Sorular ve Cevaplar…

 

Uzun zamandan beri yanlızca Kur’an a tabi olan ve taklitçiliği reddedip akılcılık yoluyla, Kur’an ile amel etme gayretinde olan bir kardeşinizim. İnsan Kur’an’nın nuru ile aydınlanınca, el fenerinin karanlığı aydınlatması misali karanlıklara gömülmüş hurafeleri tek tek fark etmeye başlıyor. Sonra da etrafındaki insanları bu hurafelerden kurtarma sevdası alıyor başını gidiyor. Allah biz müslümanlara Kur’an ile öğüt ver diye emrederken, sessiz sedasız bir köşede oturmak tabiki olmaz.

Bende bu gayretle çevremdeki insanlara, yanlızca kur’an a uymaları konusunda telkinlerde bulunmaya çalışıyorum. Tabi ki düşüncelerimize delil olarak sadece Kur’an ayetlerini sunuyoruz. Bu yolda mücadele ederken aldığımız tepkileri ve birbirinden ilginç soruları tahmin etmek hiç zor olmasa gerek.

Geçenlerde bir yakınım sosyal paylaşım sitesi vasıtası ile bana sorular yöneltti, bende onları bilgimizin yettiği kadarı ile cevaplamaya çalıştım. Bu soruları ve cevapları sizinle paylaşmak istiyorum.

Soru  : Eko bu sünnet olmak adeti Hazreti İbrahim zamanından günümüze kadar gelmedi mi?

Cevap: Hz. İbrahim’in 80 yaşlarında kendini balta ile sünnet ettiğine dair rivayet var. Nisa 118-119 da Allah Müslümanları uyarıyor. Allah’ın yaratışını bozmanın şeytanın emri olduğunu bildiriyor. Bu ayetin varlığından dolayı ben bu rivayete inanmıyorum. Diyelim ki bu rivayet doğru Allah, Hz. ibrahim’e sünnet olmasını emretti. Bu emir artık Kur’an ehli için geçerli değildir, çünkü Allah bizim yanlızca Kuran’dan sorumlu olduğumuzu ve ileride bu Kuran’dan sorguya çekileceğimizi bildiriyor. Zuhruf/44 e bakabilirisin.

Soru: Ayrica peygamber efendimiz doğarken sünnetli doğmamış mıydı?

Cevap: Peygamberimizin sünnetli doğup doğmadığını ben bilemem. Bu kesinlikle delil getirilemeyecek bir iddiadır. İslamiyetin ilk  zamanlar insanlar duydukarı, gördükleri şeyleri sorguluyorlardı. Çünkü Kur’an bunu emreder. Sünnetsiz Müslüman olmazsa peygamberimiz neden sünnet olmamış diyenlere hazır cevap bu, peygamberimiz sünnetli doğmuş. Nasıl olsa kanıtlanması imakansız.

Soru: Ayrıca her şey bir yana, bu Türk toplumunun bir adetidir. Senin çocuğun olsa onu sünnet ettirmeyecek misin? Peki onun pisikolojisi ne olacak?

Cevap: Sünnet, Türk toplumunun adeti değildi aslında bize de Araplardan geçti. Ama sünnetin kökeni çok çok eski. Arkeolojik kazılarda duvarlarda sünnet olan çocuk resimlerine rastlanıldığı iddia ediliyor. Bence de bu doğrudur, çünkü Allah’ın yaratışını bozmak şeytan’ın emriyse ve sünnet de Allah’ın yaratışını bozmak olduğuna göre bu adet şeytanın ve insanın yaşı kadar eski olabilir. Ben çocuğum olursa bu kararı kendisine bırakmayı düşünüyorum. Aklı ermeye başladıktan sonra ben Kurani gerçekleri ortaya koyarım kendisi ister gider sünnet olur isterse de olmaz.

Soru: Bugün etrafına bir bak! Hangi Müslüman kadın sünnetsiz bir erkekle evlenmek ister?

Cevap: Etrafıma baktığımda çoğunluk sünnetsiz bir erkekle evlenmek istemez. (Namaz kılmayanla evlenir, oruç tutmayanla evlenir, zina yapanla evlenir hatta Allah’a inanmayanla evlenir ama Müslüman bir kadın sünnetsiz erkekle evlenmez bu bile işin ne kadar trajikomik olduğunun bir göstergesi) Ben eskiden kendimi, düşüncelerimden ötürü yalnız zannederdim. Ama zamanla benim gibi sadece Kuran`a uyan, Kur’an`dan başka bir kitabın dini hükümlerini kesinlikle kabul etmeyen, Kuran ile yatan Kuran ile kalkan erkek, kız bir sürü insan tanıdım. Benim çocuğum da onlardan bir tanesi ile evlenir kısmet olursa. Kaldı ki kimse onunla evlenmedi. O da bekar ölür. Bizim her zaman söylediğimiz bir söz var. ”inanmadığın yolda milyonlarla yürüyeceğine, inandığın yolda tek başına yürüyeceksin.”

