Kuran-ı Kerim ve Arkeoloji : Beni İsrail

 

BENİ İSRAİL.

Kuran’da defalarca adı geçen, adı hep zulüm,kan ve azgınlıklarla anılan bu kavim kimdir?

Nedir bu kavmi bu kadar özel yapan ?

İnsan, Kuran’da bu kavmin anlatıldığı bölümleri okurken sanki hep aynı insanlara hitap ediyormuş gibi bir hisse kapılıyor.

Acaba hep aynı insanlar mı? Sadece bahsi geçen küçük bir grup mu ?

Bu kavme eğer tarih penceresinden bakarsak aslında kimlerdir?

Yoksa bu kavmin perde arkasında saklı duran,gözden kaçırılan başka bir kavim mi var.?

Kudüs kenti gerçekte bu kavim için ne kadar önemli ? Kudüs mü daha önemli yoksa efsanevi tapınakları mı?

Vaat edilmiş topraklar neresidir? İsrail bayrağındaki koordinatlar aslında nereyi işaret ediyor?

Şu an ki algı Yahudilerin hep sanki İsrail’de yaşadıkları üzerine kurulu. Oysa daha 70 yıl önce oraya geldiler.Dünyaya  bu toprakların gerçek  sahipleri olduğu algısını pompalıyorlar sürekli. Bu algıyı yaymak için neden sürekli propagandaya ihtiyaç duyuyorlar?

Kuran Yahudilerin arasında iman edenlerin de bulunduğunu bildiriyor.Peki bunlar kimler?

Neden İran hep en büyük düşman çok merak etmişimdir ben.Oysa bundan binlerce yıl önce aralarından su sızmayan bu iki toplum neden düşman oldular? Tevrat’ta övgüyle söz edilen Persliler neden şimdi ölümüne düşman oldular.Acaba gerçekten düşmanlar mı? Hem de birisinin varlığı diğerine bağlıyken.

Tevrat’ta diğer milletlere yapılması istenen ve detaylı bir biçimde tarif edilen katliam emirlerinin  gerçek sebebi nedir? Bu intikam duygusu o kadar büyüktür ki ilahi bir kitabın içine bile sokulmuş  ve hala sorgulanmadan uygulanmaktadır.

Yahudiler haricinde dünya tarihinde parayla ve ticaretle içli dışlı olmuş başka bir kavim var mıdır? Varsa kimdir bu kavim?

Değerli Kardeşlerim bu yazımda Allah izin verirse bu soruların cevaplarını vermeye çalışacağım.

Öncelikle sizden bazı isteklerim olacak.Benim daha önceki yazılarımı okuyanlar benim hangi çizgide bir düşünceye sahip olduğumu ve ne yapmaya çalıştığımı anlamışlardır diye düşünüyorum.Aynı şekilde bu sorularımı cevaplarken sizden yine aynı şeyi rica edeceğim.Nedir istediğim,Lütfen açık fikirli olun.Burada yazacaklarımı kabul edip etmeme özgürlüğünüz tabii ki var ama bu yazdıklarımın da bir araştırmanın ürünü olduğunu bilmenizi isterim.Ben şahsen alternatif bir tarih yazma peşinde değilim, benim asıl düşüncem şu an bize öğretilen tarihin aslında alternatif tarihin ta kendisi olduğudur.Çünkü Kuran’da varlığı sabit yani Hakk olan peygamberlerin alternatif ve üretilmiş bir tarih içerisinde nasıl gözden kaçırıldığını,yok sayıldığını,mitoloji ve efsane yumağı kişiler haline getirildiklerini  insanlara,inananlara ispatlama sorumluluğunu almış bir kişi olarak bu araştırmaları yapıyorum…Bu arada bir konuyu izah etmem gerekiyor.Benim temel aldığım birinci kaynak Kuran’ın kendisidir  ve içerisinde bize bildirilen peygamberlerdir.Ben bu teorilerimi oluştururken Kuran’da adı geçen peygamberlerin kıssalarını bir bütünlük içerisinde ve dikkatli bir okumayla ortaya çıkarmaya çalışıp  daha sonra  alternatif tarihle karşılaştırmalar neticesinde sonuca varmaya çalışıyorum..Bu araştırmalarım sonucunda şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Kuran, dikkatli bir biçimde okuyanlar için inanılmaz detaylar veriyor.İhtiyacımız olan tek şey,açık fikirli olmak ve farklı bir bakış açısı o kadar…..

