İnancımızı Lütfen Kur’an ile Sorgulayalım !

Bir yazıma cevap veren bir kardeşimiz, yazdığım yazımın ana fikrine katılmadığını anlatmak için, üzerinde çok düşünülmesi gereken bakın ne söylemiş. Bu sözler üzerinde lütfen, Kur’an ı referans alarak dikkatle düşünelim.

(Müslümanlar her şeyi kuran-ı kerimden alacak olsalardı, peygambere gerek kalır mıydı? )

Değerli din kardeşlerim. Bu sözün anlamı, Kur’an da din ve iman adına her bilgi yoktur. Onun içindir ki imanımızı yaşamak için, bizlere Kur’an yeterli değildir. İslam ı doğru ve tam yaşamak için, Kur’an yani Allah ın hükümleri ve peygamberimizin dine koyduğu hükümlerle yaşamalıyız deniyor.

Bu sözleri ve benzeri sözleri çok duydum, sizlerde duymuşsunuzdur. İslam ı cemaat ve tarikat eksenli yaşayan din kardeşlerimin, dini bir konuda konuşmaya başladıklarında, söyledikleri ve savundukları fikir ve düşüncenin ana temelini, bu inanç oluşturuyor.

Bu soruyu kendimize soralım. Gerçekten İslam dininin kuralları, sorumlu olduklarımız ve din adına verilen hükümler, yalnız Allah ın tekelinde değil de, elçisinin de verdiği ama Kur’an da bahsedilmeyen hükümlerle birlikte mi yaşanmalı? Gelim bu soruya Kur’an dan cevap arayalım.

Ankebut
18: “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”

Gaşiye:
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

Kehf
56: Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.

Enam
50: De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”

Rad
40: Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.

Ne dersiniz, Allah elçisinin görev tanımını yaparken söylediği sözler ve Allah ın elçisine, deki onlara diye başladığı tebliğiyle söyledikleri, ben yalnız bana vahyedilene uyarım hitabı, çok açık değil mi? Tebliğ etmek sana, hesap sormak bana düşer sözlerinden demi hiçbir ders alamıyoruz? Çok açık ama O nefis yok mu, işte O nefis, atalarımızın hurafe itikatlarını yaşatmak adına, Allah ın ayetlerini görmezden gelmemizi sağlıyor.

Bizlerin din ve iman adına sorumlu olduğumuz her konu, Kur’an da açıklanmamış, örnekleri verilmemiştir diyebilir miyiz? Allah Kehf suresi 26. ayetinde bakın ne diyor.

(O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.)

Bu kadar açık bir hükmü gördüğümüz halde, nasıl olurda, Peygamberimizi Allah ın dinde hüküm ortağı yaparız. Allah bakara 5. ayetinde bakın bizleri nasıl ve ne için uyarıyor.

(İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.)

Allah kurtuluşa erecek kullarının, bakın kimler olduğunu söylüyor. Rablerinden gelen, yani Kur’an ın üzerinde, onun takipçileri olanlardır kurtuluşa erecek diye üstüne basa basa söylüyor. Ama bizler hala bunca açık ayetleri de görmezden gelerek, emin olmadığımız ve peygamberimizin adını kullanarak bizleri aldatmaya çalışanların, foyasını ortaya çıkarmak için, kılımızı bile kıpırdatmıyoruz. Acaba bunu yaparak kurtuluşa erenler arasında yer alabilir miyiz, ne dersiniz?

Peygamberimiz Allah ın dine hüküm koyduklarından başka, hiçbir ilave yapmadığını bakın daha başka nasıl söylesin.

Ahkaf
9: De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Değerli din kardeşlerim, Allah ın bu ayetinden sonrada mı, aynı sözleri söylemeye devam edeceğiz? Allah elçisine deki onlara diyerek bakın ne söylemesini istiyor. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. Bu sözleri, ne yani peygamberimiz postacımıydı diyerek, yanlış inançlarına delil yapanlara hatırlatırım. Din şaka götürmez. Böyle yanlışlar insanı, sonsuz cehennemin kalıcısı yapar.

Bizler Kur’an da, bizlerin sorumlu olduğu her bilgi yoktur diyoruz, ama Allah tam tersini söylüyor bakın.

İsra
89: Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.

Nur
34: Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren ayetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.

Kehf
54: Andolsun, bu Kur’an’da insanlar için her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.

Bizler öyle sözler söylüyor ve inanıyoruz ki, Allah ın Kur’an da söylediklerinin tam tersi. Edindiğimiz ve emin olmadığımız rivayetleri Kur’an da göremediğimizde, bakın Kur’an da her şey yokmuş, deme yanlışlığını yapıyoruz. Daha da ileri giderek, O rivayetler olmasaydı Kur’an ı anlayamazdık, Kur’an kapalı kalırdı, İslam ı gereği gibi yaşayamazdık diyerek, büyük bir yanlışlığın kapısını aralıyoruz. Allah bizleri affetsin.

