En Büyük Zulüm : Şirk-2

Yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Bir önceki yazımda şirkin tarifini yapmış ve şirkle ilgili bazı yanlış anlayışlara değinmiştim. Kısaca Şirk Allah’a ait olan bazı vasıfları insanlara ya da kutsallık atfettiğiniz bir takım nesnelere vermenizdir. Bu tanımdan hareketle ve kuran ayetleri ışığında şirkin ne olup olmadığını daha detaylıca irdeleyelim.

Şirk nedir? Ne değildir?

– Şirk ehli, heykellerinin, put adı verilen kutsallarının evreni/kainatı yarattığını iddia etmezler, onlar da kainatı Allah’ın yarattığına inanırlar.

Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş’i ve Ay’ı kim boyun eğdirdi?” diye sorarsan, mutlaka şöyle diyecekler: “Allah!” Peki nasıl döndürülüyorlar?
Ankebut-61

Onlara, “Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?” diye sorsan, mutlaka “Allah!” derler. De ki: “Hamd Allah’adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar.”
Ankebut-63

– Müşrikler kendilerince Allah’a inandıkları gibi yeri geldiğinde de -özellikle zor durumda kaldıklarında-  ona dua ederler. Fakat kurtulmalarının hemen ardından Allah’ı unutarak sanki onları kendi kutsal saydıkları şeyler kurtarmış gibi onlardan bahsetmeye koyulurlar. Filancanın yüzü suyu hürmetine kurtulduk ya da filancanın himmeti bizi kurtardı vb. gibi…

İnsana bir zarar/zorluk dokununca, Rabbine yönelerek O’na dua eder. Sonra ona bir nimet lütfettiğinde, önceden O’na yalvarmakta olduğunu unutur, O’nun yolundan saptırmak için Allah’a eşler, ortaklar isnat eder. De ki: “Birazcık nimetlen küfrünle! Hiç kuşkusuz, sen, ateş halkındansın.”
39/8

 

Gemiye bindiklerinde, dini Allah’a özgüleyerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın ortak koşuyorlar;
29/65

 

İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Rablerine yönelerek O’na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyor.
30/33

De ki: “Ondan da tüm sıkıntılardan da sizi Allah kurtarıyor; sonra siz O’na ortak koşuyorsunuz.”
6/64

– Şirk sanılanın aksine Allah’a hiçbir şekilde inanmayan kafirlere özgü bir davranış değil ona inandığını söyleyen ya da iddia edenlerin daha çok batmış oldukları bir bataklıktır. Yani ehl-i şirk çoğunlukla da semavi dinler mensubu inançlı insanlardan müteşekkildir.

Onların çoğu şirke bulaşmış olmadan Allah’a iman etmez.
12:106

 

“Yahudi yahut Hıristiyan olun ki doğruya kılavuzlanasınız.” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil. Şirk ve yozlaşmadan uzak bir biçimde, İbrahim milletinden olalım. O, şirke bulaşanlardan değildi.”
2/135

– Şirk sadece bir takım taşlara ya da heykellere tapınmaktan ibaret basitçe teşhis edilebilecek basit ve ilkel bir durum değildir. Şirk Allah dışında birilerine ya da bir şeylere hayatını adamak, onlara kulluk etmek, hizmet etmek, onları Allah’ı sever gibi sevmektir.

De ki: “Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbirşeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim.” Eğer yüz çevirirlerse şöyle söyle: “Tanık olun, biz müslümanlarız/Allah’a teslim olanlarız.”
3/64

 

Başkasına değil, sadece Allah’a kulluk/ibadet et; şükredenlerden ol!
39/66

 

De ki: “Ben, Rabbimden bana açık seçik ayetler gelince, sizin, Allah’ın berisinden yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım. Ben, âlemlerin Rabbi’ne teslim olmakla emrolundum.”
40/66

 

İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!
2/165

 

Allah yalnız başına anıldığında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; O’nun dışındakiler anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler.
39/45

 

Söyle onlara: “Allah’ın yanında bir de, size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi kölelik/kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir.”
5:76

– Şirk ehli kendilerini müşrik olarak görüp kabul etmezler. Bilakis kendilerini müşrik olduklarını söyleyen ve onları Allah’a davet edenlerle çoğunlukla alay ederler ve onları sapık olarak görür/gösterirler.

Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz: “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki, biz, ortak koşanlar değildik.”
6/23

 

İçlerinden kodaman bir grup öne çıktı: “Haydi, yürüyün! İlahlarınıza sahip çıkmada kararlı davranın! Gerçek şu ki, istenip beklenen şey budur.”
38/6

 

Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!…
2/170

 

Şöyle de dediler: “Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi…”
21/5

 

Ayetlerimiz açık seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: “Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen birinden başkası değil.” Şunu da söylerler: “Bu, düzenlenmş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir.” Hakkı inkâr edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: “Açık bir büyüden başka şey değil bu!”
34/43

 

“İlahları bir tek tanrı mı yapmış? Bu, gerçekten hayret edilecek bir şey!”
38/5

 

Uyarıcı dedi: “Peki, ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni getirmiş olsam da mı?” Dediler: “Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz.”
43/24

 

Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelir gelmez, ondan hemen yüz çeviriyorlardı.
6/4

 

Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.
6/116

 

O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: “İlahlarınızı diline dolayan bu mu?” Ama Rahman’ın zikrini/Kur’an’ı bizzat onlar örtüp inkâr ediyorlar.
21/36

–  Şirk ehli kendi kutsal saydıkları, kutsallık atfettikleri kişilere, nesne ya da objelere olağanüstü saygı duyar ve bu obje, kişi ve nesnelerin Allah’ın sevgili kulları, Allah’ın en çok sevdiği şeyler olduklarını iddia ederler. Bu nedenle bu kişi, obje ve nesnelere hizmet etmenin onları Allah’a yaklaştıracaklarını düşünürler. Oysa Allah kuluna çok yakındır ve dua edenin duasına cevap verebilecek tek kuvvet odur.

Kullarından O’na bir pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir nankördür.
43/15

İyi bil ki Allahındır ancak halîs din, onun berisinden bir takım velilere tutunanlar da şöyle demektedirler: biz onlara ibadet etmiyoruz, ancak bizi Allaha daha yaklaştırsınlar diye (bunları yapmaktayız)… Şübhe yok ki Allah onların aralarında ıhtilâf edip durdukları şeyde hukmünü verecek, her halde yalancı, nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz
(39:3)

Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah’a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gideceklerdir.
16/62

 

Söyle onlara: “Allah’ın yanında bir de, size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi kölelik/kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir.”
5/76

 

Şunların kulluk etmekte oldukları şeyler yüzünden bir kuşku içine girme. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar, hepsi bu. Biz onların da nasiplerini hiç eksiltmeden elbette vereceğiz.
11/109

 

Yoksa O’ndan başka veliler mi edindiler? Allah! O’dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.
42/9

– Sanılanın aksine şirk koşulan şeyler sadece taşlardan ve heykellerden ibaret değildir. Müşrikler de kendi yaptıkları taşların ve heykellerin gerçekte hiçbir güce sahip olmadıklarını bilirler. Put adı verilen bu semboller genellikle abartılı saygı duydukları ve kutsallaştırdıkları efendilerini anmak, hatırlamak, onlarla daima irtibatta bulunmak ya da beşer üstü bir takım vasıflar atfettikleri büyükleri ile somut irtibat/rabıta kurmak amacıyla yapılır. Zira müşrikler bu tür büyüklerin öldükten sonra bile diri olduklarını ve kendilerini her an işitip duyduklarını ve dua ettiklerinde himmet istediklerinde, medet umduklarında yardımlarına koşacaklarını düşünürler. Oysa ölüler diriler gibi değildirler. Ve onların kendilerine yalvardıklarından habersizdirler.