Sorularımı cevaplamaya başlarken şunu söylemem gerekiyor.Tek amacım Allah’ın rızasını kazanmak,bildiğimi düşündüğüm bilgileri kardeşlerimle paylaşmaktır.Başka da bir beklentim yoktur…

Giriş yazısını çok uzattığımın farkındayım,çünkü yazdığım konular biraz iddialı konular olduğu için vereceğim cevapların daha dikkatli düşünülmesi gerektiği için bu kadar uzun yazma ihtiyacı hissettim.

Cevaplarımı maddeler halinde vermeye başlıyorum Allah’ın izniyle.

ANAHTAR KELİME : İSRAİL

Bu konumuzda dikkat edilmesi ve bilinmesi gereken hususlardan en önemlisi ‘’ İSRAİL’’ ismidir.Eğer bu kelimenin anlamı bilinmezse emin olun bir çok konu anlaşılmaz hale gelir.Bu soruların cevabının anlamlı hale gelebilmesi için bu kelimenin anlamı çok önemli.Bu yüzden ilk önce bu kelimenin anlamıyla başlayalım.

İSRAİL ismi aslında iki parçadan oluşuyor.Birinci parça  ‘’İSRA ‘’,bu kelimenin  manası da  yürümek,yürüyüş  anlamına geliyor ki,bu kelimenin anlamını da bulunabilecek ve güvenilebilecek en iyi sözlük olan bir kitapta buldum.Ben bu ismin anlamını Kuran’da buldum hem de bir surenin içinde.Hani Kuran’da İSRA SURESİ diye bir sure var,işte orda yazıyor anlamı.Sure,Peygamberimizin bir gece yaptığı yürüyüşten dolayı bu anlamı almış,genelde çeviriler bu kelimeyi gece yürüyüşü olarak veriyor ama İSRA kelimesinin asıl anlamı yürüyüş ,yürümek manasına geliyor. Hamd olsun, Kuran kendi kendine sözlük görevi bile görüyor.

Gelelim ismin ikinci parçasına yani ‘’ İL ‘’ kısmına…Bu kelime ise bilinen tüm Sami dillerinde Arapça da dahil olmak üzere,Mezopotamya kaynaklı tüm dillerde ‘’ İLAH ‘’ anlamına geliyor.

Toparlayacak olursak eğer  İSRAİL isminin anlamı ‘’Tanrıyla yürüyen yada Tanrıya Yürüyen ‘’ anlamlarına gelmekte.Yani temel de iki anlamda birbirini tamamlar nitelikte.

İSRAİL OĞULLARININ TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI ve BİR İMPARATORLUĞUN DOĞUŞU  : YUSUF SURESi

Bu ve bundan sonra yazacağım tüm konuların daha net anlaşılabilmesi için öncelikle Kuran’da geçen YUSUF SURESİ’nin kesinlikle dikkatli bir biçimde okunması gerekiyor.Çünkü bu sure İsrail oğullarının kim olduğunu ve tarih sahnesine çıkışlarının  nasıl olduğunu net bir biçimde anlatıldığı tek sure.Yusuf suresi manevi anlamda alt mesajlarla dolu bir sure olmasının yanı sıra tarihi bilgiler ve koordinatlar vermesi açısından da çok zengin bir içeriğe sahip.Dikkat edilirse bu sure Yusuf peygamberimizin çocukken gördüğü bir görüntünün anlatılmasıyla başlar.Ayeti hatırlayalım

‘’ Hani Yusuf babasına demişti ki: Babacığım, rüyamda on bir yıldızla, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana secde etmektedirler…’’
( YUSUF SURESİ : 4 )