Bunca apaçık ayetleri görmezden gelerek, yanlış itikatlarımıza delil olsun diye, ayetlerde geçen kelimelere öyle anlamlar veriyoruz ki, yüzlerce ayetin üstünü örtüyor ve görmezden geliyoruz. Allah bir hüküm verdiyse, bir başka ayetinde onun tam tersi bir hükmü, asla vermez, lütfen bunu unutmayalım. Sizce Allah aşağıdaki ayetinde verdiği hükmü bizlere tebliğ ettiyse, Kur’an ın vermediği bir hükümden de sorumlu tutar mı bizleri?

Zühruf
44: Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

Ne dersiniz, Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekileceksiniz diyorsa, Kur’an ın açıkça vermediği bir hükümden, bilgiden, sorumlu tutar mı?

Yaradan birçok ayetinde Kur’an ın ipine sarılmamızı emreder, hiçbir velinin ardına düşmememiz gerektiğini söyler. Bu ayetlerden sonra, Kur’ an ın vermediği hükümlerden de sorumluyuz demek, Kur’an ayetlerini görmezden gelmek demektir. Neden bunca açık ayetler dururken, hala her şey Kur’an da yoktur, peygamberimizde dine hüküm koymuştur diyoruz.

Allah casiye suresi 6. ayetinde bakın ne diyor ve bizleri yalnız nereye yönlendiriyor.

Casiye
6: İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Bunları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

Peygamberimizin de yalnız Kur’an ile ümmetine hükmettiğini, lütfen unutmayalım. Çünkü Allah dan aldığı emir öyleydi. Kur’an a harfiyle uyan, peygamberimize de uymuş demektir. Elbette peygamberimizin örnek hayatı, bizler için çok önemlidir. Elbette onun sözleri, bizlerin başımızın tacıdır. Ama onun sözü olup olmadığını anlamak için de, gayret gösterelim ve dine nifak sokanların oyununa gelmeyelim. Onun sözü olup olmadığını, Kur’an ile karşılaştıralım, Kur’an ın süzgecinden geçirelim. Çünkü peygamberimizin, benim adıma yalan uyduranlar, cehennemde ebedi kalıcıdır diye uyarısını da, asla unutmayalım.

Allah görev verdiği elçilerinin görev ve sorumluluğunu çok açıkça bizlere bildirdiği halde, bizlerin bu gerçeklerden uzaklaşarak yaptığımız yanlışları, lütfen artık fark edelim ve KUR’AN İLE İTİKATLARIMIZI SORGULAYALIM. Yoksa hesabın görüleceği O çetin günde, çok pişman oluruz. Bakın Allah bizleri, kurtuluşa erdirecek bilgilerin nerede olduğunu söylüyor.

Enbiya
10; And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ?

Yüce Rabbim ne yazık ki akıllanmadık, akıllanmaya da sanırım hiç niyetimiz yok gibi görünüyor. Bizlerin bütün şan ve şerefimizin, kurtuluşumuzun Kur’an da olduğunu açıkça söylediğin halde, eğer bizler hala Kur’an da her bilgi açıkça yoktur diyor da, beşeri rivayetlere kurtuluşumuz adına sarılıyorsak yöneliyorsak, bizlerin akıllanmadığımızı ve akıllanmaya da, hiç niyetimizin olmadığını gösterir. Ne olursun bizlerin gözlerindeki perdeyi, gönlümüzde ki mührü kaldır ki, senin nurunun ışığıyla aydınlanalım.

Dilerim Yüce Rabbimden, Kur’an nurunu gönlünde hisseden, onun ışığıyla aydınlanan, Kur’an ın sınırlarını aşmayan, Rabbin halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

halukgta

Comments (8)
  • Avatar

    şimşek Nov 4 2013 - 23:39 Reply

    ALLAH razı olsun

  • Avatar

    cortextm Nov 5 2013 - 09:21 Reply

    Haluk bey yazılarınızı dikkatle okuyorum. Bu bahsettiğiniz konu hakkında bende direnmiştim açıkçası. Sonra ayetlerle hemhal olunca şu sonuca ulaştım. Peygamberimiz, yaşayan Kur’an dı. Öyle ki ayetlerin uygulama örneği peygamberin kendisi idi. Yani sadece kitabın inmesiyle nasıl bugünlere gelirdik, baksanıza peygamber olduğu halde halen kitabın yüzünü açmıyoruz.

  • Avatar

    ali Nov 5 2013 - 13:07 Reply

    Allah razı olsun sizden.

  • Avatar

    sonerizgi Nov 5 2013 - 21:16 Reply

    57. Sure (Hadîd Suresi), 27. Ayet
    Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. İcat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

    İnsanoğlu bazı şeyleri yeterli görüp, icat çıkartmadan herşeyi eline yüzüne bulaştırmadan yaşamaya alışamayacak galiba. Kuran’da bildirilenleri ne zaman tam yapmayı başarabildik te O’nun dışındakileri yapmaya çalışıyoruz.
    İşin farklı bir boyutu daha var bana göre. Kuran Ayetlerinin Peygamberimiz döneminde net bir şekilde tek tek açıklandığına inanmıyorum OKUnmuştur ama açıklamak Allah’a aittir. Bu yüzden henüz açığa çıkmamış Ayetlerin bulunması, okuduğumuz zaman kafamızın karışmasından doğan bilgi yoksunluğu Kuran dışı araştırmalara itiyor bizi. Tabi ki araştıracağız ama ulaştığımız Kuran dışı bilgilere körü körüne bağlanmak neden. Biz bilmeyiz Allah bilir demek yerine o bilgiyi elde etmek için aceleci davranarak hatalar yapıyoruz.