Allah dışında yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler.
7/194

 

Onlara çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin onları ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Hiç kimse sana, Habîr olan Allah’ın verdiği gibi haber veremez.
35/14

 

Kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah’ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler.
46/5

 

Bir gün Allah şöyle diyecektir: “O bir şey zannettiğiniz ortaklarımı çağırın!” Hemen çağırdılar ama onlar kendilerine cevap vermedi. Biz onların aralarına tehlikeli bir uçurum/yıkıcı bir düşmanlık koyduk.
18/52

 

Gerçek dua yalnız O’na/hak davet yalnız O’nun için yapılır. O’nun dışında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hiçbir şekilde cevap veremezler. Onlar, ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya doğru açan ama suya ulaşamayan birinden başkasına benzemiyorlar. Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.
13/14

 

Kim Allah’ın yanında, hakkında hiçbir kanıt olmayan bir başka ilaha yakarır/davet ederse, onun hesabı rabbi katındadır. Hiç kuşkusuz, küfre sapanlar iflah etmezler.
23:117

 

Allah, onların, kendisinden başka ne gibi bir şeye yalvardıklarını / kulluk ettiklerini bilir. O’dur Azîz, O’dur Hakîm.
29/42

 

Gözünüzü açın! Göklerde kim var yerde kim varsa Allah’ındır! Allah’ın yanında başka şeylere yalvaranlar, ortak koştuklarına uymuyorlar/Allah’ın yanında ortaklara yalvaranlar neyin ardı sıra gidiyorlar? Onlar sadece sanıya uyuyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.
2/4

– Müşriklerin kutsal sayarak ilahi vasıflar atfettikleri büyükleri ahrette onları inkar edecek ve onlardan kaçacaktır.

O gün onlara seslenerek şöyle diyecek: “O kendilerini bir şey sandığınız ortaklarım nerede?”
28/62

 

Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: “Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar! Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki!..”
28/63

 

Onların hepsini biraraya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara: «Siz ve koştuğunuz ortaklar yerinizde bekleyin» diyeceğimiz gün artık onların (putlarıyla) aralarını tamamen ayırmışızdır. Ve onların ortakları, (putları) derler ki: «Siz, bize ibadet etmiyordunuz.
10/28

 

Allah’ın berisinden, kendisine zarar veremeyecek, yarar sağlamayacak şeylere dua/davet eder. Dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir bu. Zararı yararından daha yakın olan kişiye yalvarır/davet eder. Ne kötü bir destekçidir o, ne kötü bir efendidir!
22/12-13

 

Allah’tan ayrı olarak, hakkında O’nun hiçbir kanıt indirmediği şeye kulluk ediyorlar. Kendilerinin de onunla ilgili bir ilmi yoktur. O zalimlerin yardımcısı olmayacaktır.
22/71

 

Bu halinizin sebebi şu: Allah’a, yalnız O’na çağrıldığınızda inkâr etmiştiniz. O’na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah’ın…
40/12

Tüm yukarıdaki ayetler ışığında bir tespitte bulunmak istiyorum. Maalesef günümüzde şirk belki de tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde yaygınlaşmış ve gerek İslam dünyası gerekse diğer din mensupları farkında olarak ya da olmayarak büyük ölçüde şirke batmıştır.

İslam dünyasında bunun temel nedeni Kur’an eksenli din anlayışından uzaklaşıp bir takım insanlara, şeyhlere, efendilere vb. hatasızlık, insanüstü vasıflar isnat ederek onların sözlerini dinin tartışmasız gerçekleri olarak kabul etme hastalığından kaynaklanmıştır. Malumdur ki Peygamberimiz dışında hatasız insan yoktur. Peygamberimiz hata yaptığında bizzat Allah tarafından uyarılmakta ve doğruya ulaştırılmaktaydı. Bunun örnekleri Kuranda mevcuttur. Dolayısıyla hatasız kul olamayacağına göre sözleri dinin kendisi gibi tartışmasız kabul edilen her şeyh, efendi, önder, alim, müctehid vb… kendi yaptıkları hatalarını da dine sokmuş böylece uzun yıllar içinde din dışı hatalarla dolu pek çok anlayışın din olarak kabul edilmesine yol açmış olmaktadır.