Bana göre bu ayet sure içinde ki en kilit ayetlerden birisi.Yusuf kıssasının bu ayetle anlatılmaya başlamasının en büyük hikmetinin,Allah’ın Yusuf’un yaşadığı toplumu bize anlatmaya çalışması ve bilmemiz gereken ipuçlarını vermesi olduğunu düşünüyorum.Burada verilen en önemli ipucu ise o dönemde içinde yaşanılan inanç şekli ve hatta içinde yaşadığı devleti anlamamızı sağlayan bilgilerdir.Çünkü Yusuf peygamber rüyasında Güneş,Ay ve on bir yıldızın kendisine secde ettiğini görmüştür.Burada Yusuf peygambere secde edenler aslında içinde bulunduğu dönemde gerçek anlamda kendilerine tapınılan nesnelerdir,bakın burayı yanlış anlamayın yaşadığı yerdeki inanç şekli değil yaşadığı dönemdeki inanç şeklinden bahsediyorum,çünkü Yusuf Peygamber babası Yakup peygamber ile beraber tevhid inancının hakim olduğu bir yerde yaşarken bir müddet sonra kardeşleri tarafından ihanete uğruyor ve toprağından uzaklar da başka bir ülkeye satılıyor hatırlarsanız…Ayrıca başka bir ipucu da Yusuf peygamberin Bünyamin’e ceza verirken uyduğu şeriatla,kendi yaşadığı toplumun şeriatının farklı olduğudur.Burada Allah Yusuf peygambere bir yol göstererek Bünyamin’i nasıl alıkoyacağını bildirmekte.Buradan da anlaşılıyor ki,Yakup peygamberin yaşadığı devletle,Yusuf peygamberin yaşadığı devlet birbirinden farklıdır.

Çeviriler ve tefsirlerde ki genel algı surenin sonunda secde edenlerin kardeşleri olduğu gibi olsa da aslında burada kimlerin secde ettiği belirtilmemiştir.Çünkü ayette  Yusuf’un Anne ve Babasını tahta çıkarması esnasında sadece kardeşlerinin secde ettiğine dair bir bilgi bulunmuyor.Zaten yalnızca kardeşlerinin secde etmesi bana çok anlamlı gelmemişti açıkçası.Onlar zaten Yakup peygambere tabilerdi.Peki secde edenler kimler?Orada başkaları da var emin olun. Yavaş yavaş oraya da geliyoruz.

‘’ Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: -Babacığım! İşte bu, önceden gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana çok iyilikte bulundu. Gerçekten Rabbim dilediğine lütfeder, O şüphesiz bilir (ve en iyi) hükmü verir, dedi…’’
( YUSUF SURESİ : 100 )

Ayrıca burada dikkat edilirse önünde secde edilen ( boğun eğilen ) kişi Yusuf peygamber değildir,burada tabii olunan kişi Yakup peygamberdir.Eğer buradaki olayı dikkatli bir biçimde göz önüne getirip yorumlamak gerekirse , bariz bir biçimde Yakup peygamberin  bir hükümdar olarak tahta çıkma sahnesi anlatılmaktadır.Genelde bu olay sembolik olarak algılanıyor Yusuf peygamberin saygı ifadesi olarak.

Peki bu arada Yakup ve Yusuf peygambere tabii olan,ve Güneş-Ay–Yıldızlara tapanlar kimlerdir,burada kastedilen toplum tarihte kimlere karşılık gelmektedir? Tabii ki Sümerler.Eski çağlar da güneş,ay ve yıldızlara tapma kültünün zirve yaptığı ve kendisinden binlerce yıl sonra bile etkisinin devam ettiği medeniyet.Şahsen ben hiçbir  zaman Kuran’ın bu büyük kavmi ve inançlarını pas geçeceğini düşünmemiştim.Düşünün,insanlık tarihi,medeniyet tarihi,yazı,takvim,matematik,Güneş-Ay-Yıldızlara tapma kültü yani şirk inancı hepsi bu kavimle başladı.Nuh Tufanından önce bile var  olan bir kavimden bahsediyorum. Bir de bir konuyu hatırlatmam gerekiyor,Hz.İbrahim de hak mücadelesini bu üçleme inancına sahip insanlar arasında yapmıştı.Zaten Hz.İbrahim ve Hz.Yusuf arasında da çok fazla bir zaman farkı yok.Aşağı yukarı 100 veya 150 yıl gibi bir zaman var aralarında.Şunu da unutmayalım ki Hz.İbrahim’in toplumunun helak olduğu hakkında bir bilgi yok Kuran’da,yani inanç şekillerini hala sürdüren bir toplumla karşı karşıyayız.