    75. Sure (Kıyâmet Suresi), 16. Ayet
    Onu çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
    75. Sure (Kıyâmet Suresi), 17. Ayet
    Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
    75. Sure (Kıyâmet Suresi), 18. Ayet
    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
    75. Sure (Kıyâmet Suresi), 19. Ayet
    Sonra onu açıklamak da bize aittir.

    Kuran’ın Peygamberimiz döneminde bir günde indirilmediğini de yine Kuran’dan biliyoruz ki rivayetlere göre 23 senede indirilmiştir. O dönemdeki Sahabelerin şehit mertebesine yükseldiğinde daha bilmediği nice Ayetler vardı. Ki Allah Fetih ten önce savaşan ve harcayanlarla fetihten sonra savaşıp harcayanların arasına da üstünlük farkı koymuştur. Biz ne için savaşıp ne harcıyoruz ancak Allah’ın Kelamını yetersiz görüp üstüne Müslümanlarız diyoruz. Ancak kendimizi kandırıp Akşam namazını 3 rekatmı kılsak 5 rekatmı kılsak daha iyidirlerin tartışması içindeyiz. Yani bırakalım Kuran da şu bahis edilmemiş bu bahis edilmemiş laflarını daha açığa çıkmamış nice Ayetler var bana göre. Ama iş Allah ilim verirse Kuran’ı yine Kuran’la anlayabilmekte. Boş işler hakkında tartışmayı bırakıp, ağır ağır OKUyabilirsek saf bir kalple, Allah ta hidayet verirse İnşaallah daha neler öğretecek bizlere hayat akışıyla beraber.

    Haluk Abi Allah razı olsun sizden…
    Allah bizleri o dosdoğru yoluna iletip salih kulları arasına katar İnşaallah… Selamun Aleyküm

  • Avatar

    Mehmet Ali Oğuz Nov 7 2013 - 16:36 Reply

    Rabbim, “Peygamberleri Rabbler edinmeyin” diyor. Yazınızı çok beğendim. Elinize sağlık.

  • Avatar

    demir702 Nov 9 2013 - 22:39 Reply

    teşekkürler sayın GÜMÜŞTABAK çok güzel bir yazı olmuş

  • Avatar

    Ayşegül Güngör Şen Nov 12 2013 - 08:27 Reply

    Aslında makale içinde ki ayetleri akıl edip düşünmeleri kafalarında ki soru işaretlerini yok edecektir ama işte her insan kendinden sorumludur maalesef kişinin ne yönde düşüneceğine biz etki edemeyiz.O neye dayanmak isterde ona dayanır(Kuranı Kerime mi ,çoğunluğa mı,yoksa çok tatlı dillerle anlatılmış çok önemli gibi duranlara mı,yıllanmış klişelere mi..) işte tam bu nokta da insan yolunu seçer ve sorumlu tutulduğu konularda sınavını verir.İnsanoğlu tuhaf bir varlık nankördür,kıymet bilmezdir,elindekilerle yetinezdir..bu maalesef inançlarımız da böyle..gerektiği kadar düşünmeden, emek vermeden, değerini bilemeden ,anlayamadan hemen başka şeyler ararız.Ve nedense hep kolay olanı ,başımızı ağrıtmayanı seçeriz.Sonra da inandık ,iman ettik deriz.Var mı böyle kolaylık?..İman etmek ,inanmak,inandığını yaşamak zor ama bunun için yaratıldık .Allah yardımcımız olsun. Dostdoğru yol bu kadar netken Yaratanımız ”And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ?” diye uyarırken.El aman Allah’ım ! ,saptırma bizi başka yollara.

  • Avatar

    Zülkarneyn Nov 13 2013 - 09:01 Reply

    Bizler hep kolayı seçiyoruz hiç araştırmadan Kuran’a bakmadan ya bir hoca,ya bir alim.ya bir şeyh,yada kendini seyyid kabul edenleri bulup onlara soruyoruz. Onlarda tabiki kendini yıllarca öyle bir inanışa adamış bilgisi neyse onu bize din diye anlatıyor. Bizde öyleymiş gibi dini öyle uyguluyoruz. Fakat bunda en çok suç bizim çünkü dini bunlardan ögrendigimiz, için asıl kaynagına bakmadıgımız. Ya bunların söyledigi Kuran’da varmı diye bakmadıgımız için,Din sanki bunlara inmiş gibi kabul ediyoruz. Kuran araştırmalar grubuna çalışmalarından dolayı teşşekürler.

Leave a reply

Name (required)

Website