Soru: O zaman kurban bayramı diye veya Allah’a kurban etmek diye bir şey de olmaz. Eskiden putperestlik zamanında putlara hayvanlar ve bazı insanlar dahil kurban ediliyordu. O zaman senin mantığına göre bu da yanlış olmuyor mu?

Cevap: Kurban bayramı diye bir şey yok. Kurban kesmek hac da belirli durumlarda yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Kuran’da bunun ayrıntısı var. Eskiden dediğin gibi putlar için hayvanlar kurban ediliyordu. Bu yüzden Allah kan, domuz eti, leş ve özellikle Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların etlerini haram kılar. Bunların dışında da bazı hayvanların etlerinin haram olduğuna dair rivayetler var. Bunlara inanmak Allah’ın ayetinden tatmin olmamak ve başka hüküm koyucular aramak anlamına geliyor bence. Allah korusun.

Soru: Sen bugün birçok şeyi Kuran’ı Kerim’e göre yorumluyorsun. Ayetlerin haricinde hiçbir şey yok diyorsun. Sünnet yok Hadis yok. Onlar uydurma diyorsun. Peki Kuran’ı Kerim’i peygamber efendimizin yanında ki ashap yazmadı mı? Tamam mutlaka uydurma hadisler de olmuş olabilir ama hepsini bir kerede atamazsın. O zaman senin dediğin gibi sadece Kuran’ı Kerim varsa peygamber efendimize ne gerek vardı? Cebrail Kuran’ı Kerim’i bir yere indirir, onu da herkese okuyun derdi.

Cevap: Kuran ayetleri indirildiği gibi ezberlendi ve yazıldı. Kuran’ın değiştirilemeyişinin sebebi de bence Kur’an çok çabuk ezberlenmesi, ezberden ezbere yayılmasıdır. (Kuranın bir mucizesi de bence bu, mükemmel derecede uyum ve kafiyeli olduğu için Arapça bilen bir insanın kuranı ezberlemesi zor olmasa gerek.) Ayrıyetten peygamberimiz yazılan Kur’an mushaflarını kontrol edebilirdi. Şimdi diyeceksin ki peygamberimiz ümmi idi nasıl kontrol etsin. Ümmi demek okuma yazma bilmeyen demek değil. Ümminin ne demek olduğunu Kuran gayet net açıklıyor. Ümmi daha önce ilahi bir kitap okumamış, ilahi bir kitaba tabi olmamış demektir. Peygamberimizin görevi Allah’tan aldığı vahyi eksiksiz ve kusursuz olarak insanlara tebliğ etmektir. Ayrıca peygamberimiz müminler için örnektir. Allah’tan gelen vahiy ile amel edilebilirliğin canlı kanıtıdır. Yarın Allah’ın huzurunda, ”Allah’ım verdiğin sorumluluk  bir beşerin yerine getiremeyeceği ağırlıktaydı”. Diyemeyeceksek eğer bu peygamberimizin bir beşer olması ve verilen sorumluluğu eksiksiz yerine getirebilmesi sayesindedir. Ayrıca peygamberimiz, Kuran’a tabi olan bir bireyin ve toplumun, dünyada neleri değiştirebileceğinin bir kanıtıdır. Allah’ın indirdiği ile hareket eden her peygamber, toplumundaki haksızlıklara karşı savaş açmıştır. Toplumun ileri gelen kodomanları ile mücadele etmiştir. İnsanlar arasındaki sınıf ayrımlarını ortadan kaldırmaya çalışmıştır. İşte peygamberlerin sünnetine uymak istiyorsan sünnet bu!  Ama bunlara ne gerek var birileri demiş ki dışarı çıkma evinde otur, 33 kere tevhid çek bilmem kaçtane salavat getir, cennetin kapıları sonuna kadar sana açılır.

Soru: Peygamber efendimiz Kuran’a tabii oluyor tamam ama onun bir de söyledikleri var. Kuran’ı Kerimi biz mi daha iyi yorumlayabiliriz yoksa peygamber mi?