Bizde şöyle bir beklenti var sürekli  Kuran’la ilgili,her şeyi isim isim adres adres görmek istiyoruz,detaylar niye yok diyoruz,hangi yıl oldu diye merak ediyoruz her şeyi.Kusura bakmayın ama biraz terlemeden olmuyor bu işler.Gelelim konumuzla ilgili en önemli karaktere.

HZ.YAKUP ( İSRAİL ) :

Hz.Yakup,bildiğiniz gibi İbrahim peygamberin torunlarından biridir ve Yusuf peygamberin de babasıdır.

Hz.Yakup’un en önemli özelliklerinden birisi de İsrail oğullarının başlangıç noktası yani atası olmasıdır.

İsrail lakabını ise Yakup peygambere Allah bizzat vermiştir.Kuran’da bazı ayetler de Yakup peygambere adı ile değil de bu lakapla değinilmektedir.Örnekler :

‘’ İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem’in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail’in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı…’’
( MERYEM SURESİ : 58 )

‘’ Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun…’’
( AL-İ İMRAN SURESİ : 93 )

Bana göre bu lakap bile Allah’ın geleceğe yönelik mucizelerinden birisidir.Çünkü İsrail kelimesinin Tanrıyla yürüyen,Tanrıya yürüyen anlamlarını dikkate alırsak konu daha net anlaşılır.Çünkü sonra gelen peygamberlerin neredeyse tümü İsrailoğulları içinden çıkmıştır,aslında İsrail oğullarının üstün kılınmasının asıl anlamı da budur,insanlara hidayeti ulaştıran,Hakka doğru yürüyen peygamberlerin ve nesillerin bir çoğunun bu kavimden çıkması.Zaten Meryem suresi 58’de bu konu hakkında bilgi verilmektedir.

Yukarıda Yusuf Suresi 100.ayette aslında bize Yakup Peygamberin tahta çıkışının anlatıldığını ve içinde yaşadığı toplumun Yakup peygamberin hakimiyeti altına girip ona tabii olduklarını izah etmiştim.Evet bu ayette bariz bir şekilde İsrail oğullarının tarih sahnesine çıkışı anlatılmakta,peki ama bu ne anlama geliyor.?

Ben buraya kadar Kuran’da ki tarihe göre izah etmeye çalıştım.Bu arada bize anlatılan alternatif tarihte ise  aynı anda bizim başka bir isimle bildiğimiz dünyanın gördüğü en büyük,en güçlü ve en zengin imparatorluklarından birisi de tarih sahnesinde ki yerini almış oldu.

Kimlerden mi bahsediyorum ?  Tabii ki , ASURLAR’dan ….

Devam edeceğim Allah izin verirse.

 

 

 

 


About the Author
Author

prenszuko78

Comments (6)
  • Avatar

    Ayşe Mar 28 2014 - 11:27 Reply

    sayın yazar hayranlıkla okudum.
    devamını dört gözle bekliyorum.
    ama
    bir eleştirim var. ki çok önemlidir.
    yazınızda isra süresi peygamberimizin gece yürüyüşünden baksettiniz.
    lütfen isra süresini tekrar okuyunuz.ilk ayetlerini burda gece yürüyüşünü yapan muhammet peygamber değildir.musa peygamberimizdir.isra süresi musa peygamberden bahseder.
    isra süresi 1 den 7 ye kadar dikkatli okuyun.ilk ayette dahil musa peygamberin gece yürüyüşünü bizlere gösterir.
    ve dikkat edin
    Neml süresi 7 ve 12 ye kadar aklederek okuyun.
    mubarek kılınan yer.ateşin bulunduğu ve çevresi oluyor.
    isara süresi 1 den 7 ye kadar olan ayetlerin sağlaması.neml süresi 7 ve 12 ye kadar olan ayetlerdir.
    saygılar

    • Avatar

      prenszuko78 Mar 28 2014 - 12:44 Reply

      Sayın Ayşe Hanım,değerli eleştiriniz için çok teşekkür ederim.Ben bu yazıyı hazırlayıp siteye gönderdiğim esnada Kalemzade Kardeşimizin yazısını okumamıştım,orada da bu konuyla alakalı bilgi verilmişti.Tabii dikkatli okuyunca daha da netleşiyor konu.Ben bu konuya farklı bir açıyla baktığım için o boyutunu algılayamamış olabilirim tabii, ama size yine de teşekkür ederim hassasiyetinizden dolayı,benim burada bu sureyi örnek gösterme amacım İSRA kelimesinin manası idi.Çok şükür bu konuda bir sıkıntı ,değişiklik yok :)
      Selamlar,Saygılar

