Allah(c.c.)’ın Peygamber Gönderme Sistematiği

Allah(c.c.)’ın Peygamber Gönderme Sistematiği

Rahman ve Rahim olan Allah(c.c.)’ın adıyla

Öncelikle; Allah(c.c.)’a hamd olsun, şükürler olsun. O’nun meleklerine, peygamberlerine ve yaratılan bütün salih kullarına selam olsun.

Kur’an’ı okuduğumuz zaman peygamber kıssalarını görebiliriz. Allah(c.c.) çeşitli sure ve ayetlerde peygamber kıssalarından bizlere ibretlik örnekler anlatmış ve öğütler vermiştir. Kur’an okunup incelendiğinde anlatılan peygamberlerin hemen hemen tamamı Ortadoğu’ya ya da bu coğrafyaya yakın bölgelere gönderilen peygamberlerdir. Ama Kur’an’da peygamber ya da elçi gönderilmeyen kavimlerin sorumlu tutulmayacağı belirtilmiştir. Buna binaen rabbimiz bir ayet mealinde şöyle buyurmuştur:

 

Fatır Suresi 24. Ayet: “Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içinden bir uyarıcı gelip geçmesin.”

 

Bu durumda akla şöyle sorular gelmiyor değil: “Allah(c.c.) bütün peygamberleri bu coğrafyaya mı gönderdi? Ya da Neden hep bu coğrafyadaki peygamberleri anlatıyor? Ya da Başka peygamberler gönderdi mi?” Evet, Rabbimiz kitabında dünya üzerindeki diğer ülke ve bölgelerden örnekler vermemiştir. Kur’an’da anlattığı helak olan kavimler dahi bu bölgede veya yakınındadır. Örneğin Hindistan’da, Çin’de, Avrupa ve Amerika’da veya daha uzak coğrafyalardaki bir peygamberi örnek olarak vermemiştir. Ama örnek olarak vermemesi oralara peygamber göndermediği anlamı taşımaz. Oysa bu bölgelerden de çeşitli öğretileriyle, bazı kesimlerce peygamber olabileceği düşünülen insanlar yaşamıştır. Pekiyi Allah(c.c.) neden Kur’an’da bu türden peygamber olabilecek insanlardan ve kıssalardan bahsetmemiştir? Bu duruma birçok neden sayılabilir ama biz birkaçı üzerinde durmaya çalışacağız ve tabii ki en doğrusunu Allah(c.c.)’ın bildiğini unutmayacağız.

Öncelikle Kur’an’da bütün peygamberlerden bahsedilmemiştir. İndiği toplumun ihtiyaçlarına göre kıssalar ve peygamberler anlatmıştır. O günün toplumu da adalet, sabır, merhamet ve benzeri insani özelliklerden yoksun olduğu içinde Rabbimiz peygamber hayatları ve çeşitli kıssalarla bu toplumu uyarmıştır. Tabi bu yoksunluk bütün dönemler ve çağlar için geçerlidir ama o zamanki toplum kızlarını diri diri gömecek kadar bu anlamda çorak bir dönem yaşamıştır.

Diğer bir mevzu ise bilinen peygamber ve kıssaların doğrularının anlatılmasıdır. Allah(c.c.) özellikle o toplumun bildiği ve duyduğu peygamberlerden örnekler vermiş ve yanlış bildikleri bilgileri ve öğütleri ise düzeltmiştir. Bir ayet mealinde şöyle buyruluyor:

 

Maide Suresi 27. Ayet: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah(c.c.), ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.”

 

O zamanda Arap toplumunda Âdem, Nuh İbrahim, Yakup, Yusuf, Musa ve İsa gibi peygamberler biliniyordu ya da en azından duyuluyordu. Allah(c.c.) eğer bu toplumun bilmediği duymadığı peygamberlerden ya da isimlerden örnek ve kıssalar verseydi ciddi inanç ve itikat problemleri yaşanabilirdi. “Bu anlattığında nedir?” diye peygambere sorular sorarak sıkıntılar oluşabilirdi. İndirilen bu kitapta onların tanıdığı, bildiği peygamberlerden ve onların kıssalarından bahsediyordu. Bu anlamda itiraz hakları bulunmuyordu.

Peygamberlerin o bölgeye çokça indirilmesinin ve bu bölgeye indirilen peygamberlerden bahsedilmesinin başka bir sebebi de dünya üzerindeki nüfusun büyük bir bölümünün ya bu bölgede yaşıyor olması ya da nüfus olarak yoğunluk teşkil eden bölge ve ülkelere yakın olmasıydı. Ortadoğu’nun çeşitli ticaret ve kervan yollarının merkezinde olması, insanların uğrayıp etkilendiği bir bölgede olması da başka bir neden olarak sayılıp düşünülebilir.

Bu anlamda, bu coğrafya dünya üzerinde stratejik ve jeopolitik öneme sahip, ilk insanların ve medeniyetlerin yaşadığı, kültür ve medeniyet özellikleri bakımından binlerce hatta on binlerce yıllık geçmişi olan dünyanın merkezi konumundaydı. Bu gün hala bu özelliğini korumakta; maddi, manevi ve stratejik aktivitesini devam ettirmektedir.

Rabbimiz hiçbir topluma, ümmete hatta insana uyarıcı göndermeden onları sorumlu tutmayacağını belirtmiştir. Bu anlamda kimseyi yargılamaz ve yargılarken de verdikleriyle yargılar. Bu bakımdan Orta Doğu seçilmiş bir coğrafya özelliği taşımakta ve dünyanın merkezi olma özelliğini devam ettirmektedir. Bu bölgede on binlerce yıldır zulümler, adaletsizlikler ve dolayısıyla kan eksik olmamıştır. Doğal olarak en fazla peygamberin gönderildiği bölgedir.

Gönderilen bütün resullere selam olsun ve Âlemlerin Rabbine hamd olsun.

Allah(c.c.) bizleri gönderilen bütün resulleri ayırt etmeden seven, onların bir olan yollarına uyanlardan etsin. Allah(c.c.)’ın selâmı üzerinize olsun.

Murat Aydın


About the Author
Author

murataraydin

Comments (2)
  • Avatar

    cortextm Feb 15 2014 - 09:08 Reply

    Çok güzel bir yazı olmuş Murat bey.

    Konuya ilaveten, özellikle o zamanki toplumun yanlış bildiklerini de doğrularıyla düzeltiyor Allah. Yusuf peygamber ile ilgili, ashab-ı kehf ile ilgili, Nuh peygamber vs. ile ilgili birçok rivayetlerin konuşulduğu, bir kısmı zan ile doldurulmuş bilgilerin düzeltmesi yapılmaktadır Kur’an ile.

    Selam ve dua ile.

  • Avatar

    Murat AYDIN Feb 18 2014 - 20:33 Reply

    Teşekkürler. Selamlar…

Leave a reply

Name (required)

Website