Bunun da çaresi yeniden Kur’an’a dönüştür. Fakat tarih sürekli tekrar etmektedir. Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanları sadece Allah’a kulluk etmeye ve ona dua etmeye, onunla aradaki aracıları kaldırmaya ve kurana davet edenler sapık olarak üstelik de kuran sapığı olarak suçlanmaktalar.

Şunu bir düşünün; Eğer siz de sizi yalnız Allah’a yakarmaya ve yalnız ona kulluk etmeye ve onun ile arasındaki aracıları ortadan kaldırarak doğrudan hidayet kaynağı olarak kurana davet edenleri sapık olarak görüyorsanız kendi konumunuzu bir gözden geçirmenizi şiddetle tavsiye ederim… Sakın müşriklerden olmayasanız!!!

Bir sonraki yazımda şirkin neden zulüm olduğu ve gerçek ve halis din anlayışının nasıl olduğu üzerinde durmaya çalışacağım….

www.ateizmvedin.com

Metin AYDIN


About the Author
Author

metinlone

Comments (7)
  • Avatar

    Güray TEKİN Apr 9 2014 - 05:48 Reply

    ŞİRKE BATMIŞ SİYASİ İSLAMCILAR BU AYETLERDEN DERS ALSALARDI,YÖNETTİKLERİ HALKI ZULÜM BATAKLIĞINDA İNLETMEZLERDİ…….

    • Avatar

      metinlone Apr 12 2014 - 19:18 Reply

      İlk çağlardan bu yana insanlık ilahi sese -vahye- gerçekten ve samimiyetle kulak verseydi gerçekten dünya çok farklı bir mekan -belki cennet- olurdu…. Yorumunuz için teşekkürler…

  • Avatar

    Ayşe Apr 9 2014 - 06:38 Reply

    ALLAH razı olsun.
    güzl bir derleme olmuş.

    KUR’AN müslümanlığı sapıklıktır.diyen fetullah GÜLEN kendine baksında sapık kimmiş görsun.
    saygılar.

  • Avatar

    Fikret Arman Apr 16 2014 - 10:26 Reply

    Değerli bilgilendirmeleriniz için Allah razı olsun Metin Kardeşim. Allah emeklerinizi boş çıkarmasın.
    Günümüz Müslümanı halen işin farkında değil. Kıldığı her namazının her rekatında Allah’a “İyyake na’büdü ve iyyake nesteıyn” der, fakat, camiden çıkar çıkmaz yanındaki türbede bulunan muhterem(!)i ziyaret ederek yardımı ondan ister… Ellerini bir de ona açmış, oğlunun ve kızının kısmetini ondan istemiştir… En hazini ise; evine gittiğinde bu durumu eşine ve çocuklarına dolu dolu anlatır. Sonra biz bu insanlardan “ŞİRK”ten korunmalarını, “ŞİRK” ten uzak durmasını bekleyeceğiz. Nasıl olacak?

    Allah ilminizi arttırsın… Selam ve Dua ile,

    • Avatar

      metinlone Apr 17 2014 - 12:41 Reply

      Allah razı olsun. Hepimiz birer karınca misali bu şirk anlayışının ortadan kalkması ve islamın tevhide dayalı, saf ve parlak yüzünün yeniden ışıldaması için elimizden geldiğince çaba sarf edeceğiz. Belki emeklerimizin neticesini göreceğiz, belki de göremeyeceğiz. Ama bize düşen her halukarda elimizden geldiğince bu yolda çaba sarf etmek… Yarın huzur- u ilahide bize “sen ne yaptın?” diye sorulduğunda en azından “samimiyetle bunu yapmaya çalıştım” diyerek gösterecek bir şeylerimiz olmalı… Selametle kalınız…

  • Avatar

    Erdem Apr 27 2014 - 15:36 Reply

    “Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.” Ali İmran, 8

    Allah’ın selamı, rahmeti üzerimize olsun…

Leave a reply

Name (required)

Website