    • Avatar

      yasir Mar 31 2014 - 10:37 Reply

      Ayşe hanım, En iyisini Allah bilir diyerek başlamak ve belkide bir yanlış içinde,bir doğru ve ikinci yanlışıda yapıyor olabilirsiniz…

      Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.

      Sizin dediğiniz gibi Musanın karşılaştığı ateşin cevresinin mübarek kılınmış ve burası Tur dağı etekleri olan Tuva vadisidir…Sizin söyleminize göre Musanın Mısırdan kaçıp içinde kaldığı ve evlendiği midyan-medyen ”Mescidi Haram”ın olduğu bölğe olmuş oluyor ve Tur dağı ile Tuva vadisi’de ”Mescidi aksa” olmuş oluyor…

      Oysaki Kuran ve bütün Kaynaklarda ”mescidi haram” secde-ibadet edilen ve içine girdiğinde yasakların başladığı ve müşriklerin girmesinin ve orada ortak koşanlara ibadet yapmalarının yasaklandığı tek bölğe Mekke’deki ”mescidil haram” bölğesidir…

      Ayrıca İsra süresi ister Musa ister Muhammed peygamberleri anlatmış olsun hiç farketmez, biz hepsine iman ettik…
      Bizim kesin ve açık bilmemizi isteseydi isra süresi ilk ayetlerde bahsettiği kulunun ismini açık bir şekilde zikrederdi…Demekki bundada bir hikmet var ki Allah bu şekilde takdir etmiş…
      Her şeyin en iyisini Allah bilir…

  • Avatar

    yasir Apr 1 2014 - 11:35 Reply

    Hocam, değerli tespitleriniz için elinize-emeğinize sağlık…

    Kuranda geçen müteşabihler yani benzetmeli ve çift manalı anlatım sanatı çoğunluktadır bilassa Pygamber kıssalarında…Herkes bunlardan farklı anlam ve manalar çıkarabilir belki hepsi doğru, belki hepsi yanlış olabilir lakin burda önemli olan bu müteşabihleri iman esası yapmada-fitne ve şirk konusa yapmadan hepsi Allahtandır deyip iman etmektir…İnşallah bizde her durumda iman edenleriz…

    Babacığım dedi, evvelce gördüğüm rüya, bu işte, Rabbim onu gerçekleştirdi ve beni zindandan çıkararak lûtfetti bana;12 / YÛSUF – 100

    Yusuf Kıssası çok farklı yorumlara açık, ama en iyisini Allah bilir…Dönemin süper güçü olan Mısır devleti ve Fravununun ve devlet büyüklerin Yusufa güvenmeleri ve yusufu mısırın en yetkin kişisi yapmaları, yani yusufun rüyasının gerçekleşmeside olabilir çünkü o dönemde mısır medeniyeti dünyanın parlayan güneşi ve idarecileride ay ve yıldızları gibidirler işte hepsi yusufa hizmet etmeleri yani yusufun her yaptığına onay vermeleri rüyasındaki secde olabilme olasılığı yüksektir…
    Ayrıca kıtlık yıllarında mısırın en verimli ve en güzel topraklı bölğesi Yusufun ailesine ayrılmış ve orada iskan edilmişlerdir…İlerleyan yıllarda Fravun değişmiş Yusuf vefat etmiş bunun yanında israiloğluları çoğalmış-zenğinleşmiştir artık bir tehdit unsuru oldukları için israiloğlularına baskı-zorbalık-zulüm başlamıştır…Aslında Burada Yusufa dönemin süper güçü mısır, mısırın fravunu ve devlet adamları eğilirken aynı zamanda kardeşleride onların himayesine girmekle ona eğilmiş oluyorlar, burda eğilmek yusuf ile birlikte Allah yoluna girmektir maksat…