Cevap: Peygamberimizin Kur’an dışında söylediği bir şey yok. Kuran dışında söylediği iddia edilen şeyler var. Biz peygamberimizin söylediği şeyleri inkar etmiyoruz. Şuan peygamberimiz hayatta olsa söylediği her şeyi kayıtsız şartsız kabul ederiz. Çünkü Allah peygambere itaat edilmesini emrediyor. Çünkü biliriz ki peygamber vahyin dışında bir şey ile insanları uyarmaz. Ama Müslüman insan biraz uyanık olmak zorunda. Şeytanın hurafeleri insanlara kabul ettire bilmesi için kullandığı iki tane silah vardır. Bunlarda biri Allah diğeri de peygamberdir. Şeytan önce Allah’ın indirdiği kitapları bozmaya çalışır. Allah’ın söylemediği şeyleri söylemiş gibi gösterir. Tevrat’ ta ve İncil’de yaptığı gibi sonra Allah’ın sözlerini değiştiremez ise eğer (ki bunu Kur’an için asla yapamayacak çünkü Kur’an Allah’ın koruması altındadır. Hicr/9) bu sefer peygamberin sözlerini değiştirir veya söylemediği şeyleri söylemiş gibi gösterir. İşte bu dinin bozulması demektir. Hadis kitaplarında tabi ki güzel öğütler var bunlara lafımız yok, Allah insanlara güzel öğüt vermeyi emreder. Bu güzel öğütler peygamberimizin ağzından çıkmasa bile öğüt öğüttür. Amma Allah kitabında zinanın cezası 100 değnektir derken kalkıp birisi yok 100 değnek değil, peygamberimiz zina edeni taşlayarak öldürdü derse veya Allah kitabında Allah’ın yarattığı güzel süsleri ve rızıkları size kim haram etti diye sorarken, birileri kalkıp Peygamber ümmetine altını haram etti derse orada işin rengi değişir.

Soru: Eko bugün Kuran’ı Kerim’in içinde o kadar çok sırlar var ki, bizim, en azından, kendi adıma söyleyeyim benim bunu anlamaya idrakim yetmez. Biz sadece yüzeysel olarak anlarız. Hakikat kısmının ne olduğunu ise cenabı Allah’ın izin verdiği kişiler bilir. Kuran’ı Kerim de haksız yere hiç bir kimseyi öldürmeyeceksin bunun günahı çok büyüktür diye biliriz. işte bu bizim anladığımız kısımdır. Fakat Hızır aleyhisselam ve Musa peygamberin hikayesine bir bak. Orada bir çocuk öldürülüyor ve bir gemi batırılıyor. Buna bakarsan yapılanlar yanlış fakat o hızır aleyhisselam Allah istediği için onu yapıyor. Bence bazı konularda çok aceleci davranma.

Cevap: Allah ayetlerini ikiye ayırır. Muhkem ve müteşabih ayetler. Muhkem ayetler yoruma olanak vermeyecek ayetlerdir. Yani senin yüzeysel dediğin ayetler ki bunlar insanın Kuran ile amel edebilmesine yetecek ayetlerdir. Allah bu ayetler için ”kitabın anasıdır” der. Müteşabih ayetler ise yoruma açık ve ancak gece gündüz Kuran ile yatıp Kuran ile kalkan, kendini ilime ve araştırmaya vermiş insanların, hakkı ile anlayabileceği ayetlerdir.

(Bütün yazdıklarım kendi düşüncelerimdir ve herşeyin en doğrusunu yanlızca Allah bilir. Eğer bi yanlışımız varsa her zaman ki gibi yanlızca Allah’ın affına sığınırım.)


About the Author
Author

erkanata

Comments (1)
  • Avatar

    bodoloji Feb 8 2013 - 11:51 Reply

    Doğru olduğunu düşündüğünüz şeyler çocukluktan itibaren çeşitli metotlarla öğrendiğiniz herşeyin kişinin kendisi için birer kanıtıdır.Kuran daki doğruluk ise kanıtlanması gereken önermeler içerir yani rabbimiz bize bunları doğru kabul edebilmemiz için tartmamız gerektiğini ve tartı kurallarını getirmiştir.Kuran bize bunu böyle bilin ve kabul edin dediğin de mutlaka felsefi ve fiziki kanıt getirmiştir.Yani KURAN aynı zamanda bir kurallar kitabıdır inanan için.İnandım demekle aynı zamanda kabul ettim diyoruz.Tanımlı ve tanımsız her hal için kabul ediyoruz.İnanan insan bu kuralların dışındaki her önermenin Kuran da mutlaka ama mutlaka çürütüleceğini bilmelidir.Dolayısı ile KURAN dışında bir inanç arayan yada onu KURAN dışında bir paradigma ile açıklamaya çalışan herkes kendini nasıl ifade ederse etsin (yani ben müslümanım desin yada demesin) aslında İSLAM ın dışında kalmıştır.

Leave a reply

Name (required)

Website