
“inanmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin”
“eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş”
“müminleri savaşa teşvik et”
“hıyanet edenleri savunma”
“küfür içinde koşan Yahudilerin haline üzülme”
“adaletle hükmet”
“münafıkların mal ve çocuklarına imrenme”

Kur’an denizinde çıkardığım inciler bunlar, daha nice inciler çıkarılmayı; yani sizleri bekliyor.

Muhammed Peygamberin örnekliğini kuran dışında arayanlara, “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır (60/4).” ayetinin ortaya koyduğu İbrahim ve arkadaşlarının (Kur’an’daki açıklamaların dışında) güzel örnekliği nerede?

Kalın selametle…

Muhittin BOZKURT


About the Author
Author

wejedar

Comments (3)
  • Avatar

    metafizik199 Jan 9 2013 - 12:25 Reply

    Unutulmaması gereken bir şey vardırki Kuran yaklaşık 22-23 senede inmiş ve canlı canlı yaşanmış ve gelişen olaylara göre ( savaşlarda olan,kafirlere karşı- hatta peygamberin karısına yapılan iftira ve sohbetlerden sonra dağılmaları konusu ) Yani ^^KURAN EVRENSEL^^ dir deyip her ayeti o yüzyılda ne oldu diye düşünmeden hemen bir ayeti (cımbızlıyarak) yapılan oldukça YORUM lar ve çıkarımlar vardır.
    Örneğin ( peygamberinize uyun ve ne verirse alın ) sözü bu gün ki HADİS taraftarları için vazgeçilmez bir ayettir. Peygamberimize uymamızı Allah emretmiş derlerki Şayet allah emretmişse peygamberimiz bu ayete uymamış ve kendi bir KİTAP yazıp yada hayatını yada insanların ileriki yüzyılda ona nasıl uyacağını anlatmamıştır ? Peki kimler bildirmiş : Bu peygamberden dir diyen ve bir kaç asır sonra sadece söylentileri toplayanlar ve kitap haline getirenler bunu yapmamışlar mıdır ?
    Siperlerinizden neden çıktınız diyor ayet. Peygamberimizin ve bir savaş anında olan şeyi anlatıyor şimdi bu mantığa göre ( evimizde siper kazıp çıkmamamız lazım gerekir. Yani kuran evrenseldir deyipte her ayeti zaman -mekan ve neden gönderildiğini düşünemeden efendim ( kuran evrenseldir) deyip anlamakta yanlış bir yoldur. Bunun için her yerde tekrarladığım şeyi burda da yapmak istiyorum : ( peygamberimiz zamanında anlatılan söylenen bütün ayetler (farklı bir KATEGORİ) olarak değerlendirilmeli ve düşünmeli ve YORUM lanmalıdır ) Kuran evrensel olduğu gibi Kıyamete kadar korunan ve hükümleri geçerli olan bir kitaptır yani UZAY ve TEKNOLOJİ çağınada hitap eder aslında ve zaman içinde en azından her yüzyılda her konuda İLİM sahibi ilahiyat ve bilim adamları tarafından yeniden YORUM lanmalı diye düşünüyor ve öneriyorum. Yüzlerce yıl evvel (arapların cahilleri tarafından ) toplanan ve kimin uydurduğu bile belli olmayan SÖYLENTİLER maalesef DİN in anlaşılmasına YARAR getirmediği halde ZARAR vermişlerdir.

  • Avatar

    Fikret Arman Jan 9 2013 - 16:22 Reply

    Gönlüne, emeğine sağlık Kardeşim… Allah razı olsun. Ben 6. soruyu soracağım.

    – Peygamberimiz, kendisine tebliğ edilen kitabın dışına çıkarak, herhangi bir söz söyleyebilir, veya kitaba uymayan bir eylem yapabilir mi?

    YAPAMAZ!

    Öyleyse, sizin de vurguladığınız gibi, tek kaynağımız KUR’AN’dır.

    Selam ve Dua ile,

  • Avatar

    Vildan Jan 16 2013 - 14:11 Reply

    Merhaba.

    “Eğer bize ait olmayan bazı lafları bizim sözlerimiz diye söyleseydi, yemin olsun onun sağ elini koparırdık. Sonra onun can damarını keserdik. Hiç kimse ona yardımcı olmazdı..”(Hakka 44-47)

    Bu ayetin Hz. peygamberlerin din kavramı içindeki yerini belirleyen önemli bir ayet olduğunu düşünüyorum.

Leave a reply

Reply to Vildan Cancel reply

Name (required)

Website