    İsrail kelimesini hocamız açıklamış, tevratta müteşabih anlatımla Yakupun ailesiyle göç etmesi anlatılırken bir güreş tasviri anlatılmaktadır, aslında bu müteşabih anlatım Yakubun Allah yolunda zorluklarla mücadele etmesi, zorluklarla güreşmasidir…

    Ey Inananlar! Sabredin, dusmanlarinizdan daha sabirli olun, cihada hazir bulunun, Allah’a karsi gelmekten sakinin ki basariya erisebilesiniz. *3 / ÂLİ İMRÂN – 200

    İşte Yakup peygamber Allah yolunda karşısına çıkan bütün zorluk-imtihan ve kafir-putperest insanlara vs karşı Allahın ismi ve Allahla birlikte mücadele verdiği-güreştiği için bu lakap ona verilmiştir…Allahın yolunda, Allah ile birlikte bütük kafir-münafık-müşrik ve Allahın bütün peygamberlere verdiği gibi kendisinede verdiği bazı imtihanlara karşı sabırla-mücadele verdiği-güreştiği içindir….

    Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.2 / BAKARA – 155

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır. (Tevbe Suresi, 20)

    Tabiki hepsinin en iyisini Allah bilir.

    • Avatar

      prenszuko78 Apr 2 2014 - 05:03 Reply

      Yorumunuz için teşekkür ederim.Her zaman söylediğim gibi bu yazdıklarım benim çıkarımlarımdır,kesinlikle doğrudur gibi bir iddiam yok zaten. Gayb konusunda sadece Allah bilir diyebilirim o kadar.Benim değerlendirmelerim Kuran’da ki kronolojik sıra ve anlatımla alternatif tarihin karşılaştırılması sonucu ortaya çıkanlardır.Lakin sizin görüşlerinizden bazılarına katılmadığımı belirtmem gerek… birinci husus,İsrail isminin Tevratta verilen anlamı ile alakalı,Tevrat bu ismin anlamını ” Tanrıyla güreşip yenen ” olarak verir ki ben bunun müteşabih olduğu fikrine kesinlikle katılmıyorum…Dikkat edin Tevratta Tanrı kesinlikle insanlaştırılmış bir şekilde tasvir edilir her konuda,bağırır,çağırır,kızar,ağlar,yorulur,kullarına gözükür,bazen sanki bir şeylerden haberi yokmuş gibi insansı tepkiler verir,pazarlıklar yapar vesaire.Günümüzde bile İsrailliler hala tanrıyı güreşte yenmiş olmalarıyla övünmektedirler.
      İkinci husus ise,ben hiç bir zaman Musa peygamberin hayatının Mısırda geçtiğine inanmadım,bu fikrim Yusuf peygamber ve ailesi içinde geçerli.Eğer Yusuf peygamber Mısırda yaşamış olsa idi Mısır firavunlar silsilesinde iman eden bir hükümdar olması gerekir idi,oysa bilinen tarihte böyle bir kayıt yok,sadece tek tanrı inancını kabul eden Akhenaton adlı bir hükümdarın adı geçiyor kısa bir süre,oysa onun yaptığı sadece çok tanrılı bir sistemi bırakıp sadece güneş tanrısını tek tanrı kabul etmesidir.Yani sonuçta yine pagandır.Bir detay daha vereyim size,Yusuf peygamber kıssasında Yusuf’tan önceki hükümdardan Kur’an ” Firavun ” olarak değil ” Melik ” olarak bahseder.Kur’an,Firavun lakabını kendini ve sistemini tanrılaştıranlar için kullanıyor,tarihte de böyle zaten.ayrıca Firavunluk babadan oğula geçen bir sistem iken Melik’lik ise seçimle gelen bir sistemdir.Ayrıca Yusuf zamanında ki Melik zalim bir hükümdar değildir dikkatli okursanız,adaleti gözeten biridir.Bu da önemli bir detaydır kanımca.

      Dediğim gibi bunlar benim çıkarımlarım,En doğrusunu Allah bilir.
      Selamlar

      • Avatar

        yasir Apr 2 2014 - 06:57 Reply

        ”birinci husus,İsrail isminin Tevratta verilen anlamı ile alakalı,Tevrat bu ismin anlamını ” Tanrıyla güreşip yenen ” olarak verir ki ben bunun müteşabih olduğu fikrine kesinlikle katılmıyorum…”

        Hocam, tevratta yazılanlar ya ceviri hataları, yanlış anlama veya bilinçli olarak kasıtlı saptırmalar olduğunu düşünmekteyim…
        Aslında tevratta anlatılanın tamda müteşahim olduğunu düşünerek yakup peygamberin ailesi ile göç yolculuğundaki güreş tasviri Allah ile güreşmekten ziyade, Allah yolunda ve Allah ile birlikte yani Allahın yanında kötülüklerle güreşmek diye düşünüyorum…
        Tevratta müteşabih anlatımla, Allahın meleği ile güreş tasviri, Allah için, Allah yolunda, Allahın yanında, Allah ile birlikte dünyadaki kötülüklerle ve imtihanlarla güreşmeyi-sabırla mücadele etmeyi temsil etmektedir…

        ”İkinci husus ise,ben hiç bir zaman Musa peygamberin hayatının Mısırda geçtiğine inanmadım,bu fikrim Yusuf peygamber ve ailesi içinde geçerli.Eğer Yusuf peygamber Mısırda yaşamış olsa idi Mısır firavunlar silsilesinde iman eden bir hükümdar olması gerekir idi,oysa bilinen tarihte böyle bir kayıt yok”

        Hocam, bu söylemleriniz kuran ile sabit olduğunu düşünmekteyim…Sizin veya bizlerin yorumlarından sizaye Kuran cevabı verecektir…

        Ve melik şöyle dedi: “Onu bana getirin! Onu kendim için seçtim.” Onunla konuşunca: “Muhakkak ki; sen, bugün bizim yanımızda mevki sahibisin, eminsin (güvenilir kişisin).” dedi.12 / YÛSUF – 54
        Yûsuf, “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.12 / YÛSUF – 55
        Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.12 / YÛSUF – 56

        Hocam Melik ile Fravun arasındaki fark sadece lisani söylemdir, Melik var olan mülkün üzerindeki en üstteki malik kişidir ve melik Allahın sıfatlarındandır, Fravun ise yine o kıpti medeniyuetindeki pagan dinin inanışında yine tanrısal bir vasıflandırma olan ”ra” ile alakalıdır…

        Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.28 / KASAS – 8
        Ve hanımı firavuna şöyle dedi: “Bana ve sana göz aydın olsun, onu öldürmeyin belki bize faydası olur veya onu evlât ediniriz.” Ve onlar, (gerçeğin) farkında değillerdi.28 / KASAS – 9

        Kuranda en çok kıssası anlatılan peygamber Musa hayatının bir kısmı, gençliği mısırda ve Fravunun sarayında geçtiği Kuran ile sabit, medyende uzun yıllar kaldıktan sonra yine Mısıra gönderilişi ve oradan çıkışları, bu konuların hepsi Kuranda Kıssalar halinde vardır lakin Kasas Süresini veya Taha Sürelerini Şiddedle tavsiye ederim…

        Dediler ki: ‘Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Ancak o kavmin süs eşyalarından bize birtakım yükler yüklenmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde SâmirŒ de attı.’20 / TÂH – 87

        Taha 87’de kastedilen kavim, Mısır kavmidir…Allah Zulüm yapan Mısırın zenğinliklerini İsrailoğlularına ganimet olarak helal kılmıştır…Fravunun başına gelmiş onca musibete ve yarılan denizin içine girecek kadar gözünü kör eden en önemli unsurlardan biride Mısırın zenğiliğininde İsrailoğluları ile gitmesidir…

        Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”10 / YÛNUS – 88
        Allah da, “Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi.10 / YÛNUS – 89

        Yunus Suresinde ise Musanın Mısır ve fravuna kötü duası geçmektedir ve akabinde Allah dualarına icabet edip kabul olunduğunu bildirmekte…Dünyanın Mimari-duvar ustalığı-bilim-matametikte en ilerlemiş kavmi-medeniyeti bu vakalardan sonra hala toparlanamamıştır…

        Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.2 / BAKARA – 49

        Hocam, aynı sizinde dediğiniz gibi bunlarda benim zanların ve çıkarımlarımdır, zan haktan bir şey ifade etmez, her şeyin en iyisini Allah bilir…

Leave a reply

Name (required)

Website